A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
YERŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU: İÇ VE DIŞ KUVVETLER

YERŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU: İÇ VE DIŞ KUVVETLER

COĞRAFYA

 YERŞEKİLLERÎNÎN OLUŞUMU: İÇ VE DIŞ KUVVETLER

Yerşekülerinin oluşumu: Yerkabuğu her yerde aynı görünümde değildir. Üzerinde çeşitli yükseklikte dağlar, platolar vardır. Bunların üzerinde veya aralarında büyüklü küçüklü çukurluklar yer alır. Bu çukurlukların bazılarında sular birikerek göller meydana gelmiştir. Bazı bölgeler tepelik, bazı bölgeler deniz yüzeyi yakınlarında yayılan geniş ovalar halindedir. Dağların bir kısmı sürekli sıralar meydana getirir; bazıları düzlükler üzerinde tek başlarına birdenbire yükselirler. Dağ sıraları derin vadiler ve boğazlarla yarılmıştır. Kıyıların görünümü de, deltaları, ovalan, yalıyarları, mercan resifleri, fiyordları ve adalariyle dünya üzerinde bir yerden diğerine değişir, işte, yerkabuğunun yüzeyinde görülen bütün bu şekillere yerşekilleri denir.

İç ve dış kuvvetlerin savaşı: Yerşekilleri bazı kuvvetlerin ve olayların etkisi altında yeryüzünün biçim değiştirmesi, şekillenmesi sonucunda meydana gelmiştir. Bu kuvvetlerin bir kısmı, enerji kaynağını dünyanın iç kısmından alır. Onun için bunlara iç kuvvetler denir. Deniz dibindeki tortuların kıvrılması, yerkabuğunun bir parçasının yükselmesi, çökmesi veya kırılması; depremler ve volkan püskürmeleri iç kuvvetlerin birer belirtisi, birer sonucudur. îç kuvvetlerin etkisiyle meydana gelen bu olaylara da iç olaylar denir.

Fakat yerşekilleri yalnız iç kuvvetlerin ve iç olayların eseri değildir. Çünkü bunların meydana getirdikleri şekiller daha başlangıçtan itibaren bazı etkenler ve olaylarla aşındırılır, hızla delişikliğe uğrar. Bu aşındırıcı etkenlerin başhcalan akarsular, buzullar, rüzgârlar ve dalgalardır. Bunların yerin içi ile ilgileri yoktur. Enerji kaynaklarım, güneşten dünyamıza ulaşan enerji meydana getirir. Onun için de bunlara dış kuvvetler denir. Bunların etkisi altında meydana gelen olaylara da dış olaylar adı verilir.

îç ve dış kuvvetlerin ve bunlarla ilgili olaylann etküeri genel olarak birbirine zıt yöndedir: îç kuvvetler ve olaylar daha çok yapıcıdır. Oysa

dış kuvvetler ve olaylar, bunların meydana getirdikleri seklileri o kaldırmaya çalışırlar: İç kuvvetlerle oluşan şekilleri aşındırırlar; bunla dan kopardıktan maddeleri taşıyarak çukur yerlerde, denizlerde çökelti ler. Böylece yeryüzünü düzlemeye, deniz seviyesi hizasına getirmeye raşırlar. İç ve dış etkenler arasındaki bu mücadele bütün yer tarihi yunca süre gelmiştir; bugün de gözlerimizin önünde devam eder. Iştt, herhangi bir yerdeki yüzey şekillerinin görünümü ve özellikleri, bu sava»; şın sonucuna bağlıdır.

Fakat bu sonuç, dünyanın her yerinde aynı değildin Çünkü iç ve dış kuvvetlerin şiddeti, etkidikleri zamanm süresi ve bu kuvvetlerin nite* İlkleri dünya üzerinde bir bölgeden ötekine değişir, örneğin, yeryüzü kutup bölgelerinde ve yüksek dağlarda buzullar; çöllerde rüzgârlar; nemli iklimlerde akarsular tarafından işlenir. Bunların aşındırma güçleri ve meydana getirdikleri şekiller birbirinin aynı değildir. Ayrıca, yer kabusunu meydana getiren kayaların özellikleri de dünyanın her tarafından lynı değildir. İşte bu gibi sebeplere bağlı olarak yeryüzünün muhtelif bölgelerinde iç ve dış kuvvetler arasındaki savaş değişik sonuçlar verir re farklı yerşekilleri meydana gelir:

tç kuvvetler ve iç olaylar: Bütün iç kuvvetlerin ortak enerji kaynağı, ‘erkürenin iç kısımlarında depolanmış olan enerjidir. Fakat bu kuvvet-îrin yerkabuğunu şekillendirmek bakımından etkileri ve yol açtıkları laylar arasında bazı farklar vardır. İç kuvvetlere bağlı olarak meydana elen olayları bu bakımdan dört takıma ayırabiliriz:

1 — Dağ oluşumu hareketleri: Buna oroyenes de denir. Bu hareketlerle yer-ıbuğunun oynak kısımlarındaki tortular kıvrılır, katlanır, birbiri üzerine biner; vrunlı dağlar oluşur ve kırıklar meydana gelir.

g — EpirojentK hareketler: Yerkabuğunun geniş alanlarda alçalıp yükselmece, eğrilip çarpılmasına yol açarlar. Bu sırada tabakaların durumu bozulmaz; ni kıvrılma olmaz. Epirojenik hareketler yerkabuğunun eskiden katılaşmış kısım-ında görülürler. Bu yüzden de daha çok kırılmalara, çökmelere yol açarlar.

S — Volkanizma: Dünyamızın derin kısımlarındaki kızgın maddelerin sıvı ha-e geçerek yeryüzüne çıkmasına volkanizma denir. Bunların çıktıkları yerlere de kan adı verilir. Volkanizma, yeryüzünün şekillenmesinde bazı bölgelerde çok önemli rol oynamıştır.

U — Depremler: îç kuvvetlerin değişik bir belirtisidir. Yerkabuğundaki gerilim-n birdenbire boşalması sonucunda meydana gelen titreşimlere deprem adı verilir, îün de bazı şiddetli depremler yerkabuğunda bazı derişikliklere, kırılmalara, al-p yükselmelere yol açmaktadır.

Dıtf kuvvetler ve dı« olaylar: Yerşekilleıinin meydana gelmesinde rol oynayan dış kuvvetler ve olaylar aşağıda gösterilmiştir:

X — Kayaların çözülmesi: Yerkabuğundaki kayaların kimyasal veya mekanik yoldan ayrışma ve ufalanmasına çözülme denir. Açınmanın ilk şartı ve hazırlık dönemidir. Çünkü kayalar ayrışarak, ufalanarak çözülmeden büyük ölçüde aşınma meydana gelemez.

2 — Göçmeler ve to-prak akmaları: Bunlar yerçekimine bağlı olarak meydana gelirler. Bu olaylar sonucunda bazan kocaman bir dağ göçer; bazan da toprak âdeta bir hamur haline gelebilir; yamaçlardan aşağıya akar.

3 — Akarsular ve sellerime: Bir yatağı izleyerek akan yağmur sularına akarsu denir. Yağış sularının bütün bir yamaca yayılarak akmasına da sellenme adı verilir. Her ikisi de en önemli aşındırma etkenleri arasındadır.

S — Buzullar: Daimî kar alanlarında yeryüzünü şekillendiren başlıca dış et* ken bunlardır.

(t — Rüzgâr: Oymak ve taşımak yoluyle yeryüzünü şekillendirir. Özellikle kurak bölgelerde en önemli dış etkenlerden biri rüzgârdır.

7 — Dalgalar ve akıntılar: Aşındırma ve biriktirme suretiyle deniz ve göl kıyılarının şekillenmesinde önemli rol oynarlar.

S — Organik etkenler: Bazı canlılar, bu arada İnsan da yeryüzünde birtakım değişikliklere sebep olur. Canlıların yaptıkları bütü» bu değişiklikler organik etkenler adı altında toplanır.

Bu dersin başında da belirtildiği üzere dış kuvvetler ve olaylar, yeryüzünde iç kuvvetlerin meydana getirmiş olduğu şekilleri ortadan kaldırmaya, düzleştirmeye çalışırlar. Fakat yerkabuğu bu suretle ancak deniz seviyesine kadar alçaltılabilir. Dış kuvvet ve olayların etkileri bu seviyede sona erer. Onun için deniz seviyesine taban seviyesi denir.
öd»v va Sorular

1 — “Yerşekilleri, iç ve. dış kuvvetlerin karşılıklı etkilerinin sonucudur” sö-2litıü açıklayınız.

2 — Yeryüzünün muhtelif bölgelerinde değişik dış kuvvet ve olayların yeryüzünü şekillendirmesinin sebebi nedir?

3 — Dış kuvvetler niçin deniz seviyesinin altında aşındırma yapamazlar?

Dağ oluşumu: Kıvrımlar ve kırıklar: Dış kuvvetler ve olay fından yeryüzünün aşındırıldığım öğrenmiş bulunuyoruz. Ağman deler dış kuvvetler tarafından sürüklenerek çukur yerlerde, özt’ talann kenanndaki denizlerde yığılırlar. Dibi esnek olan bazı â1 birikme daha fazla olur. Buralarda karadan taşınan maddeler U« ve denizde oluşan tortular kaim tabakalar meydana getirirler. Yerk nun esnek olduğu kısımlardaki bu büyük birikme alanlarına jcos* denir. Bunlar, kıvrımlı dağların beşiğidir; kıvrımlı dağlar zamanla l&rda oluşur ve yükselirler. Çünkü bir jeosenklinalin yanındaki kıt* leleri zamanla yer değiştirirler. Bunun sonucunda jeosenklinaldeki tortular sıkışır, kıvrılır ve dağ sıralan halinde yükselirler. Kivi kubbe şeklindeki kısımlarına anîiklinal; çanak gibi çukurlaşan klii rma da senklimi denir. Ayrıca, kıvrımların dik, eğik, devrik kıvran birçok türü vardır (Şekil: XV/I ve 2).
Şek. XV/1 — Biga yarımadasının güney kıyı kesiminde kıvrılarak bükülmüş

tortul tabakalar.

Y«r tarihinin ba« dönümlerinde dag: ulusumu hareketleri şiddetlenmiştir. Bunlara (löııcnılcrı dendiğini ilaha iinee öğrenir,iştik. Üçüncü Zamanda meydana gelen t oluğumu hareketlerine Alp Orojenezı denir. Bu dağlar yag bakımından dünyanın yctııl dallarını meydana getirirler ve dünya üzerinde iki yönde uzanırlar: Bir kısmı rıdyenler doğrultusundadır. Pasifik Okyanusunun etrafını çevirir. Genç dağların İnci takımı paraleller doğrultusunda uzanır. Bunlar Orta Amerika’da Antillerden fi» rlar; Eski Dünyada güneyde Afrika, kuzeyde ‘Avrasya arasında Atlas, İspanya, İp, Türkiye, İran ve Himalaya dağlan ile devam ederler. Demek ki Türkiye bu genç lar kuşağı üzerindedir.

Yerkabuğunun basınç altında kıvrılabilmesi için, kolayca şekil değiştirebilecek bir Özellikte olması gerekir. Bu koşul ancak jeosenklinallerde gerçekleşir. Oysa, kabuğun eskiden beri kara haline geçmiş, katılaşmış kısımları basınca uğradığı zaman bükülüp katlanamaz. Onun için bu gibi yerlerde kıvrımlar yerine, kırıklar meydana gelir. Kırıkların iki yanındaki kısım birbirine göre yer değiştirirse, bu özellikteki kırığa fay adı verilir. Bununla beraber faylar yalnız eski karalarda görülmez; jeo-aenklinailerde de kıvnmalar çok şiddetli ise, buradaki tortul tabakalar da yer yer kopar, kırıklar oluşur. Fayların birçok çeşidi vardır: iki yanındaki faylar Doyunca yükselmiş olan yerkabuğu parçalarına horst adı verilir. Buna karşılık, iki tarafındaki faylar boyunca çökerek meydana gelen çukurluklara da graben denir. Horst ve grabenlere dünyanın birçok yerlerinde rastlanır, örneğin, memleketimizde Menderes, Gediz ovaları, Hatay çukurluğu birer grabendir. Aydın dağlan ve Bozdağlar ise birer horsttur. Amanoslann doğusundaki Hatay çukurluğu, dünyanın en uzun graben sisteminin kuzey ucudur. Bu graben sistemi Hataydan güneye doğru Suriye, Lût, Kızıldeniz ve Doğu Afrika grabenleri ile 5000 kilometre boyunca uzanır (Şekil: XV/3 ve fy).
I
Sek. XV/2 — Bir kıvrımın kısınılan. Burada antiklinal ekseni AG, senklinal ekseni ise DH harfleriyle gösterilmiştir. Antiklinalin uzanışı ACB, senklinal in uzanışı ise DFE harfleriyle işaretlenmiştir.

Epirojenik hareketler: Bunlar yerkabuğunun geniş alanlı hareketlidir.* Bu hareketler sonucunda tabakalar kıvrılmaz; fakat geniş bölge-

* yükselir, alçalır veya çarpılır. Kıta kenarlarında meydana gelen bu îi hareketler sonucunda kara ve deniz dağılışı büyük ölçüde değişebi-. Alçak sahaları deniz basar; yahut deniz dipleri yükselerek kara halı-geçer. Böylece, karalann ve denizlerin alanında önemli değişiklikler .bilir. Zaten epirojenez terimi de bu değişikliklerle ilgilidir (epiros — a, kara; jenez = oluşum).
Epirojenik hareketler çeşitli sebeplerle meydana gelir. Bu sebeplerden biri yan ınçlardır. İkinci bir sebep de kıtaların bazan ağırlaşması, bazan da hafiflemesidir. >ul Çağında İskandinavya ve Kanada’nm üzerinde milyonlarca kilometre kare işlikte ve 1-2 bin metre kalınlıkta buzulların oluştuğunu öğrenmiştik. Bunların •lığı altında bu kısımlarda ağırlaşan yerkabuğn manto içine doğru biraz göınü-k alçalmıştır. Buzullar eriyince bu yükten kurtulan yerkabuğu hafifleyerek tekrar selmiştir. Bu yükselmeler İskandinavya ve Kanada’da hâlâ daha yavaş yavaş de-etmektedir.

Volkanlar ve etkileri: Diinyanm içindeki çok sıcak maddeler bazı yerlerde sıvı haline geçerek yeryüzüne çıkarlar. Bu kızgın maddelere lav denir. Çıkan maddelerin bir kısmı ise kül, lav kırıntısı, lav bombası veya süngerta§ı seklindedir. Bu katı maddelerin hepsine birden volkan tüfü adı verilir. Lavların ve tüflerin birikmesiyle volkan adı verilen yer şekilleri oluşur. Bunların tepesindeki çukurluklara krater denir. Krater derine doğru volkan bacası ile devam eder (Şekil: XV/5 ve 6).
Volkanların şekli ve püskürme özellikleri çıkandı klan maddelere bağlıdır. Bazan volkanik etkinlik yalnız gaz patlamasından ibaret kalır. Bunun sonucunda yeryüzünde bir patlama çukuru meydana gelir. İç Anadolu’da, özellikle Karapınar ve Nevşehir dolaylarında bu gibi patlama çukurları pek çoktur.

Bazan da volkan biraz lav, fakat daha çok tüf püskürtür. Bu gibi yerlerde tüf tabakalan ve tüf konileri meydana gelir, örneğin, Nevşehir ve Ürgüp dolaylanndaki tüf platoları ve tüf konileri ile Kula bölgesindeki volkanik tepeler böyle oluşmuştur.

Eğer volkandan bol miktarda ve çok akıcı lav çıkıyorsa, volkanın şekli basık bir dağ görünümü alır, örneğin, Güneydoğu Anadolu’daki Karacadağ böyledir. Bazı bölgelerde ise zaman zaman lav, zaman zaman tüf püskürtülür. Bu gibi yerlerde karmaşık volkan konileri meydana gelir. Memleketimizdeki volkanik dağların büyük kısmı (Ağrı, Süphan, Erciyeş ve Nemrut gibi) bu özelliktedir.

volkanın şeması

volkanın şeması

Volkanların bir kısmı sönmüştür; bir kısmı ise hâlâ daha etkinlik halindedir. Bunlara etkin volkanlar denir; sayıları 450 kadardır. Bunların çoğu (350 kadarı) Büyük Okyanus çevresinde, genç kıvrımlı dağların bulunduğu yerlerde sıralanmışlardır. Geri kalan etkin volkanlar da Atlas Okyanusunda, Akdeniz ülkelerinde. İndonezya’da ve Doğu Afrika’da yer alırlar. Bu dağılış düzeni yerkabuğunun bu kısımlarda daha çok parçalanmış olması üe ilgilidir. Türkiye’de de volkanlar, lavlar ve tüfler geniş /er kaplarlar. Birçok konilerin şekilleri çok tazedir. Fakat bugün hiç biri îtkin değildir. Bununla beraber, bazılarının sönmesinden bu yana pek ‘azla zaman geçmediği anlaşılıyor, örneğin, Nemrut en son olarak XV. rüzyılda, Erciyeş ise hemen hemen îlk Çağlara kadar etkinlik göstermiş-ir. Nemrut, Ağrı, Tendürek gibi bazı volkanik dağlarımızdan da hâlâ aha bazı gazlar tüter (Şekil: X V/7),

Etkin volkanlar çevrelerindeki insanlar için bazı tehlikeler gösterirler, örneğin, [. S. 79 yılında birdenbire püsküren Vezüv volkanı, eteğindeki Pompei ve Herküla-jm şehirlerini kızgın küllerle örtmüş, bu şehirlerin halkı yanarak, kavrularak müçtü. 1902 yılında Antillerdeki Martinique (Martinik) adasındaki Pelee volkanın birden pürkiirmesi sonunda da meydana gelen kızgın kül bulutlan, bu dağın eğindeki St. Pier limanı üzerine çökmüş, burada 80 bin insanın ölümüne yolaç-ıştır. Zaman zamar. çıkan lav akıntıları da dünyanın birçok bölgelerinde tarlaları, leri, köyleri örterek insanlara zarar vermiştir Kutup bölgelerindeki ve daimî karlar /iyesindeki volkanlar buzullarla kaplıdır. Bunların püskürmeleri buzların ve kar-•ın birdenbire erimesine yol açar. Bu yüzden kuvvetli seller ve yer göçmeleri mey-tıa gelir; bunlar eteklerde yaşayan insanlara ve buradaki şehirlere çok büyük za-• verirler, örneğin İzlanda’da ve Andlar’da zaman zaman bu gibi âfetler meydana ir.

Bununla beraber volkanların olumlu etkileri de vardır. Volkanik kayalar ve ler üzerindeki topraklar çok verimlidir. Bu sayede buralarda tarım ile uğraşan

,y>j{un İiihuii topluluktun ^»çimlerini Mtilayulıilirlrr Örneğin volkıınik topraklar UM rirvJı; nüfus yoğunluğu bazı tropikal bölgelerde 250, buttu 3.r>0 kimiyi geçer. Tanm duyanım bu kadar büyük yoğunluKlara ancak Nil deltası ve Çin ovaları gibi berelüM nliivyal ovalarda erişilir. Ayrıca birçok volkanik taklar yolların kaplama malücmdİ ve yapı taşı olarak kullanılır. Bazı tüfler ise kolaylıkla kesilerek tuğla veya kerpjj gibi kullandır, örneğin, Ürgüp ve Nevşehir çevresindeki tüflerden bu şekilde bUyQ| ölçüde faydalanılmaktadır. Gene bu çevrede kolay kazılan tüfler içinde insani») kendilerine çeşitli barınaklar, yeraltı evleri ve yeraltı depoları yapmışlardır.

Depremler ve etkileri: Yerkabuğunda doğal sebeplerle meydana ge len salınım ve titreşim hareketlerine deprem denir. Depremler, titreşimi meydana getiren sebeplere göre üç çeşide ayrılır:

a) Volkanik depremler: Bunlar volkanların etkinliklerine bağlı olarak oluşurlar. Etki alanları dardır.

b) Göçme depremleri: Kayatıızu, jips gibi kolay eriyen kayaların bulunduğu yerlerde meydana gelirler. Bu gibi kayaların erimesiyle yeraltında meydana gelen boşlukların üzeri çöker; bu da sarsıntılara sebep olur. Bu çeşit depremlerin etki alanları da dardır.

c) Tektonik depremler: Etkisi ve alanı en geniş olan, bu tür depremlerdir. Yerkabuğunun derinlerinde, basınçlar veya gerilimler sonucunda meydana gelen yer değiştirmeler, kırılmalar veya oynamalarla oluşurlar (Şek. XV/8). Yerkabuğu içinde, depremi meydana getiren hareketin olduğu yere iç merkez veya deprem odağı.denir. Deprem sarsıntısı, çeşitli dalga-
f i

ek. XV78 — Bir depremin meydana gelişini gösterir deney: a) Gergin bir çelik jvha; b) Çelik levhanın bir ucu aşağıya, bir ucu yukarıya doğru bükülüyor; c) Ar-k daha fazla gerilmeye dayanamayan çelik levha kırılıyor. Bu titreşim ile serbest alan enerji titreşimlere ve titreşimlerin dalgalar halinde yayılmasına sebep oluyor, ‘eprem sarsıntıları da, yerkabuğunda meydana gelen buna benzer olayların bir

sonucudur.

lar halinde buradan bütün dünyaya yayılır. Bu sırada en fasla aamlan

yor, yeryüzünde odağa en yakın olan alandır. Onun İçin buraya dışmerkez denir. Deprem dalgalan bütün yerküreyi baştan başa dolaşır ve bu arada, dünyanın iç kısımlarından da geçerler. Bunlann yayılma hızlarım inceleyerek bu derin kısımların yoğunluğu, katı mı, yoksa sıvı mı olduğu hakkında bilgi edinildiğini evvelce öğrenmiştik (Şekil: XV/9).
Odak yüzey
P dalgaları sarsıntıdan 21 min.

!>onra gelir
Şek. XV/9 — Muhtelif deprem dalgalarının dünya içinde izlediği yollar.

Sarsıntının şiddetine göre depremler 12 dereceye ayrılır. 1-5 derecedeki depremler tehlikesizdir. Şiddet 6. ve 7. derecelere erişince, yapılarda hasar baçlar. 10 uncu dereceden itibaren hiç bir yapı ayakta kalmaz; yeryüzünde de bazı önemli değişiklikler olur.

Tektonik depremler yeryüzünde daha çok belli kuşaklara bağlı olarak meydana gelirler. Bu deprem kuşaklan, ana çizgileriyle genç kıvrımlı dağlar kuşağına ve dünyanın başlıca kırıklı alanlarına uyar. Yerkabuğunun henüz oturuşmamış olan bu kısımlarında iç kuvvetler zaman zaman yeni hareketlere ve depremlere yol açarlar. Buna karşılık yerkabuğunun çok eski jeoloji çağlarında kıvrılmış ve oturuşmuş bölgelerinde (Doğu Avrupa, İskandinavya, Kanada, Avustralya gibi) depremler nadir, etkileri de önemsizdir (Şekil: XV/10).

Şek. XV/tO — Yeryüzünde başlıca deprem alanları.
Yurdumuz bütünü ile. Eski Dünya kıtalarının arasında batıdan doğuya uzanan başlıca deprem kuşaklarından bîri üzerindedir. Onun için Türkiye’de, bazan oldukça sık aralıklarla şiddetli depremler meydana ge-ir. Son 50 yıl içinde Erzincan, Adapazarı, Gönen, Bolu, Varto, Gediz, Surdur, Bingöl, Lice ve Çaldıran depremleri birçok vatandaşımızın ölü-aüne, milyonlarca liralık zararlara yol açmıştır. Bu dönemde deprem-îrle hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 50 bin kadardır. Bu-unla beraber, Türkiye’nin her yeri aynı derecede ve aynı sıklıkla dep-im tehlikesine maruz değildir. Şekil XV/12’de görüldüğü gibi, bazı ölgelerimizde depremler daha seyrek, etkileri daha azdır (îç Anadolu, üneydoğu Anadolu, Torosların ve Trakyanm bazı kısımları). Buna karlık, kuzey Anadolu’da Marmara denizi güneyinden başlayarak Erzincan esine kadar uzanan bir şerit, Doğu Anadolu, Ege bölgesi, Göller yöresi ıha sık ve daha şiddetli sarsıntılara uğrar. Çünkü buralarda yerkabuğu seriya faylarla parçalanmıştır (Şekil: XV/İl ve 12).

Depremler dünyanın diğer bazı bölgelerinde de insanlığa büyük zararlar yerlerdir. örneğin, 1775 yılında Lizbon şehri tamamiyle yıkılmış; 1906 San Francisco n Fransisko) depreminde 4,5 milyar liralık zarar meydana gelmiş; 1908 de Gü-Îîalya’daki bir depremde 84000; 1923 Tokyo depreminde 140000, 1976’da Çin’de /dana selen donromde ise yaklaşık 500.000 kişi ölmüştür.

Odağı deniz altında olan depremler sırasında denizde bazan* çok yüksek dalgalar rdana gelir. Tsunami adı verilen bu dalgalar kıyıları basar, insanların boğulma-ı ve büyük mal kaybına sebep olurlar.

 

Şek XV/12 — Memleketimizde deprem bölgeleri ve bunlarla faylar arasındaki bağlantılar.
mek ve depreme dayanıklı yapılarda oturmakla mümkündür. Gevşek kum, çakıl ve killer üzerinde, hele bataklık alüviyal alanlarda deprem sarsntı-sının şiddetli bir iki derece kuvvetlenir; onun için buradaki yapılar daha kolay yıkılır. Oysa, sıkı ve sağlam kayalar esnektir; titreşir, fakat gevşek kayalar gibi yer değiştirmediği için fazla yıkıntıya yol açmaz.

Fakat bu gevşek ve çoğunlukla alüviyal topraklar aynı zamanda her ülkede en verimli tarım alanları ve en elverişli yerleşme yerleridir. Onun için buralann bırakılması düşünülmez. Türkiye’de de durum böyledir. Bu koşullar altında en etkili ve en pratik korunma çaresi, depreme dayanıklı yapılar yapmak ve bu yapılarda oturmaktır. Bunun için mühendisler özel /apı tipleri geliştirmişlerdir. Bu yapılmazsa, tan ve mal kaybından korun-nak mümkün olmaz. Çünkü bağlantıları zayıf, yuvarlak taşlardan harç çullanmadan veya sadece çamurla örülmüş duvarlar, hele ağır toprak lamlı evler kolayca yıkılır.
Ödev ve Sorular

1 — Yeryüzünde genç kıvamlı dağların, başlıca kırıklı alanların ve en önemli prenı bölgelerinin hemen hemen aynı kuşaklarda görülmesinin sebepleri nedir?

2 — TürkiyeÜe volkanik şekiller daha çok hangi bölgelerimizde görülür?

3 — Türkiyeüe meydana gelen depremler ne çeşit depremlerdir? Bunlar niçin ha çok belli bölgelerimizde zararlara yol açarlar?

  • diline pelesenk olmak ne demek
  • dillere pelesenk olmuş ne demek
  • pelesenk
  • pelesenk ne demek
  • Pelesenk Ne Demek – Pelesenk Sözlük Anlamı
  • pelesenk olmak ne demek
  • pelesenk olmak ne demektir
  • pelesenk olmuş ne demek
  • Yüksek Yüksek Tepelere sözleri
  •   Ad Soyad
      Yorum