A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Çocuğa Ölüm Kavramını Anlatırken

Çocuğa Ölüm Kavramını Anlatırken

Çocukların terleten soruları arasında cinselliğin ve ölümün başta geldiğini belirten Medical Park Bursa Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Elif Kutlu Merzeci, aileleri uyarıyor: Çocuğunuza kesinlikle kaçamak ve yanıltıcı yanıtlar vermeyin. 4 yaşından itibaren cinselliği anlatın. Ölümü de korkutmadan kabullenmesini sağlayın. Ama kesinlikle ‘gitti, geri gelecek’ gibi yanlış yönlendirmeler yapmayın!

Bazen anne ve babaları bunaltsa da çocukların birbiri ardına sıraladıkları zorlayıcı sorular, aslında onların ileride birer araştırmacı ve sorgulayıcı bireyler olmasının zeminini hazırlıyor. Ancak anne ve babanın onların sorularını geçiştirmesi ve soru sormaya teşvik etmemesi, tam tersine edilgen ve kendine güveni olmayan kişiliklerin oluşmasına neden oluyor. “Soru sormayı bırakan çocuklardan, ödevlerini hazırlarken araştırmalar yapmasını beklemek, bir de üstüne yaratıcı bir birey olacağını ummak hiç de gerçekçi değildir” diyen Medical Park Bursa Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Elif Kutlu Merzeci, çocukların ailelerini terleten sorularıyla ilgili bilgiler verdi:




Çocukların sürekli sorular sorması normal midir?
Çocukların bitmek tükenmek bilmeyen soruları vardır. Her cevabınızın ardına bir yenisi eklenebilir. Ancak, başınızdan atmak istercesine verdiğiniz cevaplar, ona soru sormanın cazibesini kaybettirebilir. Bu ise sorgulayarak öğrenme becerisini köreltecek bir döngünün başlamasına neden olur. Soru sormayı bırakan çocuklardan; ödevlerini hazırlarken araştırmalar yapmasını beklemek, bir de üstüne yaratıcı bir birey olacağını ummak hiç de gerçekçi değildir. O nedenle çocukların soru sormasını teşvik etmek ve sordukları sorulara hangi yaşta olursa olsunlar, uygun, doğru ve net cevaplar vermek çok önemli. Bazen sordukları sorunun cevabını siz de bilemeyebilirsiniz. Böyle bir durumda, yuvarlak ve fazla bilgi içermeyen bir cevap vermek yerine ‘gel beraber bunun cevabını nerede bulacağımızı düşünelim ve öğrenelim’ diyebilir ve bunu gerçekleştirebilirsiniz. Çocuğunuz bu davranışı modelleyerek öğrenecektir.

‘LEYLEK GETİRDİ’ MASALINI BIRAKIN

Çocukların en terleten soruları nelerdir?
Çocuklar sıklıkla yetişkinleri zor durumda bırakacak soruları sorarlar. Bu sorular arasında da genellikle ilk sırayı cinsellikle ilgili sorular alır.  İlk sorular 3 yaş civarında gelir. Eğer o soru sormuyorsa, 3-4 yaşından önce ona bilgi verip kafasını karıştırmaya gerek yoktur. Ancak 4 yaşından sonra da halen soru sormuyorsa ona resimli kitaplarla, basit bir dilde ilk açıklamaları yapmaya başlayabilirsiniz. ‘Ben nasıl doğdum anne/baba?’, ‘doğdumsa nereden çıktım?’ gibi sorularına çocuğunuzun yaşına göre verilecek uygun, doğru ve net cevaplar bulunabilir.

Kaçamak ya da hatalı yanıtlar vermek çocuğu nasıl etkiler?
Doğru ve net cevaplar yerine ‘seni leylekler getirdi’ gibi masalsı bilgiler vermek, ertelemek ve özellikle de bunların ayıp veya günah olduğunu belirtmek, çocuklara son derece zarar verir. Yanlış ve üstü kapalı bilgiler vermek, onu tatmin etmeyecektir ve bunun sonucunda da sorularının cevaplarını başka yerlerde aramaya koyulacaktır. Kendi yaşıtlarından öğreneceği bazı yanlış bilgiler, çocuğunuzun kafasında cinselliğin olumsuz şekillenmesine sebep olabilir. Oysa siz anne ve baba olarak, birlikte ona doyurucu ve net bilgiler verirseniz; onun gelecekteki cinsel hayatına dair de iyi bir temel atabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki erişkinlerde görülen birçok cinsel işlev bozukluğun temelinde çocukluk yıllarında öğrenilmiş yanlış ve olumsuz bilgiler vardır.  Örneğin, kız çocuklarının cinsel birleşme hakkında ‘çok acıyacak, kanamam durmayacak’, ‘cinsellik pis, ayıp bir şeydir’ gibi öğrendiği bilgiler, ileride cinsel birleşme sağlayamaması, cinsellikten soğumasıyla sonuçlanabilir. 

‘UYANACAK’ DEĞİL, ‘ÖLDÜ’ DEYİN

Çocukların cinsellikten sonra büyüklerini yanıt verirken en çok sıkıntıya düşüren diğer bir sorusu da ‘ölüm’ galiba…
Evet, çocuklar için merak edilen bir diğer konu ölümün nasıl bir şey olduğudur. Yaş dönemlerine göre değerlendirecek olursak 2 yaşına kadar çocuklar ölümü anlayamazlar. 3–4 yaşlarındaki çocukların, ölen kişinin gittiğini, ancak ileride geri gelebilecek olduğunu düşünmeleri doğaldır. Ölen eğer ebeveynlerden biriyse, çocuğun yeme ve uyku düzeni bozulabilir. Bu noktada çocuğun çevresindekilerin nasıl davrandığı çok önemlidir. Çocuğun rutin bakımını sürdürecek sakin bir yetişkine ihtiyaç vardır.  Ayrıca, bu yaşta ölen kişiye karşı çok güçlü özlem duyguları başlar. Okul çağına gelindiğinde ise çocuklar ölümün bir son olduğunu algılamaya başlarlar. Giden kişi artık gelmeyecektir. Yas sürecinin ne kadar süreceği ve o sıradaki belirtiler, çocuktan çocuğa değişiklik gösterse de genellikle; kaygı, korku, yeme ve uyku düzeninde bozukluk, o anı tekrar yaşamak ve ‘gerileme davranışı’ dediğimiz yaşından daha küçükmüş gibi tavırlar sergileyebilir.

Çocuğun ölümle ilgili ‘nereye gitti, geri dönecek mi?’ gibi sorularına nasıl cevaplar verilmeli?
Yaşlara göre ölümü algılayışlarına bakıldığında, özellikle 6 yaşa kadar cevabını bizim de tam olarak bilmediğimiz bu konu hakkında çocuklara vereceğimiz cevaplar, son derece basit ve sade olmalıdır. Öncelikle ölen birini bir daha göremeyeceğimizi belirtmek gereklidir. Çocuğa verilecek bu bilginin ertelenmesi veya yanlış bilgiler verilmesi çok sakıncalıdır. ‘Uzak bir yere gitti, gelecek’, ‘dinlenecek, uyanacak’ gibi sözlerden kaçınılmalıdır. Ama istersek gözlerimizi kapatıp onun hayalini kurabileceğimizi ve onu düşünebileceğimizi söyleyebiliriz. Bu kısmında onların geniş hayal dünyasından yararlanabiliriz. Kaybedilen kişiyi belki bir melek belki de gökteki bir yıldız olarak tanımlayabilir. Onu bu şekilde somutlaştırmak anlamasını kolaylaştırabilecektir.

AĞLAMASINA İZİN VERİN

Çocuklar cenaze törenlerine götürülmeli mi?
Ölüm konusunda büyüklerin kafasını en çok kurcalayan sorulardan biridir çocuğun cenazeye götürülüp götürülmeyeceği. Çocuklar cenaze törenine katılmalıdır. Çünkü cenaze merasimine katılmaları, çocukların ölümü anlamasını ve kabullenmesini kolaylaştırır. Ancak merasimde neler olacağı konusunda çocuğu önceden bilgilendirmek gerekir. Bu bilgilendirme, korkulacak bir şeyin olmadığını anlatmak amacıyla yapılmaktadır.

Yakınlarından birini kaybeden çocuğun bu dönemden daha az etkilenmesi için neler yapılmalı?
Sürekli görmeye alıştığı bir akrabasını ya da anne veya babasını kaybeden ve yas sürecinde olan çocuğa destek olunmalı, soruları cevaplanmalıdır. Duygularını resim çizerek ifade etmesine izin verilmeli, ağlaması ve üzülmesi engellenmemelidir. Ancak belirtiler gün geçtikçe artıyor ve normal hayatını alt üst ediyorsa, özellikle de çocuğun bakımını üstlenen sakin huzurlu bir yetişkin yoksa, bir uzmandan destek alınmalıdır. Çocuklar özellikle de etraflarındaki yetişkinlerin üzüntülü ve kaygılı hallerinden endişe duyabilir, paniğe kapılabilirler. 

CEVAP VERİRKEN GÖZLERİNE BAKIN

Anne ve babalar, çocuklara cevap verirken şu noktalara dikkat edin:
• Ses tonunuz sakin olsun
• Bedeniniz çocuğunuza dönük olsun
• Gözlerinin içine bakarak konuşun
• Dikkatinizi tamamen ona odaklayın
• Sorusunun dikkate değer olduğunu hissettirin
• Net ve doğru cevaplar verin
• Soru sormaya teşvik edici olun