A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Paragraf Soruları 8 sınıf

Paragraf Soruları 8 sınıf

 Atatürk'ün Nutuk'unu okumak, hem de birkaç kez okumak gerekir. Onu 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkan düşmanla kimlerin işbirliği yaptığını, kimlerin vatana ihanet ettiğini, Türk Bağımsızlık Savaşı'nın hangi olumsuz koşullarda ve çetin mücadelelerle ka­zanıldığını bilmek için oku­malıyız. Bu, Türkiye Cumhuriyeti'ni gelecekteki ve gü­nümüzdeki tehlikelerden korumakla görevli yeni kuşak­lar için vazgeçilmez bir görevdir.

(1ve 2. soruyu parçaya göre cevaplandırınız.)

1. Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisi­dir?

A) Atatürk ve ileri görüşlülüğü

B) Nutuk'un içeriği ve önemi

C) Millî bağımsızlık mücadelesi

D) Gençliğin görevi

 

2. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine ulaşılmaz?

A) Nutuk'u bir kez okumak yeterlidir.

B) Nutuk'tan öğrenilecek çok şey vardır.

C) Nutuk'ta vatana ihanet edenlerde ilgili bölüm­ler vardır.

D) Bağımsızlık savaşının nasıl kazanıldığı Nu­tuk'ta yazıyor.

 

3. Ünlü düşünür Herakleitos: "Akan suda iki kez yı­kanılmaz." demiş. Gerçekten de maddedeki akış, sürekli devinim, insan - doğa ilişkilerindeki denge­yi, bir güzel değişim ve dönüşüme uğratarak ilerli­yor. Saçlarımızın bir kenarında kırlaşma başlıyor. Gözlerinizin etrafında mor halkalar oluşuyor. Cahit Sıtkı Tarancı'nın dediği gibi yıllar yılı dost bilinen aynalar düşman görünmeye başlıyor. İnsandaki bu değişim belirgin bir şekilde kendisini gösteriyor da doğadaki göstermiyor mu? Kuşkusuz doğada­ki değişim daha da belirgin yansıyor gözümüze. Mevsimler geçiyor; bir canlılık yavaş yavaş yerini ölüme bırakıyor.

Bu parça aşağıdaki yargılardan hangisini ka­nıtlamak amacıyla yazılmıştır?

A) Değişim, insanları mutsuzluğa sürüklemekte­dir.

B) İnsanın kendisini yenileyebilmesi imkânsız­dır.

C) Değişim, doğanın en büyük düşmanıdır.

D) Evrendeki her şey sürekli değişim içindedir.

 

 

4.Hemen her yazı türünün belli özelliklerini kendin­de toplayan bir yazı türüdür röportaj. Bazen bir ge­zi yazısı özelliği taşır, okura ilginç yöreleri tanıtır. Bazen deneme yazısı olur, düşündürür okuru. Ba­zen öyküye yaklaşır, bazen makaleye, köşe yazı­sına...

Bu parçada vurgulanmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

A) Röportajın çok yönlü bir yazı türü olduğu

B) Röportaj yazarının bilgili, kültürü olması ge­rektiği

C) Röportaj yazılarının okuru düşündürmek zo­runda olduğu

D) Röportajda önemli olanın ilginç yöreleri tanıt­mak olduğu

 

5. Okuryazarlık sorunu sadece gelişmekte olan ülke­leri ilgilendiren bir durum olmaktan çıktı. UNES­CO, okuryazar olmayanı, okumayı bilen ama ya­zamayan ya da sadece ezbere bildiklerini okuyup yazabilen kişi olarak tanımlıyor. Okuma yazma işi­ni, hem kendi hem de toplum yararına kullanma­yan ya da kullanamayan kişiyi işlevsel okuryazar kabul etmiyor.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi çıkarıla­maz?

A) Bazı insanlar okuyabilmekte; ama yazama-maktadır.

B) Okuryazarlık sorunu tüm ülkeleri ilgilendir­mektedir.

C) Okumayı bilen, hem kendisine hem topluma yararlı olur.

D) Bazı kalıpları okuyup yazmak okuryazarlık değildir.

 

6. Kimsenin hakkında ileri geri konuşmayı sevmem. Sahip olduğum her şeye başkaları da sahip olsun isterim. Yaşamın çirkinlerinden çok, güzelliklerini görmeye çalışırım. İnsanlara ön yargıyla asla yak­laşmam. "Hatasız kul olmaz." sözünü, yaşamımın temel ilkelerinden biri sayarım.

Bu parçanın yazarı için aşağıdakilerden hangi­si söylenemez?

A) İyimserdir.

B) Hoşgörülüdür.

C) Dedikoduyu sevmez.

D) Çok konuşmayı sevmez.

 

7. Ozan, kendisine özgü bir dil aramaz, aramamalı­dır. Ozanın dili, kişiliği demektir. Kişilik nasıl ara­makla bulunmazsa üslup da taklitle yaratılamaz. Size belki ters gelebilir; ama ozan dilini aştıkça di­lini, kişiliğini aştıkça kişiliğini bulur. Bunların ötesi­ne geçebilmektedir gerçek özgünlük.

Bu parçada anlatılmak istenen aşağıdakiler­den hangisidir?

A) Sanatçıların birbirinden farklı olması olanak­sızdır.

B) Sanatta özgünlük özentiyle değil, kendini aş­makla kazanılır.

C) Usta sanatçıları kılavuz görenler başarıya ulaşır.

D) Her sanat dalı belli aşamalardan geçerek ge­lişir.

 

8. İyi bir eleştirmen geniş görüşlüdür. Tek bir akıma, şaire, çağa, zevke takılıp kalmaz. Çeşitli çığırları, kişileri, dönemleri, güzellikleri kendi ölçüleri ve za­manları içinde kavramaya, değerlendirmeye çalı­şır.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Eleştirmenin ileri görüşlü olması gerektiğine

B) Eleştirmenin herhangi bir kişiye göre hareket etmeyeceğine

C) Eleştirmenin, eseri kendi şartlan çerçevesin­de değerlendirdiğine

D) Eleştirmenin farklı dönemlerde farklı görüşle­ri olabileceğine

 

9.  İyilik kavramı bizde olumsuz yönde gelişmiştir. Bi­ri hakkında yorum yaparken "Şunu yapmaz, bunu etmez, şöyle demez, böyle davranmaz..." deriz. Gerçekten kötülük yapmamak güzeldir, atılacak ilk adımdır. Ama ardından iyilik yapmak, iyi şeylere sebep olmak adımı gelmezse ilk adım cılız ve cansız kalacak, zamanla eriyip gidecektir.

Bu parçanın ana düşüncesi, aşağıdakilerden hangisidir?

A) İyilik anlayışımızın temelinde bazı yanlışlıklar vardır.

B) Kişiler hakkındaki değerlendirmelerimizi daha dikkatli yapmalıyız.

C) Sadece kötülüklerden uzak durarak iyi olunmaz.

D) İyilik ve kötülük hiçbir zaman bir arada bulu­namaz.

 

10. (1) Eskiden daha çok söyleyiş güzelliğine, üsluba önem verirdim. (2) Konu ise bu üslubu aktarmam­da yalnızca bir araçtı. (3) Nurullah Ataç'ı okumaya başladıktan sonra, yanlışsız yazmanın da en az söyleyiş güzelliği kadar önemli olduğunu anladım. (4) Sonra da bunu eserlerimde hep uyguladım.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangi­si ana düşünceyi içermektedir?

A) 1.             B) 2.              C) 3.              D) 4

Cevaplar: 1-B  2-A  3-D  4-A  5-C  6-D  7-B  8-D  9-A  10-C

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

8. Sınıf Türkçe Dersi Paragraf Testi Soruları ve Cevapları – 3

1. Gülmece öyküleri, yapısı gereği yalın bir dille anlatılmalıdır. Ama edebiyata yaslanmayı hiçbir zaman unutmadan... Edebiyata yaslandınız mı, anlatımınız etkileyici ve içten olacaktır. Bir gülmece yazısı için belki sözcük arama gereksinimi duymayabilirsiniz; ama gülmece öyküsünü yazarken çok seçici olacaksınız.
Bu parçada, özellikle aşağıdakilerden hangisinin önemi üzerinde durulmuştur?
A) Bilgi     B) Üslûp      C) Deneyim     D) Konu

 

2. Toplantıyı sunan kişi, “Sait Faik de aramızda!” deyince, birden alkış tufanı koptu salonda. dersimiz.comAma ilginçtir, kimse ayağa kalkıp da selâmlamıyordu alkışlayanları. Alkışsa bir türlü dinmiyordu. İşte o zaman farkına vardım. Tam önümüzdeki sıralardan birinde oturuyordu Sait Faik. Yanındaki arkadaşları, ayağa kalkıp, kendisini alkışlayanları selâmlaması için zorluyordu. Kıpkırmızı kesilmişti yüzü, koltuğuna iyice büzülmüştü.
Bu parçada, aşağıdaki duygulardan hangisine yer verilmemiştir?

A) Sevinme      B) Merak       C) Utanma    D) Üzülme

 

3. Şairler çocukluklarına da gençliklerine de dönmek isterler; bu, doğal bir özlem. Hani “Gençler bilebilse, yaşlılar yapabilse...” denir ya, demek ki gençliğin enerjikliğinin, değerinin ayrımına geç varılıyor. Ama bence şairlerin çocukluğa dönmek istemeleri farklı bir durumdur. Çocuk hesapsız, kitapsız, art düşüncesizdir.
Parçaya göre, şairlerin çocukluklarına dönmek istemelerinin nedeni nedir?
A) Çocukluğun, temiz ve saf duyguların dönemi olması
B) Çocukluğun, enerji dolu bir çağ olması
C) Doğanın, o dönemde henüz bozulmamış olması
D) Farklı bir hayata duydukları özlem

 

4. Ciddi bir emek ve zaman harcadığı şiirlerinin çoğunda memleketçi bir hava seziliyor. Kendinden önceki memleketçi şairlerle aynı çizgide başarılı da olabilir. Yeter ki, yaptığı “çoğaltma” değil, “yeniden üretme” olsun.
Bu parçaya göre sözü edilen şairin başarılı olması aşağıdaki şartlardan hangisine bağlıdır?
A) Şiire daha çok zaman ayırmasına
B) Farklı konuları işlemesine
C) Ustalarının yolundan gitmesine
D) Özgün eserler ortaya koymasına

 

5. Behçet Necatigil, ayrıntıların gizli tarihini yazan bir şair olarak nitelendirilebilir. Eski bir aşkı anlattığında da, komşu evlerdeki gürültülere kulak kabarttığında da, masanın üzerindeki eşyaya baktığında da bu gerçek değişmez.

Parçaya göre, Necatigil’in en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Farklı konuları ele alması             B) Ayrıntılara önem vermesi

C) Duygulara ağırlık vermesi            D) Gerçekleri olduğu gibi yansıtması

 

6. Bir kitabın “klasik” sayılabilmesi için geniş bir okur kitlesinin o eseri benimsemesi ve eserin zaman içinde değerini yitirmemesi gerekmektedir. Klasik bir kitabı çok satılan herhangi bir kitaptan ayıran en temel özellik de budur. Bu nedenle bir eserin “klasik” kabul edilmesi için güzel bir anlatımla birlikte zamana da ihtiyaç vardır.
Bu parçaya göre, aşağıdakilerden hangisi bir eserin “klasik” sayılmasını sağlayan ölçütlerden değildir?
A) Etkileyiciliğini uzun süre sürdürmesi
B) Çok sayıda okur tarafından benimsenmesi
C) Anlatımının başarılı olması
D) Yazıldığı dönemde çok satılması

 

7. Eski çağlarda önemli bir yenilik 200 yılda bir oluyordu. Büyük değişiklikler o toplumlar için bir yıkım sayılıyordu. Çünkü uyum zorluğu çekiyorlardı. Günümüzde bu ara çok kısaldı. İnsanların çoğu, yaşadıkları yoğun tempo içinde yeniliklerin farkında bile değil.
Bu parçadan, aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
A) Yenilikler, her çağda farklı tepkilerle karşılanabilir.
B) Günümüzde, eskiye oranla daha çok yenilik olmaktadır.
C) Yoğun tempo, günümüz insanlarının yenilikleri fark etmesini engellemektedir.
D) Eski çağlarda pek önemli yenilikler olmamıştır.

 

8. Ben şairim, ben yazarım diyen herkes, dille ilgilenmek durumundadır. Çünkü onun tek gereci dildir, dile özen göstermesi işinin bir parçasıdır. Bırakın şair, yazar olmayı; herkes ana diline özen göstermek zorundadır. Çünkü ana diline özen göstermeyen, toplum ekonomisini düzlüğe çıkaramaz, bilim yapamaz, teknik üretemez.
Parçada, dille ilgili olarak, aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?
A) Yazar ve şairler tarafından iyi kullanılması gerektiğinden
B) Toplumun geleceğini etkileme gücü olduğundan
C) Bilim adamlarının dile yeterli ilgiyi göstermediğinden
D) Toplumdaki herkesin ana dilini iyi bilmesi gerektiğinden

 

9. Bazı insanlar vardır, biyolojik yaşları ne olursa olsun, her dem genç, canlı ve neşelidirler. İçleri kan ağlasa bile çevrelerine neşe dağıtırlar. İçlerindeki çocuğu hiç kaybetmezler. Ölümün soğuk yüzü onlarla bağdaşmaz. Ne mutlu böyle insanlara!
Aşağıdakilerden hangisi bu parçada sözü edilen insanların özelliklerinden biri değildir?
A) Her zaman sevinçli görünmek                  B) Çocukluk coşkusunu kaybetmemek

C) Sadece yaşıtlarıyla dostluk kurmak         D) İçlerindeki sıkıntıyı dışa vurmamak

 

10. Klasiklerin sadeleştirilmesi, tartışılmaya değer bir konu değil bence. Asla yapılmaması gerekir. Yapılacaksa şayet, bunu yalnızca o kitabın yazarı -hayattaysa tabi- yapabilir. Hele de çocuklar için bu eserlerin sadeleştirilmesi kabul edilemez bir şey. Çocuk yaştakilerin, çocuklar için yazılmış kitapları okumaları yeterli.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
A) Klasik eserler, bütün insanlara seslenmeyi başarabildiği için bugünlere kalabilmiştir.
B) Çocukların okuyabilmesi için klasik eserlerin sadeleştirilmesi doğru değildir.
C) Bir kitapla ilgili yapılacak değerlendirmelerde mutlaka yazarın görüşlerine de yer verilmelidir.
D) Çocuklar da yetişkinlerin okuduğu kitapları rahatlıkla okuyabilirler.

 

11. Kentin ortasında yeni yapılan pasajlar birer sanat eseri. Genel olarak da, zaten Almanya’daki şehircilik anlayışına hayran olmamak elde değil. Yaya kaldırımlarının genişliği, yollarda bisikletlilere ayrılan bölümler, ağaçlandırma, alt yapı, ulaşım sisteminin olağanüstülüğü, bir dakika bile şaşmayan otobüsler, her sokağa ulaşan metrolar, taksilerin rahatlığı, tüm adresleri bilen, istendiğinde hemen makbuz veren şoförler...
Bu parçada Almanya ile ilgili asıl anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sanatın, yaşam kalitesini yükselttiği
B) Ekonomik yönden hiçbir sıkıntı bulunmadığı
C) Kentleşmenin, ideal düzeye ulaşmış olduğu
D) Ulaşım problemlerinin ortadan kalktığı

CEVAP ANAHTARI : 1-B 2-D 3-A 4-D 5-B 6-D 7-D 8-C 9-C 10-B 11-C

 

----------------------------------------------------------------------------------------------
 

PARAGRAF SORULARI VE YANITLARI

1.Aşağıdaki tümcelerle bir paragraf oluşturulduğunda,hangisi son tümce olur?

a)      Hava henüz karanlıktı.      

b)      Odanın içine gecenin serinliği doldu.

c)      Önce hoşa gidiyor,sonra üşütüyordu insanı.

d)      Pencereyi ardına kadar açtım.

2.  Yazar
ken kitapları bir yana bırakır,aklımdan çıkarırım;kendi gidişimi aksatırlar diye.Gerçekten de iyi yazarlar üstüme iyi abanır,yüreksiz ederler beni.Hani bir ressam varmış,horoz resimleri yaparmış da,uşaklarına  atölyesine hiç horoz sokmamalarını tembih edermiş,ben de öyle...

    Yazarın paragraftaki ressam gibi davranmasının nedeni aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a)      Okumaya çok zaman ayırdığından yazılarını ihmal etmesi.

b)      Uzun sürede kazandığı saygınlığını yitirme kaygısı.

c)      Özgün eserler verememe korkusu.

d)      Kendine gereğinden fazla güvenmesi.

3.”Ben insanın iş görme isteğini ve yaşama çabasını daima canlı tutmasını isterim.Ölüm,bahçeme fidanlarını dikerken bulmalı beni;ama ölüm korkusu,bahçemi yitirme korkusu içinde değil”diyen biri için aşağıdakilerden hangisi söylenemez.?

a)      Hayatı sevdiği

b)      Telaşlı olduğu

c)      Umutlu olduğu

d)      Çalışkan olduğu

4.  “ Yüksek düşüncelerin bayağı zevklerle bir arada bulunması mümkün değildir.Zevklerin bayağılığı düşüncenin asaletini zedeler.Düşünce alanında üst seviyede olduğunu sandığımız insanların zevklerinde basitlik ve bayağılık görüyorsak, o kimsenin fikri değerlendirmelerine de şüphe ile bakmak gerekir.O zaman görülecektir ki düşünce alanında da bu insan aldatıcı bir parlaklığa sahiptir.”

      Paragrafta vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

a)      Asil düşünceli insanlar her alanda kendisini geliştirirler.

b)      Olgun bir insanda düşünce ve zevk birlikte gelişir.

c)      Estetik duygusu gelişmiş insanlar zevk sahibidir.

d)      Zevkli insanlar daha az hata yaparlar.

5.   Geleneklerimize göre konuk kısmetiyle gelir.Ev sahibi olanlar ölçüsünde elinden geleni yapar.Bu arada dertler paylaşılır,anılar tazelenir,dostluklar pekiştirilir.Kısaca konuk ağırlamak Türk toplumunda dayanışmanın önemli bir göstergesidir.

 Paragrafta konuk ağırlamanın hangi işlevi üzerinde durulmamıştır?

     a) İnsan ilişkilerini güçlendirdiği

     b) Özveri duygusunu geliştirdiği.

     c) Sevgi
ve saygı ortamı yarattığı.

d)Toplumsal gelişmeyi hızlandırdığı.

 

6. Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim

    Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak,

    Ne bir dostunuz var acınızı alacak,

    Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu

                                               ( Şükrü ERBAŞ)

Bu dörtlükte vurgulanan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

a)      Yaşamı anlamlı kılan dostluklardır.

b)      Sorunlar azaldıkça mutluluk artar.

c)      İnsan tek başına yaşayamaz.

d)      Birlikte yaşamanın temelinde sevgi vardır.

7.      Çağdaşlaşma denildiğinde,çağımızın özlemleri,gereksinimleri,akımları karşısında duyarlı ve hoşgörülü olmayı anlıyoruz.Çağdaş insan,çevresiyle,ülkesiyle hatta dünya ile birlikte yaşar;çevresinin sorunlarıyla yüklüdür ve huzursuzdur.Bu insanda mutluluk değerleri toplumsal ve evrenseldir.

Paragrafa göre aşağıdakilerden hangisi çağdaş insana uygun düşmez?

a)      Bilinçli olmak   b)      Değişime açık olmak   c)      Sorunları paylaşmak   d)      Karamsar olmak

8. Anne girmem bu oyun
cakçı dükkanına,

    Orda toplar,teyyareler,tanklar var.

    Seviyorum söğüt dalı atımı

    Tekme atmaz,ısırmaz.

                           ( Cahit IRGAT )

Şiirde anlatılama istenen aşağıdakilerden hangisidir?

a)      Çocukların şiddetten hoşlanmadıkları.

b)      Oyuncak seçiminde çocukları özgür bırakmak gerektiği.

c)      Oyuncağının çok olmasının çocuğu mutlu etmeye yetmediği

d)      Çocuklara kendi yaptığı oyuncakların daha sevimli geldiği.

9.”Eleştirmenin herhangi bir yapıtı değerlendirmesi için,belli ölçütlerinin olması gerekir.Keyfe bağlı yargılardan kaçınmalı,nesnel değer yargılarının ardına düşmeli.”diyor Atilla İlhan
.Bunun için de ölçütler üzerinde önemle duruyor.Ama bana sorarsanız,eleştirmeni eleştirmen yapan,kullandığı ölçütün doğruluğu değil,onu kullanışındaki ustalıktır.

Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

a)      Tanık gösterme

b)      Betimleme

c)      Tartışma

d)      Öykü
leme

 

10. Tarih
bilgisi,öğrencilere kuru,özensiz düzenlenen kitaplarla sunulmamalı.Tarih
sel olaylar,ezbere dayalı bilgiler içinde değil;belgelere,yazınsal,tarihsel ve sanatsal yapıtlara dayandırılarak öğretilmeli.Tarihsel,yazınsal ve sanatsal yapıtlar sokaklarda,parklarda sergilenmeli,yalnız tarih kitaplarının sayfalarında değil,toplumun yaşamında da olmalı.

Aşağıdakilerden hangisi,bu görüşe temel oluşturmaz?

a) Tarih bilgisinin gerçeklerle bağdaştırılmadığı

b) Tarih kitaplarının yetersiz olduğu

c) Tarih biliminin diğer bilimlerden daha önemli olduğu

d)Tarih bilgisinin toplumda yaygınlaştırılmadığı

11.Ben öykülerimi yazarken genelde bilgisayarla değil de tükenmez kalem ve kağıtlarla çalışıyorum.Çünkü kağıdı önüme her aldığımda bana:”Gerçekleri değil,hayalleri getir.”dediğini hissediyorum ”Hayallerini getir ve onların kendi gerçeklerine dönmesine izin ver.”Picasso’nun sözü tam da buraya göre:”Hayal edebiliyorsam,çizebilirim.”

Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

a)      Öyküleme-karşılaştırma   b)      Açıklama-tanık gösterme

c)      Betimleme-benzetme    d)      Tartışma-tanık gösterme

12.İlkokul çağındaki bir öğrenci
nin kırk dakikalık derste dikkatini öğretmen
de tutma süresi on beş dakikadır.Lise öğrencilerinde ise dikkatli ders dinleme otuz dakikaya kadar çıkmaktadır.Verimli ders işlemek isteyen öğretmenin bunları göz önünde bulundurması gerekir.

Bu paragrafın anlatımında düşünceyi geliştirme yollarından hangisinden yararlanılmıştır?

a) Tanımlama         b)Tanık gösterme       c) Karşılaştırma        d) Benzetme

13.   Ben var isem ana dilimle varım

        Türkçem benim bereketli toprağım.

        Akan sularımın sesi ondadır.

        Güneşimin aydınlığı,sıcağı...

        Onunla güler,onunla ağlarım

                                        ( Mehmet SALİĞOĞLU)

Şiirden Türkçeyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?

a)      Zengin özelliklere sahip olduğu     b)      Varlığımızın nedeni olduğu

c)      Konuşma yeteneğini geliştirdiği     d)      Duyguları dile getirdiği

14.      Dünyada kötülükler olduğu sürece şiddet de olacaktır.Şiddet,şiddetle değil,sevgiyle ortadan kaldırılır.Güzelliklere,güzel duygularla yaklaşmak kolaydır.Önemli olan,insanlık için olumsuzluk olan durumların karşısına güzel duygularla çıkmaktır.

Aşağıdaki atasözlerinden hangisi paragrafta vurgulanan düşünceyle örtüşür?

a) Kötü söyleme eşine,ağı katar aşına.

b) İyilik et denize at,balık bilmezse Halik bilir.

c) Aman diyene kılıç kalkmaz.

d) İyiliğe iyilik her kişinin ka^rı,kötülüğe iyilik er kişinin ka^rı. 

15.(I) Artık dağlar,sırtlarından kürklerini attılar;fakat henüz sabahları serince olduğu için omuzlarına sislerden bir atkı alıyorlar.(II) Şimdi rüzgarlar da kuru ağaç filizlerine pek deli gibi koşmuyor.(III) Bitkilerin ve insanların şenlikleri mutlaka ilkbaharda yapılıyor.(IV) Her dalın üzerinde renkli ve güzel dokulu ipeklerden ufacık maskeler kıpırdıyor.(V) Akasyaların dallarında kağıt fenerciklere benzer sayısız çiçekler asılı.

Yukarıdaki tümcelerden hangisi paragrafın anlatım bütünlüğünü bozmaktadır?

a) II                       b) III                  c) IV                   d) V

16....Şiir beklemez,bekleyemez.Zamanın nabzı gibidir.İster bireyden çıksın yola,ister toplumdan,belirli bir dünyanın tarihsel koşullarının yürek atımını verir.

Bu paragrafın ilk tümcesi aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a) Roman günceli anlatırken şiir sadece geleceği anlatır.

b) Romanın tersine şiir geçmişin derinliklerine dalar.

c) Şiirin asıl özelliği duygulara hitap etmesidir.

d) Şiir güncele öteki sanat türlerinden daha yakındır.

17.Öfkem kadar güzeldir şefkatim.Papatyayı,laleyi,gülü,yasemini,hasılı bin bir renkli çiçeği ben taşıdım dünyaya.Deniz aşırı ülkelere benim sırtımda gitti,polen polen yaşam.Uçan,sayemde uçtu.Yüreği terlerken ağustos sıcaklarında rençberin alnından ben aldım harareti,ben taşıdım umudu yüreğine tohumun.Ne hikayeler öğrendim zamandan;kimini duydum,kimine şahit oldum:her birinden bir name vurdum sırtıma.

Paragrafta aşağıdakilerden hangisi konuşturulmuştur?

a) Çiçek             b) Bahar            c) Kuş          d) Rüzgar

18._Denizin renginin mavi olduğunu söyleyen genç dostunuza,niçin şiir yazmayı bırakmasını önerdiniz?

    _ Deniz mavi olduğu için.

    _ Peki,söz konusu kişi şair değil de ressam olsaydı,öneriniz aynı mı olurdu?

    _ Bir ressama denizin ne renk olduğunu sormazdım ki,olsa olsa dalgaların sesini betimlemesini isterdim ondan.

Paragraf yorumlandığında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?

a)      Herkes sanatla uğraşsaydı,üretilen her şey sanat eseri olurdu.

b)      Yaratıcılığın olduğu yerde sanattan söz edilir.

c)      Sanat eserini değerli kılan konusu değil,işleyişteki ustalıktır.

d)      Sanatçı imkansızı başarabilendir.

19.    Nihayet akşam oldu.Artık yüzlerimizi görmüyor,yalnız seslerimizi duyuyorduk.Birden arkamızda garip bir fısıltıyı andıran bir hışırtı duyar gibi olduk.Başımızı o yöne çevirdik.İki büyük fıstık ağacı arkasından pırıl pırıl ay sanki yapraklara sürünerek yükseliyordu.Birden bütün manzara değişti.Sanki Japon bir ressamın siyah bir mürekkeple çizdiği belirsiz ve tamamlanmamış hoş bir alem içindeydik Artık...

Paragrafı aşağıdakilerden hangisi anlamlı olarak tamamlar?

a) Dünyanın güzelliğinden korkmaya başladık.

b) Her şeyi açıkça görme ıstırabından kurtulmuştuk.

c) Hayal kurmak imkanının sarhoşluğu vücudumuzu uyuşturmuyordu.

d) Aydan akan büyünün saadetinden rahatsız olmuştuk. 

20.     Düşünme sanatını öğretmek,uzun süren ve zor bir iştir.Uzun vadede amacımız,”ne düşüneceğini”değil,”nasıl düşüneceğini”,”ne bilmesi”gerektiğini”değil,”bilgiye nasıl ulaşması gerektiğini” kazanmış insanlar yetiştirmektir.Bireysel mutluluğun ve üretkenliğin yanında ülkemizin her alanda gelişmesi ve kalkınması da düşünen,yaratan,uygulayan,ihtiyacı olduğunda bilgiye ulaşma süreçlerini kullanabilen insan tipi ile mümkündür.

Paragrafa göre”düşünme”konusunda önemli olan aşağıdakilerden hangisidir?

a)      Bireysel mutluluğun gerçekleşmesi,insanın ne düşündüğüne bağlıdır.

b)      Düşünmeyi öğretmek,yaratan,uygulayan insan tipi yetiştirmekten daha zordur.

c)      Düşündüğünü uygulayan insanlar,gelişim içinde olanlardır.

d)      İnsanın ne düşündüğü değil,nasıl düşündüğü önemlidir.

 

  Ad Soyad
  Yorum