A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Karpuz

Karpuz

 KARPUZ

Karpuzun anavatanı Orta Afrika’dır. Her ne kadar bazı yazarlar karpuzun anavatanını Anadolu, İran, Orta Asya ve Amerika olabileceğini vurgularlarsa da, bu belirtilen yerlerde tam anlamı ile yabani formlara rastlanmamıştır. Gerçi Anadolu’da özellikle Adana ve çevresinde 20-30 adet çok küçük meyveli sarı etli yarı yabani karpuzlara bugün bile yer yer rastlanabilir. Nitekim ZHUKOVSKY, Anadolu’da yaptığı araştırmalarda Citrullus aedulis agrestis’in yarı yabani bir karpuz olduğunu açıklar (KİPCK ve ARKADAŞLARI, 1951). THOMPSON (1949), karpuzun ana vatanının Amerika olduğunu, Amerikalı araştırıcı CARRİER’in yaptığı çalışmalara istinaden açıklar ve Misisipphi nehri kenarında yaşayan Kızılderililerin karpuz yetiştirdiklerini, elde olunan bulguların çok eskilere dayandığını belirtir.

KARPUZUN TARİHÇESİ

Önceleri ne Anadolu’da ne de Amerika’daki bu karpuzların yerli yabani veya kültür formu olup olmadıkları, yerli değilse nereden ve nasıl geldikleri tam tespit edilememiştir. Ancak DAVİD LIVINGSTONE adlı araştırıcının 1854 yılında Afrika’da geniş bir alanda, değişik bir çok yabani karpuza bol miktarda rastlanması, karpuzun gen merkezinin Orta Afrika olduğunu kesin bir şekilde kanıtlamıştır (MAC GIILLIVRAY, 1953). Karpuz buradan dünyaya dağılmıştır. Dolayısıyla Anadolu’nun, Afrika’ya yakın bir bölge olması ve yabani tiplerin buraya taşıma sureti ile getirilmiş olabileceği düşüncesi, uyandırmaktadır. En eski tarihi belgeler Mısır’da bulunmuştur. Çölde yaşayan insanların su deposu olarak karpuzu yanlarında taşıdıkları, ihtiyaç duyduklarında yedikleri ve susuzluklarını giderdikleri bu gün bile yaptıkları çok eskilerden kalma bir adettir. Karpuz, Orta Afrika’dan, önce yakın çevreye Anadolu ve İran’a geçmiştir. Daha sonra Asya’ya yayılmıştır. Milattan önce 1000 yıllarında Çin’de tarımının yapıldığı söylenir (ORAMAN, 1968).

KARPUZUN SINIFLANDIRMASI

Kırmızı olanlar Manisa çevresinde yer alır. Anadolu karpuzları, İran, Orta Asya ve Hindistan’da yetişenlere oranla daha az tatlıdır. Bizde yetiştirilen karpuzların diğer bir sınıflandırılma şekli, yerli ve yabancı menşeli karpuzlar olarak ikiye ayrılır. Yerli karpuzlar;

a) Kabuk rengine göre
aa. Kabuk rengi düz olanlar (Tekirdağ, Karabuz, Karakelle, Gülle karpuzu çeşitleri)
ab. Kabuk rengi alaca olanlar (Pembe, Ferik, Sürme karpuz çeşitleri)

b) Meyve büyüklüğü ve şekline göre 
ba. Ufak yuvarlak 
bb. İri yuvarlak
bc. İri beyzi
bd. Uzun beyzi karpuzlardır.

Yabancı menşeli karpuzlar eskiden sadece Amerika’dan getirilmiştir. Çok eski yıllardan beri üretilenleri Dixie Queen, Florida Giant, Irısh Gray, Fairfax ve en çok tutunan Charleston Gray ve Sugar Baby’dir. Son yıllarda Fransız, İsrail, İtalyan ve Japon karpuzlarının da üretimi başlamıştır. 

 

KARBUZUN BOTANİK ÖZELİKLERİ

Karpuz tek senelik bir bitkidir. Tohumla üretilir. Tohum ekiminden sonra, çimlenir ve iki kotiledon yaprağı ile bitkiler toprak yüzüne çıkar. Büyüme ilk zaman oldukça yavaştır. Kökler yeterli suyu bulduğunda büyüme hızlanır. Genelde karpuz bitkisi 4-6 adet yan dal meydana getirerek toprak yüzüne yayılır. Bu sırada yaprak koltuklarında erkek ve daha sonra dişi çiçekler oluşur. Döllenmeden sonra meyveler irileşmeye başlar. Olgunlaşan meyveler kendi haline bırakılırsa bir müddet sonra iç kısım sulanır. Meyve parçalanır. Tohumlar toprağa saçılır. Bitki bu tohumlarla kışı geçirir ve ertesi sene bu tohumlar tekrar çimlenir ve yeni karpuz bitkilerini meydana getirir. Böylece karpuzun hayat döngüsü tamamlanır.

KARBUZUN KÖK VE GÖVDESİ

Karpuz tohumlarının çimlenmesi ile, önce kazık kök oluşumu meydana gelir. Bu kökün 10-15 cm. uzaması ile beraber yan kökler uzamaya başlar. Bu andan itibaren gerek derinlemesine ve gerekse yanlara doğru yayılma hızla devam eder. Kökler taban suyuna ulaşıncaya kadar toprak derinliğine doğru inme eğilimindedir. Bunla beraber köklerin % 40-60’ı 20-30 cm, % 20-30’u 50-60 cm, % 5-10’u 100-150 cm ve geri kalanda daha derinlere inebilir. Yayılma 80-150 cm’lik alanı kaplar. Kök hafif köşeli yapıdadır.

Besince zengin kumlu-tınlı toprak Karpuz gövdesi toprak üzerinde yayılır (Şekil 27.1). Merkezden etrafa doğru 2-4 m’ye kadar kol atabilir. Ana gövde kendi haline bırakılırsa 80-100 cm boy alınca, ana gövdenin dip koltuk yapraklarından yan sürgünler meydana gelir. Yan sürgünler daha çabuk boy atarak, ana sürgünü geçer. Yan sürgün sayısı 4-6 adettir. Bazen 10 adete kadar çıkabilir. Sürgün sayısının artışı beslenme ve bilhassa toprak suyunun yeterli düzeyde olmasına bağlıdır. Taban yerlerde ve su kenarlarında sayı artar. Gövde yuvarlak, hafif köşelidir. Üzerinde çok ender dikenlere rastlanır. Yabaniye kaçan tiplerde yumuşak veya sert tüyler görülebilir. Kültür formlarında tüylülük yok denecek kadar azdır. Gövde rengi yeşil, açık yeşil, sarı-yeşil, gri-yeşil renklidir.aklarda bol miktarda saçak kök oluşturur.

KARPUZUN YAPRAKLARI

Karpuz yaprakları kısa orta ve bazen uzun bir sapla gövdeye bağlanır. Yapraklar, büyük, orta ve küçük olmak üzere parçalı, oymalı, loplu bir görünümdedir. Genel olarak yaprakta 5 parça tespit edilir. Üst kısmı düz ve parlaktır. Üst renk açık yeşil, yeşil ve koyu yeşil, gri-yeşil renklidir. Alt kısmında renk, gümüşi yeşil veya gri-yeşil renge döner. Yapraklar  diğer  Cucurbitaceae   bitkilerine  göre  daha  tüysüzdür.

ÇİÇEK VE MEYVE

Genel görünüm monocie (tek evcikli) çiçek yapısındadır. Bununla berber hıyarlarda görülen çiçek yapılarına karpuzlarda da rastlanabilir. Bol miktarda Gyndomonocieous çiçeklere rastlanır. Erkek çiçekler ufaktır. İnce bir çiçek sapından sonra 5 adet yuvarlak, kısa, yeşil renkli çanak yapraklar, 5 adet açık sarı renkli taç yapraklar ve 5 adet erkek organdan oluşur. Dişi çiçekler erkek çiçeklere nazaran daha büyüktür. Saptan sonra yuvarlak, beyzi veya oval beyzi, uzun beyzi görünümünde, açık yeşil renkli yumurtalık gelir. Yumurtalığın üstü ince veya fırça gibi tüylerle kaplıdır. Çeşitlere göre tüylülük azalır veya çoğalır. Yumurtalık boynunun uç kısmında oval-yuvarlak 5 adet taç yaprak ve iç kısmında dişicik tepesi vardır. Gyndomonocieous dişi çiçeklerde taç yapraklar içinde ve dişicik boynu etrafında ayrıca 5 adet erkek organ bulunur. Yumurtalık üç karpellidir. Erdişi görünümündeki Gyndomonocieous çiçeklerde bile, erkek çiçeklerden gelen çiçek tozları ile dişinin döllenmesi mümkün olmadığından, karpuzlarda büyük oranda yabancı döllenme meydana gelir. Tozlama böcekler vasıtası ile gerçekleşir. Çiçekler ana gövde üzerinde 6.-8. boğumdan sonra oluşur. Ana gövdeye nazaran yan dallarda daha fazla çiçek meydana gelir. Önce erkek çiçekler daha sonra dişi veya erdişi çiçekler teşekkül eder. 

KARPUZUN İKLİM VE TOPRAK

Karpuz kısmen sıcak iklimlerin bitkisidir. Soğuklardan çok çabuk rahatsız olur. Bu bakımdan donlu günlerden sonra yetiştiriciliğine başlanır. Tohum ekimi toprak sıcaklığı 10-12°C bulduğu zaman yapılabilir. Turfanda yetiştiricilikte fideler sıcak yastıklarda yetiştirilip, fideler 8-10 yapraklı olunca tünel altına alınır. Karpuz yetiştiriciliğinde dış hava sıcaklığı 10°C ’n in altına düşmemelidir. Karpuzun iyi gelişmesi için 20-25°C sıcaklık idealdir. Karpuz fazla hava neminden hoşlanmaz. Bu bakımdan ilkbahar ve yaz dönemlerinde dikkatli olunmalıdır. Kuru ve aşırı sıcaklar gelişmeyi olumsuz etkiler. Gerek nemde gerek çok kuru havada karpuz bitkisi kolayca mantari enfeksiyonlara yakalanır. Çiçeklerin açılması ve meyve bağlaması için hava sıcaklığının en az 15°C civarında olmalıdır. Düşük derecelerde çiçek oluşumu azalır. Açan çiçeklerde döllenme meydana gelmez ve bitkiler çiçek silker. Karpuz taban suyuna ulaştığı an rahatlar. Bu bakımdan akarsu kenarlarında ve taban suyu toprak yüzeyine yakın yerlerde yetiştirilir. Kurak yerlerde ve zamanlarda karpuzun mutlaka sulanması şarttır. Kökler narin olduğundan ağır topraklarda üretimi başarısız olur. Daha çok tınlı-kumlu, milli-kumlu ve tınlı topraklar tercih edilmelidir.

İKLİM VE TOPRAK

Bol miktarda ahır gübresiyle gübrelenmiş hafif ağır topraklarda kullanılabilir. Toprak derinliğinin fazla olması veya taban suyunun 0.8-1.0 m civarında bulunması karpuz için idealdir. Bu durumda karpuzlar iri olur. Unutulmaması gereken bir nokta ise suyun fazla kullanılması karpuzların iriliğini arttırdığı, fakat hasat sonrası dayanım gücünü ve tadını azaltığıdır. Bu bakımdan yetiştiricilerin, fazla sudan kaçınması, meyvelerin irileşmesi anında sulama yapması, buna mukabil hasada doğru artık su vermemesi veya çok azaltması gerekir. Karpuz toprak pH’ının nötr olmasını arzular. Fakat hafif asidik topraklarda diğer sebzelere oranla daha iyi gelişir. Genelde pH’ının 5.0-6.5 arasında olması sakınca yaratmaz. Bununla beraber toprak asitliği pH 5.0 civarında olduğunda, kireçleme ile 6.0-6.5’e çıkartılmasında yarar vardır.

KARPUZ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Bakım İşleri: Dikimden 8-10 gün sonra kaymak tabakasını kırmak ve yabancı otlar için hafif bir çapa yapılır. Toplam 3-4 çapa yapılır. İkinci çapa esnasında bitki kök boğazının ve meyvelerin suya temas etmemesi için boğaz doldurma işlemi yapılır. İlk su toprak ve havanın yağış durumuna göre değişmekle birlikte ilk meyveler 2-3 cm çaplandığında verilir. Şartlara göre 10-15 günde bir aşırı olmamak suretiyle sulama yapılır. Fazla su hasat sonrası dayanım süresini ve tadını azaltılır. Bu yüzden yetiştiriciler fazla sudan kaçınmalıdır. Karpuz meyvelerinin irileşmesi döneminde toprakta yeterli suyun bulunmasını, hasada doğru ise azalmasını ister. Düzenli bir sulama yapılmazsa bitkilerde gelişme olumsuz yönde etkilenir. Düzensiz sulama meyvelerin olgunlaştığı dönemde olursa meyvelerde çatlamaya neden olur.

Mücadelesi: Karpuzlarda görülen önemli hastalıklar antraknoz, külleme, mildiyö, solgunluk ve virüs hastalıklarıdır. Bu hastalıklara karşı (virüs etmenleri hariç) fide döneminde 8-10 günde bir koruyucu ilaçlama yapılmalıdır. Karpuzlarda en çok görülen zararlılar kırmızı örümcekler, yaprak bitleri ve karpuz telli böceğidir. Bunlara karşı da insektisit ve akarisitler kullanılmalıdır. Bu hastalık ve zararlılara karşı kullanılacak ilaç tavsiyesi için Tarım Teşkilatlarına başvurulmalıdır.


Olgunluk ve Hasat: Karpuzlarda olgunluk, meyveler ve meyve sapları üzerinde meydana gelen bazı belirtilerle kolayca anlaşılır. Tohum ekiminden 80-120 gün sonra meyveler hasat olgunluğuna gelir. Olgunluk kriterleri şu şekilde sıralanabilir;
-Olgun karpuzlar -kavunların aksine- olgunluğun ileri dönemlerinde hafiflerler.
-Meyve kabuğu üzerindeki mum tabakası matlığını kaybeder ve meyve parlak bir hal alır.
-Meyve kabuğu tırnakla kolayca sıyrılır.
-Karpuz sapları üzerinde bulunan kulakçık kurur.
-Karpuzu dalına bağlayan tüylü sapları kurur.
-Karpuz üzerine parmakla sertçe vurulduğunda kendine has dolgun ve tok bir ses çıkarır.
-Avuçlar arasına alınan karpuz kulağın yanında sıkıldığında içerden bir çıtırdama sesi gelir.
Yukarıda açıklanan belirtiler varsa karpuz meyvesi olgun hale gelmiş demektir. Hasatta gecikme olursa meyvelerin içi boşalır, yenen kısmı yumuşar. 3-5 toplamada hasad tamamlanır. 
Hasattan sonra muhafaza süresi uzadıkça önce koflaşma, sulanma, daha sonra bozulma ve kokuşma meydana gelir. Bazı karpuz çeşitlerinin meyveleri +4ºC ve %60-70 nemde 3-4 aya kadar muhafaza edilebilir (Soğuk Hava Deposu).

BESLENME VE İNSAN SAĞLIĞINA ÖNEMİ

 

Karpuzun diyet açısından da ayrı bir önemi olduğunu kaydeden Opr. Dr. Tuna, "Karpuzun içerdiği yüksek potasyum nedeniyle kan dolaşımında bulunan sodyumun böbrek yoluyla atılmasını sağlayıp hem vücut kan basıncına olan faydası hem de böbreklerin daha iyi işlevsel hale gelmesini sağlayıp, kalbe olan yükü azaltıp kalp krizlerini yüksek tansiyonu önleme açısından da büyük önemi vardır. Özellikle diyet yapan vatandaşlar karpuz yerken peynirle yememeleri gerek, çünkü peynir karpuzla yendiği takdirde aşırı kilo yapar" diye konuştu.

Ayrıca karpuzun çekirdeği ile birlikte tüketildiğinde bağırsaklarda tıkanıklara yol açabileceğine dikkat çeken Tuna, "Karpuz çekirdeğini fazla tüketmemek gerekir aksi takdirde fazla tüketildiğinde vücudun bazı organlarına zarar verebildiği gibi barsak tıkanmalarına da yol açabilir. Bunun için dikkat etmek gerekir" şeklinde konuştu.

 

KARPUZ GÜBRELEME

Karpuz hafif topraklardan hoşlandığından ve bu topraklarında besin maddesini tutma özellikleri pek iyi olmadığından, gübreleme dikkatli yapılmalıdır. Toprakta besin maddelerinin az olması, öncelikle bitkilerin dallanmasını, boy atmasını engeller, yapraklar küçük kalır. Bitki, oluşan meyveleri besleme gücüne sahip olmadığından, bir bitkide 1-3 arasında, az sayıda meyve meydana gelir ve bu meyvelerde yeterince irileşmez, küçük kalır. Bitkinin, vejetatif gelişme döneminde bilhassa azotlu gübrelere ihtiyacı fazladır. İlk çiçeklenmeden sonra azotlu gübreler yanında potaslı ve fosforlu gübrelerin tüketimi hızlanır. Meyve irileşmesi sırasında karpuzun besin maddesi ihtiyacı en yüksek seviyeye çıkar. Kumlu topraklarda üretim yapıldığında, iyi vasıflı yanmış ahır gübresi ile mutlaka gübreleme yapılmalıdır. Dekara 4-10 ton gübre atılabilir. Tınlı-killi topraklarda bu miktar 2-6 ton arasındadır. Karpuz, güvercin, koyun, keçi gübresinden hoşlanır. Bu gübrelerin, ahır gübresiyle beraber kullanılması, daha doğrudur. Bu gübreleri ancak tecrübeli karpuz üreticileri kullanabilir. Ülkemizde Diyarbakır yöresinde bilhassa güvercin gübresi bol miktarda kullanılır. Daha öncede birkaç kez belirttiğimiz gibi, Dicle nehri kenarında karpuz üretenler 0.8-1 m derinliğinde açılan çukurlara 3-5 kürek kadar bol miktarda, 3-4 sene beklemiş güvercin gübresi koyarak ve bitkiler çukur içinde toprak yüzüne doğru büyürken devamlı bu gübre ile boğaz doldurularak üretim yapar. Çiftçilerle yapılan görüşmelerde, dekara bazen 1-5 ton arasında güvercin gübresi kullandıklarını ifade etmektedir. Ahır gübresi yanında karpuzun ticaret gübresi ihtiyacı fazladır. Yaklaşık dekara saf 10-15 kg N, 15-20 kg K ve 10-15 kg P2O5 kullanılmaktadır. Kompoze kullananlar dekara 30-50 kg gübre atmaktadır. Ancak kompeze gübrenin karpuzlarda kullanılması pek tavsiye edilmez. Gübreler toprağa serpilerek dağıtılabileceği gibi, çizgi etrafına ve ocak içine konarak da verilir. Bu yapılacak yetiştirme sistemine göre ayarlanır.

KARPUZ ÜLKEMİZDE SON YILLARDA DEĞERİ OLDUKÇA ARTAN BİR SEBZEDİR

Karpuz ülkemizde son yıllarda değeri oldukça artan bir sebzedir. Bunda, dış ülkelere yapılan ihracat miktarını artması, turfanda ve serde yapılan yetiştiriciliğinin çoğalması önemli rol oynamıştır. Karpuzun, Trakya, Ege, Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu’da geniş kültürü yapılmaktadır. Özellikle Adana ve çevresinde Nisan-Mayıs-Temmuz aylarında yapılan turfanda üretimi ve buradan yapılan ihracat dikkati çekecek özelliktedir. Tarım Bakanlığının çok eskiden günümüze kadar gelen istatistikleri incelendiğinde, karpuzun Türkiye genelinde üretim alanının 100-150 bin hektar ve üretim miktarının 1-4 milyon ton arasında olduğu tespit edilir. Elde olunan ürün her yıl değişen miktarlarda olmak üzere, yaklaşık 20-60 bin ton kadarı dış ülkelere ihraç edilmektedir. Avrupa’ya da zaman zaman büyük partiler halinde ihracat yapılmaktadır. İhracatımıza rakip ülkeler Yugoslavya, Macaristan, İtalya ve İspanya’dır. Son Yıllarda bu ülkelere İran’da katılmıştır. Hatta İran, bize bile turfanda karpuz ihraç etmektedir. Yurdumuzun iklim özellikleri bakımından getirdiği avantajlar değerlendirilir ve üretilen karpuzların kalitelerini yükseltir, turfandacılık imkanı üzerinde durulursa, İran’da dahil diğer ülkelerle büyük rekabet kolaylığı temin edilebilir. 

HASAT STANDARDİZASYON PİYASAYA ARZ MUHAFAZA VE NAKLIYE

Bir bitki (kök) üzerinde değişik zamanlarda çiçekler oluştuğundan, bu bitki üzerindeki karpuzların hepsi aynı anda olgunlaşmaz. Karpuz meyvesinin olgunlaşıp olgunlaşmadığı, yani hasat zamanının saptanması, meyve renginin parlaklaşması, kabuktaki mum tabakasının kaybolması, meyve sapının sararması, meyve sapındaki küçük yaprakçıkların kuruması ve ileri durumda meyve sapının rahat kopması ile anlaşılır.

Bahçe koşullarında ve küçük saha yetiştiriciliğinde olgunlaşan karpuzlar kontrol edilir ve olgunlaşanların hasadı yapılır ve hasat 3-5 seferde tamamlanır. Tarla şeklinde büyük alanlara karpuz ekilmişse ve satış götürü yapılmışsa tarlada tek bir hasat yapılır, hasat için tarla olgunluğu esas alınır ve tarladaki meyvelerin % 60-70’i olgunlaşmışsa hasada başlanır. Ancak bu hasat olumunda tarladaki %60-70 karpuz meyvesi yanında, meyveleri % 15-20 kısmı çok olgun, % 15-20’side ham veya yarı olgun şekildedir. Hasat sırasında, işçiler karpuzu keser ve sıra üzerine koyar. Arkadan gelen römork takılı traktöre işçiler bu karpuzları doldurur. Ürün yakın pazara bu şekilde yollanır. Uzak pazarlara ya ambalajlanır yada yine dökme sevk edilir. 
Tarladaki karpuzu, yetiştirici pazarlayacaksa, hasat 2-3 seferde yapılır. Bu durumda, bir işçi olgun olan karpuzu hasat edip bitki yanına koyar. Diğer işçiler hasat edilmiş ve bitki yanına konan karpuzları yol kenarına taşır ve oradaki vasıtaya yükler. 

KARPUZ  9.2. Standardizasyon 

Karpuzun, toplu satışında standardizasyon uygulanmaz. Toptan, dökme satışlar, traktör ve kamyona doldurulmuş karpuzların görünümüne bakılarak, kabalama yapılır. Buna mukabil, ihracat ve turfanda üretimde, Karpuzlar ambalajlara konulduğundan standardizasyon önem kazanır. Türk Standartlarına (TS 1132) göre, taze tüketilen karpuzlar bu standart kapsamına girer. Botanik bakımından karpuz çeşitlere, özellikleri bakımından sınıflara ve ağırlığına göre boylara ayrılır. Bu standartta belirtilen çeşitler Sugar Baby, Washington, Yeni Dünya, Yuvarlak alaca, Uzun alaca olup, diğer çeşitler kendi adları ve orijinleri ile belirlenmektedir. Karpuz, genel özellikler bakımından bütün, sağlam, temiz, üzerlerinde gözle görülür yabancı madde bulundurmayan, yeterince olgunlaşmış sıkı yapılı, yarılmamış olmalı, bunlarda yabancı tat ve koku, anormal dış nem bulunmamalı, ürünün durumu pazara hazırlama ve ulaşım biçim ve şartlarına dayanıklı, gönderilen pazarın isteklerine uygun olmalıdır.
Karpuzda iki sınıf oluşturulmuştur. Birinci sınıf, iyi nitelikli, düzgün meyveli, renkli, beresiz, çatlak olmayan karpuzları kapsar ve bu sınıf içinde ikinci sınıf karpuzlardan % 10 tolerans hududunda düşük kalitede meyveler yer alabilir. İkinci sınıfa genel özelliklere uyan karpuzlar alınır.
Boylamada dört grup vardır. Küçük boylar 1-3 kg, orta boylar 3-5 kg, büyük boylar 5-7 kg ve çok büyük boylar 7 kg’dan daha ağır karpuzları kapsar. Sınıf ve gruplamalarda %10 tolerans tanınır.

 

KARPUZ / CİTRULLUS VULGARİS

Asya çöllerinde uygur türklerinin kavun ve karpuzdan doğal olarak yararlandıkları su gereksinimlerinin giderilmesinden bu bitkileri geniş çapta dayandıkları bedihiydi. Kültür çeşitleri mısır suriye üzerinden yurdumuza buradan da avrupa’ya yayılıerken özellikle anadolumuz da kurak yörelerinde çok büyük bir değer kazanmış. Su gereksiniminin karşılanmasında diyarbakır  ve yöresi karpuz da müstesna bir orta hazırlamıştır.

BESİN DEĞERLERİ

Su içeriği yüksek çeşitli mineral ve vitaminleri içeren yararlı bir besinimizdir. İçerisinde %9  ve  %13 kadar kuru madde vardır. Doktor ekinci 1976 şeker oranı %1 ve %13 arasındadır. İri karpuzda selülozik madde nisbeti fazladır. Karpuzdan pekmez yapılmaktadır. Yaz aylarında bol ve kaliteli üretimi yapılan karpuzların dış satımlarda önemli değer taşıdığı anlaşılırken güneydoğu da komşularımızın arap komşularımızın alıcı olduklarına özellikle belirtmek gerekir.

ÖZELLİKLERİ

Kabakgillerden karpuz bir yıllık bitkidir. Kökleri derine inmeyen karpuzun gövdesi ve damarı kavun gibi toprak yüzeyine serpilmiştir. Yaprakları fazla girintili-çıkıntılıdır. Parlak yeşildir. Bitki üzerinde dişi çiçek erkek çiçekten biraz daha büyük ve kalın saplı ve tüylüdür. Meyveleri oval basık top gibi yuvarlak şekildedir. Amerika ve japon türleri gibi çok az çekirdek içeren karpuzlar bakımından bu bölümde belge verilmiştir. Bir adet karpuz çekirdeği 3 ve 150 gramdır. 5-8 yıl içinde çimlenebilir.  Açık mesafelere çeşitleri ekmek aşılamayı azaltabilir.

İKLİM VE TOPRAK

Karpuz soğuk ve donlardan uzak büyüme mevsimi ister. Isının yüksek olmasının arzu ederken rutubetli havalara aldırmaz. Fazla rutubet mantari  hastalıkların  gelişmesine ortam hazırlar. Aslında kurak mevsimde afrika gibi sıcak ve kurak ülkelerde insan ve hayvanların imdadına yetişen karpuz iklim özelliğini şükranla kabul ettirmektedir. Yurdumuz da güneydoğu illerinde  50-60 kg varan irilikteki karpuzların esas önemleri içerdikleri su bakımındandır. Toprak olarak  kumlu,tınlı ,alüvyon topraklardan hoşlanır. Toprağın işlemiş drenajı sağlamış hafif asitli olması gerekir. Toprağın zarar verici hastalık ve haşeretten temiz olması gerekir.  Amerika da karpuz üretimin de daha çok yapay gübre verilir. Potasyum-sülfat verilmektedir.

EKİM – DİKİM İŞLERİ

Ekim zamanı nisan –mayıs aylarında suların çekilmesi üzerine 3 er metre aralıklarla 1x0.50x0.50 lik çukurlara yeterince ince kum verilir. Yanmış güvercin gübresiatılır. Diyarbakır da bu iş için yabani güvercin gübresi borahane denilen güvercinlikler de elde edilir.

BAKIM İŞLERİ

Karpuzun çapa işi en önemli bakım ameliyelerindendir. Bitkinin gövdesi toprağa iyice yayılıp sergileyinceye kadar 3-4 defa az olmamak şartıyla bitki çapa yapılması gerekir. Sulanmayan karpuz tarlasından alınan ürün sulanana göre daha tatlı olur. Kurak bölge de sulama zorunluluğu vardır. Karpuzlar hasat zamanını sabah serinliğinde toplanmalı toplanan karpuzlar şekil ve ağırlıklarına göre tasnif etmeli ve belirli miktarda fazla olmamak üzere araçlara yüklenmelidir.

GÜBRELEME

Kavun ve karpuzu kapsayan bostanda fosforlu gübrenin tamamıyla azotlu gübrenin yarısı ocak yada sıralara uygulanır. Azotlu gübrenin ikinci yarısı ise çapadan önce verilecek toprağa karıştırılır. Kuru şartlarda azotun tamamı fosforlu gübreyle birlikte verilir.

 

HASTALIKLAR

Meyve lekesi ve Meyve Yanıklığı –Antraknoz Hastalıkları

Bulaşık biti hastalıklı tohumlardan zamansız gelişen fidelerde ve yabani kabakgillerde geçirir. Hastalık bulaşık tohum ile başlar ve yayılır. Bulaşık fide toprağa karışmış bulaşık karpuz kabukları bir önceki yıl dökülen tohumlardan çıkan bitkiler ve yabani kabakgilerle de yayılabilir. Hasta fide yaprak ve meyvedeki sekonder enfeksiyon kaynaklarıdır. Hastalık etmeni fide yaprak ve meyve de görülür. Bulaşık tohumların çimlenmesi sonucu gelişen fidelerdeki ilk belirtiler yaprakların alt yüzeyin de su emmiş görünümlü lekeler şeklinde görülür. Antrakmoz bitkinin yapraklarından sarımsı lekeler ya da haşlanmış bölgeler şeklinde başlar. Karpuzlar siyah renk alır yaprak dökümüne meyve saplardaki lekeler meyvelerin koyulaşmasını ve ölmesine neden olur.

 

 

  Ad Soyad
  Yorum