A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Marka 2006 Notları 2

Marka 2006 Notları 2 Sayın Belgin Usanmaz, İş Akademisi için, Çırağan`da gerçekleştirilen MARKA 2006 Konferansından notlar almış. Sayın USANMAZ`ın notlarını aşağıda bulabilirsiniz.

Marka 2006
Konferans Notları

2.GÜN            : 08.12.2006

Konuşmacı           : Moti SHAHANİ  (Reinvention: Markaların Geleceği)
                                 Stratejist

Görüşleri             :
Büyük markaların yeniden icat edilerek, nasıl daha güçlü bir marka yapısına kavuştuklarını anlatacak olan SHAHANİ, yeniden icat etmede radikal ve kreditif olmak gerektiğini düşündüğünü belirterek sözlerine başladı. Yeniden icat, taklit etmek ya da takip etmek değildir, icat etmek nereden gelindiğini, nereye gidildiğini tayin etmektir diyerek, bunun 4  düzeyi olduğunu belirtti.




-          YARATMAK(Create)

-          ZORLAMAK(Challenge)

-          DEĞİŞTİRMEK(Change)

-          PARAYA ÇEVİRMEK(Capitalise)

YARATMAK, yeni bir fikir, yeni bir vizyon oluşturmak, farklı bir model sunmak, ZORLAMAK, nereye gittiğini göstermek ve bunun için gerekli olan kalıpları kırmak, DEĞİŞMEK, güçlü ve zayıf yönleri keşfetmek ve farklılık kazandırmak, PARAYA ÇEVİRMEK, farklı ürün ve hizmetlerin alternatif fiyat değerlendirmelerinde bulunarak , herkese ulaşabilir olmasına yöne vermektir dedi.

Gelecekte dünyayı bekleyen birçok gerçeği şimdiden göremez ve buna yönelik değişim ve gelişimlere uğrayamazsak, toplumsal etki ile paylaşımda bulunup kalıpları kırmazsak yok olmayı şimdiden göze almışsızdır diyerek dünyada bu yönde yapılan kampanya ve sosyal sorumluluk projelerinden bahseden konuşmacı, markaların yeniden icata ne zaman başlaması gerektiğini sorusuna,  krize girdikleri  zaman yanıtını verdi.

Türkiye’de tüm markaları temsil edecek bir imge bulamadığına değinen konuşmacı, Türkiye’de şirketlerin yabancı markalarla rekabette zorlanmaya başladığında , “ Yeniden icata yönelmelidir şeklindeki görüşlerini dile getirdi. SHAHAN , konuşmasında, özellikle Apple’ın ve Afrika’da AIDS’le mücadele için gerçekleştirilen “RED” kampanyasına da değinerek “ Tüm sektörlerde yeni alanlara yönelmek daha fazla karlılığın en önemli yolu’dur” dedi.

İPOD örneğinde, Apple’ın Pazar payının ciddi oranlarda düştüğü bir dönemde Ipod’u piyasaya sunarak, yeniden yükselmeye dikkat çeken konuşmacı, Ipod ile müzik piyasasının nasıl değiştiğini örneklerle dinleyicilere aktardı. Ve Ipod çıktığından beri Apple’ın hisselerinin 8 kat değer kazandığını sözlerine ekledi.

Aynı şekilde ABD’de bir buçuk ay önce başlayan (RED) kampanyası ile dünyanın ilgisinin yeniden Afrika’daki AIDS sonununa çekildiğini kaydederek, American Ekspresten Armani’ye kadar bir çok ünlü marka ile anlaşarak, satılan ürünlerden elde edilen gelirin hem AIDS vakfına aktarıldığı hem de markalar için olumlu katkı sağlandığını belirterek yeniden icat budur diyerek, dinleyicilerin dikkatini çekecek farklı açıklamalarda bulundu  

Örneklendirmede bulunduğu faaliyetlere maliyet acısından olumsuz bakan markaların  yaratıcılığını öldürdüğünü düşünen konuşmacı, bu yönden bakıldığında markaların  gelecek planlarında toplumsal veya firma olarak bazı teknik hatalar  yaptığını söyledi.  Gerekiyorsa yaratıcılığı kullanarak, kalıpları kıracak faaliyetlerde bulunun ve yenilikleri icat etmekten de korkmayın diyerek sözlerine devam etti.

Yaşam içinde ticaret-tüketim olduğu kadar ; sorumluluk taşımamız gereken ve bu açıdan markaların biraya gelmesinde öncülük oluşturulmasından yana olduğunu belirten SHAHANİ, markaların geleceğe yönelik yapacak oldukları yatırımlarda  denenmemiş şeyleri deneyerek, ya da denenmiş şeyleri iyileştirip ve geliştirerek , sisteme güç katılabilir diyerek sözlerini tamamladı.



Konuşmacı           : Jeff MANNİNG  (Dünyanın Algısını Değiştiren Kampanya: GOT MİLK?)
                                           Kampanya Yaratıcısı-Pazarlama Dehası

Görüşleri             :
Uzun soluklu ve başarılı bir kampanya yaratıcısı olarak bilinen MANNİNG, Got Milk? Kampanyasının amaca giden bir araç olarak kabul ettiğini belirterek konuşmasına başladı. Kampanyaların özünde yatan şey , “ Bir marka fikri oluşturmaktır” diyerek, markayı bulmak, markaya global bir strateji uygulamak ve sizin için iyidir mesajı vermekle  Got Milk? kampanyasının bugünkü noktaya gelmesindeki başarısının öyküsünü tüm dünyada gösterimde olan reklamlardan örnekler sunarak anlatmaya devam etti.

İlk Got Milk?(Süt Var mı?) Reklamlarında içecek olan süt tek başına bir obje olarak gösterime sunulmasıyla insanların dikkatini çekmediğini fark eden firma yetkilileri arasında olan Jeff, süt ile birlikte kullanılan ürünlerin bir arada sunulduğu reklam filmlerine geçişle tüketici nezdinde sütün daha iyi bir yer edindiğinin görüldüğünü belirtti. Ancak kampanyanın daha başarılı olması ve herkesce aranan bir özellik kazanması için bunun da yeterli kalmaması ile arayışın sürdüğünü, farklı bir çok reklam fikrinin araştırıldığını söyledi. Bu arayışlardan birinde yokluk stratejisi (deprivation strategy) uygulandığını ve  sütün insan yaşamındaki rolünün bu şekilde   daha ön planda tutulduğunun fark ettiklerini belirtti. Bir reklam kampanyasının başarılı olabilmesi için ; 1-Markayı ulaşılabilir kılın. 2- Markayı güldürün.3-Sürekli farklı fikirler geliştirin diyerek yapılan 500 kadar alanda Got Milk kampanyasının stratejilerinin uygulandığından bahsetti.

Bu kampanyalarda farklı objelerden yararlanılarak , sütün sevdirilmesi yönündeki diğer faaliyetlerde ise bazen köpek, bazen çocuk bazen ise çizgi film kahramanları süt ile ilgili Got Milk? diyerek esprili ortamlar yaratılmaya çalışıldığına değinen Jeff, sütün nerde ve nasıl olursa olsun kullanımının yaşamımız içindeki değerini sürekli arttırmaya yönelik kampanyalar yapıldığını örneklerle anlatmaya çalıştı.  Markanın eğlenceli, kışkırtıcı olması yönünde verdiği mesajların insan üzerindeki etkisinin araştırılmasıyla, ortaya çıkan sonuçta; İnsanlara yönelik yapılan reklam çalışmalarında onları alıma yönelik verilen mesajlardan çok , insanlara yaşam içinde ürünün yokluğu ile yaşanacak olan duygu ve düşüncenin hissettirilmesinin daha çok başarı sağladığını  vurguladı. ( Get milk? yerine Got milk?)Daha önceki reklam çalışmalarında pazarlamacıların tüketicilere ne yapmak istediklerini söyleyecek mesajlar vermesi yapılan bir pazarlama hatası olarak fark edildiğini belirtti.

Bundan sonraki kampanyaların ise süt markasının yanında diğer ürün grupları ile ilişkilendirerek alımı iki yönlü artırabilecek olan bir dizi faaliyet içine girildiğini ve bu çalışmalarda seçilen markaların ana ürünü her bakımdan tamamlamasının büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.  Jeff, bisküvi-confleks-bebek maması  gibi bir çok ürün ilişkilendirmesinde bulunulan  örnekleri dinleyicilere sundu.

İlk andan bu güne yapılan çalışmaları aşağıdaki şekilde adımlandırdıklarından bahsetti.

-          Markayı bulun.(Found the brand)

-          Global strateji oluşturun(One global strategy)

-          Sizin için iyidir(Good for you) imajını yaratın.

Hangi yaşta olursanız olun işe yarayacak birşeyler yapın diyen Jeff, kendi markası için kafasında oluşturduğu stratejik aşamaları aşağıdaki şekilde özetledi.

-          Markayı basitleştirin.(Simpliyt the brand)

-          Markayı taddırın ve denetin.(Taste the brnad)

-          Markayı sahiplenin.(Embody the brnad)

-          Marka ortaklarınızı iyi seçin.(Choose the brand)

-          Markayı lisanslayın.(Licence the brand)

-          Markayı hikaye edin.

Ve her marka için bu aşamaların geçerli olduğunu düşündüğünü söyleyerek, burada önemli olanın  “Markanız hiç ölmeyecekmiş gibi davranın” (Act as if your brand will never die) ve  yapılacak olan faaliyetlerde her zaman bunu hatırlayın  diyerek sözlerini tamamladı.


Konuşmacı           : Cem TOPÇUOĞLU  (Madison Aveneu’da REENKARNASYON)
                                  TBWA/İSTANBUL Yönetim Kurulu Başkanı

Görüşleri             :
TBWA/İstanbul ajans başkanı Cem Topçuoğlu, Madison Avenue`da Reenkarnasyon başlıklı konuşmasında değişen tüketiciyle beraber reklam dünyasında yaşanan ve yaşanması gerekli olan değişimleri anlattı.

Konuşmasının başında, marka ve tüketici sayısıyla doğru orantılı olarak mecra sayısının da arttığına dikkat çeken TOPCUOĞLU, tüketicinin sürekli değiştiğini sabah evden çıkarken, akşam eve döndüğünde, arkadaşlarıyla konsere giderken farklı kişiler olduğunu ifade etti. Sürekli farklılaşan bu tüketiciyi yakalamak gerektiğini ve bunun aynı mecrayı sürekli kullanarak yapılamayacağını söyleyen konuşmacı, tüketicinin mecralar üzerindeki kontrolünün arttığını, mecraları izlediğini, katıldığını söyleyerek, "Artık onu hedef kitle olarak görmekten vazgeçmeliyiz" dedi. "Kişi hangi rolleri alıyor ve onu nasıl yakalarız diye düşünmemiz gerekiyor" şeklinde bir yaklaşım sergilenmesi gerektiğini söyledi.

Benjamin Franklin`in "Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuç beklemektir sözünü" hatırlatan TOPCUOĞLU, reklamcıların da sürekli konvansiyonel medyayı kullanıp sonra neden farklı sonuçlar alamıyoruz diye konuşmasının yanlış olduğunu belirtti. "Risksiz, benzer, tahmin edilebilen işler yapıyoruz" diyen TOPCUOĞLU, Visa`nın yaratıcısı ve eski CEO`si Dee Hock`un "Sorun yeni fikirler bulmak değil, eskileri kafamızdan atmak" sözünün bu konuyu çok iyi özetlediğini ifade etti. İnsanları yaşam içinde şaşırtacak ve tüketiciye özel bir deneyim yaşatacak olan fikrin önemini vurgulayan konuşmacı, “ Yeni bir fikre uzanmış bir beyin asla eski boyutuna dönemez” O.WENDWLLHOLİNES ve Hayat; Farkında olmak, Etrafa bakmak, Hissetmek ve Cesaret etmektir diyerek sözlerine devam etti.

Konuşmasının ana temasını oluşturan konuya sıra geldiğinde, TDK`nin sözlüğünde ruh göçü olarak tanımlanan reenkarnasyonun reklam dünyası için çok önemli olduğunu vurgulayan TOPÇUOĞLU, reenkarnasyondan önce diye tanımladığı dönemde marka ve tüketicinin bir yerde buluştuğunu ve buraya mecra dendiğini ama reenkarnasyondan sonra fikir ve tüketicinin arasındaki her noktanın mecra olduğunu belirtti ve  Türkiye`de yeni işlere girecek cesaret olduğunu, bunu iletişim anlayışını değiştirmeye de yansıyacağını söyleyerek sözlerini tamamladı.

  

Konuşmacı           : Dee CAFFARİ  (İLHAM VEREN SERÜVEN)
                                          Yelkenci -Girişimci

Görüşleri             :
Dünyayı yelkenliyle tek başına tersten dolaşan ilk kadın yelkenci olan Dee CAFFARİ, daha önce yalnızca 4 erkeğin tamamlamayı başardığı yolculuğunun detaylarını fotoğraflarla anlatmaya başladı. Aviva`nın sponsorluğunda bu akıl almaz macerayı yenilikçi- gelecek vizyonu olan insanlara destek olan bir marka sayesinde nasıl gerçekleştirdiğini anlatan CAFFARİ, . 178 günlük bu zorlu yaşamda; insanlara güç veren bir çok kazanımlar elde ettiğini ve gezi sonrasında her alanda bu kazanımları insanlarla paylaşacak olan ortamlara davet edildiğinden bahsetti.

Bu serüvenin güç, cesaret, başarı azmi gibi konularda her insana yaşamsal mesajların veriliyor olması , çıkmış olduğu bu yolculukta kazanacak olduklarını daha önce hiç düşünmediğini belirten konuşmacı, sınırları zorlamakla, hedeflere ulaşılabilir olmasına yönelik örnek gösterilen bir kişi olması ve yaptıklarıyla   rekorlar kitabına girmesinin kendisine  nasıl bir gurur yaşadığını dinleyenlere aktardı.

Sınırları zorlamakla, hedeflere ulaşmak için neler yapılabilir olduğunu kısaca bu yolda  öğrendiklerini anlatmayı kendine amaç edinen CAFFARİ, bu yolculukta

-          Kötü şeylerin  uzun süreli olamayacağı,

-          Olumsuz şeyler yaşadıkça insanların gittikçe daha iyi olmaya çalıştığını,

-          Tek başına olduğunuzda neler başarabilir olduğunu,

öğrendiğini söyleyerek, yaşam içindeki her konuda bu duygu ve düşüncelerde yol alınabilir olduğunu yaşamı boyunca tüm insanlara anlatmak istediğini belirtti.

Bir yolculuğun başında hedef ulaşmak çok önemlidir, ama hedefe ulaştığınızda asil önemli olanın yolculuk olduğunu anlarsınız mesajını vererek, yolculuğun tüm zorluklarını ve sonrasındaki zaferini duygusal kimliğiyle dinleyicilere aktararak sözlerini tamamladı.


Konuşmacı           : Ferruh TANAY  (TARAFTARLA MARKALAŞMAK: FENERİUM)
                                          Harley Davidson  Türkiye Yönetim Kurulu Bşk. 2FIB TV Program Yapımcısı

Görüşleri             :
İnanç, Tutku ve Enerjiyi kara dönüştürmek amacıyla kurulan bir şirketin isim babası olduğunu gururla belirterek sözlerine başlayan TANAY,  Fenerium’un kısa zamanda marka kimliği, tüketicisine ulaşma yöntemleri ve finansal başarılarıyla sadece Türkiye için değil, dünya futbolu içinde nasıl  dikkat çekici bir örnek olduğunu belirtmek için  bu başarının altında yatan sırları bilmek gerekir dedi.

Ayrıca yarattıkları Fenerium markasının  profesyonel yönetim anlayışı ile yönetildiğine değinen TANAY, perakendeciliğin tüm kurallarını doğru oynayarak bugün gelinen noktadaki başarının kaçınılmaz olduğunu  belirtti. Bu aşamada yapılanları aşağıdaki başlıklar altında toplayan konuşmacı,

-          Elde edilen başarının nakde dönüştürülmesi

-          Gerekli sermayenin konulması

-          Doğru planlama

-          Doğru ürün, doğru fiyat politikası

-          Taraftara markayı sahiplendirme

-          Yatırımcının işi sahiplenmesi

gibi konularda yönetimin son derece uyum içinde çalıştığını vurguladı. Markaların insan üzerinde yaratacak olduğu etkinin altında yatan bu özelliklerin Fenerium markası içinde son derece önemli olduğunu belirterek tutkunun nasıl başarıya dönüşebilecek olduğunu yapılan faaliyetler ve sonuçları ile dinleyicilere aktararak sözlerini tamamladı.


Konuşmacı           : Dr.Fred Alan WOLF (KUANTUM FİZİĞİ MARKANIZI ETKİLİYOR MU?)
                                           Dr.Quantum-Fizikçi-Yazar –Konuşmacı

Görüşleri             :
Kuantum fiziğinin gerçeklerle değil, gözlemle ilgili olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan WOLF, baktığımızla gördüğümüzün aynı şey olmadığını söyleyerek, "Siz bakana kadar orada bir şey yoktur. Baktığımız gerçeği biz yaratırız. Toplumlarda büyük değişimler yaratan herkes bunu bilir. Eminim Atatürk de biliyordu" diyerek katılımcılardan büyük alkış alarak konuşmasına  çarpıcı bir giriş yaptı..

"Markalaşma gerçektir" diyen WOLF, markaların sürekli piyasada görünüp kaybolduğuna ve bunun Quantum fiziğiyle benzerlikler gösterdiğine dikkat çekti. "Tüketicide oluşan hikaye markanızdır. Tüketici için bir hikayeyi ilginç yapan, kendisiyle ilgili olmasıdır" diyen Wolf, ikinci dünya savaşıyla ilgili bir kitapta okuduğu "Hitler Almanya, Almanya da Hitler`dir" sözünün bu durumu çok iyi açıkladığını söyledi.

WOLF, markaların tüketiciyi sıkı sıkıya kendisine bağlı tutmaması gerektiğini vurgulayarak, " Tüketicilerin odaklanmasını ve zihinlerinde bir şey oluşmasını sağlamalısınız, Onları sürekli kendinize bağlı tutmaya çalışırsanız hata yaparsınız Onları serbest bırakın, isterlerse gitsinler, zaten kontrol istesenizde edemezsiniz”.dedi. Kontrolün bir ilüzyon olduğunu söyleyen WOLF, "Hikayenin asıl yaratıcısı siz yani anlatıcı değildir , dinleyicidir” diyerek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tüketicinin bu hikayeyi kendisinin yaratmasına izin vermezseniz, satamazsınız. Tüketicinin zihni markanın “asıl” yeridir. Siz ona ana noktaları verin, bırakın markayı zihninde o yaratsın" şeklindeki açıklamalarda bulundu. Tüketici zihninde bir hikaye var,o ne kadar sizin anlattığınıza uygunsa o kişi için önemli oluyor diyen konuşmacı, müşteri kendi kendine o hikayeyi oluşturamazsa sizin ürününüzü tercih etmeyecektir , alım kurallarını yaratan patron değil sizsiniz , sizi siz yapan ve büyüten yine müşteridir, müşterilerin diğerlerine anlattığı hikaye de çok önemlidir, bunu marka yöneticileri olarak takip etmezseniz hiçbirşey yapamazsınız diyerek çarpıcı açıklamalarını sürdürdü.

Zihinde markalar,  kendini dinleme, teslim olma ve iyi bir gözlemle  fikir oluştururular diyen  Dr Quantum, hersey zihin alanımızda oluşur, bu durum Tanrının bize ulaşmak istediği yerdir ve seçimlerimiz bu yerdeki  deneyimlerimizi elde etmemizi sağlar şeklinde görüşlerini dinleyiclerle paylaştı. O yüzden deneyimler insanlar için önemlidir diyen konuşmacı, markaların bu deneyimdeki fonksiyonlarının çok yönlü olmasına yönelik ne istediklerini, ne yapacak olduklarını,nasıl yapacaklarını belirlerken insan zihninde ürünlere yönelik bir masal oluşturulması gerektiğinden bahsetti.

Bj Cunnıngham’ın sorularına akıl almaz yorumlar geliştiren Dr.Quantum,marka oluşturma süresi süreçlerden oluşur, bu da zaman alır. Bu süreçte önemli olan: “Odaklanma ve Teslim Olma”dır. Odaklanma bir tabela ise, Teslim olma; tabeladan ne hissettiğinizdir diyerek  örneklendirmede bulundu. “Markanın hissettirdiği şeydir asıl satılacak olan” diyerek interaktif konuşmasıyla kendisine ayrılmış olan süreyi doldurdu.


Konuşmacı           : Matteo THUN (MARKA İLETİŞİMİNDE GÜÇLÜ BİR BELİRLEYİCİ:TASARIM)
                                           Mimar-Tasarımcı

Görüşleri             :
Thun, "Marka iletişiminde güçlü bir belirleyici: Tasarım" başlıklı konuşmasında Swatch, Vodafone, Vapiano, Porsche ve Piaggio gibi çok farklı alanlardaki markalarla yaptığı işbirliklerini anlatarak tasarımın marka üzerindeki etkisini fotograflar eşliğinde dinleyicilere sundu.

Swatch          : Yaşam tarzı-Mevsimsellik-Sadece saat olmadığını ön plana çıkardı.

Vodafone      : Somut birşey olmadığı için, satılan hizmetleri müşterisine anlattı.

Vapiano        : Müşterinin önünde pişirme ile restaurantlarda farklı bir hizmet anlayışı geliştirdi.

Piaggio          : Motosiklet çeşidi olarak farklı beklentilere göre yapılandırıldığı vurgulandı.

Porshe                      : Lux-Mükemmelliyetçi-İtalyan tarzını benimsedi.

Tüm örneklendirilen markalarda tasarımın üretime kazandırdı etkiyi ve farklılaşmayı yansıtan ürünler olarak planlandığını belirten THUN, tasarımın marka iletişimindeki güçünü  vurgulamaya çalıştı.

Tasarımda;

-          Düşüncenin Hafifliği

-          Hızlı harekete geçmek

-          Görünürlük/ algılama

-          Bütünsel bir yaklaşım

-          Dayanıklılığı estetikle buluşturmak

Gibi konuların ön plana çıktığını vurgulayan konuşmacı, tasarımın, marka iletişimine , farklılaşmaya ve markanın müşteriye yarattığı deneyime nasıl etki ettiğini sunduğu örneklerde göstererek sunumunu tamamladı.


Konuşmacı          : NİL KARAİBRAHİMGİL (NİL DÜNYASI)
                                         Müzisyen –Söz yazarı
Görüşleri             :
Kapasite, performans , yaratıcılığın markalar dünyasında müzikle bütünleşen yanını şimdiye kadar yapmış olduğu reklamlardaki ön plana çıkan temaların , sözlere yansıyan ve müziğe uyarlanan kısmındaki keyif veren etkiyi dinleyicilerle paylaşan KARAİBRAHİMGİL, Arçelik, Turkcell, Orkid, Biskrem,Digitürk,Kolaturka,Bellona,Pınar vb. gibi hem sözünü hem müziğini yapmış olduğu reklamlardan örneklendirmeler sundu.

Reklam söz yazarlığı ve müzik yapımında markayı eğlenceli kılmaya yönelik çalışmalar geliştirdiğinden bahseden  Nil, “Müzik markaya ruh katar” diyerek, Nil Dünyası adını verdiği bir dizi reklam ve kampanyaları hakkında markaları tanımaya yönelik katılmış olduğu toplantı anılarını  ve marka tasatımcıları ile ilgili yaptığı görüşmeleri  anlattı.

Marka yetkilileriyle bu görüşmelerde, firmaların tüketiciye ulaşmadaki beklentilerinin neler olduğunu görüştüklerini, her üründe ön plana çıkan faydayı, insan ruhunda yarattığı etkiyle müzikte nasıl buluşturmayı hedeflediğini  dinleyicilere anlatmaya çalıştı. Ayrıca marka slogan ve reklam müziğinin hafızlarda kalıcı olması için ruhun o ürünü kullanmaya yönelik heyecan duyması gerektiğinden bahseden konuşmacı, müzikle bunu nasıl ön plana çıkarmaya çalıştığından bahsetti.

“Marka müziği heyecanlandırıyor, müzik ise markayı sıcaklaştırıyor” diyen müzisyen,  “İnsan kendini rahat bıraktığı zaman güzel şeyler yapar” düşüncesiyle hareket

ettiğini belirterek , popüler sarkılarından kesitler sunarak kendisine ayrılmış olan süreyi tamamladı.




07-08 Aralık 2006 Çırağan Palace’de Marka 2006 konferansını moderatörü  BJ Cunnıngham’ın konferansından çıkardığı  notlar ise şu şekilde özetlenebilir:-          

Hayatın sırrı; En çok sevdiğin şeyi bul, onu yap ve para kazan.

-          Başarısızlıklar motive edici olmalı.
-          Markada meydan oku, yarat ve paraya çevir.
-          insan kendini rahat bıraktığı zaman güzel şeyler yapar.
-          Marka kullandığınız kimliğin özelliğini belirtir.
-          Birşey yapmaya değiyorsa kötü de olsa yap.
-          Her markanın bir hikayesi olmalı.
-          Marka basit anlaşılır olmalı , kendi içinde samimi algılanmalı, dış çevrede ise gerçek olabilmeli.
-          Markaya değer ve anlam verebilmek tecrübe gerektirir.
-          Marka insanların akıllarındaki imaja uygun olduğu noktada başarıyı yakalar. Marka ne kadar çok insanın aklına girer ve yüreğine hitap ederse, o kadar başarılı olur.
-          Düşünce, söz, eylem kısaca markalaşma: bilinçli bir evrimleşme sürecidir.
-          Yeniden icat için odaklan ve bir şekilde kontrolü kaybet.
-          Global bir ekip kur ve yapılan işe inan.
-          Nereye gitmek istediğine karar ver , Tanrının bunu sana hissettirdiği noktada onu dinle.
-          Marka müziği heyecanlandırır, müzik ise markayı sıcaklaştırır.

BELGİN USANMAZ

07-08.12.2006-Çırağan Palace

Marka 2006 Konferans notlarından...
JulesVerne









  • diline pelesenk olmak ne demek
  • dillere pelesenk olmuş ne demek
  • pelesenk
  • pelesenk ne demek
  • Pelesenk Ne Demek – Pelesenk Sözlük Anlamı
  • pelesenk olmak ne demek
  • pelesenk olmak ne demektir
  • pelesenk olmuş ne demek
  • Yüksek Yüksek Tepelere sözleri
  •   Ad Soyad
      Yorum