A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Pakistan, Nasıl, Nükleer, Güç, oldu,
Pakistan Nasıl Nükleer Güç oldu

Pakistan Nasıl Nükleer Güç oldu

Zulfikar Ali Butto;

"Kuru ot yiyeceğiz, aç kalacağız ama nükleer bomba yapacağız."

PAKİSTAN Nasıl Nükleer Güç oldu ? Ambargo tehditleri,Büyükelçierlini çeken ülkeler vs vs..

Gerçek bir kardeş ve dost ülke olarak Pakistan"ın nükleer gücünün hikâyesine buyrun..

Hikaye Hindistan"ın 1974"te Poharan şehrinde ilk nükleer denemesini yapması üzerine başlar. 
Bu durum karşısında Pakistan kendi güvenliğini ciddi bir tehdit içerisinde hisseder.
Ezeli rakip Hindistan 3 kez savaştığı komşusu Pakistan"a karşı güç dengesini lehine çevirmiştir. Pakistan"ın buna seyirci kalma şansı yoktur..
Ve düşman kardeş Hindistan"ın nükleer güce sahip olması üzerine kollar sıvanır. 
Pakistan"ın artık yeni bir ülküsü vardır:

O da "Nükleer güce sahip ilk İslam ülkesi olmak."

Ne yapılıp edilecek nükleer bir güç haline gelinecektir.1972 yılında Pakistan Devlet Başkanı Zülfikar Ali Butto ile dönemin Hindistan Başbakanı İndira Gandi arasında Simla Konferansı düzenlenmiş, iki ülke karşılıklı saldırmazlık antlaşması imzalamıştı.
Fakat Hindistan kısa bir süre sonra ilk nükleer denemesini gerçekleştirince Pakistan için ikinci bir seçenek kalmadı.

Zulfikar Ali Butto, Pakistan"ın kararlılığını vurgulayan tarihi cümlesini söyledi.

"Kuru ot yiyeceğiz, aç kalacağız ama nükleer bomba yapacağız."

Multan"da yapılan bir toplantının ardından uzun soluklu nükleer koşunun ilk adımı atılır.
Pakistan ilk olarak 1976"da nükleer araştırma laboratuvarlarını kurup, Hummalı bir çalışma başlamıştı. 
6 yıllık süre içerisinde uranyum geliştirme tekniği elde edildi. Nükleer güce giden tüm engeller birer birer aşıldı. İşler çok gizli yürütülüyordu. Çalışmalar esnasında gereken ve Pakistan Ordusu"na verilmeyen bir çok malzeme özel şirketler aracılığıyla getirtilecektir. 
Devlet, halk, asker, özel teşebbüs nükleer güce giden yolda el eledir.
Çekilen onca zahmet sonucu, Pakistan dünyanın 7"nci nükleer gücü olmayı başarır. İradenin önünde hiçbir engelin duramayacağını kanıtlar.
Hindistan"ın 10 Mayıs 1998"de gerçekleştirdiği 3 nükleer denemenin ardından Pakistan tarihi bir dönemece geldi. Bu denemelere karşı dönemin Başbakanı Navaz Şerif, iddialı konuştu:

"Üç günde biz de yaparız."

Pakistan kamuoyu ayaktaydı. Herkes tek bir şey dile getiriyordu: 
"Nükleer denemeyi ya şimdi yapacağız ya da hiç bir zaman." Deneme yapması halinde Amerika"nın uygulayacağı ambargo hatırlatılınca dönemin Dışişleri Bakanı Gohar Eyüp Han şunları söyledi:

"Biz kendimize yeteriz. Yasaklar ve ambargolar bizi etkilemeyecektir. Hindistan"a cevap vereceğiz." Son noktayı ise Başbakan Şerif koydu:

"Pakistan milleti çorba içmeye mahkum olsa da nükleer denemeleri yapacağız."

"Navaz Şerif bu sözlerinin ardından görkemli Başbakanlık Sarayı"nı "Milletim gibi ben de fedakarlık yapmak zorundayım" diyerek boşalttı ve daha sade bir yere geçti. Başbakan Navaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Cihangir Karamat ve nükleer programın ardındaki beyin olan ünlü fizikçi Abdülkadir Han kararı birlikte verdiler. 
Tüm dünyanın baskılarına rağmen denemeler yapılacaktı. Denemenin yapılacağı günün gecesi, Amerika Birleşik Devletleri Başbakanı Bill Clinton bir kez daha telefona uzandı ve Navaz Şerif"i aradı: "Bombayı patlatma." 
Clinton kimbilir bu sözleri kaçıncı kez tekrarlıyordu fakat Pakistan dediğini yapmakta kararlıydı ve yaptı. 28 Mayıs 1998"de Balucistan eyaletinde art arda 5 nükleer deneme gerçekleştirdi. Denemeler başarılı olmuştu. Halk sokaklara döküldü, sevinç gösterileri düzenlendi..
İnsanlar sokaklarda birbirine tatlı ikram ediyordu. Pakistan tarihinin belki de en coşkulu günü yaşanıyordu. Televizyon ve radyolardan gün boyu marşlar yayınlandı.

"İslâm bombası!"

Pakistan"ın bu başarısı İslam ülkelerinde sevinçle karşılandı. Fakat dünyanın baskısı geçikmedi. Pakistan"a ambargo konulması gündeme geldi. İsrail, İngiltere, Amerika, Japonya, Rusya ve birçok ülke Pakistan"a baskı yapmaya başladı.
Yahudi lobisi harekete geçti. Pakistan, İsrail"i kesinlikle tanımıyor ve İsrail"le en küçük diyaloğu bile kabullenmiyordu. İsrail, Pakistan"ın nükleer gücünü en az Hindistan kadar kendi varlığına yönelmiş bir tehdit olarak algılıyor, Pakistan"ın Arap ülkelerine nükleer teknoloji transfer etmesinden korkuyordu. 
Pakistan pasaportlarında yazılan bir cümle İsrail"in kaygılarının kaynağı için bir ipucu veriyordu: "Pakistan İslam Cumhuriyeti Pasaportu, İsrail hariç tüm ülkelerde geçerlidir."Dünya basını Pakistan"ın nükleer bombalarına "İslam bombası" ismini takmakta gecikmedi. İsrail"in bombaları Yahudi bombası, Amerika"nın bombaları Hıristiyan bombası, Hindistan"ınkiler Hindu bombası olarak algılanmıyordu ama Pakistan"ın bombası İslam bombasıydı.
Pakistan bu baskılara aldırış etmedi. Geri adım atması beklenirken Pakistan"ın kararlı cevabı dünya kamuoyunun beklediğinin aksine gerçekleşti. Pakistan 48 saat içerisinde 2 nükleer deneme daha yaptı.Dönemin Cumhurbaşkanı Refik Tarar olağanüstü durum ilan etti. Bankalar kapandı, döviz alışverişi yasaklandı.İngiltere ve Avustralya, Pakistan"dan büyükelçilerini çeken ilk ülkeler oldu. Bunu diğerleri takip etti.

Ankara"dan gelen telefon...!!!
Bütün bunlar yaşanırken Pakistan"a Ankara"dan bir telefon geldi. Telefonun ucunda dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman demirel vardı. Demirel, Navaz Şerif"e gerginliği sona erdirmesi ricasında bulunuyordu. Şerif, Demirel"e, "Hindistan"ın denemelerinin ardından ülkemizin güvenliği tehlikeye girdi" diyordu. Süleyman Demirel, Türkiye"nin izleyeceği politikayı "Dost ve kardeş Pakistan"a gereken destek verilecek" sözleriyle dile getiriyordu.
Pakistan"a bir destek de çin"den geldi. Çin, Pakistan"a uygulanacak yaptırımları veto etmeye hazır olduğunu açıkladı.Amerika ve Batı ülkeleri, Hindistan"ın nükleer gücünün Çin"i dengeleyeceğini düşünüyorlardı. Çin de tavrını net bir şekilde ortaya koydu. Çin Pakistan"ın yanında yer alacaktı.
Bu gelişmelerin yanısıra dünyanın uyguladığı yoğun ambargo Pakistan"ı iyice bunalttı. Ekonomik kriz hat safhaya ulaştı. Tüm zorluklara rağmen Pakistan nükleer güç olma kararından geri adım atmadı ve Pakistan, Hindistan"ın ardından dünyanın 7"nci nükleer gücü oldu.ABD, Rusya, Fransa gibi imtiyazlı nükleer kulübün üyesi değildi, ancak Hindistan, İsrail gibi uluslararası hukukun kapsama alanı dışında Pakistan da bir nükleer güçtü..

Pakistan"ın nükleer beyni;

Pakistan nükleer güç olma adına ilk adımını Zülfikar Ali Butto zamanında attı. Proje ve çalışmalar Ziya Ül Hak döneminde zirveye ulaştı. Benazir Butto döneminde ise el altından çalışmalar sürdürüldü.Pakistan"da herşey değişebiliyor ama nükleer kararllık hem askeri hem de sivil yönetimler döneminde asla zaafa uğramıyor. Bu istikrarın sembol ismi ise nükleer projesinin arkasndaki beyin olan ünlü fizikçi Abdülkadir Han.Pakistan"ın nükleer gücünün arkasındaki isim Abdulkadir HanÜnlü fizikçi Abdülkadir Han için Pakistan"ın Einstein"ı da deniliyor. Türk asıllı olduğu iddia edilen Abdülkadir Han, 1936 yılında Hindistan"ın Bohapol şehrinde doğdu.

1952 yılında Karaçi"ye göç etti. Karaçi"de eğitimini tamamlayan Abdülkadir, Hollanda"da Delft Teknoloji Üniversitesi"nde mastırını tamamladı.Kadir Han Hollanda"da nükleer teknoloji üzerine çalışmaya başladı ve kısa sürede alanında dünyanın en iyileri arasına girdi. Hindistan"ın nükleer denemelerinin ardından Zülfikar Ali Butto kendisini Pakistan"a çağırdı. Pakistan"ın kendisine ihtiyacı vardı.Kadir Han hiç düşünmeden daveti kabul eder. Pakistan"a gelir fakat eli boş değildir. Hollanda"da çalıştığı nükleer projelerin birer fotokopisini de yanında kaçırmayı başarır. Hollandalılar hakkında tutuklama kararı çıkarırlar. Ama işe yaramaz.Pakistan"da kendisine tam yetki verilir. Ne isterse yapılacak, kendisine asla karışılmayacaktır. Butto ondan tek bir şey ister: "Bize nükleer bomba yap." Ünlü fizikçi tüm Pakistan genelinde bir tarama yapar.İşine yarayacak tüm beyinleri toplar ve bir takım kurar. Hollanda"dan getirdiği kopyaları hafızasındaki bilgilerle tamamlar ve uzun bir takım çalışması sonucu misyonu başarır.Pakistan"da nükleer ve füze teknolojisi üzerine çalışan ekip devlet başkanları gibi sıkı bir koruma altında. Mossad ve CIA"in Pakistan"ın nükleer planlarını çalmak için defalarca girişimde bulunduğu haberi sık sık medyada yer alıyor.
Bu tür operasyon için, nükleer silahların El Kaide"nin eline geçmesinin önlenmesi gibi cazip gerekçeler üretiliyor. Nükleer programda çalışan, isminin açıklanmasını istemeyen bir bilim adamı şunları söylüyor: 
"İnanın Pakistan"ın nükleer gücü tahminlerin çok ötesinde. Biz buna mecburduk ve en iyisini yaptık." Bilim adamı "Pakistan bize inandı, bu fakir millet bize her imkanı sundu ve biz de karşılığını verdik" diyor.Bir üst düzey komutanın şu sözleri ise oldukça çarpıcı: "Günümüzde dünyada söz sahibi olmak istiyorsanız, nükleer güce sahip olmak zorundasınız. Tam bağımsızlığın yolu artık nükleer güce sahip olmaktan geçiyor.Biz nükleer gücü saldırı için değil, güç dengesini sağlayabilmek için elde ettik. Hindistan ise nükleer gücünü komşularını sindirebilmek için kullanıyor."
Evet pakistan nükleer bombaları elde etmek için büyük bedeller ödedi..

Peki biz S-400 S-500 ler ve fazlası için bedel ödemeye hazır mıyız.?