A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Tezellüle, girmeden, hizmet, etmek,
Tezellüle girmeden hizmet etmek

Tezellüle girmeden hizmet etmek Nasıl ki, bir padişahın âdi bir hizmetkârı ve bîçare bir neferi; padişah nâmına feriklere, paşalara hedâyâyı şâhânesini ve nişanlarını veriyor, onları minnettar ediyor. Eğer ferikler ve müşirler, "Bu âdi nefere neden tenezzül edip elinden ihsan ve nişanları alıyonız?" deseler, mağrurâne bir dîvâneliktir. Eğer o nefer dahi, vazifesinin haricinde müşire kıyâm etmezse, kendini ondan yüksek görse, eblehcesine bir dîvâneliktir. Hem, eğer o memnun olan feriklerden birisi, müteşekkirâne o neferin kulübeciğine tenezzülen misâfir gitse; kuru ekmekten başka bulmayan o nefer mahcup kalmamak için, o hâli gören ve bilen padişah-elbette o neferini mahcup etmemek için-matbâh-ı şâhâneden, sâdık hizmetkârının muhterem misâfırine tabla gönderir. Öyle de, Kur’ân-ı Hakîmin sâdık bir hizmetkârı, ne kadar âdi olursa olsun, Kur’ân nâmına, en büyük insanlara emirlerim çekinmeyerek tebliğ eder ve en zengin ruhlu olanlara Kur’ân’ın âlî elmaslannı yalvararak mütezellilâne değil, belki müftehirâne ve müstağniyâne satar. Onlar ne kadar büyük olursa olsun, o âdi hizmetkâra, vazife başında iken tekebbür edemezler. Ve o hizmetkâr dahi, onların ona mürâcaatında, kendine medâr-ı gurur bulamaz ve haddinden tecâvüz etmez. Eğer o hazîne-i kudsiyenin müşterileri içinde bâzıları, o bîçare hizmetkâra velâyet nazarıyla baksalar, elbette hakîkat-i Kur’âniyenin merhamet-i kudsiyesi şânındandır ki, o hizmetkârını mahcup etmemek için, hazîne-i hâssa-i İlâhiyeden o hizmetkârın hiç haberi ve medhali olmadan, onlara medet versin ve himmet ederek feyizdar etsin.




Mektûbât, s. 338-339.










  Ad Soyad
  Yorum