A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Türkiye’de, Yerel, Basın
Türkiye’de Yerel Basın

Türkiye’de Yerel Basın

Türkiye’de görünmeyen, birbirinden habersiz, bodrumlardan yükselen büyük bir basın ordusu var. Her bölgenin, il’in ve ilçe’nin devlet adamlarının duyurularını halka duyuran, halkın geribildirimlerini bölge yöneticilerine aktaran; halkın sesi olan, bölgesel olayları ve haberleri yansıtan, sayısız bir basın ordusu var. İşte bu büyük basın ordusu yerel basındır. Onlar ki kendilerini halkın sesi, haksızlığın bekçisi, mazlumun tercümanı, halkın savunucusu, kamuoyunun gündemi, kültür bekçisi… olarak görürler. Çoğu kıt kanat geçinirler. Ama bu mesleği gururla yaparlar.
Türkiye’de gündemin nabzını tutan, gündem belirleyen, teknolojik olarak gelişmiş ulusal medya gruplarına alternatif  olarak yerel medya grupları doğmaktadır. Yerel yönetimler güçlendirildikçe aynı doğrultuda yerel basın da hızla büyümektedir. Özellikle göç alan ve sanayi kentlerimizde yerel basın ağırlığı eskisinden daha çok hissediliyor. Bu gelişmelere rağmen Türkiye’de yerel basının sorunları da ciddi boyutlara ulaşmıştır. Bundan dolayı küçümsenmektedir. Yerel basının teknik olarak sorunları hayli fazla. Ama büyük bir ihtiyaç olduğu da aşikâr.



Yerel basının başlıca sıkıntıları; baskı kalitesi, belli bir formatları olmayışı, yayın çizgileri tam olarak oturmuş olmaması, belli bir modelleri olmayışı, yetiştirilmiş nitelikli personel sıkıntısı gibi bir çok sorunları var. Kısacası yerel basın sayı olarak çok büyük ama basın demek bin şahit gerek. Bu sebeplerden dolayı ekonomik olarak da sıkıntıları hayli fazla. Bu eksikliklerin giderilmesi durumunda ekonomik sıkıntılarını aşacak ve aynı zamanda yerel yönetimlerin güçlendirilmesine ve ekonomik kalkınmasına büyük ölçüde bir katkı sağlayacaktır. Aslında teknik sorunlarının giderilmesi yetiştirilmiş; nitelikli, alanında uzman personel istihdam edilmesi zorunlu hale getirilmesine bağlıdır. Ancak bir çok İletişim Fakültesi mezunu iletişim uzmanları genel olarak yerel basını basite aldıklarından dolayı yerel basında görev almayı kendilerine yakıştıramıyorlar. Ve bundan dolayı başka alanlara yönelmektedirler. Aslında haklılar da. Basın sigortası yapan, asgari şartları yerine getiren herkes sarı basın kartı alabiliyor. Bu asgari şartlar içerisinde İletişim Fakültesi mezunu olma şartı bile yok. Türkiye’de güvenlik görevlisi olmak için en az lise mezunu olmak, sağlıklı olmak, fiziksel olarak uygun olmak gibi birçok zorunlu şartlar getirilirken basın kartı sahibi olmak için bunların hiçbirine gerek yok. Bu büyük bir ihmal. Bundan dolayı yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Sarı basın kartları alanında uzman kişilere verilmelidir. Bu düzenleme bir ana önce yapılmalıdır. Türkiye’de yerel basın mensuplarının çoğu iletişim bilimlerine, basın-yayın ilkelerine, kültürel değerlere, sosyal yapısına, vakıf olmadıkları için yayınlamış oldukları haberlerle zaman zaman bazı grupları ya da kişileri hedef gösterebiliyorlar. Grupları ya da kişileri toplum nezdinde rencide edebiliyorlar ve sosyal çatışmalara neden olabiliyorlar. Bunların önüne geçe bilmek, sorunları minimize edebilmek için basını standardize etmek gerekmektedir. Yayın kalitesini arttırmak, gelişmesine katkıda bulunmak için Türk basınına güçlü bir denetim mekanizması sağlanmalıdır. Denetim mekanizması denildiğinde akla ilk gelen ifade özgürlüğünü kısıtlamak olarak algılanmaktadır. Oysa denetim mekanizması olması durumunda basınımız hukuki sorunlarla karşılaşmayacaklardır, daha nitelikli olacak ve okunma oranı daha yüksek olacaktır. Böyle bir denetim mekanizmasına basın özgürlüğü zırhının altına sığınarak karşı çıkanlar olacaktır. Ama şu bilinmelidir ki basın özgürlüğü zırhı, konusunda ehil uzman kişilere verilmelidir. Basına verilen ifade özgürlüğü, demokrasinin gelişmesinde ve belli bir noktaya getirilmesinde, Türkiye’nin dünyaya açılmasında büyük bir katkısı olmuştur. Fakat bununla beraber Türkiye’yi zaman zaman çatışmalara da sürüklemiştir.
Ulusal basın hakim Türkiye yansıtırken; yerel basın öteki Türkiye’yi yansıtmaktadır. İki tip Türkiye’yi en bariz bir şekilde basında da görebiliyoruz. Biri son derece modern, Avrupa standartlarının üstünde olan Türkiye; diğeri ise Afrika’nın standartlarında olan Türkiye. Ulusal basın, hakim Türkiye’nin sesi soluğu olmak, konumlarını korumak, onları daha etkili kılmak, ve onların taleplerini yöneticilere (hükümete) iletme görevi üstlenmektedir. Bunun temel nedeni, reklam verenlerin çoğu hakim Türkiye’den oluşmasındandır. Budan dolayı Türkiye’nin temsilcileri (milletvekilleri) çoğu zaman, yerel sorunlar ulusal bir boyut kazanmayana kadar sorunlara eğilememişlerdir. Son zamanlarda bazı temsilciler yerel basında yer alan haberleri ulusal boyuta taşımayı başarmışlar ise de yine ulusal basının konuya geniş yer vermesi ve gündeme taşımasıyla mümkün olmuştur. Yerel basın daha çok varoşların sorunlarını, yerel sorunları yansıtmaya çalışmış ama çoğu zaman etkili olamamıştır. Öteki Türkiye’yi hakim Türkiye’yle tanıştıramamıştır. Bu iki Türkiye’nin bir biriyle tanıştırmak, ve bu iki Türkiye’yi bütünleştirmek, bölgecilik yerine BİZ kavramını ve farklılıklara saygı gösteren, empati kurabilen bireylerden mürekkep, ortak amaçlarda buluşan TEK TÜRKİYE anlayışını hakim kılmak için bütün basını standardize etmek ve bütün basına eşit fırsatlar sağlanmalıdır. Yerel basın nitelik olarak en az ulusal basının standartlarında olmalıdır. Bunu için iletişim uzmanları yerel basında çalışmaya teşvik etmek için yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardır. Mesela avukatlık gibi kendilerine mesleki bir uzmanlık statüsü verilmesi, Türk basının kalitesini arttıracaktır.

Erkan Şerefoğlu
12 Ağustos 2007 Pazar
JulesVerne