A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Çöl, Gülü, Altıntaş
Çöl Gülü Altıntaş

Çöl Gülü Altıntaş

Uzun yazılar genellikle okunmadan altına yorum yapılır yada +/- verilip geçilir.
Ama bazılarını da okumaya başladınızmı keşke bitmese daha devamı olsa dersiniz.
Bu yazıyı da okumaya başlarsanız sıkılmadan sona geldiğinizi göreceksiniz.

ÇÖLÜN GÜLÜ ALTINTAŞ


*
Kamuflaj sadece canlılara has bir hususiyet midir, çeşitli kamuflaj teknikleriyle donatılmış bitkilerden ne kadar haberdârız?

* Çöllerin gülü olan altıntaşlara bahşedilen özelliklerin çöl şartlarında ortaya çıkan bazı hikmetleri…

* Genel olarak serin yerlerde yaşayan, fakat bazı türlerinin çöl şartlarında 56 C’ye kadar hayatiyetini devam ettirmesine imkân tanınan altıntaş bitkisinin enteresan hayat hikâyesi...

Her coğrafya ve iklimin kendine has canlı türlerine ev sahipliği yaptığını, yapılan her yeni keşifle daha iyi anlıyoruz. Rahmet-i Sonsuz her ortama uygun canlı türleri yaratmıştır. Bu hakikate en güzel misâl, çöllerde yaşayan ‘Lithops’ isimli bitkidir. Türkçede ‘taş öpen’, ‘taş emen’, ‘inek toynağı’, ‘yaşayan taş’, ‘çiçek açan taş’ veya ‘altıntaş’ gibi isimlerle ifade edilen bu bitki, bildiğimiz canlıların yaşamasının imkânsız olduğu Güney Afrika çöllerinde yetişmektedir. Kuru toprak, kum ve çakıllarla dolu olan bu yerlerde su yoktur.

Güney Afrika çöllerinde araştırma yapan bilim adamlarının dikkatini kumlar arasında şekil ve desenleri birbirinin neredeyse aynısı olan çakıl taşları çeker. Ancak bunlar taş değil, etraftaki taşlara benzeyen kendilerini saklamış bitkilerdir. Altıntaş bitkileri genellikle başka bitkinin bulunmadığı, kavurucu sıcaklık ve kuraklığın hüküm sürdüğü yerlerde hayatlarını sürdürerek Allah’ın, Hayy ve Kayyum isimlerinin tecellisine âyine olmaktadır.

KAMUFLAJ UZMANI

Çapları yaklaşık 2-3 cm olan altıntaşlar, şekil ve renk bakımından bulundukları yerdeki çakıllara benzer. Gövdeleri görülmeyecek kadar küçüktür. Dıştan sadece ters konik yaprakların çakıl şeklindeki üst kısımları görünür. Alt kısımları ise toprak altındadır. Bundan dolayı çakıl taşlarıyla aynı hizada yer alırlar ve onlardan ayırt edilmeleri çok zordur. Altıntaşlara ihsan edilen bu kamuflaj tekniği, onları hayvanlara yem olmaktan da korur.






(Burası önemli)Bu bitkilerin yapraklarının üst kısmında ‘tanin’ denen bir kimyevî madde vardır.  Bu madde, görünür ve morötesi ışığın alttaki dokulara fazla gitmesini engeller ve yaprakların mermer gibi değişik renk ve desende görünmelerine sebep olur. Bu şekiller sayesinde bitkiler, çok güzel kamufle olmakta ve zararlılarından korunabilmektedir. Çünkü taş hiçbir zaman bir hayvan için cazip bir yiyecek değildir.

SU DEPOLARI

Bu bitkilerin yaprakları, su depo edebilecek özellikte yaratılmıştır. Yağışların olduğu kısa dönemde eski yapraklardan besin gönderilerek, yeni yaprak çifti yaratılır. Bazen birden fazla yaprak çifti, yani dalcıklar meydana gelir. Dal sayısının 16’ya kadar çıktığı tespit edilmiştir. Kuruyan yaprak sayısından altıntaşların yaşı hesaplanabilir. Bu bitkilerin 95 yıl yaşayanları bulunmuştur. Eğer sezon kuraksa, yapraklar yaratılış programları gereği uyku hâline geçer, bitki çiçek ve yaprak vermez.

KASILABİLEN KÖKLER

Bitki büyüdükçe kökler kasılır ve yaprak kısmı aşağı doğru çekilir. Kasılan kökler sayesinde bitkilerin yaklaşık % 90’ı toprağa gömülür. Böylece buharlaşmayla suyunu kaybedebilecek organlar, toprağın daha alt kısımlarına çekilerek buharlaşma azaltılır ve bitki kurumaktan korunur. Toprağın çok kuru olması sebebiyle, bitkideki suyun, difüzyonla toprağa geçme durumu vardır; bu durum, altıntaş için bir tehlikedir. Fakat bitkinin kök hücrelerindeki osmotik basınç öyle yüksek ayarlanmıştır ki, bitkiden dışarı su çıkmasına fırsat verilmediği gibi, civara düşen en küçük su zerresi bile emilerek içeri alınır.



ARI VE ÇİÇEK

Her yıl yağmur sezonunda, bu bitkilerin yaprak çifti ortasından yaklaşık 2,5 cm çapında papatya benzeri sarı-beyaz, parlak çiçekler açar. Dört-beş gün yaşayabilen ve çok hoş bir koku yayan bu çiçekler gündüz açılır, geceleri ise kapanır. Çiçeklerin sarı-beyaz renkli ve parlak yaratılması, ayrıca çeşitleri içinde kırmızı rengin olmaması çöldeki arıları ve altıntaşları aynı Zât’ın yarattığına bir işarettir. Sarı ve beyaz renkler, hem morötesi ışığını iyi yansıtır, hem de arıların onları kolayca bulabilmesine vesile olur.

Tozlaşmadan sonra tohumlar, 4-8 bölümü olan kapsül şeklindeki meyve içinde saklanır. Kuru havalarda kapalı olan kapsül, yağmurlarla ıslanınca açılır. Bu esnada, tohumlar kendilerine verilmiş hususî gerilme gücü ile bir metre kadar uzağa sıçrayarak etrafa yayılır. Altıntaşların tohumları, yağışlı hava ve ortamın sıcaklığıyla kumlu nemli topraklarda üç hafta içinde çok hızlı şekilde çimlenir. Yağış döneminde kapsülde kalan tohumlar, bir dahaki yağış dönemine kadar kapsül içinde saklanır.

SÖZÜN ÖZÜ: Çöle uygun olarak yaratılmış sistemleri, altıntaşı, çölün gülü yapmıştır. Yaprak yüzeylerinin çakıllara benzemesi, onların çöl hayvanlarına yem olmasını engellerken, gövdelerinin toprak yüzeyinden aşağı çekilmesi ve topraktaki en küçük su birikintisini israf etmeden alabilecek bir mekanizmayla donatılmaları da onların en az suyla hayatlarını sürdürebilmeleri için hazırlanmıştır.

Altıntaş bitkisinin kavurucu çöl ortamında suyu en güzel şekilde depolaması, çiçeklerinin arının fizyolojisine, faaliyetlerine uygun şekil ve zamanda açılması ve bu sayede döllenmesi, meydana gelen tohumların yağmur yağıncaya kadar saklanıp gözetilmesi gösteriyor ki,
bütün kâinata hâkim olan ve her şeye sözü geçen bir Zât, bu minik bitkileri de gözetip koruyor.

Muhammet BALSOY’un yazısının sadeleştirerek paylaştım sizinle.
Yazının tamamı için
http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/colun-gulu-altintas.html

 

LOKMAN_HEKİM