A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
İhlâs, ve, Niyet,
İhlâs ve Niyet

İhlâs ve Niyet

عَنْ اَمِيرِالْمُؤمِنِينَ اَبىِ حَفْصٍ عُمَرَ ابْنِ الْخَطّ ابِ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم يَقُولُ: إِنَّمَا اْلاَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللهِ وَرَسُولِِهِِِِ فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ لِدُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ يَنْكِحُهَا فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ

Mü’minlerin emîri Hz. Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh, Âlemlerin Efendisi Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururlarken dinledim, dedi:

Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir ve kişinin niyeti ne idiyse, karşılık olarak onu bulur. Dolayısıyla kimin hicreti, Allah ve Rasûlü’nün rızasını kazanma istikametindeyse, onun hicreti Allah ve Rasûlü’ne olmuş demektir. Yine kim nâil olacağı bir dünyalık veya nikahlanacağı bir kadına ulaşma uğruna hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye olmuştur.”

(Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1, Îmân 41, Müslim, İmâret 155. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Talâk 11; Tirmizî, Fezâilü’l-cihâd 16)

وَعَنْ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ أُمِّ عَبْدِ اللَّهِ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ ((قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم :يَغْزُو جَيْشٌ الْكَعْبَةَ فَإِذَا كَانُوا بِبَيْدَاءَ مِنَ اْلاَرْضِ يُخْسَفُ بِأَوَّلِهِمْ وَآخِرِهِمْ قَالَتْ: قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ يُخْسَفُ بِأَوَّلِهِمْ وَآخِرِهِمْ وَفِيهِمْ أَسْوَاقُهُمْ وَمَنْ لَيْسَ مِنْهُمْ قَالَ يُخْسَفُ بِأَوَّلِهِمْ وَآخِرِهِمْ ثُمَّ يُبْعَثُونَ عَلَى نِيَّاتِهِمْ .))

Mü’minlerin annesi Hz. Âişe vâlidemiz radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Fahr-i Kâinât Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:

“Bir ordu savaş için Kâbe’ye doğru yola çıkar; Beydâ denilen bir çöle geldiklerinde baştan sona hepsi birden yere batırılıp helâk edilir.”

Hz. Âişe vâlidemiz der ki:

“Dedim ki Yâ Resûlallah! Neden baştan sona hepsi birden helâk ediliyor?! İçlerinde ticaret için yola çıkanlar ve aynı niyeti taşımayanlar da olabilir...”

Efendimiz şöyle izah eder:

“O an bütünüyle helâk edilirler, fakat sonra herkes kendi niyetine göre diriltilir.”

(Buhârî, Büyû’ 49; Hac 49, Müslim, Fiten 4-8. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 21; Nesâî, Menâsik 112; İbni Mâce, Fiten 30)

عَنْ عاَئِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ ((قَالَ النَّبِيُّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم: لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الفَتْحِِ ، وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ فَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا ))

Hz. Âişe vâlidemiz radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Kâinatın İfti¬har Tablosu Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:

“Mekke fethinden sonra artık (hususi mânâsıyla) hicret bitmiştir. Fakat bununla beraber Rabbin adını cihanın dört bir yanına duyurma gayreti ve bu niyete kilitlenme şeklinde (kıyamete kadar) devam edecektir. O halde (bu uğurda) bir nefer olmanız istendiğinde hiç tereddüt etmeden gerekeni yapın.”

(Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr 45, Cihâd 1, 27, 184; Müslim, Hac 445, İmâret 85. Ayrıca bk. Tirmizî, Siyer 32; Nesâî, Bey’at 15)

وعَنْ أبي عَبْدِ اللَّهِ جابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ :كُنَّا مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ في غَزَاةٍ فَقَالَ «إِنَّ بِالْمَدِينَةِ لَرِجَالاً مَا سِرْتُمْ مَسِيراً ، وَلاَ قَطَعْتُمْ وَادِياً إِلاَّ كَانُوا مَعكُمْ حَبَسَهُمُ الْمَرَضُ» وَفِي رِوَايَةٍ : «إِلاَّ شَرَكُوكُمْ فِي الأَجْرِ»

Câbir İbni Abdullah el-Ensârî’den radıyallahu anhümâ şöyle nakledilmiştir: - Bir defasında Peygamber Efendimizle sallallahu aleyhi ve sellem birlikte bir gazveye çıkmıştık. Bir ara buyurdular ki:

“Medine’de kalan öyle kimseler var ki, siz hangi yolu geçseniz, hangi vâdiyi aşsanız, (size katılabilme tutkusuyla dopdolu oldukları için) onlar da mutlaka aranızdadırlar. Onları sırf hastalıkları alıkoymuştur.”

Bir başka rivayete göre: “Sizin kazandığınız mükâfâta aynen ortak olurlar.” buyurdular.

(Müslim, İmâre 159)

وَعَنْ أبِي هُرَيْرَةَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ صَخْرٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّمْ: «إِنَّ اللهَ لاَ يَنْظُرُ إِلىَ أَجْسَامِكْمْ ، وَلاَ إِلىَ صُوَرِكُمْ ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ » وَفِي رِوَايَةٍ لمُِسْلِمٍ (وَ أَعْمَالِكُمْ)

Ebû Hureyre Abdurrahman İbni Sahr radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Allah’ın Sevgili Habîbi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:

“Allah Teâlâ hazretleri, sizin şekillerinize ve suretlerinize (boylarınıza-poslarınıza) bakmaz; sizin kalbî (hayatı)nıza bakar.”

(Müslim, Birr 33. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 9)

وعَنْ أبِي مُوسَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ قَيْسٍ الأَشعرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ: سُئِلَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الرَّجُلِ يُقَاتِلُ شَجَاعَةً ، ويُقاتِلُ حَمِيَّةً وَيُقَاتِلُ رِيَاءً ، أَيُّ ذَلِِكَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : « مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ » مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ

Ebû Mûsâ el-Eş’arî radıyallahu anh şöyle dedi:

Nebîler Serveri Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e:

Biri cesaretini sergilemek, diğeri milletini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek üzere savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? diye soruldu.

Nebîler Serveri sallallahu aleyhi ve sellem şu cevabı verdi:

“Kim Allah Teâlâ hazretleri"nin yüce adını yüceltmek istikametinde mücadele-mukatele ederse, işte odur Allah yolunda olan.”

(Buhârî, İlim 45, Cihad, 15, Farzu’l-humüs 10, Tevhîd 28; Müslim, İmâre 150, 151. Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilü’l-cihad 16; Nesâî, Cihad 21; İbni Mâce, Cihad 13)

َوعَنْ أبِي بَكْرَةَ نُفيْعِ بْنِ الْحَارِثِ الثَّقَفِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا الْتقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفيْهِمَا فالْقاتِلُ والمقْتُولُ فِي النَّارِ» قُلْتُ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ، هَذَا الْقَاتِلُ فَمَا بَالُ الْمقْتُولِ ؟ قَالَ: «إِنَّهُ كَانَ حَرِيصاً عَلَى قَتْلِ صَاحِبِهِ» مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .

Nüfey’ İbni Hâris es-Sekafî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Peygamber-i Zan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:

“İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de ölen de cehennemdedir.” Bunun üzerine ben:

Yâ Resûlallah! Öldürenin durumu belli, ama ölen niçin cehennemdedir? diye sordum.

“Çünkü o da karşıdakini öldürmeye kararlıydı.” buyurdular.

(Buhârî, Îmân 22, Diyât 2, Fiten 10; Müslim, Kasâme 33, Fiten 14, 15. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Fiten 5; Nesâî,Tahrîm 29, Kasâme 7; İbni Mâce, Fiten 11)

وَعَنْ أِبي الْعَبَّاسِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَِّلبِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا، عَنْ رَسُولِ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، فِيمَا يَرْوِى عَنْ ربِّهِ ، تَبَارَكَ وَتَعَالَى قَالَ : «إِنَّ اللهَ كَتَبَ الْحَسَنَاتِ والسَّيِّئَاتِ ثُمَّ بَيَّنَ ذَلِكَ : فَمَنْ همَّ بِحَسَنةٍ فَلَمْ يَعْمَلْهَا كَتبَهَا اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عِنْدَهُ حَسَنَةً كَامِلَةً وَإِنْ هَمَّ بِهَا فَعَمِلَهَا كَتَبَهَا اللَّهُ عَشْرَ حَسَنَاتٍ إِلَى سَبْعِمِائِةِ ضِعْفٍ إِلَى أَضْعَافٍ كَثِيرَةٍ ، وَإِنْ هَمَّ بِسَيِّئَةٍ فَلَمْ يَعْمَلْهَا كَتَبَهَا اللَّهُ عِنْدَهُ حَسَنَةً كَامِلَةً ، وَإِنْ هَمَّ بِهَا فعَمِلَهَا كَتَبَهَا اللَّهُ سَيِّئَةً وَاحِدَةً» مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .

Abdullah İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan nakledildiğine göre, İki Cihan Serveri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah Teâlâ’dan rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurdular:

“Allah Teâlâ hazretleri, iyi ve kötü şeyleri tayin edip sonra da bunları şöyle açıklamıştır: Kim bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, Cenâb-ı Hak o kişi adına tam yapılmış bir iyilik yazdırır. Eğer niyetlendiği bu iyiliği gerçekleştirebilirse Şânı Yüce olan Allah, o kişi adına on iyilikten başlayarak yediyüz katı ve hatta daha çok kat iyilik yazdırır. Diğer taraftan kim bir kötülük yapmaya niyetlenir de yapmazsa, Allah o kişi adına yine tam yapılmış bir iyilik yazdırır. Niyetlendiği o kötülüğü yapması durumunda ise, Allah bunu sadece tek bir kötülük olarak kayda geçirtir.”

(Buhârî, Rikâk 31; Müslim, Îmân 207, 259. Ayrıca bk. Buhârî, Tevhîd 35; Tirmizî, Tefsîru sûre (6), 10)