A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Sınır, Ötesi
Sınır Ötesi

Sınır Ötesi
Bütün kuru dalları yeşerdi umudumun,
Göklerinden yağmuru bekleyen kurak çölüm.
Işığında yol buldum gözünde yanan mumun,
Hayal tayfunlarının taşırdığı bir gölüm.

Cemâlinde renkleri konuşturan âhenk var,
Bakışların ummanı yıkacak kadar derin…
Sonsuzluk ikliminin sınırı Sen’de başlar,
Sen’de biter hududu, bütün güzelliklerin.

Gökyüzü bunca zaman boşa maviye çalmış...
Ay boşa karanlığa şulesini bürümüş,
Hangi aydınlık böyle beyazlığı taşımış,
Hangi gece ömründe, böyle mehtabı görmüş?

Saflığın, dolunayın çehresini andırır,
Samimi duyguların, yegâne adresisin.
Tebessümün, matemi kendinden utandırır,
Hicrânın gövdesinde açan bir gül gibisin.

Âb-ı hayatı sundun, içtim avuçlarından,
İçim dışım bir kabın içinde gizleniyor.
Rotası şaştı ömrün, düştü saç uçlarından,
Yerde yıldız açarken, gökler filizleniyor.




Visâl akşamlarını beklemeye koyuldum,
Ruhum ebedî aşkın yolunu bulsun diye.
Bir ‘inci’lik yol için, ‘zümrüt’ yollardan oldum,
Varsın Sen’in yolunda gönlüm yorulsun diye.

Arzulara sınır yok! Sen’den gayrı anladım,
Neyler bana şimdi gam, şimdi dert, tasa, keder…
Çağların ötesinden Nur’unu yudumladım,
Artık bunun üstüne bir anlık vuslat gider.