A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
İnsan
İnsan

İnsan       İnsana Ve Kaliteye Dair.....
      Uzun, çok uzun, hatta sonu görünmeyen bir yolda yürüyorum.

      Hayatı ve ona dair beklentilerimi kafamdan geçiriyorum birer birer. Dalıyorum.....
      Birden bir kamyon geçiyor yanımdan hızla, yokuş aşağı başıboş iniyor ve eskiden çamlık olduğunu bildiğim bir yere dikilmiş gecekondunun duvarından içeri dalıyor.
Ölüler, yaralılar....

      Sonra bir grup genç beliriyor yanımda. Ellerinde döner bıçakları, coplar, sırtlarında tuttukları takımın bayrakları... Karşıdan gelen gruptaki gençlerle aynı okula gidiyorlar, hatta kimisi komşu, belki akraba. Tek farkları taşıdıkları bayrak. Kesişiyorlar orta yerde.
Ve yine, ölüler yaralılar.....

      Şimdi de bir nehir akıyor yanımdan. Eskiden türlü cinsten balıklar oynaşırdı maviliğinde. Artık kanalizasyon karışık, şehrin nerdeyse göbeğine kurulmuş bir fabrikanın atıklarını taşıyor denize. Ölü balıklar, yaralı nehir....




      Bir grup geliyor karşıdan. Ellerinde bond çantalar, koltuklarının altında gazetelerle. Hepsi konuşuyor, ama hiçbiri dinlemiyor. Uğultuyla uzaklaşıp gidiyorlar. Ölü sözlerle, yaralı kelimelerle....

      Bir hastanenin acili beliriveriyor şimdi. Aşırı hız ve alkolle işbirliği yapan azrail ile tanışmış zavallı. Sıkıştığı yerden geç gelen kurtarma ekibi yüzünden çevredekiler tarafından hırpalanarak çıkarılmış. İlk yardım görmediği için çok kan kaybetmiş. İlgili doktor olmadığı içinse, şimdi acilin bir köşesinde sorgu meleklerini bekliyor. Ölü bir beden, yaralı geride kalanlar....

     Bir otobüs geçiyor şimdi de yanımdan. Gençler yüksek sesle oturdukları yerden birbirlerine sataşırken, el kol hareketleriyle şakalaşırken, ayaktaki yaşlı amca onları hüzünle seyrediyor. Ölü bir gençlik yaralı ihtiyarlar...

     Hızla uzaklaşan içinden şen kahkahaların koptuğu minibüsün arkasından önce dumanlar, sonra alevler yükseliyor. Koskoca orman gözlerimin önünde kül oluyor. Ölü bir orman, yaralı bir gelecek....

     Çocuğu ile yürüyen bir anne şimdide. O da ne! Elinden hızla çantasını kapmaya çalışıyor arabadaki gençler yanı başımda...Çocuk yerde sürükleniyor anne çaresiz, hatta nefessiz. Ölü bir anne yaralı bir yuva.....

      Bir adam beliriyor birden. Arkasından kalabalık gelen topluluğa, “güzel gelecek” diyor, “insan hakları” diyor, “ahlak, dürüstlük” diyor. Bu sırada bir cebinden paralar, diğerinden namlu ucu sarkıyor.. Ölü umutlar yaralı yarınlar....

      Sıkıca sarılmış bir çift geçiyor yanımdan. Kızın kafasında sahip olacağı hediye, erkekse başka bir dekolteyi süzüyor, karşıdan gelen.. Ölü duygular yaralı arzular...
      Bir grup insan geçiyor yanımdan, Kimi yere tükürüyor kimi sigarasını izmaritini, kimi çekirdek kabuklarını savuruyor yerlere fütursuzca. Hüznüm artıyor.. Ölü bir çevre yaralı hayatlar...

      Bir “patron” takımı şu gelenler. Umutlanıyorum ellerinde dosyalar, saç baş darmadağın “çok işleri olduğundan” bahsediyorlar, “çoookkk”.... Ölü zamanlar yaralı çalışanlar....

      Sürekli “peki” diyen başka bir grup geliyor bunların arkasından. “neden” diyorum ona da “peki” diyorlar.Öylece kalıyorum. Ölü beyinler yaralı düşünceler....

      Mutsuz işçiler, ağlayan anneler, umutsuz gençler, bezgin öğretmenler, yıkılmış çocuklar, aç kadınlar, ezilmiş yürekler, geçiyor, geçiyor, geçiyor......Yol bitiyor!.
      Çaresizim.....
       Birden geri döndürüyor bir güç beni hızla...

       O da ne. Eski çamlık yıkılmamış orda, patikanın yanında, yemyeşil.....
       Biraz önceki gençler bunlar,tezahürat mı bu bağırtılar. Hayır hayır dostluk ve kardeşlik şarkıları....

       Ne güzel bu nehir böyle denizi kucaklamak için sabırsız çağlıyor, berrak suyuyla.....

       Bu beyaz yakalılar yine. Uğultuları kesilmiş.Gözleri anlamlı ve cesaretli.Birisi “saygı” diyor, bir diğeri “sevgi, anlayış, hoşgörü” .Hepsi dinliyor gülümsüyor....

      Bakımlı yollar kavuşturuyor sevdiklerine, umutlarına bu adamı, kurtardığı bir hayatın verdiği sarhoşlukla evine dönüyor, sakin ve huzurlu...

       Yaşlı adam kendisine yer veren gence teşekkür ediyor. Ne güzel bir çocuk tıpkı torunu gibi....Kaynaşmak için gelmiş bu ormana iş arkadaşları, buldukları her boşluğa ağaç dikmek için gelmişler, ortak ve güzel bir paylaşım için...

        Bu genç neden koşuyor kadınla çocuğun peşinden?. Düşürdüğü cüzdanını uzatıyor hanıma, mahçup....Minik kızın başını okşuyor  “ne güzelsin sen, tıpkı gelecek gibi”.....

       Peşinden yüzbinlerle yürüyor bir başkası. Elinde beyaz bir bayrak. “bilgi” diyor ve kaynak gösteriyor. Sorulara cevap veriyor. Yeni sorular soruyor, gülümsüyor içten ve alabildiğine samimi.....

       Kız erkeğe sıkıca sarılmış, güzel bir gelecekten, paylaşımdan, özveriden, mutluluktan bahsediyorlar.
      Yine o patron takımı. Yüzlerinde bir rahatlık var bu sefer... Program, işbölümü, yetkilendirme ve güven söylemleri ağızlarında ve güven veriyorlar parlayan gözleriyle....
      
    Onları takip eden grup sessizliği bozmuş! Tartışıyorlar, konuşuyor, dinliyor, çözüm öneriyor, düşünüyor, paylaşıyor ve gülümsüyorlar....
    
     İşçiler mutlu anneler gülümsüyor, gençler umutlu, öğretmenler heyecanlı, çocuklar dimdik ayakta, yüreklerse heyecanla atıyor. Yol bir türlü bitmiyor....
      Ne değiştirdi bunları diyorum. Her şeyi böylesine ters düz eden ne?  Bir bayrak görüyorum yolun sonsuzluğunda fışkıran. “O” nu görüyorum.... Gülen gözleri, parlayan yüzü ve heyecanla çarpan yüreğiyle     “İNSAN” ı........

Goncagül ŞAHİN’ e saygılarımla……..      

Yrd. Doç. Dr. Ahmet YATKIN
Fırat Üniversitesi, İletişim Fakültesi
JulesVerne

  Ad Soyad
  Yorum