A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
İzmir’in İşgali ve İşgale Karşı Tepkiler

İzmir’in İşgali ve İşgale Karşı Tepkiler

 İZMİR’İN İŞGALİ VE İŞGALE KARŞI TEPKİLER

Anadolu’nun Türk vatanı haline gelmesiyle birlikte, İzmir ve çevresi de Türkleşen yurt köşelerinden biriydi. Ancak, özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren Adalardan ve Yunanistan’dan Batı Anadolu’ya bir Rum göçü başladı. 20. yüzyılın başlarına kadar zaman zaman devam eden bu göçler sonucunda, müstakil yerleşim birimleri itibariyle bir ekseriyet teşkil etmemekle birlikte bölgede bir Rum nüfus miktarı oluştu.

19. yüzyılın ilk yarısında bağımsızlığını kazandıktan sonra Yunanistan, büyüme ve yayılma sevdasıyla, devamlı olarak, Osmanlı Devleti aleyhine bir genişleme siyaseti gütmeye başlamıştı. Bu düşünceyle hareket eden Yunanlılar, Batı Anadolu bölgemizdeki Rum nüfusun varlığını ileri sürerek, 20. yüzyılın başından itibaren, başta İzmir olmak üzere bu bölgeyi Yunanistan’a katmanın yollarını arıyorlardı.

20. yüzyılın ilk çeyreğinde, 1. Dünya Savaşı 
ile birlikte yaşanan olaylar, sonuç itibarıyla tam Yunanistan’ın hayal ettiği gibi gelişme göstermişti. Savaş sırasındaki gizli paylaşma projeleri gereği İzmir ve çevresi İtalyanlar’ın payına ayrılmış idi. Ancak savaşın sonunda özellikle İngiltere’nin Yunanistan lehine tavır koyması hem İngilizler’le İtalyanların hem de İtalyanlarla Yunanlıların  aralarının  açılmasına  neden  oldu.   1919     Ocağı’nda başlayan Paris barış görüşmelerinde, İtalya’nın karşı çıkmasına rağmen, İzmir ve çevresinin Yunanlılar’a verilmesi uygun görülmüştü.

İzmir ve çevresi için İtilaf Devletleri arasında bu gelişmeler yaşanırken, Kolordu Komutanı olarak bölgede bulunan Nurettin Paşa, ileride olabilecekleri sezerek, gerekli önlemleri almaya başlamıştı. Ancak onun hareketlerini yakından takip eden İngilizler, İstanbul hükümetine baskı yaparak Paşanın görevden alınmasını sağladılar. Nurettin Paşa’nın görevden alınmasıyla birlikte bölgedeki ihtiyat    iyice    gevşedi.    Artık      İtilaf    Devletleri hazırladıkları oyunu sahneleyebilirlerdi.

İşe burada yaşayan Rumları tahrik edip harekete geçirerek başladılar. Arkasından bölgede güvenliğin kalmadığını ileri sürdüler. İtilaf Devletlerini bölge halkının çoğunluğunun Rum olduğunu ve onların güvenliğinin Yunanistan tarafından sağlanması gerektiği hususunda ikna ettiler. 1919 Mayısı’nın 14’ünde de İzmir’in mütarekenin 7. maddesi gereği işgal edileceğini Osmanlı Hükümeti’ne bildirdiler . Aynı gün İzmir’in işgal edileceği haberi büyük bir infial yarattı. Zaten Yunanlıların bölge hakkındaki niyetini bilen yöre halkı, derhal yeniden hareketlenerek, 14/15 Mayıs gecesi Bahri Baba’da toplandı. Redd-i İlhak Beyannamesiyle mücadele kararı verdi. 15 Mayıs sabahı Yunanlılar İzmir’e asker çıkardılar. İşgal hareketi derhal civar kazalara da yayıldı. İzmir yöresindeki bu ilk Yunan işgal eylemi, Ayvalık-Akhisar-Nazilli hattında durduruldu. Bu sırada İtalyanlar da Kuşadası’nı işgal ettiler. Bu yörede İtalyanlarla Yunanlılar anlaşarak Büyük Menderes’i aralarında sınır kabul ettiler.

İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi, Türk Milleti’ne olayların vahametini anlatmaya yetti. Millet, bu olayı büyük bir tepkiyle karşıladı. Pek çok mitingler, protesto yürüyüşleri tertiplenerek, başta İtilaf Devletleri temsilcileri olmak üzere hükümete ve yetkili mercilere protesto telgrafları gönderildi. Bu nedenle İzmir’in işgali, Türk Milleti’nde, milli mücadele ruhunun doğmasında ve gelişerek bir milli mukavemet hareketine dönüşmesinde fevkalade etkili olmuştur.