A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Internet Nasıl Çalışır?

Internet Nasıl Çalışır? Internet Nasıl Çalışır?
Internet"in ne olduğu sorusuna cevap vermek imkansız denecek kadar zor. Bugün Internet"i oluşturan bağlantılar demeti nereden başlıyor; nereye gidiyor; kaç alan var; bu gibi sorunların cevabını bilmek artık imkansız. Herşeyden önce "İnternet"in yeri" diyebileceğimiz bir yer yok. Bu yüzden Internet"in ne olduğunu bir kenara bırakın, bize gerekli olduğu ölçüde Internet"in nasıl çalıştığını anlamaya çalışalım.
Internet"i bir demiryolu şebekesine benzetebiliriz. Yüzlerce lokomotif ve binlerce vagondan oluşan bir sistemin, sonuç itibariyle aynı raylar üzerinde, belirli bir sisteme göre hareket etmesi gibi, Internet de yüzlerce omurga, binlerce omurgalar arası bağ, onbinlerce hizmet sunucudan oluşan bir sistemle, milyonlarca kişiye hizmet sunuyor. Trenle yolculuk etmek için sistemin nasıl çalıştığını, hangi trenin ne zaman, nerede olması gerektiğini bilmenize hiç gerek yok. Sizin için önemli olan belirli bir trenin, belirli bir istasyondan, belirli bir saatte kalktığını bilmekten ibaret. Internet de öyle; günün belirli saatinde İnternet"te mevcut alanları gezen, bilgi edinmeye çalışan, ya da kimi alanlardan ücretsiz program edinmekye çalışan bir kullanıcı, Internet"in nasıl çalıştığını bilmek zorunda değil. Ama, bu sistemde yer edinecek ve başkaları için bir şeyler sunacak kişinin sistemin nasıl çalıştığını bilmesi gerekir.



Internet, bilgisayarlar ağları arası ağ demektir. İki veya daha fazla bilgisayar arasında iletişim kurmak, bir başka deyişle bağımsız bilgisayarları bir ağ halinde birbirine bağlamak için herşeyden önce bu bilgisayarları bir suretle birbirlerine bağlamak gerektiği gibi gibi bilgisayar ağlarını da birbirleriyle alışveriş yapabilir hale getirmek için önce birbirleriyle irtibatlandırmamız gerekir.
Bu bağı oluşturduğumuz zaman, karşımıza bir bilgisayarların birbirlerine bilgi aktarmalarını ve aktarılan bilginin doğru anlaşılmasını sağlayacak ilkeler üzerinde de anlaşmaları gerekir. Aralarında alışveriş sağlayabilmek için, bilgisayarları ortak bir dili konuşur hale getirmek zorundayız. Bilgisayar ağı ve Internet uzmanları, programlama diliyle karıştırılmaması için, bilgisayarlar arasındaki ortak iletişim diline "dil" yerine protokol derler. Bir protokol, sistemdeki bütün birimlerin birbirlerine nasıl ve hangi sırayla hitap edeceklerini gösteren ilkeler listesidir, diyebiliriz.
Internet"in ana protokolü ise Transmission Control Protocol (TCP) [Aktarma Denetleme Protokolü] ve Internet Protocol (IP) adını taşır ve genellikle TCP/IP şeklinde birlikte kullanılır. Internet"e dahil bütün bilgisayarların, bu bilgisayar arasındaki şebekelerin ve bunları birbirine bağlayan telefon hatlarını işleten diğer elektronik cihazların aynı dili konuşmasını sağlamak mümkün olamaz. Ama TCP/IP, farklı dil de konuşsalar, bütün bu sistemlerin birbirlerine ortak kurallar çerçevesinde bilgi vermesini sağlar.
Bir bilgisayarın bir diğerine göndereceği bilgi, biteviye, kesintisiz bir şekilde gönderilebilseydi, tıpkı bir işyerindeki bilgisayarların arasında kurulan bir yerel ağda olduğu gibi, bir Network yazılım paketi pekala herkesin ihtiyacını karşılardı. Ama kıt"adan kıt"aya, ülkeden ülkeye telefon bağlantısı, sürekli kesilen bir ilişki modeli üzerine kurulmuştur. Ankara"dan Istanbul"a, Tokyo"dan Londra"ya telefon eden bir kişinin bile "Alo!"su ile "Kimsiniz?" sorusu bile, karşı tarafa birbirinden farklı bir hat üzerinden gidebilir. Çağımızda telefon bağlantısının bu denli çok ve yoğun olmasını, iki telli bir bağlantı üzerinden aynı anda birden fazla sinyal gönrdenme ve bu sinyalleri belirli bir bağlantı kesildiği zaman mevcut optimum verimlilikte bir başka bağlantı üzerinden gönderme tekniği sağlamış bulunuyor. Bu bağlantıyı kullanan bilgisayar şebekelerinin de aralarındaki iletişimi kesilebilen bağ modeli üzerine bina etmesi gerekiyordu. Internet kurallarının ilki olan TCP, gönderilecek bilginin küçük parçalara ayrılmasını ve karşı tarafta düzgün biçimde birleştirilmesini sağlar. Uluslararası telefon sinyali alışverişinin hiç bir zaman belirli olmayan bağlantı yöntemi, kimi zaman, örneğin üç numaralı paketin, iki numaradan önce karşı tarafa ulaşmasına yol açabilir. TCP, bilginin aktarılmasını denetleme kuralı olarak, alınan bilginin gönderilen sırada anlaşılmasını da sağlar.
Internet Protokolü ise TCP"ye göre paketlere bölünen bilginin fiziksel olarak bir cihazdan çıkıp, diğerine en uygun yoldan gitmesini sağlar. Ağları birbirine bağlayan sistemde, Gateway veya router denen, ana geçitler ve yönlendiriciler vardır. Aslında bu cihazlar da kendi başına birer bilgisayardan ibarettir. Router cihazları, kendilerine gelen bilgi paketinin üzerindeki adrese göre doğru yönde ilerlemesini sağlar.
Internet"in, 1970"lerde Amerikan Savunma Bakanlığı"nın çeşitli araştırma projelerinde çalışan bilimadamları, üniversiteler ve araştırma kurumları arasında bilgi alışverişini sağlamak için oluşturulduğunu duymuş olmalısınız.. Amerikan Genelkurmay Başkanlığı"nın İleri Savunma Araştırmaları Proje Dairesi (DARPA) tarafından, hangi bilgisayarın, hangi bilgisayara günün hangi saatinde bağlanacağını ve aralarında bilgilerin hangi ilkelere göre alınıp verileceğini belirleyen bu sistem (ARPANET), bilimadamları arasında haberleşmeyi ve çok büyük bilgisayar dosyalarını alıp-vermeyi o kadar kolaylaştırdı ki, bir süre sonra sistem askerî nitelik taşımayan ve fonu Savunma Bakanlığı tarafından sağlanmamış projelerle ilgili bilgi aktarımında da kullanılmaya başlandı. Üniversiteler, özel firmalara ARPANET"ten (ve bu ağ üzerinde oluşturulan USENET"ten) yararlanma hakkı satmaya başladılar. 1979 yılında Amerika Savunma Bakanlığı, üniversitelerarası haberleşme sisteminin bütün masrafını savunma bütçesinden karşılamanın haksızlık olduğunu belirterek, ARPANET"ten desteğini çekeceğini açıkladı.
1980"lerin başlarında Amerikan Ulusal Bilim Vakfı (NSF), sadece ARPANET"e bağlı bilgisayarları değil fakat bazı üniversitelerdeki süper bilgisayarları birbirine bağlamaya karar vermiş ve bu amaçla Cornell Üniversitesi Teori Merkezi (Ithaca, NY), Illionis Üniversitesi Ulusal Süper Bilgiişlem Uygulamaları (NCSA, Urbana, Champaign), Pittsburgh Üniversitesi Süper Bilgiişlem Merkezi (Pennsylvania), Kaliforniya Üniversitesi San Diego Süper Bilgiişlem Merkezi (Kaliforniya) ve Princeton Üniversitesi Jon von Neumann Merkezi (New Jersey) arasında TCP/IP standardı ile çalışacak bir bağlantı için harekete geçmişti. Amaç, bu süper bilgisayarları Amerika ve Kanada"daki bütün bilimadamlarının hizmetine sunabilmekti. NSF, 5 merkez arasında 56 Kbps bir ağ için ferekli parayı sağladı ve bu merkezlerin çevresindeki bütün üniversitelere, fiziken bu ağa ulaşabiliyorlarsa, bağlanabileceklerini bildirdi. Bu dev bilgisayarlardan yararlanmak isteyen çok sayıda üniversite daveti kabul etti ve Internet"in çekirdeği toprağa atılmış oldu. Fakat bir süre sonra kullanıcılar, bu ağın, sadece beş büyük süper bilgisayardan yararlanmaya değil, fakat ağ"a dahil bilimadamı meslektaşlarına elektronik posta göndermeye, dosya aktarmaya ve haber grupları oluşturmaya yaradığını gördüler. Ağın trafiği birden arttı. Kasım 1987"de, NSF, Michigan Üniversitesi Bilgisayar Merkezi Merit"e, IBM, MCI ve Michigan eyalet hükumetleriyle ortaklaşa, mevcut 56 Kbps"lık ağı 1,544 Mbps (ki bu bağlantıya daha sora T1 adı verilecekti) hızına çıkartma işini ihale etti. Yeni ağ, ilk beş merkez ile Kolorado eyaletinin Boulder kentindeki Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi"ni ve Michigan Üniversitesi"ni de kapsayacaktı. İhaleden sekiz ay sonra 1 Temmuz 1988"de T1 omurgası hizmete girmiş ve ilk ay içinde 152 milyon "data paketi" aktarılmıştı. Projenin ortaklarından MCI telefon şirketi Michigan eyaletinin Ann Arbor kentinde Merit binasında 24 saat görev yapacak modern bir ağ denetim merkezi kurmuş, ve omurgaya bağlı 13 yerde 170 yerel ağı izleme olanağı sağlamıştı. NSFNET, 24 Temmuz 1988 günü 56 Kbps"lık eski omurgayı kapattı.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu tarihte Amerika ve dünyanın çok yerinde üniversiteler ve özel sektör bir çok "bölgesel Internet" kurmuş bulunuyordu, ve bu "Internetler," NSFNET"e girmek için NSF"a baskı yapmaya başlamışlardı. Örneğin Türkiye Üniversiteler ve Araştırma Kurumları Ağı (TÜVAKA) 1986"da bir çok üniversite ve Tübitak"a bağlı araştırma merkezini birbirine bağlamış ve bu bağlantıyı, Amerika"da EARN/BITNET ağı vasıtasıyla, dünyaya açmıştı. 1991-92"de Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Tübitak, bu bağlantıya RIPE adlı ağı ekleyerek network protokolü olarak IP kullanmaya başlamıştı. Bağlantı noktası olarak Fransa yerine Almanya"nın tercih edilmesi ile 1994"te Türkiye"nin dış bağlantı hızı 64 Kbps"a çıkmıştı. Daha sonraki yıllarda, X.25 ağı, kiralık hatlarla hızla gelişecekti.
Amerika içinde ve dışındaki bu baskılar sonucu, Ocak 1989"da Merit-IBM-MCI ortaklığı, NSF"a, ağ hızını artıracak ve giderek artan yükü kaldıracak bir güncelleştirme programı önerdi. Bu sırada IBM 45 Mbps (buna da T3 bağlantı hızı adı verilecekti) hızda çalışan ilk Router (ağ yönlendirme bilgisayarı) cihazını imal etmeyi başarmıştı. Vakfın verdiği 4 milyon Dolar ile, Kasım 1991"de omurga T1"den T3"e çıkartıldı, merkez sayısı 16"ya, merkeze bağlı ağ sayısı ise 3,500"e çıkartıldı. İşte bu omurga, bugün Internet dediğimiz şeydir.
Bu tarihten sonra Internet günlük yaşamımıza giren bir kelime oldu. Trafik, bir taraftan ticarî nitelik kazanırken, diğer taraftan tek omurganın kaldıramayacağı kadar artmıştı. Kaliforniya eyaletinde Santa Clara kentinde Willtel telefon şirketi kendi router"ı devreye sokarak, özel şirketlere NFSNET bağlantısı satmaya başladı. Aynı şeyi Federal Hükumet Washington"da yapıyordu. Bu gelişmeler üzerine NSF, 19933"te, Network Access Points (NAP, Ağ Erişim Noktaları) adını verdiği dört nokta oluşturacağını ve arzu eden firmanın omurga kurarak, omurgasını bu noktada Internet"e bağlayabileceğini duyurdu. Açılan ihalenin sonuçlarına göre, bu dört noktadan birincisi San Francisco"da Bell telefon şirketi, ikincisi Chicago"da Bell-Ameritech ortaklığı, üçüncü New York"ta Sprint, dördüncüsü New Jersey"de Pennsauken kentinde metropoliten Fiber Systems tarafından işletilecekti. Bu noktalardan Sprint"e ait olan Amerika dışı bağlantıları da sağlayacaktı. 30 Nisan 1995"te, NFSNET resmen kapatılmış oldu. Bu ilk NAP"lara yeni omurgalar bağlandıktan sonra fiilen 13 bağlantıları bağlama (enterkonnet) merkezi doğmuş oldu. Fakat zamanla bu da önemini yitirdi; omurga işleticisi firmalar resmî bağlantı yerlerinin dışında da özel bağlantı merkezleri kurdular.
Bu herkesin bildiği Internet hikayesi. Ancak siz Internet"i Internet yapanlardan, Web sitesi sahiplerinden biri olacağınıza göre, biraz daha ayrıntıya girmek ve "Omurga nedir?" diye sormak zorundasınız.
Bilgisayarlar arası bağlantı şebekesi (Ağ, network) genel olarak router denen cihazlarla birbirine bağlanır. Bu cihazlara, yol bulan, yol veren anlamına gelen bu kelimenin verilmesi, cihazın kendisine ulaşan bil veri paketini okuyup, paketi üzerindeki "adres"e "yollaması"ndan kaynaklanmaktadır. Internet, birbirine bağlanmış router"lar zinciridir.
Router"lar arası en etkili iletişim yer kabloları ile bağlandığı için günümüzde router"ların çoğu, telefon sistemi ile birbirine bağlıdır. Telefon teli ile yapılabilecek bir iletişimin hızı ise azami 53 Kbps olabilir. Daha hızlı bir bağlantı istiyorsanız, router"larınızı kiralık daimi hat ile birbirine bağlamak zorundasınız. Kiralayabileceğiniz hatların ise taşıyabilecekleri bilgi miktarı (hattın aktardığı elektrik sinyalinin frekansı) kullanılan telden tele ve mesafeye göre değişir. DS-0 (Data Service-0) adı verilen en basit hat, 56 Kbps hıza sahiptir. DS-1 hattı kiralarsanız, bu hız 1,544 Mbps"a çıkar. O zaman bu bağlantıya T1 bağlantısı denilir. 45 Mbps hıza sahip hatta DS-2, kuracağınız bağlantıya T3 adı verilir. Kiralamak istediğiniz hattın optik olmasını arzu ederseniz, OC-3 hattı kirayalabilirsiniz ve router"leriniz 155 Mbps bilgi alış verişi yaparlar. OC-12 hat kiralayacak olursanız, kapasiteniz 622 Mbps"a çıkar. Omurga dediğimiz şey, bir telefon firmasının veya benzeri bir başka iletişim şirketinin, router"ları arasında kurduğu ana hattır. Şimdi bu bağlantı kısa mesafe için ise ucuz, iki uzak kent arasında ise pahalıdır. Örneğin, ABD"de aynı kent içinde 20 kilometreden kısa mesafeler için 56 Kbps bir hattın aylık kirası 60 Dolar iken, T3 hattın aylık kirası 70 bin Dolar"dır. OS-3, 100 bin Dolar, OS-12 ise 400 bin Dolar tutar. Bunu iki uzuk kent arasında düşünürseniz, kuracağınız bağlantının maliyeti hakkında bir fikir edinebilirsiniz.
"Ulusal Internet Omurga Sunucu" olmak istiyorsanız, bir kaç kenti birbirine bağlayan hat döşemiş veya kiralamış ve bu hattın iki ucuna çok hızlı, çok yetenekli router"lar bağlamış olmalısınız. Ulusal Internet Omurga Sunucusu, router"larının bulunduğu yerde, başka omurga sunucularına veya yerel ağ oluşturan ve muhtemelen daha düşük kapasiteli router sahiplerine diğer kentlere bağlantı imkanı satar. Bu ikinci grup router ve bağlantı sahipleri, üçüncü grup ve muhtemelen daha düşük kapasiteli ama daha çok müşterili router ve bağlantı sahiplerine bağlantı imkanı satar. Ve bu kişiler de size-bize Internet servisi sunan ve Adına Internet Servis Sunucu (ISS) dediğimiz kişi veya şirketlere bağlantı imkanı satar.
"Ulusal Internet Omurga Sunucu" firmalar, birbirleriyle NAP"da bağlanırlar. Dolayısıyla aslında birden fazla olan omurgalar, Internet kullanıcısına bir tek "bilgi süper otoyolu" gibi görünür. Aslında bu süper otoyolunda, birincisi "Ulusal Internet Omurga Sunucu" şirketler, dördüncüsü bizim abonesi olduğumuz ISS"ler olmak üzere dört hız seviyesi vardır. Fakat bunu kesin kural olarak algılamamak gerekir. zincirde dördüncü halka olan bir ISS"in, ikinci halkaya bağı T3 bile olabilir. Bu, ISS"in ödemek istediği kiraya bağlıdır. Internet kullanıcısı bir firma, isterse, kendi ISS"ine kiralık T1 hattı ile bağlanabilir. Ama ISS, üçüncü seviye bağlantı noktasına 56 Kbps bir hat ile bağlı ise, bu firma parasını çöpe atmış olur; çünkü binlerce Dolar vereceği kablodan, herhangi bir Internet abonesi gibi azami 53 Kbps (56 K bile değil) hızında iletişim sağlayacaktır.
Internet"i ve onu oluşturan omurgayı ele aldıktan sonra sıra, sık sık karıştırılan bir başka konuya geldi: Internet ve Web ilişkisine. World Wide Web (WWW, Dünya Çapında Ağ) adı verilen "şey", Internet"te verilebilecek hizmetlerden sadece biri. Bununla birlikte Internet trafiğinin yüzde 85"ini Web oluşturuyor. Bunu sağlayan, kullanıcının Web"te bir belgeden diğerine, bir grafikten diğerine gidebilmesini mümkün hale getiren Hypertext teknolojisi olsa gerek. Bu teknoloji, HTTP adı verilen ağların birbirlerine Hypertext alıp vermesini sağlayan protokole dayanır. Web"de bir bilgisayardan diğerine dosya aktarmaya yarayan FTP, ya da kullanıcılar aracında birbirlerine mesaj alıp vermelerini sağlayan NNTP protokolleri de vardır. Ama en çok tanınan ve kullanılan HTTP protokolüdür.
HTTP, İsviçre"deki Avrupa Nükleer Fizik Laboratuvarı"nda laboratuvara bağlı uzmanların yazdıkları raporlarda bir standart sağlamak üzere geliştirilmişti. Tekniğin esası, belirli bir yazıyı veya grafik unsuru, başka bir yazıya veya grafik unsura bağlamak ve birinden doğruca diğerine gitmeyi bağlayan (metinleri hyper hale getiren) bağlantılardan ibarettir.
Web Browser adı verilen programlar (Microsoft Internet Explorer veya Netscape Navigator ve diğerleri), bilgisayarı ile Internet arasınhda bağlantı kuran kişinin, HTTP protokolü ile yazı, resim, ve video veya ses gibi diğer multimedya unsurlarını sunan Web Sitelerine girerek, bunları kendi bilgisayarına aktarmasını sağlar. Internet, daha doğru adıyla WWW, Universal Resource Locator (URL, Evrensel Kaynak Belirleyici) adı verilen bir adres sistemine dayanır. Bu sisteme göre belirlenmiş adresi, browser programının adres hanesine yazan kullanıcı, kendi bilgisayarı ile bu adreste gösterilen "kaynak" arasında bağlantı sağlamış olur.
Bu bağlantı sağlandığı anda, "kaynak" bilgisayarla, "ziyaretçi" bilgisayar arasında bir "hizmet veren/müşteri" (Server/Client) ilişkisi kurulmuş olur. Kaynak bilgisayar veya Web sitesinin bulunduğu bilgisayar, kendisinden hizmet isteyen müşteri ziyaretçiye, talep ettiği yazıları, resimleri, videoları, ses dosyalarını verir. Servis veren veya hizmet eden (Server) bilgisayardaki programa da Server adı verilir. Bu anlamda IE veya Netscape "Client program" sayılırlar.


  • diline pelesenk olmak ne demek
  • dillere pelesenk olmuş ne demek
  • pelesenk
  • pelesenk ne demek
  • Pelesenk Ne Demek – Pelesenk Sözlük Anlamı
  • pelesenk olmak ne demek
  • pelesenk olmak ne demektir
  • pelesenk olmuş ne demek
  • Yüksek Yüksek Tepelere sözleri
  •   Ad Soyad
      Yorum