A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Yeni, bir, Atatürk, biyografisi
Yeni bir Atatürk biyografisi

Yeni bir Atatürk biyografisi Prof. Klaus Kreiser tárihe ilgi duyan Türk okuyucusuna yabancı bir isim değil. Uzun yıllar Bamberg Üniversitesi Türkoloji Kürsüsü’nü yönetmiş olan bu bilim adamı ‘Küçük Türkiye Tárihi’ adlı eseriyle (C.K. Neumann ile beráber) birkaç ay evvel haftalarca inceleme dalındaki Türk best-seller listelerinde yer almışdı. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve işleyiş sistemi üzerine, yáhut Istanbul’la ilgili bir dizi başka ilginç eseri daha var.

Klaus Kreiser bu yılın ortalarında bir de ‘Atatürk Biyografisi’ yayınladı (‘Atatürk - eine Biographie’ , C.H. Beck Yayınevi, www.beck.de) .

İlk olarak bu Ekim ortası Frankfurt Kitab Fuarı’nda tanıtımı yapılan bu biografi kısa zamanda ikinci baskıya gitdi.

Klaus Kreiser’in bu çalışması için başka bir Türkolog, ama gazetecilik dalında çalışan bir diğer yetkili kalem, ‘Frankfurter Allgemeine Zeitung’un Türkiye Uzmanı Wolfgang Günter Lerch (meálen) ‘Bu değerde bir Atatürk Biyografisi daha yazılmasını herhalde çok uzun süre beklemek gerekecek.’ değerlendirmesinde bulunmuşdu.




Bence de çok doğru bir hüküm!

Bakınız neden:

Bir Türkoloji profesörü olarak Klaus Kreiser’in çok iyi Türkçe bildiğini ve ulaşılabilecek bütün Türkçe kaynaklardan yararlandığını vurgulamaya gerek yok. Bu arada şimdiye kadar gereğince değerlendirilmemiş metinler de var. Ama K. Kreiser’in çalışması, Türkiye’de hiç bilinmediğini sandığım başka kaynaklar da içeriyor. Meselá siz 1920-22 arası bázı paralı askerlerin de ‘Gaazî’nin saflarında’ vuruşduğunu biliyor muydunuz? Üstelik onlardan bázılarının anılarını yazdıklarını? Meselá Paralı Asker Hans Tröbst’ün ‘Soldatenblut - vom Baltikum zu Kemal Pascha’ (Asker Kanı - Baltık’dan Kemál Paşa’ya, Leipzig 1925) başlığını taşıyan hátırátı böyle bir ilginç husus. Ama tek değil.

Son yıllarda, fakat özellikle son aylarda Atatürk adı etráfında şiddetli bir (tartışma değil!) ‘kavga’‘Mustafa’ filmi üzerine yazılıp çizilenler ileride birer ibret vesîkası olarak torunlarımızın miğdesini kaldıracak desem abartı mı olur?

Klaus Kreiser’in eseri işte böyle bir ortamda iláç gibi geliyor.

Türk Tárihi’ne prensip olarak sempatiyle yaklaşan, ama bu arada ciddiyetin ve objektivitenin gereklerinden zerrece táviz vermeyen bir bilim adamı tavrı!

‘Atatürk Sistemi’ (bu kavramı daha önce duymuş muydunuz?), Atatürk ve Kürdler, Atatürk ve İslámiyet, Atatürk ve Auguste Comte vs. gibi pek çok kilid meselede yalanlardan ve nalıncı keseri gibi Atatürk’ü hep muayyen bázı amaçlara álet etme alçaklığından ázáde bir metin okumak isteyenlere ideal adres... Almanca okuyamayanların da yararlanması için tercümesini haráretle tavsiye ederim.

Klaus Kreiser ilk defá on yıl önce bu kitab projesiyle yayınevlerinin kapısını çaldığı zaman demişler ki ‘Atatürk bir gün Lenin, Stalin yáhut Mao’nun yarısı kadar ilgi toplarsa yine gelin!’

Geçen yıl kendileri gelip ‘Yazar mısın?’ diye sormuşlar.

Lenin, Stalin ve Mao raflarda tozlanıyormuş da...

Tarihimize sahip çıkalım...
yaşanıyor. Seviyesi adamakıllı düşük bir itişme. Bütün fikrî hayátımıza (bitkisel hayátımıza!) metastaslar gibi yayılan seviyesizliğin ve pespáyeliğin bu alandaki tezáhürü. Sádece şu máhut


  Ad Soyad
  Yorum