A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun, Kurumların Gayrimenkul Ve İştirak Hissesi Satış Kazançlarının Vergiden İstisna Edilmesi İle İlgili Hükümleri

Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nun, Kurumların Gayrimenkul Ve İştirak Hissesi Satış Kazançlarının Vergiden İstisna Edilmesi İle İlgili Hükümleri

1)Giriş
Kamu hizmetlerinin arzu edildiği şekilde yerine getirilebilmesi her şeyden önce bu hizmetler için aktarılabilen finansman kaynağının miktarına bağlıdır. Bu finansman kaynağının temeli olan vergi gelirleri de hiç şüphesiz mali yapısı güçlü şirketlerin bulunduğu bir ekonomi ortamında beklenen seviyelerine daha kolay ulaşacaktır. Dolayısıyla, maliye politikalarının şirketlerin mali yapılarının güçlendirilmesine önem vermesi kaçınılmazdır.

Ülkemizde, sermaye şirketlerinin mali yapılarının güçlendirilmesi ve acil finansman ihtiyaçlarının karşılanması gerekçesiyle yasalaştırılan taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı istisnası uygulaması ilk kez 1984 yılında Türk Vergi Sistemi’ndeki yerini almıştır. Yakın zamana kadar çeşitli geçici maddelerle ve uzatmalarla uygulanan bu vergi politikası, nihayet 5281 Sayılı Vergi Kanunları’nda Değişiklik Yapan Yasa[1] ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun istisnalar ile ilgili 8. Maddesi’ne eklenen 12. Bent ile 01.01.2005 tarihinden itibaren kalıcı ve sürekli hale getirilmiştir.

Bununla birlikte, geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5520 Sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nda da, “taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazançlarının Kurumlar Vergisi’nden istisna edilmesi” uygulamasına bazı değişikliklerle yer verilmiştir. Nitekim Kanun’un gerekçesinde istisnanın amacının kurumların bağlı değerlerinin ekonomik faaliyetlerde daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak sağlanması ve kurumların mali bünyelerinin güçlendirilmesi olduğu belirtilmiştir. Bu yazımızda, Kanun ile uygulamada gelinen durum, uygulamanın usul ve esasları, önceki uygulamanın yeni uygulamayla karşılaştırılması ve diğer kanunlarda taşınmaz ve iştirak hissesi satışı dolayısıyla sağlanan istisnalara ilişkin açıklamalarımıza yer verilecektir.

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Öncesinde, 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Çerçevesinde Taşınmaz Ve İştirak Hissesi Satış Kazancı İstisnası Uygulaması



5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. Maddesi’nin 12. Bendi uyarınca Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile gayrimenkullerin (taşınmazların) satışından doğan ve sermayeye eklenmesine karar verilen kazançları Kurumlar Vergisi’nden müstesnadır.

Sermayeye ilave edilme işleminin satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar gerçekleştirilmesi şarttır. Vadeli satış halinde ise ilk yapılan tahsilâtın iştirak hissesi veya gayrimenkulün maliyet bedeline ilişkin olduğu kabul edilir. Bu süre içinde sermayeye eklenmeyen kazanç kısmı için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Bankalara borçlu durumda olanlar ile bunların kefillerinin bu borçlara karşılık bankalara devrettikleri taşınmaz ve iştirak hisseleri ile bankaların alacaklarına karşılık iktisap ettikleri taşınmaz ile iştirak hisselerinin satışında iki tam yıl süreyle elde tutulma şartı aranmaz. Bedelsiz olarak ya da rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle iktisap edilen hisse senetlerinin iktisap tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin iktisap tarihi esas alınır. Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ile uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.

Tam mükellef sermaye şirketleri dışındaki kurumlar ile dar mükellef kurumlarda, satıştan doğan kazancın sermayeye ilave edilmesi şartı aranmaz, bu kazançlar özel bir fon hesabında tutulur. Sermayeye eklenen veya fon hesabında tutulan kazançların beş yıl içinde; herhangi bir suretle işletmeden çekilmesi, dar mükellef kurumlar tarafından yurt dışına transfer edilmesi veya bu süre içinde işletmelerin tasfiyesi halinde, bu kazançlar o yılın kazancı sayılarak vergiye tâbi tutulur. Bunun yanında, devir, birleşme ve bölünme halleri uygulanan istisnanın geçersizliğine karine teşkil etmez.

Yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’nu İle Yapılan Düzenlemeler
2006 hesap dönemi içinde yapılan taşınmaz ve iştirak hissesi satışlarından 21.06.2006 tarihinden önce yapılanlara ait kazançlar yukarıda yer verilen Kanun hükümleri doğrultusunda; bu tarih ve sonrasında yapılan satışlara ilişkin kazançlar ise 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanun’u hükümleri doğrultusunda istisnadan faydalanabilecektir. 5520 Sayılı Kanun’un “İstisnalar” başlıklı 5. Maddesi’nin "e bendinde" yer alan ve 21.06.2006 tarihi itibariyle Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren hükme aşağıda yer verilmiştir.

“Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75’ lik kısmı.

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan beş yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

Bedelsiz olarak veya rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle elde edilen hisse senetlerinin elde edilme tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin elde edilme tarihi esas alınır.

Devir veya bölünme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının satışında iki yıllık sürenin hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen süreler de dikkate alınır.

Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.”

Uygulamanın Esasları
Uygulamanın esaslarını; istisna uygulamasından yaralanabilecek mükellefler, uygulamaya konu olabilecek iktisadi kıymetler ile uygulamanın şartları başlıkları altında incelemek konunun tam olarak anlaşılması bakımından yerinde olacaktır.

2)İstisna Uygulamasından Yararlanabilecek Mükellefler
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. Maddesi’nin "e bendine" göre, gerek tam gerek dar mükellef tüm kurumlar istisnadan yararlanabilecektir. Ancak, esas faaliyeti menkul kıymet veya taşınmaz ticareti olan kurumların bu amaçla, diğer bir ifadeyle ticari faaliyet çerçevesinde iktisap ettikleri ve ellerinde tuttukları kıymetlerin satışından elde ettikleri kazançlar için istisnadan yararlanmaları mümkün değildir. Satışa konu edilen kıymetlerin iki tam yıl kurum aktifinde kayıtlı olması da durumu değiştirmeyecektir.

Aynı durum, satmak üzere taşınmaz inşaatı ile uğraşan mükellefler açısından da geçerlidir. Ancak, taşınmaz ticareti ile uğraşan mükelleflerin faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis ettikleri taşınmazların satışından elde ettikleri kazançlara istisna uygulanabilecek; taşınmaz ticaretine konu edilen ve kiralama veya başka surette değerlendirilen taşınmazların satış kazancı ise istisnaya konu edilmeyecektir.

Örneğin, inşaat faaliyetinde bulunan bir firmanın satın aldığı arsayı iki yıl geçtikten sonra satması halinde ya da faaliyet konusu alış veriş merkezleri inşa etmek ve kiraya vermek olan şirketin bu amaçla inşa ettiği taşınmazları iki yıl geçtikten sonra satması halinde, söz konusu kurumların bu istisnadan yararlanması söz konusu olmayacaktır.

3) Uygulamaya Konu Olabilecek İktisadi Kıymetler
İstisnaya konu olabilen iktisadi kıymetler taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarıdır.

*Taşınmazlar
İstisnaya konu olan taşınmazlar, Türk Medeni Kanunu’nda tanımlanan, esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır. Bunlar, Türk Medeni Kanunu’nun 704. Maddesi’nde, arazi, tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler olarak sayılmıştır. Taşınmazların bu istisnaya konu edilebilmesi için Medeni Kanunun 705. Maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil edilmiş olmaları gerekmektedir.

Medeni Kanun’un 684. Maddesi’nde “bütünleyici parça” (mütemmim cüz) yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olarak tanımlanmıştır. Diğer taraftan, aynı Kanun’un 686. Maddesi’nde ise “eklenti” (teferruat) asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır mal olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, taşınmaz tanımına taşınmazın bütünleyici parçaları niteliğinde olan unsurlar girmekte olup, eklentileri ise kapsama dâhil değildir.

*İştirak Hisseleri
İştirak hisseleri, anonim şirketlerin hisse senetlerini, limited şirketlere ait iştirak paylarını, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komanditer ortaklarına ait ortaklık paylarını ve iş ortaklıkları ile adi ortaklıklara ait ortaklık paylarını ifade eder.

Bununla birlikte, 1 Sıra Numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde “242 İştirakler Hesabı”; “İşletmenin, doğrudan ve dolaylı olarak diğer şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak üzere edindiği hisse senetleri veya ortaklık paylarının izlendiği hesaptır. İştirakler hesabı bir ortaklıkta en fazla yüzde 50 oranında olan sermaye payları veya oy haklarının izlenmesinde kullanılır. İştirak edilen ortaklıklarda iştirak ilişkisinden bahsedebilmek için sermaye payı dikkate alınmaksızın sahip olunan oy hakkı veya yönetime katılma hakkının en az yüzde 10 oranında bulunması gerekir” olarak tanımlanmıştır.

Ancak, bu açıklamalar Tek Düzen Hesap Planı’nın işleyişine yönelik olup, iştirak hissesi satış kazancı istisnasında iştirak hisseleri sadece “242 İştirakler” hesabına karşılık gelen hisse senetlerini ihtiva etmemekte, “240 Bağlı Menkul Kıymetler” ve “245 Bağlı Ortaklıklar”  hesaplarını da içermektedir.

Diğer taraftan, Kanun’un gerekçesi itibariyle, iştirak amacı olmayıp ticari amaçla elde tutulan iştirak hisselerinin satışından elde edilen kazançlar da, elde tutulma süresine bakılmaksızın istisna kapsamı dışında bulunmaktadır.

*Kurucu Senetleri, İntifa Senetleri ve Rüçhan Hakları
Esasen iştirak kazancı içerisinde yer alan ve kârdan pay alma amacı taşıyan kurucu senetleri ile intifa senetleri bentte ayrıca sayılmak suretiyle konuya açıklık getirilmiştir. Nitekim, Türk Ticaret Kanunu’nun, anonim şirketleri düzenleyen "Dördüncü Fasıl"ının beşinci kısmı hisse senetleri başlığını taşımakta ve bu kısmın “(B) İntifa Senetleri” başlığını taşıyan 402. Maddesi’nde kurucular lehine intifa senetleri ihdasına yer verildiği görülmektedir. Kanun’un hisse senetlerinin düzenlendiği 5. kısmında kurucu hisse senetlerine yer verilmesi, söz konusu senetlerin hisse senetlerinin özel bir türü olarak değerlendirilmelerini zorunlu kılmaktadır.

Diğer taraftan, rüçhan hakkı, Türk Ticaret Kanunu’nun 394. Maddesi’nde düzenlenmiş olup, anonim şirketlerin sermaye artırmaları esnasında sermaye artırımı kararı alındığı sırada şirket ortağı olanlara, bu sermaye artırımına öncelikle katılabilme imkânını veren haktır.

4) Uygulamanın Şartları
Aşağıda yer alan şartların varlığı halinde taşınmaz ve iştirak hisseleri satışından doğan kazancın yüzde 75’i Kurumlar Vergisi’nden istisnadır.

*Taşınmazlar ve İştirak Hisselerinin İki Tam Yıl Süre İle Aktifte Bulundurulması
İstisnaya konu olacak taşınmaz ve iştirak hisselerinin, en az iki tam yıl süre (730 gün) ile aktifte yer aldıktan sonra elden çıkarılmış olması gerekmektedir. Örneğin, 23.09.2004 tarihinde iktisap edilen iştirak hissesi, 23.09.2006 tarihinden sonraki bir tarihte satılması halinde, bu iktisadi kıymetin satış kazancı istisnaya konu edilebilecektir.

Kurumların mevcut hisse senetleri dolayısıyla ellerinde bulunan rüçhan hakkı kuponları karşılığında bedelsiz ya da itibari değeriyle yeni hisse senedi iktisap etmeleri halinde, yeni iktisap edilen söz konusu hisse senetleri açısından iktisap tarihi olarak, eski hisse senetleri ya da iştirak hissesinin iktisap tarihi esas alınacaktır. Aynı durum, iştirak edilen kurumun nedeni ne olursa olsun yapmış olduğu sermaye artışı dolayısıyla bedelsiz olarak iktisap edilen hisse senetleri için de geçerlidir.

*Satışın Mali Yapının Güçlendirilmesi Amacıyla ve Para Karşılığı Yapılması
Bu şart, istisnanın düzenlenmiş olduğu Kanun maddesinde açık şekilde belirtilmiş şartlardan değildir. Ancak, istisnanın temel amacı kurumların mali yapılarının güçlendirilmesinin teşviki olduğundan, ekonomik açıdan firmalara ilave imkan sağlamayan işlemler istisna kapsamı dışında kalacaktır. Bu bağlamda, kurumların yönetimini etkileyecek şekilde birbiriyle ilişkili kişi veya kurumlar ya da aynı gruba dahil şirketler arasında yapılacak taşınmaz ve iştirak hissesi satışlarından fiktif olarak elde edilecek kazançlara istisna uygulanması söz konusu olmayacaktır.

Benzer şekilde, elden çıkarılan taşınmaz veya iştirak hissesinden sağlanan likiditenin yine atıl hale dönüşmesine neden olacak şekilde fonksiyonel olarak benzer sabit kıymetlere kanalize edilmesi durumu, istisna uygulaması ile sağlanması öngörülen amaca uygun düşmeyecektir. Örneğin, şehrin bir bölgesindeki kullanılmayan bir arazinin satılıp başka bir bölgesinden bir süre sonra rant sağlamak amacıyla yeni bir arazi alınması durumunda, firmanın faaliyetleri açısından sağlanmış ekonomik katkı söz konusu olmayacağından, istisnanın amacına ters düşmektedir. Diğer taraftan, şehrin kenar mahallesinde bulunan bir binanın satılarak, şehir merkezinde faaliyet göstermek amacıyla merkezde bir bina alınması durumunda ise, firma faaliyetleri açısından açık bir ekonomik katkı söz konusu olduğundan istisna uygulamasının amacına uygun bulunmaktadır.

Ayrıca, söz konusu aktif kalemlerin para karşılığı olmaksızın devir ve temliki, takası gibi işlemler istisna kapsamına girmemektedir. Ancak, bu tür kıymetlerin mevcut borçlar karşılığında rızaen veya icra yoluyla devredilmesi işlemleri ile kamulaştırma işlemleri, kurumların finansman olanaklarını artıracağından istisna uygulaması kapsamında bulunmaktadır.

*Satıştan Doğan Kazancın, Satışın Yapıldığı Yılı İzleyen Beşinci Yılın Sonuna Kadar Pasifte Özel Bir Fon Hesabında Tutulması
İstisnadan yararlanılabilmesi için, satıştan doğan kazancın istisnadan yararlanan kısmının satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulması gerekir.

Bu istisna satışın yapıldığı dönemde uygulanacaktır. Bu nedenle, en geç satışın yapıldığı hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihe kadar söz konusu satış kazancının özel bir fon hesabına alınması gerekmektedir. Örnek vermek gerekirse, kurum iştirak hisselerini 2006 yılında satmış ve 100.000 YTL satış kazancı elde etmiş ise, bu satışa ilişkin istisna 2006 hesap döneminde kullanılacaktır. Dolayısıyla, bu hesap dönemine ait kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken son gün olan 25 Nisan 2007 tarihine kadar satıştan doğan kazancın istisnaya konu edilebilecek yüzde 75’lik kısmı olan 75.000 YTL’nin pasifte özel bir fon hesabına alınması ve beş yıl süre ile bu hesapta tutulması gerekir. Kazancın bu tarihe kadar özel bir fon hesabına aktarılmaması halinde istisnadan yararlanılması mümkün değildir.

İstisna edilen kazanç, 5 yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilir veya işletmeden çekilir ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılır ise bu kısımlar için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanun’a göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

*Satış Bedelinin En Geç Satışın Yapıldığı Yılı İzleyen İkinci Takvim Yılının Sonuna Kadar Tahsil Edilmesi
İstisnadan yararlanabilmenin bir diğer şartı; satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesidir. Örneğin, 23.09.2004 tarihinde 100 milyar liraya alınan bir arsanın 24.09.2006 yılında 200.000 YTL’ye vadeli olarak satılması halinde istisnadan yararlanılabilmesi için satış bedeli olan 200.000 YTL’nin en geç 31.12.2008 tarihine kadar tahsil edilmesi gerekmektedir.

Yukarıda da yer verildiği üzere, önceki düzenlemede vadeli satış halinde satışın yapıldığı dönemi takip eden ikinci hesap döneminin sonuna kadar tahsil edilen ve sermayeye eklenen kazanç tutarı ilgili döneme ait kurum kazancından indirilmekte, kurum her dönemde tahsil ettiği ve sermayesine eklediği kazanç kadar istisnadan yararlanabilmekteydi. Yeni düzenlemede ise, yukarıda da belirtildiği gibi istisna satışın yapıldığı hesap döneminde kullanılacaktır. Ancak, satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilememesi halinde, satışın yapıldığı dönemde uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilemeyen vergiler ziyaa uğratılmış sayılacaktır.

5)Önceki Uygulama İle Yeni Uygulamanın Karşılaştırılması
Yukarıdaki ifadelerden de kolayca anlaşılabileceği gibi yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre yapılacak istisna uygulamasının önceki Kanun’a göre yapılan uygulamayla bazı noktalarda benzerlikleri, bazı noktalarda da farklılıkları bulunmaktadır. Uygulamalar arasında bulunan temel benzerlikler aşağıda ifade edilmiştir:  

A) Satışa konu edilecek taşınmaz ve iştirak hissesinin en az iki tam yıl süreyle aktifte bulundurulması koşulu yeni uygulamada da aranacaktır.

B) Yeni uygulamadan da, önceki uygulamada olduğu gibi tam ve dar mükellef kurumlar yararlanabileceklerdir.

C) Yeni uygulamada da, önceki uygulamada olduğu gibi, bedelsiz olarak veya rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle elde edilen hisse senetlerinin elde edilme tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin elde edilme tarihinin esas alınacaktır.

Yeni Uygulamanın Önceki Uygulamadan Farkları İse Şu Şekildedir
1) Yeni uygulamanın önceki uygulamadan ilk farkı, istisnadan yararlandırılabilecek kazançların kapsamının daha da genişletilmiş olmasıdır. Önceki uygulamada sadece taşınmazlar ve iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlar istisna uygulamasına konu edilebilirken, yeni uygulamada bu kapsama, kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançlar da dâhil edilmektedir. Dolayısıyla, 5422 Sayılı Kanun’un 8/5. Maddesi’ne göre “Rüçhan Hakkı Kuponu” satışından elde edilen kazançlar kurumlar vergisinden istisna edilmekteyken, yeni düzenlemeyle istisna kapsamı genişletilmiş ve sadece rüçhan hakkı kuponlarının değil, rüçhan haklarının satışından elde edilen kazançların belirli koşulların oluşması halinde istisnasına imkân tanınmıştır.

2) Yeni uygulamada, önceki uygulamadan farklı olarak, tam mükellef sermaye şirketlerinde de satış kazancının sermayeye ilave edilmesi koşulu aranmayacaktır.

3) Yeni uygulamanın önceki uygulamadan bir diğer farkı, istisna edilecek kazancın oranı ile ilgilidir. Daha açık bir ifade ile yeni uygulamada, önceki uygulamadan farklı olarak, satış kazancının tamamının değil ancak yüzde 75’inin kurumlar vergisinden istisna edilmesi hükme bağlanmaktadır.

4) Yeni uygulamanın önceki uygulamadan bir diğer farkı da, beş yıl süreyle fon hesabında tutulacak istisna satış kazancının (satış kazancının yüzde 75’inin), herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilmesinin de şartların ihlali olarak görülmesidir. Önceki uygulamada, fon hesabında tutulan satış kazancının, “herhangi bir suretle işletmeden çekilmesi, dar mükellef kurumlar tarafından yurt dışına transfer edilmesi veya bu süre içinde işletmelerin tasfiyesi (devir, birleşme ve bölünme halleri hariç)” şartların ihlali olarak görülürken,  yeni uygulamada bunlara, satış kazancının başka bir hesaba nakledilmesi de eklenmektedir.

5) Daha önce de yer verildiği üzere, önceki düzenlemede vadeli satış halinde satışın yapıldığı dönemi takip eden ikinci hesap döneminin sonuna kadar tahsil edilen ve sermayeye eklenen kazanç tutarı ilgili döneme ait kurum kazancından indirilmekte ve kurum her dönemde tahsil ettiği ve sermayesine eklediği kazanç kadar istisnadan yararlanabilmekteyken, yeni uygulamada istisna sadece satışın yapıldığı yıl uygulanabilecektir.

6) Yeni düzenlemede, daha önceki uygulamadan farklı olarak, bankalara borçlu durumda olanlar ile bunların kefilleri için de borçlara karşılık bankalara devrettikleri taşınmaz ve iştirak hisseleri ile bankaların alacaklarına karşılık iktisap ettikleri taşınmaz ile iştirak hisselerinin satışında iki tam yıl süreyle elde tutulma şartı aranmaktadır.

6)Diğer Kanunlarla Sağlanan Vergisel Avantajlar
Halen Kurumlar Vergisi istisnası dışında, taşınmaz ve iştirak hissesi satış işlemlerine uygulanan diğer istisnalar Katma Değer Vergisi, Damga Vergisi ile Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi istisnaları olup, bu istisnalar ile ilgili açıklamalarımıza aşağıda yer verilmiştir.

*Katma Değer Vergisi İstisnası
5281 Sayılı Kanun’un 33. Maddesi ile 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17. Maddesi’nin 4 Numaralı ve “Diğer İstisnalar” başlıklı fıkrasına eklenen (r) bendinde yer alan; “Kurumların en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile taşınmazlarının satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimleri, bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dâhil) bankalara devir ve teslimleri.” hükmü uyarınca, istisna kapsamındaki taşınmaz ve iştirak hissesi teslimleri katma değer vergisinden de istisnadır.

Bununla birlikte, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapanların, bu amaçla ellerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışındadır. Bu şekilde teslim edilen kıymetlerin iktisabında yüklenilen ve teslimin yapıldığı döneme kadar indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisi, teslimin yapıldığı hesap dönemine ilişkin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.  

*Damga Vergisi İstisnası
5281 Sayılı Kanun’un 8. Maddesi ile 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli istisnaları düzenleyen 2 sayılı Tablonun “IV-Ticari ve Medeni İşlerle İlgili Kâğıtlar” başlıklı bölümüne eklenen 35 Numaralı Fıkra da; “5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. Maddesi’nin 1.Fıkrasının 12 Numaralı Bendi kapsamındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar.” hükmü yer almaktadır.

Bununla birlikte, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Geçici 1. Maddesi uyarınca, diğer kanunlarla 5422 Sayılı Kanun’a yapılmış olan atıflar, ilgili olduğu maddeler itibarıyla bu Kanuna yapılmış sayılacağından kurumlar vergisi açısından taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı istisnası uygulanan işlemlere ait kâğıtlar için damga vergisi istisnası uygulanmaya devam edecektir.

*Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi İstisnası
5281 Sayılı Kanun’un 39. Maddesi ile 6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 29. Maddesi’ne eklenen (v) bendinde; “5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. Maddesi’nin 1. Fıkrasının 12 Numaralı Bendi kapsamındaki işlemler nedeniyle lehe alınan paralar” hükmü yer almaktadır.

Yukarıda da yer verildiği üzere, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun Geçici 1. Maddesi uyarınca, diğer kanunlarla 5422 Sayılı Kanun’a yapılmış olan atıflar, ilgili olduğu maddeler itibarıyla bu Kanun’a yapılmış sayılacağından kurumlar vergisi istisnası uygulanan taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı ile nedeniyle lehe alınan paralar üzerinden banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnası uygulanmaya devam edecektir.

7)Sonuç
Özellikle son 15 yılda dünya ölçeğinde yaşanan politik ve ekonomik dönüşümlerle beslenen küreselleşme olgusuna paralel olarak sosyal, siyasal ve ekonomik yapılarımızın dış dünya ile giderek daha fazla etkileşim, hatta bütünleşme süreci içine girmesi, yeni gereksinimlere yol açmış ve 1949 yılından bu yana yürürlükte olan Kurumlar Vergisi Kanunu da, vergi mevzuatının ana esaslar itibarıyla, vatandaşlar tarafından anlaşılır ve basit bir şekilde uygulanabilir olması, mevzuatın sık sık değişmeyen, yatırımcıların gelecek planlaması yapabilmelerine izin verecek şekilde istikrarlı ve öngörülebilir, aynı zamanda ekonominin önünü tıkamayacak yapıda ve düzeyde olması, mükelleflere daha kaliteli hizmet sunmayı ve mükelleflerin gönüllü uyumunu esas alan ve bilgi teknolojilerinin de yardımıyla vergi gelirlerini etkin bir şekilde toplayan bir idareye sahip olunması ilkeleri doğrultusunda yerini 5520 Sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu’na bırakmıştır.

Kurumların mali yapılarının güçlendirilmesinin teşviki temel amacıyla son 20 yıldır uygulanmakta olan taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı istisnası bazı değişikliklerle bu yeni Kanun’da da yerini almış ve diğer Kanunlarda bu işlemlere tanınan istisnalar da korunmuştur. Bu yazımızda uygulamada gelinen son nokta açıklanmaya çalışılmıştır. Temennimiz, bu vergi politikasının amacına en uygun şekilde kullanılabilmesi ve ülkenin ihtiyacı olan, diğer ekonomilerle rekabet gücünü destekleyen ana unsur sermaye birikimini sağlayabilmede önemli bir araç olmasıdır.











  • diline pelesenk olmak ne demek
  • dillere pelesenk olmuş ne demek
  • pelesenk
  • pelesenk ne demek
  • Pelesenk Ne Demek – Pelesenk Sözlük Anlamı
  • pelesenk olmak ne demek
  • pelesenk olmak ne demektir
  • pelesenk olmuş ne demek
  • Yüksek Yüksek Tepelere sözleri
  •   Ad Soyad
      Yorum