A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Dünya, Vatandaşıyım
Dünya Vatandaşıyım

Dünya Vatandaşıyım "Kürtçülük" cereyanı çıkınca yönetici elitimiz nihayet yeni kavramlarla durumu kurtarma arayışına girdi. Şimdi yeni icat: "Türkiye vatandaşlığı"...
Hükümet, şimdi de "Türkiye realitesi"ni tanıyor. Yarından tezi yok atasözleri düzeltilecek: "Ne mutlu Türkiyeliyim diyene"... "Bir Türkiyeli dünyaya bedeldir". "Türkiyeliye Türkiyeliden başka dost yok"... "Türkiyeliye durmak yaraşmaz / Türkiyeli önde, Türkiyeli ileri" Çocuklar sabah ayazında artık "Türkiyeliyim / Doğruyum/ Çalışkanım" diye bağıracaklar. Şarkılar "Çırpınırdı Karadeniz / Bakıp Türkiyelinin bayrağına" diye söylenecek.
Bir ara da İngilizce"de Türkiye imajını düzeltmeye kalkışmıştık. "Gavur bize "Hindi" diyor" diye İngilizce"deki "Turkey" yerine "Türkiye" koydurtmayı denemiştik, ama pek tutturamamıştık.
Keşke bu işler o kadar kolay olsa...
Sen üç kuşak boyunca yedi düvele Türk"ün bileğinin bükülmezliğini anlat, çocuklarına her Allanın sabahı "Türklük" yemini ettir. "Türkiye Türklerindir" sözünü beyinlere kazı... Sonra bir yılsonu sabahı, "Artık işler değişti, bundan böyle Türkiyeliyiz" diye günah çıkar.



Bu masala kim inanır? * * * Ben kendi adıma, üzerime böyle yukardan giydirilen elbiseleri pek sevmiyorum. "Ben almayayım, teşekkür ederim" diyorum.
Kimliğim sorulduğunda "Ben dünya vatandaşıyım" diyorum.
Elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin: Bir yanda Bizans surlarına toplu konut alanı gözüyle bakan "Türkiyeliler"... Öte yanda Kanuni"nin heykelini diken Macarlar...
Siz şimdi "Türkiyeli" mi olmak istiyorsunuz, "Macaristanlı" mı? Evet, ben Macaristan vatandaşıyım.
Aziz Nesin"i yakmak isteyip sonra da "tahrikçi" diye yargılayan Türkiye"den değilim. Her türlü tehdidi göze alıp Teslime Nesrin"e kucak açan ülkelerin tebasıyım. İskandinavyalıyım. Patates gibi sadece kökleriyle övünen vezir-i azamın niye idam edildiklerini bilmek istiyorum.
Nüfusu dışında da böbürlenecek birşeylere sahip bir kuşağa mensup olmak ihtiyacındayım.
Üniversitelerini süründüren Türkiye karşısında, AiDS"e çare bulmak için trilyonlar harcayan ülkeler vatandaşıyım.
Filistinlilerin kollarını kıran İsraillilerden ne kadar utanıyorsam, dilendirmek için çocukların kollarını kıran Türk kasaplardan da o kadar utanıyorum.
Oradan buradan çalınmış şarkılara söz yazan müzisyenlerle aynı ülkeden değilim. İnsanlığa şarkılar hediye edenlerin ülkesindenim. Şairlerin, kitapların, gazetelerin yakılmadığı bir dünyanın vatandaşıyım.
Artık aile kökenimle, ırk özelliklerimle, doğduğum toprakla, din markalarıyla tanımlanmak istemiyorum. Türk olmayı, Müslüman olmayı, "Dündar" soyadı taşımayı ben seçmedim.
İrademle yaptığım seçimlerle anılmak istiyorum. Zeki Müren"e gözyaşı döken Savaş Ay"la aynı millettenim. "Genesis" dinleyenler ülkesine mensubum. Nazım"a küfreden milletvekilleriyle, hasbelkader aynı ülkede doğmuş olmak dışında bir ortak paydam yok. Ama Küba"da Nazım çevirileri yapan Latin şairiyle aynı soydanım.
Tiyatro festivallerinde "Edinburg"luyum". Baleyi belden aşağı sanat sayan, heykele tüküren başkanların kentlerine yabancıyım. İstanbullu, Ankaralı değilim. Viyanalı, Parisliyim.
Savaşı seven Türklerle, savaşı seven Yunanlıları aynı sınıfa soruyorum. Bense barıştan yana Yunanlılarla kendimi aynı ülke vatandaşı sayıyorum. Savaş seven Türklerle aynı dili konuşmuyorum. Barış seven Yunanlılarla sirtaki yapmak istiyorum. * * * Ben nefretin değil, sevdanın ülkesine aidim. Hırsların değil, aşkların marşını söylüyorum. Tanıştığım insanlara adını, ırkını, dinini, memleketini sormuyorum. Sevdiği şairleri merak ediyorum. Paylaşılmış tadlarda arıyorum ortak paydaları... Her dilden dostluk şarkıları söylemeyi öğreniyorum.
"Köklerinden arınıp, çırılçıplak bir nilüfer olmayı seçen" Ahmet Altan"ı alkışlıyorum.
Nilüferleri ve yazarları seviyorum.
Bir gün "yazar realitesi"nin de tanınmasını istiyorum.                                                 Ayna ve Milliyet
Arthur Miller"in ünlü bir sözü var: "İyi bir gazete, kendisiyle dertleşen halktır" der.
Halk gazetede kendini görür.
Doğan Medya Merkezi"nin dış yüzeyi aynaydı. Ola ki bakanlar, o camda kendilerini görmüşlerdir. Ve bazıları, dertleşmek yerine kendilerini kurşunlamayı tercih etmişlerdir.
Ama aynayı kurşunlamakla sadece kendi görüntünüzü yokedersiniz.
O da kısa bir süre için...
Aynalar yenilenince, gerçeği eskisinden daha iyi gösterirler.
Milliyet"e "Geçmiş olsun" diyorum.

  Ad Soyad
  Yorum