A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Nur, Talebeleri, diğer, dindarlarla, münâkaşaya, girmez,
Nur Talebeleri diğer dindarlarla münâkaşaya girmez

Nur Talebeleri diğer dindarlarla münâkaşaya girmez Kardeşlerim, çok dikkat ve ihtiyat ediniz, sakın sakın hocalarla münâkaşa etmeyiniz. Mümkün olduğu kadar musâlâhakârâne davranınız, enâniyetlerine dokunmayınız. Bid’at taraftarı da olsa ilişmeyiniz. Karşımızda dehşetli zındıka varken, mübtedi’lerle uğraşıp onları, dinsizlerin tarafına sevk etmemek gerektir. Eğer size ilişmek için gönderilmiş hocalara rast gelseniz, mümkün olduğu kadar münâzaa kapısını açmayınız. İlim kisvesiyle îtirazları, münâfıkların ellerinde bir senet olur.
Emirdağ Lâhikası-I, s.130.


Risâle-i Nur dairesinde bulunan ve bilfiil çalışan hocalardan ve Konya hocalarından başka, sâir hocalara, bugünlerde, tashîhât yaparken şiddetli bir hiddet bana geldi. Çünkü Arabî okumayan Nur şâkirtlerinin fedâkârları, Arabî bilmemesinden sehivler, hatâlar oluyor. Ben de zahmet çektiğimden, hem eski talebelerimden olan hocalara ve kardeşime, hem şimdiki Ankara’da ve İstanbul’daki resmî hocalara bağırarak dedim: "Ey insafsızlar! Neden hem vazifeniz, hem medresenin mahsulü, hem size farz-ı ayn gibi lüzumu bulunan bu hizmet-i îmâniyede bana yardım etmiyorsunuz? Belki de, sizin lâkaydlığınızdan, çokların çekilmesine sebebiyet veriyorsunuz? İmâm-ı Ali’nin (r.a.), âhirzamanın bir kısım hocalarına vurduğu tokattan hissedar oluyorsunuz" diye dehşetli bir îliraz kalbe gelirken, birden, kalbini bozmayan hocaları müdâfaa etmek için üç mânâ ihtar edildi.



Birincisi: Resmen iki büyük merkezde, iki heyet-i ilmiye, beyânı münâsip olmayan çok esbâba binâen, her vesîleyle hoca kısımlarının Risâle-i Nur’dan çekilmeleri için çok vâsıtaları istimâl ediyorlar. Memuriyet gibi derd-i maîşet belâsıyla bîçare hocaları dairelerine çekip, Nurlardan uzaklaştırıyorlar. Bîçare hocalar, Nurların kıymetini bilmiyorlar değil, belki derdi maîşet veyahut o heyet-i ulemâdaki büyük hocalara îtimat edip ve kendi tahsil ettiği ilm-i dînî kendi îmânını kurtaracak derecesindedir zannıyla lâkayd kalıp, ruhsatla amel etmeye kendine fetvâ buluyor.
İkinci Mânâ: Bu kadar dehşetli bir hücum ve tazyike mâruz kalan Risâle-i Nur şâkirtlerini, evham yüzünden, güyâ "Menemen ve Şeyh Said vak’aları gibi bir hâdisenin ihtimâli var" diye, iki defa, imhâ için; hem-perde altında-eskiden beri düşmanlarım, hem resmen kánun ve idâre ve siyâset cihetinde merhametsiz bir sûrette bâzı erkân-ı hükûmetin bizi iki defa hapis ve ittiham etmesi ve resmî ve gayr-i resmî propagandalarla herkesi bizden ve Nurlardan ürkütmesiyle, elbette hassas ve bir derece zayıf hocalara ehemmiyetli bir korku verip, bir mâzeret olur. Onun için, ekseriyet değil, belki yalnız fevkalâde bir cesâret ve gayret taşıyan bir kısım hocalar, Nurlar dairesine girip, girmeyenleri de bir derece affettirdiler.

Emirdağ Lâhikası-I, s. 210.