A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Ekmek, Deyip, Geçmeyin
Ekmek Deyip Geçmeyin

Ekmek Deyip Geçmeyin

a rel="nofollow" >Hergün yediğimiz ekmeğe farklı bir açıdan bakmaya ne dersiniz...
Koyu, altı çizili ve
(özellikle) şeklinde yazılan yerleri bile okusanız çok faydalı olacaktır.

______________________________________

Ekmek; hazırlanışı, kıvamı, pişirilmesi ve lezzetiyle coğrafya ve kültüre göre farklılıklar arz eden vazgeçilmez bir gıdadır. Her milletin ekmeği, kendine has bir hususiyet gösterir.

Ekmek, kullanılan unun cinsine göre, ‘ak ekmek’, ‘kara ekmek’, ‘mısır ekmeği’; pişirildikleri yere göre, ‘fırın ekmeği’, ‘tandır ekmeği’, ‘külde, korda veya sacda pişen ekmekler’ şeklinde isimlendirilir. Ayrıca ekmek, mayalı olup olmamasına, yağ, yumurta, et, peynir, çeşitli sebze ve otlar ihtiva edip etmemesine göre de adlandırılır.




 Ekmek, Çorum’da ‘pıtpıt’, Artvin’de ‘kakala’, Kastamonu’da ‘göbüt’, Kars’ta ‘kalın’, Konya’da ‘gömeç’ gibi mahallî olarak da değişik isimler almıştır. Son yıllarda kepekli, soyalı, meyveli, sebzeli, patatesli, ayçiçekli, zeytinli, cevizli ekmeklerin tüketimi de yaygınlaşmıştır.

Günümüzde birçok faydası yeni yeni keşfedilen kepekli ekmek, lifli yapısı, zengin muhtevası ve doygunluk hissi vermesi gibi hususiyetleri dolayısıyla diyet yiyecekleri arasında başköşeye oturmuştur. Aslında kepekli ekmeğin taşıdığı besin hususiyeti geçmişten beri biliniyordu; en azından kaynaklarımızda mevcuttu.  

Şeker hastalığının kontrolünde, kan lipitlerinin düşürülmesinde fayda sağladığından, kepekli ekmeğin gerekli miktarda yenilmesi tavsiye edilir.

(önemli)
Ekmekle alâkalı az bilinen hususlardan biri de, buğday kabuğunun insanın zihnî ve fizikî performansına olan tesiridir. Ekmek ve meyve ile beslenen işçilerin, günün ilerleyen saatlerinde performanslarının daha yüksek olduğu, kanlarındaki şeker seviyesinin daha uzun süre devam ettiği yapılan araştırmalarla ispatlanmıştır

GÜNLÜK NE KADAR EKMEK YEMELİYİZ?

Harcanan günlük enerjinin üçte biri, sadece ekmekten karşılanmaktadır. Bir kişinin günlük ekmek ihtiyacı -kepekli olmak şartıyla- üç dilimi (ortalama 90 gr) geçmemesi gerektiği hâlde, ülkemizde, ekonomik sebeplerden dolayı kişi başına günde ortalama 400–450 gram ekmek tüketilmektedir. Bu nispetin çok yüksek olması, dengesiz beslenmeye sebep olmaktadır. Çünkü dengeli beslenme için lâzım olan gıdanın önemli bir kısmının diğer besinlerden karşılanması gerekmektedir. Diğer yandan, diyet için ekmek üretilmesi, gereksiz ekmek tüketimini de azaltmaktadır.

EKMEK İSRAFI

Başka milletlerde pek rastlanmayan “ekmeğe saygı”, Hz. Peygamber Efendimiz’in (sas) ekmeğe hürmet edilmesi gerektiği, aksi takdirde toplumların kıtlıkla imtihan olabileceği yönündeki beyanlarının atalarımız tarafından emir telâkki edilmesi dolayısıyla, kültürümüzde asırlardır devam etmektedir.

(önemli)Bizim kültürümüzde yerdeki küçük bir ekmek parçasının dahi çiğnenmemesine dikkat edilmiş, onu alıp ayak değmeyecek bir yere bırakma hassasiyeti gelişmiştir. Anne-babalar çocuklarına imanın ve İslâm’ın şartlarını, Peygamberlere saygı-sevgiyi öğrettikten hemen sonra, ekmeğe hürmeti telkin etmişlerdir. O, bizim kültürümüzde hem nimet, hem de alın terinin karşılığı sayılmış, ona saygısızlık nimete saygısızlık olarak telâkki edilmiştir.

(önemli)Ekmek israfında -gıda tüzüğüne rağmen- ekmeklerin yanık veya yeterince pişmemiş, su ve tuz oranının dengesiz, mayalanma süresine riayet edilmeden üretilmiş olması mühim bir rol oynamaktadır. Fırıncılar Federasyonu’nun araştırmasına göre Türkiye’de üretilen günlük 100–120 milyon ekmeğin yaklaşık % 10’u israf edilmektedir. Bu da günlük 10–12 milyon ekmeğe karşılık gelmektedir.

(önemli)Dünyanın çeşitli bölgelerinde binlerce insan bir dilim ekmeğe muhtaç iken, bize lütfedilen bu güzel nimeti israf etmek büyük hatadır. Her gün yaklaşık, 10 milyon ekmeğin çöpe atılması ülke kaynaklarının heba edilmesi adına da oldukça düşündürücüdür.

Ekmekte israfın önlenmesi için bazı tedbirler alınmalı, halkın şuurlandırılması için çalışmalar yapılmalıdır:

- Ekmeğin gramajının azaltılması,

- Üretiminin ihtiyaca göre plânlanması,

- Raf ömrü uzun olan ekmek üretilmesi,

- Orta derecede bayatlamış ekmeklerin düşük fiyattan satılması,

- Satılmayan ekmeklerin, galeta unu, kurutulmuş ekmek gibi başka gıda maddelerinin üretiminde kullanılması,

- Lokanta, yatılı okul, hastane, kışla gibi toplu yemek tüketilen yerlerde ekmeğin dilimlenerek sunulması,

- Evlere ihtiyaç olduğu kadar ekmek alınması,

- Ekmeğin bozulmadan ve bayatlamadan muhafaza edilip tüketilmesi,

- Ekmeğin oda sıcaklığında veya buzdolabında değil, derin dondurucuda saklanması,

- Bayatlamış ekmeklerin papara, tirit gibi yemeklerde değerlendirilmesi,

- Küflü olmamak şartıyla değerlendirilme imkânı olmayan bayat ekmeklerin hayvan yemi olarak kullanılması, ekmek israfını azaltıcı önlemler olarak sıralanabilir.

Şükür, nimeti çoğaltır; ekmeğin şükrü de, onu en güzel şekilde tüketmek olmalıdır. Efendimiz’in (sas) ‘yemek ikram edilen eve hayır ve bereketin çok hızlı ulaşacağı’ beyanını baş tacı eden âlicenap ve misafirperver insanımız, elinde ikram edecek çok fazla bir şeyi olmadığı zamanlarda bile, ekmeğini paylaşarak misafirlerini ağırlamıştır. Bu ahlâktan günümüzde çıkarmamız gereken önemli dersler vardır.
___________________________________
Kemal BAYRAKTAR’ın yazısından önemli kısımları alarak paylaştım sizinle.
Yazının tamamı için
a rel="nofollow" href="http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/aziz-bir-gida-ekmek.html" target=_blank>http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/aziz-bir-gida-ekmek.html

LOKMAN_HEKİM