A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Sözde Değil Özde Bilgi Profesyoneli Olmak

Sözde Değil Özde Bilgi Profesyoneli Olmak Blogumuzu takip edenler hatırlayacaktır geçtiğimiz ay gündemimiz “internet teknolojileri ve bunun iletişime olan/olacak iz düşümü” çerçevesinde gelişti. İlk yazıyı şirketimizin teknoloji ve bağlantılı altyapısını kuran/yöneten arkadaşımız Somer kaleme aldı. Akabinde Genel Müdürümüz Cem Bey’de üstüste iki yazı patlattı :)

Benim açımdan her üç yazı da öğretici, satırlarında ilerledikçe okuması keyifli ancak bir o kadar da sabır ve konsantrasyon isteyen çalışmalardı...

* * *

Elbette şu sıralar şirketimizin ajandasında siyasal iletişim, kamu ilişkileri yönetimi, piyasalar ve bu kapsamdaki konular çok daha önemli. Ben de bu minvalde hem interneti hem de siyaseti içerebileceğini düşündüğüm bir yazıyı sizinle paylşmak istedim.

Geçtiğimiz haftalarda Yeditepe Üniversitesi’nde e-Business dersleri de veren danışman
a rel="nofollow" href="http://www.epergo.com/epergo/who.htm" target=_blank>Şule Weston
bazı yabancı kaynaklı makaleleri benim de içinde bulunduğum bir grup ile paylaştı.




Yazılardan bir tanesi elektronik iletişimin siyaset başta olmak üzere bir çok sosyal konuda ne denli bir fark sağlayabileceğine dair hoş sinyaller veriyor. Bakınız şöyle:

1) Artık hiç bir web sitesi
a rel="nofollow" href="http://en.wikipedia.org/wiki/tracking_cookie" target=_blank>tracking cookie
olmadan hazırlanmıyor. İster PC tabanlı olsun ister mobil olsun hangi yolla siteye ulaşıldığının da önemi kalmıyor. Çünkü devir bilgi devri. Araştırmak, takip etmek, gözlemlemek ve sonucunda katma değerli bir analiz yaparak fayda sağlamak elzem. Kısacası, tracking cookie teknolojisi ile gezdiğimiz bir site üzerinde ve sonrasında yaptığımız davranışlar, tercihler ve tutumlarımız harfi harfine izlenebiliyor.

2) Online anket yapmak tarihe karışıyor. Artık “önceden tanımlanmış bir gruba belirli bir konudaki görüşlerini soralım” gibi bir eğilim “eski moda” olarak kabul edilebiliyor. Bunun en temel nedeni insanların soru sorulduğunda söyledikleri ile yaptıkları arasında zaman zaman önemli farklar bulunması. Toparlarsam, devir soru sor ve cevabına göre strateji geliştir devri değil. Araştırmacılar, pazarlamacılar, strateji uzmanları ve benzeri bir çok profesyonel,
a rel="nofollow" href="http://en.wikipedia.org/wiki/behavioral_targeting" target=_blank>insanı doğal davranışları sırasında gözlemlemeyi ve buradan bir analiz yapmayı
yeğeliyor.

3) Online’da ne yapılıyorsa elektronik dünyanın kurallarına uygun olarak hazırlanıyor. Mesleğimizden bir örnek vererek açıklamaya çalışacağım. Müşterilerimiz ve PR hizmeti alan kişi/kurumlar iyi bilirler biz PR’cılar sıkça basın bülteni hazırlar, müşterimizden onay alır ve servisini gerçekleştiririz. Servis ederken öyle onlinemış offlinemış ayrımı pek yapmayız. Daha doğrusu yapılamıyor. Neden mi? Çünkü halen basılan ve dağıtılan yayın organlarının bir çoğu web içeriklerini offline’dan besliyor. Halbuki elimize aldığımız gazeteler için hazırlanan basın bültenlerinde başlık önemli iken, haber portalleri için ise
a rel="nofollow" href="http://en.wikipedia.org/wiki/keyword_%28internet_search%29" target=_blank>kilit kelime
bazlı metin yazımı gerçekleştirmek gerekiyor. Kısacası web için ne yaparsak yapalım a rel="nofollow" href="http://en.wikipedia.org/wiki/search_engine_optimisation" target=_blank>optimizasyon
gerekiyor.

* * *
Şimdi gelelim yazımın başlığına: Tahmin ediyorum büyük çoğunluğumuz seçim anketlerinin sonuçlarını yakından takip ediyor, toplumun nasıl bir eğilim sergileyeceğini merak ediyoruz. Bir diğer merakımız ise apolitik olarak kabul edilen 18 – 25 yaş arasındaki seçmenlerin ne yapacağı hakkında. Ancak doğrudan “kime oy vereceksiniz” diye sormanın ötesine geçemiyoruz. Halbuki apolitik yaşıtlarım zamanlarının çoğunluğunu İnternet’te geçiriyor. Bırakalım yaşıtlarımı şehirli seçmenin de İnternet’te bolca zaman harcadığını öngörebiliriz değil mi?

Bakınız Amerika’da senatör adayı olan Hillary Clinton ve Barack Obama için gerçekleştirilen çalışmada neler bulmuşlar.

1) Clinton takipçileri yasa ve düzenlemeler ile ilgili içeriği yakından takip ediyor ve müziğe ilgi duyuyorlar. En fazla sevdikleri müzik tarzı ise urban, rock, alternative ve country.

2) Obamacılar ise mobil teknolojileri kullanmayı seviyor. Hatta kaba bir tarif ile “Blackberry tutkunları” diye bile adlandırılabilirler. Lüks segmentte yer alan, iki kapılı ve kompakt otomobiller ise favorileri.

3) İnançlar cephesinden bakıldığında ise Obamacıların dini içeriğe temaüllü olduğu ve bu paralelde online gruplar içerisinde yer aldığı görülüyor.

4) Aynı zamanda yine Obamacıların akademik konular, seyahat ve erkek sağlığına yönelik içeriğe daha sıkça başvurdukları da biliniyor.

* * *

Yukarıda özetlemeye çalıştığım yazının orjinalini aşağıda bulabilirsiniz.

Bu makale ve dünkü
a rel="nofollow" href="http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=77440,3" target=_blank>AKP ve Işın Karaca konulu haber
bana şunu düşündürdü: Eğer seçmenlerin (veya tüketicilerin) doğal eğilimlerini analiz edebilirsek acaba bugün para harcadığımız hangi iletişim aksiyonlarını gerçekleştirmezdik?

Ve böylelikle arzu edilen sonuçlara daha hızlı ve ekonomik ulaşabilir miydik?

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Can Dilek
JulesVerne

  • diline pelesenk olmak ne demek
  • dillere pelesenk olmuş ne demek
  • pelesenk
  • pelesenk ne demek
  • Pelesenk Ne Demek – Pelesenk Sözlük Anlamı
  • pelesenk olmak ne demek
  • pelesenk olmak ne demektir
  • pelesenk olmuş ne demek
  • Yüksek Yüksek Tepelere sözleri
  •   Ad Soyad
      Yorum