A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Osmanlı Devletinin Kuruluşu

Osmanlı Devletinin Kuruluşu

 

Osmanlı Devleti nerede ve hangi tarihte, kimin tarafından kurulmuştur? Osmanlı Devletinin kuruluş dönemindeki önemli gelişmeler.

Osmanlı İmparatorluğu, Türkler’in tarihleri boyunca kurdukları en geniş devlettir. III. Murat devrinde (1574-1595) devletin sınırları 20 milyon km2′yi bulmuştur. Devlet, dünyanın üç kıtasına yayılmış, meselâ zaman zaman Kuzey Sumatra (Açe), Doğu Türkistan (Kâşgar), Orta Afrika (Bornu), Doğu Afrika (Mozambik), Habeşistan, Lehistan ve Litvanya, Fas-Moritanya, Volga boyları, Moskova’nın az güneyinden başlayan topraklar, bu imparatorluğa bağlanmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu Anadolu Selçukluları’nın son hükümdarı II. Mesut 1308′de öldüğü zaman, Anadolu Türk birliği çoktan parçalanmıştı. Anadolu yarım yüzyıldan beri İran Moğolları’na (İlhanlılar’a) bağlı bulunuyordu. Konya, Tebriz’ den buyruk alıyordu. İlhanlılar, XIII. yüzyılın son yıllarında İslâm dinini yeni kabul etmiş, dil ve kültür bakımından da Türkleşmişlerdi; yalnız, Moğol geleneklerini bırakmamışlardı. Türkler’e tarihte ikinci bir anayurt sağlayan Selçuklu hanedanı İlhanlı darbeleri altında itibarından kaybettikçe, Batı Anadolu’ daki «uc beyleri» (Bizans’a karşı batı Türk sınırını korumakla görevli Türk beyleri) bağımsızlığa gidiyorlardı.

1308′de II. Mesut ölünce, Anadolu’nun meşru hükümdarı İlhanlı hanedanı oldu.Olcayto Hudabende İlhan, unvanları arasında «Anadolu Sultanı» unvanını da taşımaya başladı. Yalnız, İlhanlılar, Anadolu’yu hiçbir zaman vilâyetler halinde düzenleyip imparatorluklarına katmadılar. «Anadolu genel valisi» sanını taşıyan bir İlhanlı askeri valisi varsa da, Anadolu’nun iç işlerine karışmaz, mümkün olduğu kadar vergi toplayıp Tebriz’e taşırdı.

Anadolu Türk devletçikleri, İlhanlılar’ı resmen de, hukuken de kendilerine egemen tanıyorlardı, çünkü ünü efsane derecesine varmış olan Selçuklu hanedanı düştükten sonra, bu Türk beyliklerinin başında bulunan hanedanlardan hiçbiri kendini Anadolu Sultanı ilân etmeye cesaret edemiyordu; esasen hiçbirinin gücü de buna elverişli değildi.

1308′e doğru Karamanoğulları, Lârende’ yi (Karaman’ı) merkez edinmişlerdi; beyliklerin en güçlüsü gibi görünüyorlar, Selçuklu tahtına oturduklarını iddia ediyorlardı; yalnız bu iddialarına öteki beylikler içinde kulak asan yoktu. Karamanoğulları, İlhanlılar’a karşı Mısır-Suriye Türk Memlûk İmparatorluğu ile işbirliği yapıyorlar, tam bağımsızlık taslıyorlardı; Anadolu, Toroslar’a ve Fırat’a kadar Memlûkler’e aitti. Bu alanlarda kurulan Dulkadiroğulları, sonra Ramazanoğulları Türk beylikleri, İlhanlılar’ı değil, Memlûkler’i imparator tanıyorlardı.

Öte yandan, Orta Anadolu’nun bütün doğu bölümünü, en büyük parçasını kaplayan Eretna devletinin, genişliğine uygun bir gücü yoktu; hanedanları İlhanlı genel valiliğinden geldikleri için, Anadolu Türkleri’nce itibarlı sayılmıyorlardı. Germiyanoğulları, nüfuzlarını kaybetmişlerdi. Germiyanoğulları’ndan ayrılan Aydınoğulları, güneybatıda da Menteşeoğulları, kudretli bir donanma sahibi olmuşlardı. Anadolu’da henüz Bizans’ın elinde bulunan parçalar Trabzon’daki imparatorlukla Kocaeli yarımadasından, ufak tefek birkaç yerden ibaret kalmıştı. Anadolu beylikleri bu durumdayken, yalnız, kuzeybatıda, Osmanlı Beyliği, gerek stratejik durumları, gerekse Osman Bey’in siyasi kabiliyeti sayesinde, parlak bir geleceğe ulaşacak gibi görünüyordu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunu bu bakımdan, Osman Gazi (I. Osman)dan başlayarak, şu şekilde özetleyebiliriz:

Ertuğrul Gazi
‘nin ölümünden Bursa’nın Fethine ( 1281-1326)
 — 1281′de , pek mütevazı beyliğini oğlu Osman Gazi‘ye bırakmıştı; bu beylik 3.000 km2′den fazla değildi. Osman Bey‘in, daha sonra oğullarının 45 yıllık gayretleri, onları bir yandan Marmara’ya, bir yandan da Karadeniz’e yaklaştırdı. Uzun gayretlerin sonucu olan Bursa’nın fethi, Osmanlı Beyliği’ni pek önemli bir stratejik duruma yükseltti. İlk defa büyük bir şehre sahip olan Osmanlılar, artık geleceklerinden emindiler.

Bursa’nın Fethinden Gelibolu’ya (1326-1354) — Bursa’nın fethinden sonraki 28 yılda Orhan Bey‘in siyaseti, Ege – Marmara – Karadeniz üçgenini- tutup Avrupa’ya geçmekten, yani Çanakkale Boğazı’nı aşmaktan ibaret oldu. Orhan Bey, Karasioğulları Beyliği’ni topraklarına katarak Balıkesir’i, Çanakkale’yi eline geçirdi; Çanakkale Boğazı’na, Ege’ye çıktığı gibi, Marmara’nın güneyini de baştan başa kapladı. İznik, İzmit gibi en önemli Bizans şehirlerini aldı; Karadeniz’e, Üsküdar’a dayandı. Artık Anadolu Fâtihi Süleyman Şah’ın vaktiyle eriştiği sınırlara yeniden varılmıştı. Haçlı Seferleri, Türkler’e ancak 2,5-3 yüzyıl kaybettirmiş oldu.

Öte yandan, Ankara’yı alan Orhan Bey, kesin şekilde Anadolu’nun en güçlü devletini kurmuş oldu; bu arada, Karamanoğulları’nı gölgede bıraktı. Böylece, Orhan Bey, Bizans İmparatorluğu’nu Balkanlılar’a karşı koruyacak güce erişti. Çeşitli maksatlarla Rumeli’ne, Avrupa yakasına çıkardığı Türk ordularını, sonunda 1354′te Gelibolu yarımadasında yerleşmek azmiyle, oğlu Süleyman Paşa komutasında Çanakkale Boğazı’ndan geçirdi. Bu, Türk tarihinin en önemli olaylarından biridir; Avrupa tarihinde de dönüm noktası olmuştur. Böylece, Türkler, İslâm dinini kabul ettikten sonra, ilk defa olarak yurt kurmak gayesiyle Avrupa’ya ayak basıyorlardı.

*Gelibolu’dan Kosova’ya (1354-1389) — Bundan sonraki 35 yılda I. Murat‘ın siyaseti, Osmanlı devletini güçlü bir Avrupa imparatorluğu haline getirmek oldu. Bu arada, ancak Hristiyanlar’a karşı kazandığı zaferlerin itibariyle Anadolu’da üstünlük kurmayı, zorda kalmadıkça doğrudan doğruya Anadolu beylikleri ile silâhlı çatışmaya gitmemeyi gözetti.

Kosova’dan önce Macaristan’a yaklaşmış olan I. Murat‘ın elinde, Asya’da, ancak kuzeybatı Anadolu bulunuyordu. Yalnız, üstünlüğünü Anadolu beyliklerine kesin olarak tanıtmıştı; bu beylikler, istediği zamanSultan Murat‘a asker yollamak zorundaydılar. Sırpsındığı’nda, Çirmen’de, Kosova’da birleşik Haçlı orduları üst üste ezildikten sonra, artık Türkler, Tuna’yı atlamaya hazırlanıyorlardı.

Anadolu Birliğinden Ankara Felâketine (1339-1402) — Yıldırım’ın 13 yıllık hükümdarlığı devrinde daha ilk yıllarda Anadolu’da büyük fetihler yapıldı, Anadolu, Toroslar’a, Fırat’a kadar Osmanlı idaresi altında birleştirildi, beylikler ortadan kaldırıldı. Niğbolu’ da Osmanlılar’a karşı IV. Haçlı seferi de ezildikten sonra, ortada Bizans’ı kurtaracak hiçbir kuvvet görünmüyordu. Yalnız, böyle bir kuvvet vardı, bu kuvvet doğudan gelecekti: Doğu Türk hakanı olan, dünyanın en güçlü devletinin sahibi bulunan Timur, Ankara’da Osmanlılar’ı yendi. Bu olay, Osmanlı tarihi için bir felâket oldu. Anadolu birliği mahvolmuştu.

  Ad Soyad
  Yorum