A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
paragraf soruları

paragraf soruları

 1. (I) Bu dönemde, kendi kafalarıyla düşünemeyenlerin hataları gelip halkımızın sırtında büyümeye başlamıştır. (II) Böylece, o, zamanı yaşamak isterken, zaman onu yaşamış; yani zaman içinde etkisiz kalmış; yaşadığı döneme damgasını vuramamıştır. (III) En başta, kendi kafasıyla düşünmediği için, başka kafaların etkisinde kalmıştır. (IV) Yeryüzündeki büyük sanat yapıtları, bilimsel aşamaların ürünü değildir. (V) Düşünce tarihi, iskambil kâğıdından egemenliklerle insanın yüce gücü arasındaki savaşlarla doludur.

Numaralanmış cümlelerden hangisi bir paragrafın “sonuç cümlesi” olmaya diğerlerinden daha uygundur?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

2. (I) Her zaman yalnız oldum. (II) içimde giderilmez bir yalnızlık taşıdım. (III) Yalnızlık tutkumu içsel bir derinlik ve ayrıcalık gibi yaşadım, korumaya çalıştım. (IV) Dengemi sık sık bozan da dengede kalmamı sağlayan da buydu. (V) Yanımda beni seven, beğenen ve benim de sevdiğim biri olmadığında yerle bir olmaya yazgılı bir dengeydi yani.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden önce “Bıçak sırtında bir dengeydi bu” cümlesi getirilirse paragrafın anlam akışı bozulmaz?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

3. O anda, hiçbiri bu cinayetin sonuçlarını tahmin edememişti. İttihatçıların aleyhine çok sert yazılar yazan bu genç yazarın ölümüne bazıları açıkça, bazıları gizlice sevinmişti. Enver Bey ise bu cinayete hiç şaşırmamıştı…
Yukarıdaki parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir?
A) sanki işleneceğini biliyor gibiydi.
B) olayı duymamış gibiydi.
C) haberi yokmuş gibiydi.
D) çok soğukkanlı karşılamıştı.
E) ilk defa duyuyor gibiydi.

4. Rasim Özdenören’in Gül Yetiştiren Adam’ı yalnızca kendi eylemselliğinin etrafında dönmez; aksine yazarın öngördüğü yaşayışını “Gül” imgesiyle donatarak bir iletinin sözcülüğünü üstlenir. Evin sınırlarının dışında hüküm süren modern dünyaya karşı bütün direncini yalnızca Gül’den alır. Bütün değişim ve açılımlara kapalı bir insan olur. Toplumsal iyinin peşindedir ama toplum, kendini toplumdan dışladığı için, onun farkında değildir.
Yukarıdaki paragraf aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?
A) Aykırılık modern dünyada değil, Gül Yetiştiren Adam’dadır.
B) Toplum farkında olmadığı için de adamın toplumsal etkisi yoktur.
C) Toplumsal iyinin peşinde olduğu halde, topluma ulaşmanın yolunu aramaz.
D) Farkında olmadığı için de adamın değerini bilmez.
E) Adam, toplumdan dışlanmayı isteyerek seçmiş ve benimsemiştir.

5. (I) Gönlümüzün güzelliği sevgi ise, beynimizin güzelliği de düşünebilme yeteneğimizdir. (II) O yeteneği her an, her dakika kullanalım. (III) Annenizi, babanızı, arkadaşlarınızı dinleyin. (IV) Unutmayalım ki düşünen insan özgür insandır. (V) Kişi düşünebiliyorsa pek çok sorununu çözümleyecek, pek çok şeyi bilecektir.
Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

6. I. Annesi öldüğünde, onun şimdiki yaşından daha gençti.
II. Kısaca, evlenme önerilerini ite ite bu günlere gelmişti.
III. Akasyanın dolgun çiçekleri de beyaz beyaz kırpışarak beklerdi onun gelmesini
IV. Daha kendisine nasıl sesleneceğine karar verememiştir.
V. Kimi zaman “hanım” kimi zaman da “kızım” diye sesleniyordu ona.
Numaralanmış cümlelerden hangisi, bir paragrafın sonuç cümlesi olmaya diğerlerinden daha uygundur?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

7. Aşağıdakilerden hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olmaya en uygundur?
A) Ancak bugünkü sanat ortamına baktığımızda, sanatçıların bireyselleştiğini görüyoruz.
B) Bu parçalanmışlığı yeni baştan düşünmek, parçalanmışlığı yeni baştan empati duygusuna çekmek gerekiyor.
C) Geçmişi sözlü geleneğe bağlı olan ve yazmaya üşenen toplumların belgeleri her zaman yetersiz kalır.
D) Yaşanmışa olan ilgi, sıradanmış gibi gözüken olayların arkasındaki anlam da fotoğrafa ışık tutuyor.
E) Tarihsel bağlamda da, günün değerlerinin kavranabilmesi, geçmişte yapılan çalışmalara bağlıdır.

8. (I) ilk kez “yazı” yazmak için oturduğumda, yazdığım “öykü” oldu. (II) Yazıya dönük düşünüşüm, duyarlılığım, duruşum ve dilim, bir öykü kuracak malzemelermiş meğer. (III) Bir yerde biriken suyun, akacağı yönü kendiliğinden bulması gibi, kendine bir yatak oluşturması gibi.(IV) Önce bir tohum halinde, öykülük bir düşünce düşer içime. (V) Sonra da çimlenip dal budak salar.
Yukarıdaki parçada anlam akışına göre “Yazıya dönüşmek için bende birikenler öykülükmüş meğer.” cümlesi, numaralanmış cümlelerden hangisinden sonra getirilmelidir?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

9. (I) Carlos Saura’nın güvensiz bulduğu çocukluk dönemini, ben güvenli ve asla unutulmayan güzelliklerle dolu huzurlu bir dönem olarak anımsıyorum. (II) Özlediğim, bir daha yaşama olanağım olmayan o yıllar (yaşam biçimleri, dostluk, komşuluk, arkadaşlık ilişkileriyle) öykü olarak geri dönüyor. (III) Yapıtlarımdaki öyküler çocukluk döneminin izlerini taşır. (IV) Kuşkusuz, yapıtlarımda çocuklukta yaşadıklarımı bire bir yazmıyorum; o dönemin bazı izleriyle yetiniyorum. (V) Yaşanmışlığın sağlandığı zenginlikten yararlanıyorum; anılar, durumlar öyküye dönüşürken bambaşka biçimler alıyor.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi çıkarılırsa parçada bir anlam eksikliği ya da daralması olmaz?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

10. Öykünün romana göre kısa olan yapısı ve şiire göre anlam açıklığıyla modern insanı rahatlıkla yakalayabilecek bir tür olduğunu düşünüyorum. Yani öykü, kısa ve yoğun yapısı, anlam açıklığı ve gündelik hayata denk düşen yalın, dolaysız anlatımı ile modern insanın beklentilerine cevap verebilecek bir özelliğe sahiptir. Ayrıca öykü, modern insanın ritmiyle, temposuyla ve yaşadıklarıyla örtüşen bir türdür.
Aşağıdakilerden hangisi, öykünün modern insan için uygun görülen yanlarından biri değildir?
A) Romandan kısa, şiirden anlaşılır olması
B) Günlük hayata yoğunluk bakımından denk düşmesi
C) Modern insanın beklentilerine cevap vermesi
D) Modern insanın yaşantı temposuyla örtüşmesi
E) Modern insanı yoğun çalışma temposunda rahatlatması

11. Gömlek ve pantolonlarını giyebildiği kadar giyer, giyilemeyecek kadar kirlendiğinde çıkarıp attığı söylenirdi. Bütün bunlara karşın, çağrılı bulunduğu en temiz evlerde bile, ev sahiplerine sezdirmeden cebinden bir alkol şişesi ve pamuk çıkarıp gümüş çatal bıçakları ovar, yemeğe öyle başlardı. Ev sahipleri de onun vehimlerini bildiklerinden gizli temizliğini görmezden gelir —- gibilerden onun çelişkisine için için gülerdi.
Yukarıdaki paragrafta boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun olur?
A) bu ne perhiz, bu ne lâhana turşusu
B) lâfla peynir gemisi yürümez.
C) lâf söyledi, bal kabağı
D) nerede sabah orada akşam
E) acemi çaylak bu kadar uçar.

12. Öykü yazmak için çok zaman bir hareket noktasına, bir spot cümleye, bir imgeye ihtiyaç duyarım. Bundan sonra anlatımın serüveni başlar. Öyküye bir şey yapamadığınız ana kadar öykünün işçiliği sürer. Artık bir nokta bile koyamadığınızda öykü bitmiş, derdiniz belli ki biraz azalmıştır ama bunun çok uzun sürmeyeceğini…
Yukarıdaki parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanamaz?
A) yeni bir öyküye başlamanız gerektiğini bilirsiniz.
B) dertlerinizin yeniden artacağını bilirsiniz.
C) bunun son acı çekmeniz olduğunu bilirsiniz.
D) kısa bir süre sonra yeniden başlayacağını bilirsiniz.
E) yeni acıların yeni öykülere yönlendireceğini bi-lirsiniz.

13. Çok konuşulan bir çağda yaşıyoruz. Söz gümüşse sükût altındır atasözü, başka bir değer yargısına göre söylenmiştir. Altının da, gümüşün de hayli düştüğü şimdilerde, …
Yukarıdaki parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanabilir?
A) bu söz de anlamını korumaktadır.
B) bu söz de artık geçerliliğini yitirmiştir.
C) bu söz de çok kullanılmaktadır.
D) bu söz de eskisinden daha derin bir anlam kazanmıştır.
E) bu söz de yeni bir anlam kazanmıştır.

14. Katoliklerin “Biz nasıl bize yapılan kötülükleri affediyorsak, Tanrım sen de bizim günahlarımızı affet.” şeklindeki kalıbında her zaman bir pazarlık taktiği sezer gibi olmuşumdur. Affetme, her zaman Tanrı’ya yaranıp kendi günahlarını bağışlatma amacı gütmeyebilir….
Yukarıdaki parça aşağıdakilerin hangisiyle tamamlanamaz?
A) Yerine göre öyle affetmeler vardır ki, affedileni cezadan fazla çarpar.
B) Bazı durumlarda “Keşke affetmeseydi de cezalandırsaydı.” deriz.
C) Cezalandırmanın affetmekten çok daha gerekli olduğuna inanılan durumlar vardır.
D) Tanrının affettiğine inanmak kadar, insanın vicdanen rahat olması da önemlidir.
E) Her affetmenin karşı beklentisi de kendi günahlarının affedilmesini istemektir.

15. Öyküde yenilik, öykü sayısının artması, çeşitlenmesi değil; öykünün yeni bir boyut kazanmasıdır. Yeni oluşum beraberinde yeni açılımlar/yönelimler getirir. Öykücülerin artması da şüphesiz, bu gerçeği örtemez. Öykünün kendi özünü çoğaltması bir yenilik değil ama bir renkliliktir. Bu bir çiçek bahçesinde aynı çiçeğin değişik renklerde görülmesi gibi bir şeydir. Öyküde yenilik derken, eskinin rafa kaldırılması anlaşılmamalıdır.
Yukarıdaki parçada aşağıdaki sorulardan hangisinin cevabı yoktur?
A) Öyküde yenilik nedir?
B) Yeni oluşum beraberinde neler getirir?
C) Öykücülerin çoğalması nasıl bir şeydir?
D) Öyküde yenilikten ne anlıyorsun?
E) Öykünün kendi özünü çoğaltması ne demektir?

16. (I) Ne var ki, insanlar birbirine biyolojik özelliklerinden başka şeyler de geçirirler. (II) Bunların başında kültür gelir. (III) Kültür insan aklının deneylerinin durmadan gelişen, yenilenen bir ürünü, durmadan ateş alan, başka ateşleri yakan atılımlarıdır. (IV) Bazen geçmişin binlerce yıl derinliğinde kalan bir ölümlü, dirilir, gelir, yaşadığımız toplumda güncelleşir. (V) Bazen Sokrates’i görürüz aramızda, bize günümüzün gerçeğini aydınlatan bir ışık tutar. (VI) Eşsiz yürekliliği, cana yakın bilgeliği ve baldıran zehrini bir bardak saf su içer gibi yudumlaması ile…
Yukarıdaki paragraf iki parçaya bölünürse, ikinci paragraf kaçıncı cümleyle başlar?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.

17. Şimdi toplumu yazıyorum, kırsal kesimi yazıyorum, gecekonduları yazıyorum gibi iri lâfları, bunlara gereksinim duyanlara bırakıyorum. Hatta insanı yazıyorum diyenleri de. İnsan, fakat ne kadarını tanıyorsunuz onun? Kişinin en iyi tanıdığı kendisidir. Benim için öykü dışa bile değil, kendime dökülüştür, kendime açılışım, kendimi tanımaya çalışmamdır.
Yukarıdaki paragrafta yazarın aşağıdakilerden hangisini taşıdığı söylenemez?
A) Birtakım konulardan vazgeçme
B) Kendince gerekli alanı bulmuş olma
C) Küçümseyici bir tavır takınma
D) Hikâyeciliğini kendisi üzerinde odaklandırma
E) Evrensel değerleri ve insanı anlatma

18. insan bazı kimselerle okul sıralarında tanışır. Bizim Galile diye bildiğimiz ünlü bilim adamıyla aşinalığımız da küçüklüğümüzden başlar. Dünya’nın Güneş çevresinde döndüğünü söyleyen Galile, bu nedenle engizisyon mahkemesi karşısına çıkarılmış, en ağır işkencelere çarptırılacağı söylenerek bu fikrinden vazgeçmesi söylenmiş; ünlü bilgin: —-
Galile, aşağıdaki cevaplardan hangisini verirse, düşüncesini değiştirdiği kanaati uyanabilir?
A) Ne yapayım ki dönüyor, demiş.
B) Bu gerçeğin bilinmesini şimdilik ertelemiş olurum.
C) Gerçekler, biz istemiyoruz diye değişmez.
D) İnsanın hayatı, bazen bilimselliğin önüne geçer.
E) Ben, yanlış bir düşüncenin doğrusunu söyledim.

19. (I) Bağışlama sizi geçmişin olumsuz yükünden kurtarır. (II) Bağışlamayı, dargınlık, kızgınlık gibi olumsuzlukları üzerinizden atmak olarak düşünün. (III) Olayın mantığı oldukça basittir. (IV) Eğer bağışlamazsanız, dünyanın enerjisini geçmişin çöplüğüne atarak ziyan ediyor olacaksınız. (V) Bağışlama bir enerji musluğu gibidir. (VI) Sizi geçmişten gelen olumsuz enerjiden kurtarır ve geleceğe doğru yol almanız için şimdinin olumlu enerjisini açığa çıkarır.
Yukarıdaki parça iki paragrafa ayrılırsa ikinci paragraf kaçıncı cümleyle başlar?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.

20. Hayatımın ortalarındayım. Yarısını yaşayıp bitirdim, yarısı önümde uzanıyor. Benim yaşımdaki insanlar orta yaşlı sayılıyorlar. Ama ben bazen buna inanmakta güçlük çekiyorum.
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) Ben her zaman genç olmayı istiyorum.
B) Orta yaşlı sayılmayı bir türlü kabullenemiyorum.
C) Yaşlılığa bir adım daha yaklaşmış olmak beni ürkütüyor.
D) İçimdeki genç kız, düşlerinden, coşkusundan vazgeçmek istemiyor.
E) Orta yaşlılığın insanın en olgun çağı olduğunu düşünüyorum.

21. (I) Hatıraların perdesi açılınca hissettiğim o yürek serinletici rüzgar nereden çıkıp gelir? (II) iyi şeyler ve iyi insanlık bulmak istediğinde neden hep hatıraların ırmağına serper insan ağlarını? (III) Geçmişte yaşadığımız günler, günlerimize karışan insanlar, dokunduğumuz varlıklar, gezindiğimiz mekânlar damağımızda benzersiz ve asla kaybolmayan bir tat olarak durur. (IV) Bunaldıkça, oyunlarına koşan bir çocuk gibi anılara döneriz. (V) Onların yalnız hatıralarda kaldığını düşünmekse hüzün verir çoğu zaman. (VI) Yalnız yazmak o müthiş tadı uzun süre yaşatabilir insana.
Yukarıdaki parça iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf kaçıncı cümleyle başlar?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.

22. (I) Kişiliğimiz iletişim içinde olduğumuz insanlarınkinden farklıdır. (II) Hepimiz dünyayı bir miktar farklı algılarız. (III) Aynı olayı gören iki kişiye ne gördüklerini sorarak bunu doğrulayabiliriz. (IV) Hepimizin baskın bir gereksinimi vardır. (V) İnsanların farklı kişiliklere sahip olduğu düşüncesi uzun yıllar önce Cari Jung tarafından ileri sürülmüştür. (VI) Bir insanın kişiliğini ve gereksinimini anlayamadıkça o insanla karşılıklı tatmin edici bir ilişki kurmanız mümkün değildir.
Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.

23. (I) Dış dünyaya yönelik tutumumuz, geçmişimize, niteliklerimize, inançlarımıza ve kendimiz hakkında neler hissettiğimize bağlıdır. (II) Bencil bir tutumumuz varsa insanlara büyük bir olasılıkla şüpheyle bakarız. (III) Kişisel gelişimimizde ilerledikçe kişisel gelişim gösteren insanları yaşamımıza çekeriz. (IV) Cömert bir tutuma sahipsek güven duymaya daha yatkın oluruz. (V) Kendimize karşı dürüstsek ve insanlara adil davranırsak, onlara bizi her an aldatabilecek kişiler gözüyle bakmayız.
Yukarıda numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

24. (I) Bir yazarın sanat yaşamını iki ayrı aşamada incelemek gerek sanırım. (II) ilk dönem bütün duyguların alabildiğine başıboş ve özgür olduğu çocukluk ve ilk gençlik yıllarıdır. (İli) Gözlemleri ona yaşamın katı yüzünü gösterir. (IV) Bu yıllarda, duygusallığı, düşçülüğü ve içe dönüklüğüyle yaşıtlarından çok farklı bir yapıdadır yazar. (V) Henüz tam gelişmemiş sağlam bir kişiliğin denetiminde olmayan bu farklı yapı her şeyden kolayca etkilenir.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi anlatımın akışını bozmaktadır?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.

CEVAP ANAHTARI
1-B  2-E  3-A  4-E  5-C  6-B  7-C  8-A  9-C  10-E  11-A  12-C  13-B  14-E  15-C  16-C  17-E  18-D  19-D  20-E  21-B  22-D  23-C  24-C

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İKİNCİ  TEST

1. Ben henüz büyük kentin yazın egzoz, kışın kalorifer dumanı kokan havasından, lağım kokan deniz kıyılarından, trafik sıkışıklığı içindeki sokaklardan; büyük kentin hepsi birbirinden hırçın, yırtıcı, hırslı, sabırsız, hoyrat insanlarından kopamayacak durumda olduğum için – olsa olsa —-
Yukarıdaki parça aşağıdakilerden hangisiyletamamlanamaz?
A) romantik bir çevreci olabilirim.
B) düşünce plânında çevreci olabilirim.
C) çevreciliğe düşüncelerimle katılabilirim.
D) çevreciliği ancak gönlümle destekleyebilirim.
E) bütün varlığımla çevrecilere katılabilirim.
2. Kentlerde tek başına yaşayan dostlarım, yalnız bir lokomotifin manevra rahatlığı ile doğaya dönme kararını biraz daha kolay, başka insanlardan sorumlu olanlarsa daha güç alabildiler. Emekli olmaları, zaten bir şeylerden kopmuş olmaları da bu kararı kolaylaştıran öğeler oldu. Bense…
Yukarıdaki parça aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?
A) henüz büyük kentin içinde kalmak zorundayım.
B) böyle bir kararı alabilecek durumda değilim.
C) kırsal kesimde yaşamaya cesaret edebiliyorum.
D) henüz emekliliği bile düşünmüyorum.
E) o kadar kolay karar verebilecek durumda değilim.
3. Maragaret adası sekiz köprü ile birbirine bağlanan Tuna’nın en kuzey ucundaki bir huzur ve şiir ülkesidir. On yıl önce bu yeşil adanın görkemli ve güngörmüş ağaçlarına, çimlerine, sabunla yıkanmış gibi tertemiz çakıl taşlı yollarına ve o yolların kenarına yerleştirilmiş düşünür, müzisyen, ressam, yazar heykellerine bakarken, neden biz de
Fenerbahçe’yi bir hale yola koymayız —-, diye düşünmüştüm.
Yukarıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) neden orasını böyle bir huzur ve vefa cenneti haline getirmeyiz
B) onların yaptığı gibi güzel bir dinlenme alanı yapmayız
C) sanatçıların heykelleriyle süsleyerek seçkin bir park haline getirmeyiz
D) doğal güzelliklerini koruyarak, insanların rahat dolaşabileceği bir mekân haline dönüştürmeyiz
E) o alana da yeni ve görkemli binalar yapmayı düşünmeyiz
4. (I) Orhan Kemal sık sık gazeteye uğruyordu. (II) Orhan o yılarda çok güç koşullar altında kıt kanaat geçiniyordu. (III) Her şeye rağmen yalnız yazılarıyla geçimini sağlamaya niyet etmişti. (IV) Romanları çok tutuyor ve çok satıyordu. (V) Ama bu hiç de kolay bir iş değildi. (VI) Çünkü gazeteler Orhan Kemal’den yazı ve roman almaya korkuyorlardı.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisi, düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.
5. (I) Güncel olaylarımız, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz, arzularımız kısaca yaşantımızın tümü, karikatür sanatı ile bizlere yansımaktadır. (II) Karikatür, kimi zaman gülmece ile, kimi zaman da düşünsel, çizgisel eleştiri olarak çıkmaktadır karşımıza. (III) Karikatürist, son yapıtında düşünce üretme, özgür düşünceye, daha güzeli ve doğruyu aramaya önem vermiştir. (IV) Karikatür genelde bir gülmece sanatı olarak bilinir fakat bunun yanında düşündürür de. (V) Toplumdaki her türlü olayı, davranışları mizahi yolla anlatır, eleştirir ve toplumu yönlendirir. (VI) Aynı zamanda evrensel bir dil olma özelliğine de sahiptir karikatür.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.
6. (I) Kendisini yazdıracak olan şeyi bulduktan sonra, birbiriyle iç içe geçen, iki sorun yaşıyorum: (II) Birincisi ilk cümlesi, diğeri bu öyküyü kim anlatacak? (III) Yazar mı, tanık olan mı, yaşayan mı? (IV) Genellikle birinci tekil kişi ağzından anlatmayı tercih ediyorum. (V) Yazdıklarıma asla acımıyorum. (VI) Bu yüzden bir yazı için yüzlerce sayfa yazsam da, geriye kalan pek az sayfa oluyor. (VII) Benim için yazının ilk yazılışı bir işkence, son yazılışı ise gerçek bir hazdır.
Yukarıdaki parçayı iki paragrafa ayırmak gerekirse, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
A) III.   B) IV.   C) V.   D) VI.   E) VII.
7. (I) Fobi (phobie) sözcüğü bundan tam üç yüzyıl önce kullanılmış. (II) Korku, kaçış, dehşet, panik anlamına gelen bu kavram, bir varlığa, faaliyete ya da duruma karşı duyulan mantıksız ve sürekli korkuyu tanımlıyor. (III) Bunalımı endişeden ayıran önemli özelliklerden biri ortada “mantıksız” bir korkunun bulunması. (IV) Ancak, mantıksız olan bir şeyin “nedensiz” olması gerekmiyor. (V) Endişeler, çoğunlukla hoş olmayan deneyimlerin sonucunda ortaya çıkıyor. (VI) Kimi kez nedeni ortalarda gözükmüyor. (VII) Endişe olarak adlandırılan “sürekli korku” cahilliğin de sonucu sayılmıyor. (VIII) Çünkü genellikle endişeliler, korkularının gerçekle hiç ilgisi olmadığını biliyorlar.
Yukarıdaki parça iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf kaçıncı cümleyle başlar?
A) III.   B) IV.   C) V.   D) VI.   E) VII.
8. I. Onlar tarafından sevilmek istiyorsanız onlar kadar değişken olacaksınız.
II. Hem çocukları olacaksınız, hem babalan.
III. Ve onlar sizi hiçbir zaman tarif edemeyecek.
IV. Hem dostları olacaksınız, hem düşmanları.
V. İnsanla zaman arasındaki mesafe azalıyor.
Yukarıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın ilk cümlesi olabilecek niteliktedir?
A) I.   B) II.   C) III.   D) IV.   E) V.
9. Geçmiş, almış başını gitmiş; şimdiki zaman geçip gitmekte, ama gelecek, sonsuz bir genişlik ve derinlikle doludur. Davranışlarımızı düne, bugüne göre değil, yarına, yarınlara göre düzenlemek zorundayız. Yaşadığımız günlerin ardında, yeni başka günler var. Dünün, bugünün değil, yarının insanı olabilmektir önemli olan. Çünkü geleceğin süresi uzundur.
Yukarıdaki paragrafın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Geçmiş zamanın insan üzerindeki etkisi
B) İnsanın bugüne bakarak geleceğini belirlemesi
C) İnsanın yaşamını gelecek zamana göre düzenlemesi
D) İnsanın, içinde yaşadığı zamanı doğru değerlendirmesi
E) İnsanın geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanı algılayabilmesi
10. Orta boylu, ama yakışıklı endamı, parlak sarı saçları, gür kaşları, iki omzunun ortasında benzersiz bir güven ve dinamizmle dimdik taşıdığı vakur başı, insanı delip geçer hissi veren mavi bakışları, hiçbir kadını, hiçbir genç kızı, ilgisiz bırakmayacak dış nitelikleriydi.
Yukarıdaki paragraf aşağıdakilerin hangisiyle tamamlanabilir?
A) Buna karşılık, iç nitelikleri de dış niteliklerini aratmayacak kadar zengindi.
B) Bütün davranışlarından zeki bir insan olduğu anlaşılıyordu.
C) Bir dâhiye yakışacak nitelikte eylemlerin adamı olduğu belliydi.
D) Tavır ve davranışlarıyla karşısındaki insanı çok çabuk etkiliyordu.
E) Ses tonu da onun iç derinliğini yansıtıyordu.
11. (I) Toplumda yaşayan insan, zihnindeki düşünceye uygun kelimeyi bulmak zorunda. (III) Herkes gereksinimlerinin türüne ve olanaklarının genişliğine göre bunu gerçekleştirmeye çalışır. (III) Bazen kelime aranmadan bulunur ve kendiliğinden cümle içindeki yerini alır. (IV) Bir çırpıda aydınlatıverir düşünceyi. (V) Pırıl pırıldır artık düşünce. (VI) Sanatçı da halktan adam da aynı zevkle ürperir bu olay karşısında. (VII) Çünkü kelime düşüncenin kapsadığı ya da değindiği her şeye ortaktır.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi ana düşünce cümlesi olmaya en uygundur?
A) III.   B) IV.   C) V.   D) VI.   E) VII.
12. (I) Cahit Sıtkı Tarancı, hayata bakışını, duygularını, hüzün ve hayal kırıklıklarını eserlerine açık bir şekilde yansıtan edebiyatçıların başında gelmektedir. (II) Dolayısıyla onun hikâyelerini, şiirlerinden ayrı tutarak tam anlamıyla değerlendirmenin mümkün olmadığı kanaatindeyiz. (III) Ayrıca şiir ve hikâyeleri arasında birçok açıdan benzerlikler de bulunmaktadır. (IV) Edebiyatımızda ölüm ve yalnızlık denince ilk aklımıza gelen şairler arasında bulunan Tarancı’nın şiirlerinin merkezinde insan bulunmaktadır. (VI) O daha çok insanın iç âleminde kopan fırtınalara, bunların dışa yansımalarına yönelir. (VI) Onda insan sevgisi, dostluk, hatıralar, aşk ve tabiat vazgeçilmez terimlerin başında gelir.
Yukarıdaki parça iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf kaçıncı cümleyle başlar?
A) II.   B) III.   C) IV.   D) V.   E) VI.
13. İnsanımız kendi kafasıyla düşünmeyi öğrenememiştir, bunu ona öğretmemişlerdir. Hep o kafadan korkulmuştur. Bu düşüncenin gücünden ürkenler bulunmuştur. Okuyandan, yazandan uzak tutmak istemişlerdir toplumu. Kendi kafa donmuşluklarını halkta da görmek istemişlerdir.
Yukarıdaki parça aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanamaz?
A) Ne yazık ki, halkımız da bu çirkin oyuna gelmiştir.
B) Halkımız da zaman zaman, kendi kafasıyla düşünemeyenlerin tuzağına düşmüştür.
C) Ama halkımız, tarihi birikimiyle bu yanlışa düşmemiştir.
D) Fakat halkımız, sağlıklı bir içgüdüyle buna karşı durmuştur.
E) Halkımız onların etkisinden kurtulmak için kimi zaman uzun yıllarını vermiştir.
14. Aşağıdaki cümlelerin hangisi bir paragrafın giriş cümlesi olabilecek niteliktedir?
A) Zamanlama yaşamımızın hemen her yönü için çok önemlidir.
B) Onların hedef ve arzularını ortaya çıkarmanız çok önemlidir.
C) Bu, kişinin zaman ve enerjisinin harika bir kullanımıdır.
D) Görülebilmeleri zordur; güçlü bir hayal gücünü gerektirebilir.
E) Kitabın temel mesajı sadece bunları içermiyor.
15. Jürilerde Kemal Tahir’in işi daha zordu. Çünkü yarışmaya kırk öykü katılıyor, bir tanesini seçiyor. Haber aldım ki, benim öykümü seçmiş. Ondan sonra da demiş ki : “Bu genç eğer istanbul’da oturuyorsa, onu bulup bana getirin.” —- Bana ilk sorduğu soru şu oldu : “Sizi tanımak istememin sebebi şudur; bu dili nereden getiriyorsun?” Ben bu soruyu nasıl cevapladığımı şimdi hatırlamıyorum.
Yukarıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse, yazarın, eylemi “korku ve heyecanla” yaptığı vurgulanmış olur?
A) Sevinçten uçarak gittim ben de.
B) Ben de eteklerim zil çalarak gittim.
C) Ben de elim ayağım titreyerek gittim.
D) Bende ağzım kulaklarımda gittim yanına.
E) Bunu duyunca çok heyecanlanmıştım.
16. Chenier bilimle şiiri birleştirmek istiyordu. Bu amaçla dünyanın ve insanın yaradılışını konu alan bir “Hermes”; dünya coğrafyasını ve tarihini kapsayan bir “Amerique” yazmak istiyordu. Tiyatro sevdalısıydı. Yunan tiyatrosuyla Shakespeare tiyatrosunu bütünleyecek bir tragedya, Aristophanes geleneğine uygun bir komedya yaratmak düşlerinin bir parçasıydı. Tüm bunlar 32 yıllık bir ömre sığabilir miydi?
Yukarıdaki paragrafta anlatılan kişinin en temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Dünyanın ve insanın yaradılışını konu alan bir eser yazmak istemesi
B) Büyük eserler yazmayı düşünmesi ama bunları gerçekleştirememesi
C) Eski Yunan tiyatrosuyla Shakespeare tiyatrosundan hareketle tragedya yazmak istemesi
D) Aristophanes geleneğine uyarak bir komedya yazmak istemesi
E) Şiirle bilimi birleştirmek gibi bir düşüncesinin olması
17. Şair evrensel bir insandır. Bir insanın yüreğini kabartan bütün duygular; insan doğasının her koşul içinde duyduğu ve ortaya koyabildiği bütün şeyler, ölümlü bir insanoğlu gönlünde yer etmiş olan ve oluşup duran bütün izlenimler onun alanıdır. Bundan ötürü şair basitliği de, üstün duyguları da anlatır. Trajediler ya da komediler yazar. Yatkınlığına ya da ruhsal durumuna göre soylu ya da bayağı duyguları dile getirebilir. Çünkü şair…
Yukarıdaki parça anlam bütünlüğünün sağlanabilmesi için aşağıdakilerden hangisiyle tamamlanmalıdır?
A) insanlığın aynasıdır ve insanlığın ne hissettiğini aslına uygun bir biçimde gösterir insanlığa.
B) insanların duygularına canlı bir anlatım kazandırmak için şiir yazmayı seçmiştir.
C) lirik şiirle insanlığın en iç varlığını anlatmaya çalışır.
D) şiirlerinde kendi duygu ve düşüncelerini, yaşadıklarını anlatmak zorundadır.
E) sadece belli bir ahlak çerçevesinde, soylu duygularla insanlığı anlatan kişidir.
18. Televizyonda gördüğümüz Kung-Fu figürü, Uzak Doğu bilgeliğinin ürünü, alçakgönüllü ama sürekli bir dengenin örneğidir. Bir lokma bir hırka ile yetinen, bağıntısız, bağlantısız, insanlara sevecen gözlerle bakan, düşmanlarına ve kötü kişilere kin tutmadan karşı koyan, onlarla kan dökmeden savaşan; iyiliğine karşılık beklemeden başka bir köye giden bir ermiştir. Ne var ki, Kung-Fu’nun hocasından öğrenip benimsediği bireysel mutluluk ne kadar yüce olursa olsun, —-, yine de eksiktir.
Yukarıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun değildir?
A) ne kadar kolay elde edilirse edilsin
B) insanı ne kadar erdemli yaparsa yapsın
C) insana ne kadar iyi değerler kazandırırsa kazandırsın
D) insan yüreğini ne kadar olgunlaştırırsa olgunlaşırsın
E) insanı diğer insanlardan ne kadar üstün duruma getirirse getirsin
19. – Refik Halit, yalnız Türk edebiyatında değil, Rus ve Amerikan edebiyatından sonra, hikâyecilikte dünya ölçüsünde ön plânda yer alacak bir yazarımızdır.
– Refik Halit’in sıcak bir dille yazılan Memleket Hikâyeleri, Türk edebiyatında Anadolu’nun ilk gerçekçi hikâyeleridir.
– Refik Halit’in Memleket Hikâyeleri, Anadolu’nun acı ve tatlı gerçeklerine büyülü bir sanat gücüyle parmak basan ilk hikâyelerimizdendir.
– Refik Halit, bütün bir devrin edebiyatını şahlandıran bir yazardır.
Yukarıdaki cümlelerde, anlatılan yazar ve eserinin aşağıdaki özelliklerinden hangisinin üzerindedurulmamıştır?
A) Yazarın dünya ölçeğinde bir hikâyeci olduğu
B) Anadolu’yu anlatan ilk gerçek öyküler olduğu
C) Anadolu’yu olumlu ve olumsuz yönleriyle anlatmış olduğu
D) Döneminde dünya çapında yaygın olan görüşleri topluma anlatmış olduğu
E) Dönemini ayağa kaldıran güçlü bir yazar olduğu
20. Bahçenin yalnızca ön duvarı kendilerine aittir. Öteki duvarlar komşuların duvarlarıydı. Evin karşı tarafındaki duvarlar alçaktı, kimi zaman komşular dama çıktıklarında, oradan onunla çene çalmak isterlerdi, —- Ona göre bu tür işlerin kendine özgü törenselliğine uymak gerekirdi. Daha parmak kadar çocukkenden beri, bu işlerden hoşlanmazdı.
Yukarıdaki parçada, boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun değildir?
A) ama o böylesi tavırlara asla izin vermek istemezdi.
B) ama o böyle hareketleri hiç hoş karşılamazdı.
C) ama o böyle durumlara bayılır, bol bol konuşurdu.
D) ama o bunu sezdiği için hemen eve girerdi.
E) ama o komşularının bunu niçin yaptıklarına bir anlam veremezdi.
21. Her ne kadar Mesut insanlar Fotoğrafhanesi ve Değişen İstanbul’u hikâye çerçevesinde ele almaya çalıştıksa da, çocukluk ve ilk gençlik anılarını anlattığı bu yazılara klâsik anlamda —- İçlerinden birçoğu, anı kitabından alınmış bölümler şeklinde görünüyor.
Yukarıdaki parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) hikâye demek pek mümkün görünmüyor.
B) hikâyenin sınırları içinde kalmıştır denilebilir.
C) hikâyenin olanaklarından yararlanılmıştır.
D) hikâye demek de mümkündür.
E) hikâye sayılabilir.
22. – Yazmak, hayatta karşılığı olanları aramak, göstermek, anlamlandırmaktır.
– Öykünün benim için, asıl çıkış noktası hayattır.
– Yaşadığımın/yaşadıklarımızın içinde olanı düşünür, düşler, tasarlar ve yazarım.
– Her yazı hayattaki bir engelin aşılması, ayıklamaların yapılması, hayat çıtasının yükseltilmesidir.
“Yazı”yı bu cümlelerdeki gibi anlayan bir yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Yazı çalışmalarının özünü hayattan alan biridir.
B) Yazı çalışmalarında gerçekçi bir yazardır.
C) Yazı çalışmalarında deneyimlerinden de yararlanan biridir.
D) Yazı çalışmalarında belirli bir yararı gözeten biridir.
E) Yazı çalışmalarında geçmiş – şimdi ve gelecek arasında iletişim kurmaya çalışan biridir.
CEVAP ANAHTARI
1-E  2-C  3-E  4-C  5-B  6-C  7-A  8-E  9-C  10-A  11-E  12-C  13-E  14-A  15-C  16-B  17-A  18-A  19-D  20-C  21-A  22-E
  Ad Soyad
  Yorum