A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Kamera..., Işık..., Linç, Başlasın...
Kamera... Işık... Linç Başlasın...

Kamera... Işık... Linç Başlasın...

İnterstar"da bir "reality show"...
Hem de en çok izlenenlerden biri...
Emirdağ"daki linç olayını getiriyor ekranlara... Önce "sanık"tan "sapık" diye sözediyor. Yaptıklarını anlatıyor uzun uzun...
Sonra ahalinin linç için toplanma merasimini... Sonra "halka verin" çığlıklarını ve nihayet "kanlı adliye baskınını...
Tam televizyonluk olay... Bir "namus davası"... Irza geçilen çocuk... Gözü dönmüş bir sapık... Öfkeden kudurmuş ahali... Acımasızca dayak... Kan... Küfür... Silah sesleri...
Ortalık yatışınca program sunucusu mikrofonu ahaliye uzatıyor ve Emirdağlılar başları önde konuşuyorlar kameralara:
"Utanıyoruz, öldüremedik onu..."
Showman, kapanış sözleriyle teselli ediyor onları... "Bunun gibilerin icabına bakılmadıkça cemiyetin adam olmayacağı" mesajını veriyor.
Toplumsal infialin kucağına yeni kurbanlar atıyor.
Halkın öfkesine benzin döküyor.
Linç aklanıyor.
Hem de kim tarafından?
Daha birkaç hafta önce aynı öfkenin hedefi, hatta kurbanı olmuş bir televizyon istasyonu tarafından...



Bir canlı yayında ağızdan kaçıveren bir affedilmez gaf, aynı öfke tarafından şiddetle cezalandırılmamış mıydı?
O zaman İnterstar"a destek verip, öfkeyi yatıştırmak için çareler aramamış mıydık?         
Güner Ümit"in özrüyle, kabahatini örtmek için herkes seferber olmamış mıydı?
Aynı şey mi?
Biri bir çocuğa tecavüz... Diğeri dilsel...
Suç sabit mi?
Biri canlı yayın, diğeri "tanıkların ifadesi"
Bir kez öfkeye hak verdiniz mi, bir kez linçi meşrulaştırdınız mı, yarın o öfkeden payınızı alınca şikayet hakkınız kalmaz.
Popülizm iki ucu keskin bir silahtır. Dönüp kendini kullananı da kesebilir.
Haa sahi...
Rakibini "Rum çocuğu" diye karalayan da aynı kanal mıydı?
Rumlar olgun davrandı diye, Alevilerden aynı tavrı beklemeye hakkımız var mı?

* * *

Bu tür "kanayan yaralar"da yayıncılara büyük sorumluluklar düşüyor.
"Sallandıracaksın birkaçını, bak bir daha oluyor mu?"nakaratının peşine üç beş seyirci uğruna kamera takarsak, daha çok canlar yakarız, bizim de çok canımız yanar.
Önce şunda anlaşmamız lazım:
Suçu sabit görülene kadar herkes sadece "sanık"tır. O"na "sapık" damgasını vurursanız savunma hakkını çiğnemiş, kendinizi yargıç yerine koymuş olursunuz.
Diyelim ki o, gerçek "suçlu".
Yine de cezasının infaz yeri, halkın öfkeyle bilenmiş giyotini değildir. "Halk mahkemesi"nin kararını yüceltirseniz, yarın başka mahkemelerin kararında temyiz bekleyemezsiniz.
Tartışmanın bir başka yanı, suçlunun, suçu işleme nedenidir.
11 yaşında bir çocuğa tecavüz eden birinin ruh sağlığının dengeli olduğunu söylemek güçtür.
Bir akıl hastasının da, daraağacından çok tedaviye ihtiyacı vardır.
Bir de olayı tersten düşünün:
Irzına geçilen çocuğun babası, intikamını aynı yolla almak istese haklı olacak mıdır?
Suçlu olacak mıdır?
Sizin kızkardeşinizi kurşunlayıp üzerine benzin dökseler, babanızı da tel kurşunla öldürseler, artık mantıklı hareket edebilir misiniz?
Alaattin Çakıcı"nın böyle bir maziden geldiğini kaç kişi biliyor?
Bu maziyi bilsek, karısını kurşunlatmasını görebilir miydik?
Mazeretler suçu hafifletebilir mi?
Nedenleri bilsek, suçları affedebilir miyiz?

* * *

Bunlar çetin sorular...
Yanıtları da idam cezası kadar eski...


  Ad Soyad
  Yorum