A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Din, ve, dîne, hizmet, , dünya, hayatına, basamak, yapılmaz,
Din ve dîne hizmet, dünya hayatına basamak yapılmaz

Din ve dîne hizmet, dünya hayatına basamak yapılmaz

Bu acîb asrın hayat-ı dünyeviyeyi ağırlaştırması ve yaşamak şeraitini ağırlatması ve çok etmesi; ve hacat-ı gayr-i zarûriyeyi görenekle tiryaki ve müptela etmekle hacat-ı zarûriye derecesine getirmesiyle, hayatı ve yaşamayı herkesin her vakitte en büyük maksat ve gayesi yapmıştır. Onunla hayat-ı dîniye ve ebediye ve uhreviyeye karşı ya set çeker veya ikinci, üçüncü derecede bırakır. Bu hatasının cezası olarak öyle dehşetli bir tokat yedi ki, dünyayı başına cehennem eyledi.

İşte bu dehşetli musîbette, ehl-i diyanet dahi büyük bir vartaya düşüyorlar ve kısmen anlamıyorlar. Ezcümle, ben gördüm ki, ehl-i diyanet, belki de ehl-i

takva bir kısım zatlar bizimle gayet ciddî alakadarlık peyda ettiler. O bir iki zatta gördüm ki, diyaneti ister ve yapmasını sever; ta ki, hayat-ı dünyeviyesinde muvaffak olabilsin, işi rast gelsin. Hatta, tarîkati keşf ve keramet için ister. Demek, ahiret arzusunu ve dînî vezaifin uhrevî meyvelerini dünya hayatına bir dirsek, bir basamak gibi yapıyor. Bilmiyor ki, saadet-i uhreviye gibi saadet-i dünyeviyeye dahi medar olan hakaik-ı dîniyenin fevaid-i dünyeviyesi, yalnız müreccih (tercih edici) ve teşvik edici derecesinde olabilir. Eğer illet derecesine çıksa ve o amel-i hayrın yapmasına sebep o fayda olsa, o ameli iptal eder; laakal ihlası kırılır, sevabı kaçar.

Bu hasta ve gaddar ve bedbaht asrın bela ve vebasından ve zulüm ve zulmetinden en mücerreb bir kurtarıcı, Risale-i Nur’un mîzanları ve muvazeneleriyle, neşrettiği nur olduğunu kırk bin şahit vardır. Demek, Risale-i Nur’un dairesine yakın bulunanlar içine girmezse, tehlike ihtimali kavîdir.

 

Evet, işaretiyle, bu asır hayat-ı dünyeviyeyi hayat-ı uhreviyeye, ehl-i İslama da bilerek, severek tercih ettirdi.

 

Kastamonu Lahikası, s. 73-74.














  Ad Soyad
  Yorum