A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Satürn Gezegeni ve Özellikleri

Satürn Gezegeni ve Özellikleri

 

Satürn Gezegeni, Satürn gezegeninin uyduları, halkaları ve özellikleri. Satürn gezegeni hakkında bilgi.

Satürn; Güneş sisteminin, Güneş’ten hareketle altıncı gezegenidir.

Jüpiter’den sonra en büyük gezegen olan Satürn, düzlemi tutulumdan çok az ayrılan (2°30’) bir yörünge üstünde, Güneş’ten ortalama, 9,55 gökbirimi (1 milyar 430 milyon km) uzaklıkta dolanır. 29 yıl 167 günlük bir süre içinde katettigi bu yörüngenin dışmerkezliği oldukça büyük (0,056) olan Satürn’ün Güneş’e uzaklığı Satürn yılı boyunca 150 milyon km değişir. Gezegenin dönme ekseniyle yörünge düzlemine dik doğrultu arasındaki açı 26°44′’dir ve bu değer kuvvetli bir mevsim etkisine yol açar. Satürn’ün görünen çapı 14” ile 21” arasında değişir ve 119 700 km’lik bir ekvatoral çapa denk düşer. Gezegenin ekseni çevresinde dönmesi çok hızlıdır; bu da kürenin basıklığının fazla olmasını açıklar: Kutupsal çapı, yalnızca 107 200 km’dir. Jüpiter’de olduğu gibi dönme hızı, ekvatordan (10 s 14 dk) dönencelere (10 s 40 dk) gidildikçe azalır. Satürn’ün çapı, Yer’inkinin 9,4 katına eşit olmakla birlikte kütlesi Yer’inkinden yalnızca 95 kere fazladır. Satürn, gezegenler sisteminde en az yoğunluğu (0,70) olan gezegendir.

GÖRÜNÜM VE ATMOSFER

Kadiri + 0,9 ile + 0,4 arasında değişen Satürn, çıplak gözle kolaylıkla gözlenebilir; sarımsı bir yıldız gibi görünür. Teleskopta, olağanüstü halkası dışında Jüpiter’e çok benzer; dâha az parçalanmış, daha zayıf renk
farkları ve daha canlı renklerle, ekvatora paralel parlak ve karanlık kuşaklar gösterir. Yüzeysel etkinlik olayları o kadar önemli değildir; sözgelimi, Jüpiter’in “kırmızı leke”sinin bir benzeri bulunmaz; ama çok sayıda gökbilimci kuzey tropikal kuşakta çok parlak, yaklaşık on beş gün içinde genişleyip kaybolan küçük beyaz lekeler gözlemlemişlerdir. Satürn atmosferi fiziksel olarak incelendiğinde, Jüpiter’le benzerliğinin çok fazla olduğu görülür. Tayf çözümlemesi metan, amonyak ve moleküler hidrojenin varlığını ortaya koyar. Kızılaltı ve radyoelektrik ışımanın incelenmesiyle elde edilmiş olan sıcaklık yaklaşık -160°C’tır. Çapının daha küçük, yüzeyinin de daha az parlak olması nedeniyle ölçümler Jüpiter’den daha zor olur, atmosferin en alt tabakalarından bulut tabakalarının daha üst kısmındaki dış tabakalarına kadar olan sıcaklık değişimleri saptanamaz. Bu bulut tabakalarının amonyak billurlarından oluştuğu sanılır; yansıtma güçleri Jüpiter bulutlarının kiyle aynıdır. Satürn yuvarlağı Jüpiter’e oranla daha belirgin bir merkez-kenar kararması gösterir. Buradan Satürn’ün dış atmosferinin bileşim bakımından Jüpiter’inkine oldukça yakın olmakla birlikte daha ince ve daha soğuk olduğu sonucu çıkarılabilir. Satürn’de çok kısa dalga boyundaki dalgalarda anormal şiddette bir radyoelektrik yayınım gözlenir.Buna gezegeni çevreleyen ekvatoral bir kuşak içindeki bağıl elektronlarla birlikte magnetik bir alanın yol açtığı kesindir.

UYDULAR:

1979 yılına kadar Satürn’ün dokuz kesin uydusunun bulunduğu biliniyordu. Mimas, Enceladus, Tetis, Dione, Rea, Titan, Hiperoon, Japet, Phoebe. Ayrıca iki de kesin olmayan uydusu bulunmuştu: XX. yy’ın başında Pickering tarafından belirlenen Themis ile 1966’da Dollfus’un gözlemiş olduğu janus.

1979-1980’den başlayarak gerçekleştirilen uzay araştırmaları sonucunda Satürn’ün uydu sayısı 16’ya yükselmiştir.

Titan’ın dışında, bütün uydular küçüktür; önemli özellikler göstermezler; yalnızca, yörüngesinin dışmerkezliği oldukça fazla olan ve retrograt yönde dönen, en uzaktaki Phoebe anormal görünmektedir. Bu uydunun Satürn’ün yakaladığı küçük bir gökcismi olduğu sanılır.Titan’ın tüm uydular arasında ayrı bir yeri vardır. Kadir derecesi + 8 olan bu uydunun çapı 4 900 km’dir ve Satürn’den 1 220 000 km uzaklıktadır ve 15 gün 22 S 41 dk’da dolamınım tamamlar. Güneş sisteminde, özellikle metandan oluşmuş bir atmosfere sahip olduğu kesin olan tek uydu Titan’dır. Bir yandan Titan ve Satürn atmosferlerinin benzerliğinin, her ikisi de aynı bir kökene bağlanması, üte yandan Titan’ın sıcaklığının her zaman çok düşük olması, Güneş sisteminin oluşumu kuramı açısından önemlidir; yoksa metanın uzay içine kaçması gerekir.

SATÜRN’ÜN HALKALARI:

Satürn’ün uyduları fazla dikkate değer olmamakla birlikte halkaları, Güneş sisteminde tektir. 1609’da Galilei ilk kez Satürn’ü gözlediği sırada halkaların, hemen hemen kenarı görünmekteydi; Galilei halkaları ayırt edemedi ve Satürn’ün iki yoldaşı (yuvarlağın iki yanında) bulunduğunu sandı. Burada bir halkanın söz konusu olduğunu 1655’te gören Christiaan Huygens
 oldu. Uzun bir süre üç halkanın bulunduğu sanıldı; dış halka gezegenden daha koyu renktedir, Satürn’ün merkezinden başlayarak 115 000-136 000 km arasına yayılır ve 4 000 km genişliğindeki Cassini bölmesiyle ortadaki halkadan ayrılır; bu ikinci halkaysa son derece parlaktır ve gezegenin merkezinden başlayarak 90 000-111 000 km arasında bulunur. Son olarak çok ince ve oldukça geçirgen olan “Krep” halkası, gökcisminin yüzeyine, 10 000 km’ye kadar yaklaşır. 1705′ten başlayarak, Cassini bu halkanın çok sayıda küçük uydulardan oluştuğunu doğrulamıştır.

1850’ye doğru Roche ve Maxwell, gök mekaniği yasalarına dayanarak katı bir tacın kararlı olamadığını ve parçalanması gerektiğini göstermişlerdir. Halkaların dönmesinin tayfölçümü yoluyla incelenmesi (Doppler olayı), iç bölümdeki hızın kenarlardan daha büyük olduğunu ortaya koydu. Son olarak H. Poincaré de, halkaların sıvı olamayacağını gösterdi. Geçerli olarak yalnızca Cassini varsayımı kalıyordu. Halkalar, birbirlerinden bağımsız olarak Kepler yasalarına göre dolanan küçük uydulardan oluşur. Yer tam halkaların düzleminde bulunduğunda, kenarları Yer’e doğru olan halkalar tümüyle görünmez olurlar.

12 Kasım 1980′de Satürn’ün çok yakınından geçen Voyager 1 sondası (A.B.D.), günümüze kadar kabul edilen bilgileri değiştirecek veriler göndermiştir: Fotoğraflar üstünde yeni halkalar ortaya çıkmıştır; geriye bu halkaları oluşturan blokların yapısının saptanması kalmıştır. Çok yüksek olan yansıtma güçleriyle kızılaltı tayfları ve fotometrik özellikleri bu blokların (katı kütlelerin) buzdan ya da en azından buzla kaplı katı parçacıklardan oluştuğu izlenimini verir.

  Ad Soyad
  Yorum