A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Kanuni Sultan Süleyman Hayatı ve Başarıları

Kanuni Sultan Süleyman Hayatı ve Başarıları

 

Kanuni Sultan Süleyman’ın döneminde Osmanlı İmparatorluğu, Sultan Süleyman’ın hayatı, zaferleri, savaşları, başarıları ve ölümü.

Kanuni Sultan Süleyman: Onuncu Osmanlı padişahı (Trabzon, 1494-Zigetvar, 1566).

Yavuz Sultan Selim
‘in Hafsa Hatundan oğlu olan Süleyman I (Kanuni Sultan Süleyman adıyla da anılır) doğduğu sırada babası Trabzon sancak beyiydi. Süleyman I özel olarak yetiştirildi ve 14 yaşına geldiği zaman babasının isteğiyle Bolu sancak beyliğine atandı. Bu sırada şehzadeler sorunu padişah Bayezit II’yi uğraştırmaktaydı. ‘in ağabeyi ve Amasya sancak beyi olan şehzade Ahmet, yeğeninin Bolu gibi İstanbul’a daha yakın bir sancağa bey olmasından yakınınca Süleyman I, Kefe sancak beyliğine gönderildi. Babasının tahta geçmesinden sonra da Manisa sancak beyi oldu. ‘in 1520 de ölümü üzerine tahta geçen Süleyman’ın saltanatının ilk yıllarında bazı ayaklanmalar başgösterdi. Yavuz Sultan Selim gibi güçlü bir hükümdarın ölümü üzerine eski Memluk devlet adamlarından Şam valisi Canberd Gazali bağımsızlığını ilan etti. Gene eski bir Memluk beyi olan ve valisi olduğu Halep’in anahtarlarını ‘e teslim etmesine karşılık kendisine Mısır verilen Hayırbay’ı da başkaldırmaya kışkırtan Canberd Gazali nin amacı eski Memluk Devleti’ni yeniden kurmaktı. Hayırbay, Gazali’ye katılmadığı gibi onun isyanını padişaha bildirdi.

Süleyman I’in gönderdiği kuvvetler, Halep kalesini kuşatmış olan Canberd Gazali’yi yenerek isyanı bastırdı (1521). Kanuni Sultan Süleyman tahta çıktığı sırada Macaristan’a elçi olarak gönderdiği Bahram Çavuş’un, Macar kralı Lajos II tarafından öldürülmesi üzerine, ordusunun başına geçerek Macaristan seferine çıktı. Fatih Sultan Mehmet döneminde kuşatılmış olmasına karşın elde edilemeyen Belgrad’ı kuşatan Kanuni Sultan Süleyman kaleyi kısa sürede ele geçirdi (1521). Belgrad’la birlikte birçok kale Osmanlıların eline geçti.

Kanuni Sultan Süleyman bundan sonra Fatih Sultan Mehmet döneminin sonuna doğru kuşatılmış ama alınamamış olan Rodos üzerine yürüdü. Marmaris üzerinden adaya geçerek karadan ve denizden Rodos kalesini kuşatıp, kaleyi ve adayı Malta Şövalyelerinin elinden aldı (1522). Rodos adasıyla birlikte Oniki ada ve Bodrum kalesi de Türklerin eline geçti. Alman imparatoru Karl V (Şarlken) Osmanlılarla savaşabilmeleri için şövalyelere Malta adasını verdi. Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim döneminden beri sadrazam olan Piri Mehmet Paşa’yı emekliye ayırarak hasodabaşısı İbrahim Ağa’yı sadrazamlığa getirdi. Kendisinin sadrazam yapılmamasına üzülen Ahmet Paşa da o sırada karışıklık içinde bulunan Mısır valiliğine atandı. Mısır’a giden Ahmet Paşa, Memluk beyleriyle anlaşarak devlete karşı ayaklandı ve bağımsızlığını ilan etti. Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman, Mısır’da düzenin sağlanması için sadrazam İbrahim Paşa’yi gönderdi ve ayaklanma bastırıldı (1524). Batıda Belgrad’ın fethiyle Macaristan, Osmanlılara açılmıştı. Macar kralı, Kanuni Sultan Süleyman’e karşı, akrabası olan Avusturya arşidükü ve Alman imparatorundan da destek alarak, düşmanca davranıyordu. Ayrıca Kutsal Roma-Germen İmparatorluğunu ve İspanya Krallığını elde eden Şarlken’e yenilen ve tutsak olan Fransa kralı François I, Habsburglara karşı Kanuni Sultan Süleyman’den yardım istedi (1525).

Belgrad üzerinden hareket eden Osmanlı ordusu, Macar ovalarına girdi. Macar kralı Lajos II, Osmanlıların ilerleyişi karşısında geri çekilmekle birlikte, savaşa hazırlandı. Mohaç’ta yapılan meydan savaşında Lajos II, savaş alanında öldü, Macar topraklarının çoğu Osmanlıların eline geçti (1526). Budin’e giren Kanuni Sultan Süleyman, Macar Krallığı’na son vermeyerek, Erdel beyi Zapolya Janos’u Macar kralı olarak atadı.

Kanuni Sultan Süleyman’in Macaristan seferi sırasında Anadolu’da başlayan Baba Zünnun isyanı ve öteki isyanlar kısa sürede bastırıldı (1527). Lajos II’nin öldürülmesi ve Osmanlıların Macar topraklarını ele geçirmeleri Avusturyalıları ve Almanları Osmanlılarla karşı karşıya getirdi. Kanuni Sultan Süleyman’in Macar kralı olarak atadığı Zapolya Janos’a karşı, ölen kralın kayınbiraderi olan Avusturya arşidükü Ferdinand Macar tahtında hak ileri sürdü. Padişahın Macaristan’dan çekilmesiyle Budin’ e yürüyen Ferdinand, kenti elde etti. Kanuni Sultan Süleyman, Zapolya Janos’un yardım istemesi üzerine ordularının başında Viyana seferine çıktı (1529). Budin alınarak Zapolya Janos yeniden tahta getirildi. Osmanlı orduları Avusturya topraklarına girerek Viyana’yı kuşattı (1529). Ferdinand’ın Almanya’ya çekilmesinden sonra da kent Osmanlılara karşı savunuldu. Avrupa Hıristiyanlık dünyası kuşatmadan dolayı büyük bir heyecana kapıldı ama kuşatma toplarının getirilmemesi ve kışın yaklaşması, Kanuni Sultan Süleyman’in kuşatmayı kaldırmasına yol açtı. Zapolya janos’un duruma egemen olmaması üzerine Ferdinand yeniden Budin’e yürüdü, ancak başarı elde edemedi. Kanuni Sultan Süleyman, Avusturya arşidükü ve ağabeyi Alman imparatoru Şarlken’e bir meydan savaşı yapmak amacıyla, 1532’de Alman seferine çıktı. Kuzeydoğu Macaristan ve Avusturya’da birçok kale Osmanlıların eline geçti. Ancak Ferdinand ve Şarlken, Kanuni Sultan Süleyman’in karşısına çıkma cesaretini gösteremediler. İran seferine çıkmayı tasarlayan padişah Avusturya’nın barış isteklerini kabul etti ve 1533’te barış yapıldı. Bu barışla Avusturya, Osmanlıların üstünlüğünü ve Zapolya Janos’un Macar krallığını kabul etti. Osmanlı Devleti’ne elinde bulundurduğu Macar toprakları karşılığında vergi vermeyi kabul etti.

Kanuni Sultan Süleyman, Avusturya ile anlaşma yaptıktan sonra doğuya yöneldi. Doğu Anadolu’daki yerel beylerin bazılarının İran Safevilerinin denetimindeyken Osmanlılara, Osmanlılara bağlı olan bazılarının da Safevilere sığınması İran’la ilişkilerin bozulmasına yol açmıştı. Kanuni Sultan Süleyman’in 1534′te Safeviler üstüne gönderdiği sadrazam İbrahim Paşa İran topraklarına girerek Tebriz’i aldı. Kanuni Sultan Süleyman’de asıl Osmanlı ordusuyla İran’a girdi.Kanuni Sultan Süleyman, Safevi hükümdarı Şah Tahmasb’ın İran içlerine çekilmesi üzerine, ordusuyla Zagros dağlarını aşarak Bağdat üzerine yürüdü. Kent savaşsız olarak teslim oldu (1534). Kışı Bağdat’ta geçiren padişah Irak’ın yönetimini düzenleyerek, 1535′te İstanbul’a döndü (bu sefere Irakeyn seferi denir).

Fransa kralı François I, daha Kanuni Sultan Süleyman Irakeyn seferindeyken, elçisini, Alman imparatoruna karşı yardım istemek için göndermişti. 1535′te Fransa’ya ilk kapitülasyonlar verildi ve Fransızlar birçok ayrıcalık kazandılar. Kanuni Sultan Süleyman’in bu anlaşmadaki asıl amacı Fransız dostluğunu kazanarak Avrupa-Hıristiyan birliğini parçalamak, Avusturya, Almanya ve İspanya tahtlarını ellerinde bulunduran Habsburglara karşı, Avrupa da bir müttefik elde etmekti. Bu arada Kanuni Sultan Süleyman, 14 yıldır sadrazamlıkta bulunan İbrahim Paşa’yı, kendisine duyulan güveni kötüye kullanması nedeniyle idam ettirdi (1536). Bu sırada Barbaros Hayreddin Paşa İstanbul’a gelerek, sultanı olduğu Cezayir’i Osmanlı Devleti’ne katmıştı. Kanuni Sultan Süleyman de Şarlken’in Akdeniz’deki gücünü kırmak amacıyla Barbaros’u kaptanı deryalığa atadı. 1537′de Barbaros Hayreddin Paşa denizden, Kanuni Sultan Süleyman karadan olmak üzere Korfu adasını kuşattılar (bu sefere Avlonya ya da Korfu seferi denir).

Padişah 1538’de Boğdan seferine çıkarak buradaki yönetim boşluğunu giderdi. Aynı yıl Barbaros Hayrettin Paşa da Andrea Doria’nın komutasındaki Avrupa Hıristiyan birleşik donanmasıyla karşılaşmak için Akdeniz’e açıldı. İki donanma Preveze sularında karşılaştılar (1538), yapılan deniz savaşında Avrupa Hristiyan birleşik donanması Preveze sularını Barbaros’a bırakmak zorunda kaldı. Böylece Barbaros Hayreddin Paşa ve yetiştirdiği ünlü Türk amiralleri sayesinde Akdeniz, 50 yıl süreyle, Türk denizcilerinin egemenliğine girdi. Gene 1538′de Mısır valisi Hadım Süleyman Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’in buyruğuyla Hindistan’daki yerel hükümetler üstündeki Portekiz baskısını kaldırmak ve Osmanlılardan istenen yardımı götürmek amacıyla Hint seferine çıktı.

1540’ta Macar kralı Zapolya janos un ölümüyle Osmanlı-Avusturya barışı bozuldu. Zapolya Janos’un oğlu Sigismond’un krallığını tanımayan Ferdinand’ın Budin’i kuşatması üstüne Süleyman I, Macaristan seferine çıktı. Yolda Avusturya kuvvetlerinin yenilerek Budin’in kurtarıldığı haberini alan padişah, seferi sürdürerek Budin’e geldi. Macaristan’ın güney ve orta kesimlerini doğrudan Osmanlı Devleti’nin bir eyaleti haline getirdi. Macaristan’ın doğusunu Erdel beyliğine bağladı. Kuzey Macaristan ise Avusturya’da kaldı (1541). Padişahın Budin den ayrılması üzerine Ferdinand, Budin’i yeniden kuşattıysa da başarılı olamadı ve geri çekilmek zorunda kaldı.

Kanuni Sultan Süleyman, Edirne’de hazırladıklarını tamamlayarak Estergon seferine çıktı (1543), Avusturya’nın elinde bulunan Estergon başta olmak üzere, birçok Macaristan kalesini Osmanlı topraklarına kattı. Estergon seferi yapıldığı sırada Barbaros Hayreddin Paşa da padişahtan aldığı buyruk üzerine Kutsal Roma-Germen imparatoru Şarlken’in elinde bulunan Nice’i, Osmanlıların müttefiki olan Fransızlarla birlikte kuşattıysa da, Fransız donanmasının gevşekliği yüzünden kuşatma başarılı olamadı (1543).

Kanuni Sultan Süleyman doğuya yapacağı seferler için, Avusturya ile barış yaptı. İran şahı Tahmasb’ın kardeşi Elkas Mirza’nın Osmanlılara sığınması ve İran’ın sınır saldırısında bulunması, padişahın İran üstüne ikinci sefere çıkmasına yol açtı. Van Kalesi Safevilerden geri alındı ve Tebriz işgal edildi(1548). Kanuni Sultan Süleyman, İran topraklarında ilerleyerek Tahmasb ile bir meydan savaşı yapmak istedi ama İran Şahı Osmanlı ordusu önünden çekildi. Padişah 1549 kışını Halep’te geçirdi. Bu arada Gürcüler üstüne kuvvet gönderilerek Safevilere yardım ettikleri için cezalandırıldı.

1551‘de Osmanlı-Avusturya barışı bozuldu ve yapılan savaşlarla birçok Avusturya kalesi elde edildi. Bu savaşların birçoğu Rumeli beylerbeyi Sokullu Mehmet Paşa ile vezir Kara Ahmet Pasa yürüttü. Osmanlı Devleti’nin batıda Avusturya ile uğraşmasını fırsat bilen Şah Tahmasb’ın yeniden Van gölü bölgesine saldırılarda bulunarak Van, Ahlat ve Erciş yörelerini ele geçirmesi ve Erzurum’u kuşatması üzerine Kanuni Sultan Süleyman, 1553 sonbaharında üçüncü İran seferine çıktı. Bu seferin Sadrazam Rüstem Paşa’nın kışkırtmasıyla Şehzade Mustafa sorununun çözülmesi için yapıldığı da söylenir. Gerçekten de Kanuni Sultan Süleyman, Konya Ereğlisi’nde elini öpmek için ordugaha gelen veliaht şehzade Mustafa’yı boğdurttu. Aynı sefer sırasında öteki şehzade Cihangir de öldü. Böylece Kanuni Sultan Süleyman’ın Bayezit ve Selim olmak üzere yaşayan iki oğlu kaldı. Kanuni Sultan Süleyman, sefer mevsiminin geçmesi nedeniyle kışı Halep’te geçirerek. 1554 ilkbaharında Diyarbakır, Erzurum, Kars yoluyla İran topraklarına girdi. Padişahın İran şahını meydan savaşına çağrısı sonuçsuz kalınca Revan, Karabağ ve Nahçıvan Osmanlı ordusu tarafından ele geçirildi (bu sefere Nahçıvan seferi denir).

Azerbaycan’dan Doğu Anadolu’ya dönen Kanuni Sultan Süleyman’e gelen Safevi elçilerinin önerdikleri barış kabul edilerek
Amasya Anlaşması yapıldı (1555). Bu arada Osmanlı Süveyş donanması Portekizlilere karşı Hint Okyanusu’nda çarpışırken, kaptanıderya Piyale Paşa komutasındaki donanma da Akdeniz’de Avrupa birleşik donanmasına ve gücüne karşı mücadeleye girdi. Barbaros Hayreddin Paşa’nın başarılarını sürdüren Osmanlı donanması, Avrupa-Hristiyan donanmasını Cerbe deniz savaşında yendi (1560). Aynı yıllarda Kanuni Sultan Süleyman’in oğulları Bayezit ile Selim arasında saltanat kavgası sürmekteydi. Kanuni Sultan Süleyman çatışmayı önleyemeyince Selim’i destekledi, yenilen Bayezit İran’a sığındı. Uzun görüşmelerden sonra Osmanlılara geri verilen şehzade Bayezit öldürüldü. Böylece şehzade Selim (Selim II ya da Sarı Selim) Osmanlı tahtının tek varisi olarak kaldı. 1560’ta Almanya tahtından çekilen Şarlken’in yerine Avusturya arşidükü Ferdinand imparator olarak yıllardır süregelen savaşlara son verip Kanuni Sultan Süleyman’dan barış isteyince, 1562′de Osmanlı-Avusturya ve Almanya barışı yapıldı. Aynı zamanda İspanya krallık tacını da taşıyan Şarlken’den sonra yerine geçen oğlu Felipe II’nin, Akdeniz egemenliğini Osmanlılardan geri almak ve Cerbe yenilgisinin acısını çıkartmak için Osmanlı egemenliğinde bulunan kıyılara Malta şövalyeleriyle birlikte saldırması üzerine, Osmanlı ordu ve donanması Malta adasını kuşattı (1565). Trablusgarb valisi Turgut Reisin (Paşa) öldüğü bu kuşatmada ada elde edilemeyince, kuşatma kaldırıldı. 1566’da Piyale Paşa, daha önceleri vergi vermekte olan Sakız adasını Osmanlılara bağladı. Bu sırada barışı bozan Avusturya’ya karşı Kanuni Sultan Süleyman, onüçüncü ve son seferi olan Zigetvar seferine çıktı.

Kırk altı yıldır Osmanlı tahtında bulunan ve 73 yaşında,hasta olan hükümdar, Avusturya’nın elinde bulunan Zigetvar kalesinin elde edilmesini istedi. Çok sağlam olan kaleyi kuşatan Osmanlı ordusu birçok saldırıdan sonra kaleyi ele geçirdi; ancak Kanuni Sultan Süleyman kale düşmeden önce öldü. Ata binemediği içinZigetvar seferine arabayla giden padişahın sefere katılmasını, orduya cesaret vermesi için sadrazam Sokullu Mehmet Paşa istemişti. Kalenin ele geçmesinden sonra da padişahın ölümünü ordudan gizleyen Sokullu, ölüm haberini ancak Belgrad’da açıkladı. Bu arada şehzade Selim’e haber göndererek Belgrad’a gelmesi sağlandı ve Selim II Osmanlı tahtına oturdu. Kanuni Sultan Süleyman’ın cenazesi İstanbul’a getirilerek Süleymaniye Camisi avlusundaki türbesine gömüldü (1566).

KANUNİ DÖNEMİNDE DÜŞÜNCE VE SANAT YAŞAMI

Osmanlı tahtında en uzun süre oturan Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı İmparatorluğu devlet yönetimi, bilim ve kültür alanlarında en yüksek ve güçlü düzeye ulaştı. Kendisi de bir ozan olan ve Muhibbi takma adıyla bir divanı bulunan Kanuni Sultan Süleyman sanatçılar ve bilim adamlarını koruyan bir padişahtı. “Kanuni” ünvanını kendisine Fatih Sultan Mehmet’in Kanunnamesini dönemin gereklere uygun olarak geliştirmesi ve düzenlemesi nedeniyle verildi. İktisat ve devlet düzenlerinde de kimi değişiklikler yapıldı. Süleymaniye Camisi ve külliyesi, Üsküdar Camisi ve külliyesi gibi camiler ve külliyelerle birçok bina ve kurum onun döneminde yapılarak Osmanlı ülkesi bayındır bir duruma getirildi.