A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Tasarımları daha ucuza giyilebilir hale getirerek modayı demokratikleştirdik

Tasarımları daha ucuza giyilebilir hale getirerek modayı demokratikleştirdik
Collezione"nin hikâyesi de kurucusu Ekrem Akyiğit"in hikâyesi kadar ilginç. Görüşmeye gitmeden önce mutat olduğu üzere, Akyiğit Tekstil Konfeksiyon ve Mağazacılık Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Akyiğit ve kurum hakkında bir araştırma yapıyorum.

Kurumun gelişimi, marka olma süreci ve daha çok bu markanın gerisindeki akılda neler var, öğrenmek istiyorum. Collezione"nin hikâyesi şöyle: Marka yolculuğu 1987 yılında İstanbul Bakırköy"de açılan ilk mağaza ile başlamış. 21 yıllık kuruluşun, 100 mağazası ve 123 franchise noktası var. Ekrem Akyiğit, Collezione"nin vizyonunu; sokağın ruhunu yansıtan moda ürünleri tasarlamak ve sektöründe lider markalar arasında olmak biçiminde belirlemiş. Collezione"yi bugünkü avantajlı konumuna getiren üç adet F"si var: Fresh Fashion Mağazalar, "Fair Price"/Adil Fiyat ve Fast Fashion/Hızlı Üretilen Moda Tasarımlar, kurumun 3F"sini oluşturuyor.

"Collezione"yi eşitlerinden farklı kılarak öne çıkaran özelliği nedir?" diye sorduğumda ise Başkan Akyiğit ilginç bir cevap veriyor: "Modayı demokratikleştirdik!."

"Peki, modayı demokratikleştirmek nedir?" diye sorduğumda, cevabını kısaca yukarıdaki 3F ile veriyor ve ekliyor: "Moda ürünleri giymek bizim işe başladığımız yıllarda mümkün değildi. Moda tasarımları daha az bedel ödeyerek giyilebilir hale getirdik. İşte modayı demokratikleştirmek budur." Her yıl dört mevsim için hazırlanan ana koleksiyonları ve sezon aralarında ayda bir kez hazırlanan ara koleksiyonlarla toplamda 12 kere koleksiyon sunan ve her hafta 75 yeni modelle Fast Fashion felsefesini mağazalarında ürünleştiren kurum, dünya devi markalarla mücadele ediyor.

İnsanlar hayalleri ölçüsünde büyür

Collezione Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Akyiğit"in mücadeleyle geçen hayatını bir yerlerde mutlaka okumuşsunuzdur. Bu nedenle de ben sadece ana noktalara değineceğim. İşe annesinden aldığı sermaye ile beş yaşında gazete satarak başlar. Sonrasında gazoz, su ve kitap onun satış portföyüne girer. Ayakkabı çıraklığı ve antika halı tamirciliği gibi farklı alanlardaki deneyimi de onun bugünkü farklı tarzını oluşturur.

Peki, modayla yolları nasıl kesişir? Ağabeyi bir mağazada tezgâhtar olarak çalışmaktadır. Ağabeyinin yönlendirmesiyle bir mağaza vitrin ustasının yanında çalışmaya başlar. Bir yandan mağazaların vitrin düzenlemelerini yaparken diğer yandan da yeni ilişkiler geliştirir. Mağaza ile kalmaz ev, ofis, iç-dış mekan ve dekorasyon çalışmaları da yapar. Peki, bu kadar işe korkusuzca nasıl girer?

"Cesaretli ve azimliydim, başarısız olmak gibi bir ihtimale zihnimde yer yoktu. Başarısızlık bir sonraki aşama için çok iyi bir başlangıçtı. Her defasında yeni bir şeyler yapmak keyif veriyor; heyecanlı, farklı, yeni geliyordu. Çok zor olmasına rağmen bir o kadar da keyifliydi."

Hayat gailesi onu 13 yaşında kaybettiği babasının kahvehanesinin çay ocağının başına geçirir. Ancak girdiği bu dört duvarın oluşturduğu dünyada var olamayacağını anlar. Ona yetmeyen, "daha fazlasını yapma" dürtüsüdür. Kendine güveni tamdır. Akyiğit, bugün geçmişte şartları gereği yapamadığını, eğitimine liseye devam ederek yapıyor.

Eskiden herkes satış şartlarını saklardı, şimdi ortak hareket edebiliyor.

Benim Başkan Akyiğit"te gördüğüm ve onu başarılı kılan en bariz özellik, yaptığı işlerden keyif almış olması. Bugün de halen aynı keyfi alıyor. Krize ilişkin tekstil sektöründe ve dünyada neler oluyor, sorularıma cevap verirken de aynı duyguları hissettiğini görüyorum.

"Gün bugündür düşüncesiyle 65 bin mağazanın hep birlikte başlattığı indirim kampanyası çok başarılı oldu. Kampanyada sektörün tüm sivil örgütleri Birleşmiş Markalar Derneği, Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği, Tescilli Markalar Derneği ile İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi de beraber hareket etti. Sonuçlar geçen yılki bayram öncesi haftadaki alışverişten daha fazla. İndirimin başladığı hafta, satışlar yüzde 20 artarken, geçen hafta bu yüzde 35"e ulaştı. Bu da sonuçları itibarıyla başarılı bir kampanya başlatmışız anlamına gelir." diyor.

Peki, alışveriş ve kriz yönetimi için gün bugündür ama bu kampanya nasıl doğdu?

"Biz tekstil sektöründe kocaman bir nüfusu barındırıyoruz. Bugün atölyelerimizde çalışanlar da bizim müşterilerimiz. Tüketicilere, eğer satın almazsanız makine başındakiler üretemeyecek, üretmeyince işler kapanacak ve çalışanlarımız da işsiz kalacak dedik. İşte ortaya koyduğumuz biraz da buydu. Sanırım başarılı da olduk." diyor.

Ekrem Akyiğit, kurumsallığa inananlardan. Bu sebeple kurumsallaşma çalışmalarına önem veriyor. Bugün kurumun merkezinde çoğu tasarımcı olmak üzere 500 kişi çalışıyor. Collezione tasarımcıları müşterileri için trendleri önceden görmek, nadir olanı bulmak ve kişiye özel ürünler imal ederek özel olabileceklerini vaat ediyor. Bu sebeple de binlerce model tasarlıyor. Akyiğit, "Moda dünyası, göz açıp kapayana kadar değişiyor ve bu nedenle de dünyanın en hızlı endüstrilerinden biri. Günümüz tüketicisinin de beklentileri farklılaştı. Artık ürün tek başına yeterli değil. Eskiden modayı gözlemleyip, moda ürünlerden esinlenerek ürünler ortaya koyduğunuzda satıyordunuz ama artık kurallar da değişti. En lüks segmentteki ürünlerin benzerlerini istiyor tüketici. Bunu zamanında vermezseniz de gidiyor." diyor.

Bu kriz de nerede yahu?

"Tüketici tez canlıdır. Krizi bekledi, satın almadı ama almaya ihtiyacı olduğu şeyleri almak durumunda. Biz ortak indirim hareketiyle tüketicinin ihtiyacı olanı almasını sağladık. Şu an sektörde herkes hedefini tutturma gayretinde ve bunu da başaracak gibi. Aslında Çin"in, Dünya Ticaret Örgütü"ne üye olduktan sonra gelişmiş ülkelerin insan yoğun işlerini bu ülkeye kaydıracağı zaten tahmin edilmekteydi. Nitekim böyle de oldu. İhracatımız azaldı. Bazı firmalar fabrikalarını, emeğin ucuz olduğu ülkelere kaydırdı. Kendilerince haklı olabilirler ama biz bunu hiçbir zaman düşünmedik. Kırklareli"ndeki fabrikamızı taşımak yerine kapatıp beklemeye karar verdik.

Tekstilde ihracatımızın yüzde 80"ini AB ülkelerine yapıyoruz. Eğer bu ülkelerden bir sipariş sıkıntısı yaşıyorsak, onların da yaşadığı bir satma problemi var demektir. Bu da likidite problemini doğurur. Siparişi geciktirmek erteleme demektir. İşte bu noktada ertelemenin Türkiye"nin lehine, Uzakdoğu"nun aleyhine olacağını düşünüyorum.

Stoksuz çalışmak durumunda olan AB ülkeleri, daha kısa sürede mağazalarına ulaşacak ürünler için yeniden Türkiye"yi seçecektir. Neden Türkiye derseniz... İnsan kaynağı, makine parkurları ve hareket kabiliyeti bizde mevcut. Bu da hemen kolaylıkla üretilen ve adrese ulaştırılan ürünler demektir. Dolayısıyla bu da ürün talep eden ithalatçının elindeki likiditeyi kendinde uzun süre tutması anlamına gelecek. Böyle bakınca da tekstilde ihracat azalmayabilir. Krizin oluşturduğu bu yeni ortamda daha sık ve daha az siparişlerle üretmeyi, bütün bunlar arasından kâr etmeyi öğrenmek durumundayız. Müşteri bu isteklere cevap verecek markalara gidiyor. Buna alışmak durumundayız. Bunu başaramayanlar ne yazık ki elenecekler."

Dünyada neler olacak, bizde neler olacak?

"Hepimiz krize hazır olmalıyız. Benim kuruluşlarım krize borçsuz ve açık hesabı olmadan girdi. Buna rağmen bizim de dayanabileceğimiz noktalar sınırlı. Üstümüze gelen tsunami boyumuzu aşarsa ne kadar güçlü pozisyonda olursak olalım altında kalacağız. Ülkem insanının krize dayanaklı olduğunu söylemeliyim. Bizim diğer ülkelere göre daha az etkileneceğimizi düşünmekteyim. Biz tedbir olarak indirimlere hemen başlamış olmamıza rağmen ABD"de indirimler henüz başladı. Biz ülke olarak pek çok krizi yaşadığımızdan krizin yaşattığı duygu halini zaten biliyoruz. Böyle bakınca da hem etkilenmemiz daha az hem de süresi daha kısa olacaktır. Eğer şartlar bastırırsa bir tedbir olarak Merkez Bankası döviz piyasaya sürülecektir. İnanıyorum ki Türkiye"de YTL sıkıntısı yok, dövize ihtiyaç olabilir. İşin güzel yanı bankaların açığının olmaması. Elbette bu da ekonomiyi güçlü kılan unsurlardan bir tanesi."

Aslında balık tutmak isterdim!

Ekrem Akyiğit, "Nasıl anılmak istersiniz?" soruma, "Aslında balık tutmak isterdim." diye cevap veriyor: "Tuhaf gelecek ama bu yola bir marka oluşturacağım diye başlamamıştım. Başka ürünleri satarken kendi işimi yapmaya karar vermiştim. Sattığım markaların sahibinin iş yapış biçimiyle benimkisi çelişince kendi işimi yapmaya karar vermiştim. Collezione bir mağaza markası olarak doğdu. Şimdi dünya markası olmak üzere çaba gösteriyor. Aslında ben artık balık tutmak istiyorum."

Rahat alışveriş

mekânları, satışı artırır

Collezione mağazaları genellikle geniş metrekarelerde yerleşik. Bu da müşterilerine rahat alışveriş imkanı sağlamak için seçilmiş. Ekrem Akyiğit, dünya markası olma vizyonuyla yola çıkmış Collezione"den önce mağazacılık konusunda farklı markaları satarak epey deneyimi olmuş. Ancak bu alanda da kendini sıkışmış hissedince kendi markasını tasarlamaya karar vermiş. Belli ki karakteri gereği özgür olmayı seviyor. Peki, nasıl liderlik ediyor? Akyiğit daha çok öğreten lider yaklaşımını benimsemiş. Özellikle de bilmediği halde biliyormuş gibi davrananlara gerçekten çok kızıyor.

Rekabette rakamlar konuşur

Collezione sadece mücadele etmiyor, küresel markalarla baş ediyor aynı zamanda. Nasıl mı? Türkiye"ye yayılmış en geniş hazır giyim mağazalar zinciri, 19-27 yaş hedef kitlesinden ve C1 ve C2 SES gruplarında en fazla pazar payı olan 2. marka. Bu yıl 12 milyon satış adedi ve 211 milyon YTL"lik ciro hedefine sahip. 2013"e kadar 146 kendi mağazası ile 413 milyon yeni liralık ciro hedefiyle yürüyor. Yüzde 1,2 pazar payıyla kendi sektörünün 4. mağaza markası (IPSOS KMG 2008 Kış). En sık kullanılan markalar sıralamasının 2"ncisi (IPSOS KMG 2008 Yaz). Marka bilinirliğinde ilk sırada (marka kullanım AC Nielsen 2007), favori ve tavsiye edilen sıralamasında ise 2. marka olarak belirlenmiş (AC Nielsen 2007). Diğer yandan üniversitelilerin ilk tercihlerinden biri (Boğaziçi Üni. 2007). 218 milyon dolar marka değeriyle Türkiye"nin 40. markası (Capital Dergisi 2004). Bu yıl gerçekleşmesi beklenen 11,240 milyar dolarlık tekstil harcaması içinde Collezione yüzde 1,52"lik paya ulaşmayı hedefliyor. Bu da markanın pazardaki yabancı markalarla başa baş mücadelesinin en önemli kanıtları. Ekrem Akyiğit"in hayattaki en büyük korkusu ise ailesinin dışında markasını kaybetmek. Nedenini, "Bugüne gelmek için öyle çok çalıştım, öyle çok risk aldım ki kaybetmek istemem." sözleriyle açıklıyor.