A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Üç Boyutlu Düşünme ve Mantık Eğitimi

Üç Boyutlu Düşünme ve Mantık Eğitimi

      Bir eğitimci, öğretmenin okuldaki işlevini, ana kuşun işlevine
      benzetmektedir. Nasıl ki ana kuş doğadan bulduğu yiyeceği önce ağzında
      mama hâline getirip sonra yavrularının ağzına koyuyorsa, öğretmen de
      bilgiyi olduğu gibi değil, kendi sanatsal ve pedagojik becerileriyle
      öğråncinin hazmedebileceği hâle getirip öğrencilerine sunar. Öğretmenin
      işi ana kuş kadar kolay değildir. Burada zorluk; her öğrencinin
      alabileceği bilginin standart olmadığı, alınan bilginin ne kadar yararlı
      ve gerekli olduğu, ayrıca alınan bilginin değişikliğe uğratılırken özünün
      zarar görmemesidir. Üstelik geçmişte ezberci eğitim sistemiyle yetişmiş
      öğretmenlerden, hızla değişen dünyanın yeniliklerine uygun bir şekilde



      ezbersiz eğitim vermeleri beklenmektedir.

      Öğretim programlarımız ve okullarda öğretilen bilgiler, ağırlıklı olarak
      üç boyutlu (uzaysal) dünyaya yönelik olmayıp, tek boyutlu (doğrusal) ve
      iki boyutlu (düzlemsel) sistemlere dayalıdır. Tahtada, defterde,
      kitaplarda, televizyon, video ve bilgisayar ekranlarında kavratılan
      bilgiler öğrencileri iki boyutlu bir dünyada düşünmeye, hayal kurmaya ve
      yaşamaya zorlamakta, bu zorlamalar zamanla koşullanmalara yol açmakta,
      koşullanmalar da üç boyutta gerçekleşen yaşamsal olayları ve nesneleri
      kavrama konusunda bir engel oluşturmaktadır. “Düzleme koşullanma” sorunu
      olarak adlandırılan bu sorun; doğaya açılamayan, laboratuarlarda
      işlenmeyen, proje nedir bilmeyen eğitim sisteminin kaçınılmaz bir
      sonucudur. Buna çok sayıda örnek verilebilir. Öğrencilere, “6 kibrit çöpü
      ile 4 eşkenar üçgen oluşturabilir misiniz?” diye sorulduğunda tamamına
      yakını oluşturulamayacağını birkaç deneme sonrası söyleyebilmektedir. Oysa
      bu sorunun cevabı gayet basit olup üç boyutta düşünülüp piramit çatısı
      oluşturulduğunda kolayca cevaplamak mümkündür. Ama öğrenciler düzleme
      koşullandıkları için, masa ya da sıra üzeri gibi yüzeylerde çözüm
      denemesine girişirler ve başarısız olurlar.

      Bir başka örnek olarak, daha ileri sınıflardaki öğrencilere sorulmuş ve
      başarı elde edilememiş şu soru da ilginçtir: “Silindir biçimli bir
      bardağın yüksekliği 20 cm, çevresi 30 cm dir. Bardağın iç yüzünde tepeden
      5 cm aşağıda bir damla bal vardır. Dış yüzünde tabandan 5 cm yukarda ve
      tam karşısında bir sinek vardır. Sineğin yürüyerek bala ulaşmasını
      sağlayacak en kısa yol kaç santimetredir ?”. Bu örnekte de, “düzleme
      koşullanma” alışkanlığı nedeniyle üç boyutlu düşünme becerisi gelişmemiş
      öğrenciler, çözümde zorlanmakta ve başarısız olmaktadırlar. Oysa üç
      boyutlu nesne açılarak iki boyutlu (düzlem) hâline
      getirildiğinde, Pisagor Teoremi ile hemen yanıtın 25 cm olacağı
      bulunacaktır.

      İki vektörel değerin vektörel çarpımıyla bulunan elektromanyetik kuvvet,
      moment, manyetik alan şiddeti gibi fiziksel niceliklerin doğrultu ve
      yönlerini buldurmada fizik öğretmenlerinin, uzay geometriyi öğretirken
      matematik öğretmenlerinin ne sıkıntılar çektiklerini sormaya, bilmem,
      gerek var mıdır?

      Gerçek hayattaki nesneleri ve olayları çocuklara kavratmanın oldukça zor
      olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle gerçek hayattaki üç boyutlu nesnelerin
      ve olayların düzlemdeki izdüşümleri öğretilmeye çalışılır. Üç boyutlu
      matematiksel bilgiler böylece iki boyutlu duruma indirgenerek
      kolaylaştırılmış yani çocukların kolayca kavrayabileceği hâle getirilmiş
      olur. Her gün karşısına geçip saçımızı taradığımız aynalar, anılarımızı
      ölümsüzleştirmek istediğimiz fotoğraflar, akşamları en büyük vakit geçirme
      aracı olan televizyon ekranı, günlük yaşantımızın vazgeçilmezlerinden
      bilgisayar monitörü de iki boyutlu değil midir? Bu kolaycılığın yaratacağı
      sorunlara karşı ise yeterince önlem alınmamıştır.

      Önemli bir başka sorunumuz da öğrencilere mantıklı düşünme ve eleştirel
      bakış açısı kazandıramamaktır. Bu sorun da eğitim sistemimizin en alt
      basamağından en üst basamağına dek kanayan bir yaradır. Birinci kademedeki
      küçük öğrencilere; “Bir ağaçta on tane kuş var, bir avcı ateş etmiş üçünü
      öldürmüş, geriye ağaçta kaç kuş kalmıştır?” şeklinde sorduğumuzda, hemen
      hemen tamamı on sayısından üçü çıkarıp, yedi diye yanıtlamaktadır. Oysa
      ateş sesi ile ağaçta hiç kuşun kalmayacağını yani yanıtın sıfır olacağını
      öğrencinin bilmesi için günlük hayatla uyumlu, mantıksal düşünmeyi içeren
      bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır. “İki işçinin beş günde yaptığı bir
      işi, dört işçi kaç günde yapar?” sorusuna da pek çok öğrenci on gün
      yanıtını vermektedir. Bir insanın boyunun sorulduğu optik problemlerinde,
      insan boyunu 3 cm, 50 m ve pek çok anormal değerler olarak bulan
      öğrenciler maalesef çoğunluktadır.

      Bir gün ellerinde bir makara sistemi sorusu ile bir grup öğrenci kantinde
      yanıma geldiler. Soru kökünün hatalı olduğunu söylediğimde, soruyu test
      kitabından olduğu gibi yazıp getirdiklerini söylediler. Soruda kütleleri
      100 kg olan makaralar ile 100 g lık cisim kaldırılıyordu. Yani bir tır ile
      sandalye taşınması gibi... Belli ki soruyu kitaptan yazarken hata
      yapmışlar ama mantık süzgecinden bilgileri geçirme ve eleştirel okuma
      yetisi kazanamadıkları için soru kökündeki çelişkiyi fark edememişlerdi.

      Öğrencilere fizik öğretilmeye çalışılırken, boyut analizi konusu
      kavratılmadığı için, pek çok öğrenci matematik ve fizik formüllerinde
      hatalara düşmektedir. Yine öğrencilere fizik öğretilmeye çalışılırken,
      “ölçme, hata, doğruluk, güvenilirlik, duyarlılık” gibi kavramlar yeterince
      verilmediği için, fiziksel niceliklerin sınırları bilinmemekte ve çok
      anormal değerler bulunabilmektedir. Örneğin, bir açının sinüs değeri ile
      ilgili sorularda bir sayısından büyük yanıtlar bulunmaktadır.

      Bu iki soruna karşı çözüm önerileri olacak projeler için yarışmalar,
      bilimsel araştırmalar yapılmalı ve öğretim programları içinde “Ölçme
      Bilgisi”, “Mantık”, “Teknik Resim”, “Uzay Geometri” dersleri sadece ileri
      sınıflar için değil alt sınıflardan itibaren zorunlu ders olarak yer
      almalıdır. Ayrıca öğretmenler ders esnasında olabildiğince üç boyutlu
      görsel materyal kullanmaya özen göstermelidirler.


  Ad Soyad
  Yorum