A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Çekimsel Işınlanma(Gravitic Teleportation) Nedir?

Çekimsel Işınlanma(Gravitic Teleportation) Nedir?
Benim bilimsel kuramıma göre ışınlanma, maddeyi kimyasal çözündürmeye uğratmadan orijinal fizik yapısını koruyarak manyetik rezonans enerjisiyle maddenin atom-altı zerrelerinin enerjisine ait ‘n’ boyutunu belirleyen ana vibrasyon hızı üstünde değişiklik yaratarak maddeyi farklı bir zaman çerçevesi(fazı) içerisine kaydırıp ""gravitasyonel bir dalga sapanı etkisiyle"" uzaktaki alıcı kabine doğru rezonanssal bir çekim etkisi altında kaydırmaktır. Böyle bir ışınlama işlemi için bir alıcı birde verici bir kaynağa ihtiyaç vardır.bu deneyde mikro dalga fırınlarını andıran iki kabin sistemi kurulur.Bu  manyetik rezonans alanı kabinleri düşük frekanslı (ELF bandı) FM dalga boyuna ayarlı iki kabin şeklinde olmalıdır.Bu kabinler yüksek yoğunluklu ve düşük frekanslı bir elektromanyetik bir dalga fırınıdır.Nakil işlemi için iki ayrı noktadaki kabin açılır.Ve biri boş bırakılırken diğerinin içerisine herhangi bir eşya konur.Alıcı kabindeki << FM modülasyonlu yerçekimsel elektromanyetik yoğunluğun gücü>> verici kabindeki benzer yerçekimsel alan gücü yoğunluğundan daha zayıf olur! Çünkü FM  dalgası daima doğası gereği güçlü kaynak tarafından çekilir.Bu yüzden verici kabindeki  Levi-Civita denklemlerinin benzeri bir öngörüsel ‘manyetik uzay/zaman eğriliği’ yaratımıyla gündeme gelen küresel dağılımlı ‘yerçekimsel alan potansiyelinin dağılımı’ daha güçlü olan diğer FM  modülasyonlu manyetik rezonans kabinine doğru asimetrik bir yönelimle kayacağından  gravitasyonik bir iç uzay düzlemine ( bir dördüncü boyut doğrultusu) doğru kayarak görünmez olan verici kabin içindeki ‘eşya’ bir solucan deliği koridorunu andıran bir gravitasyonel dalga hortumu boyunca alıcı kabinin alansal geometrisiyle topolojik bir birleşmeyle iç içe geçeçektir.Böylece iki kabin arasında bir eşya nakli gerçekleşmiş olacaktır.Yani eşyayı içine alan  kendi uzay/zaman çerçevesi (  kuantum alan vakumu) alıcı kabinin uzay/zamansal çerçevesi içerisine doğru yürütülerek maddesel eşya  dolaylı olaraktan uzay/zamanda yerdeğiştirmiş olur.Yani bu nakil işleminde hareket ettirilen şey gerçekte eşyanın kendisi değil! Bizatihi eşyanın üzerinde durduğu << uzay/zamansal geometrik kumaş>> gravitasyonel bir dalgalanım etkisiyle alıcı kabine doğru çekilmektedir.



Kabinsel ışınlama da iki metal levha arasında kalan alansal güçler yeterince yoğunlaştırıldıklarında uzaya bağlı zaman fazını değiştirerek uzayın ""n""  boyutunda bir sapma oluştururlar. Bu sapma iç uzay tüneli  dediğimiz bir alana doğru maddeyi çekerek görünmez yapar.Madde( kabin içindeki kırmızı top)  bu durumda kendisini her yönden çeken dengeli bir yerçekimsel potansiyelin etkisi altına girerek yani yerçekimsel bir eğrilik ile sarıp sarmalanarak gözden kaybolur. Zaten bu kaybolma esnasında bir indüksiyon ve karşılıklı rezonans etkisiyle karşıdaki kabinin alansal frekanlarına doğru yönelen verici kabinin FM alanı dengeli yerçekimsel dağılım potansiyelini yitirerek o yönde rölativistik hızlarda çekilerek yol alır.Fakat  dikkat edilmesi gereken temel husus; ""oluşturulan manyetik çatışma alanları özellikle iki metal lavha arasından taşarak teleportasyon kabininin kendisini içine almamalıdır."" İki ayna arasında ışığı yasıtarak güçlendirmek gibi yada manyetik bir alanda bir elektron plazmasını tutmak gibi bu teleportasyon kabinleri olarak kullanılacak manyetik rezonans fırınları içerisinde manyetik güç alanları adeta hapsedilmelidir. Bu kabinler arasında yeterli yerçekimsel yoğunlukta bir radyasyon alanının kontrollü uygulanmasıyla madde tüm olarak -orijinal bütünlüğünü koruyarak- kimyasal bir çözünmeye uğramadan bir dördüncü boyut tüneli içine doğru çekilir ve böylece dışarıdan bakan gözleyenler için görünmez  hale gelir.Görünmez durumda bir yerden bir yere gitme ise şöyle olasıdır: Deneyde  kullanılan manyetik alanların, elektromanyetik yoğunluğunu azaltmak için   frekans modülasyonu - yani FM- kullanılır( yerçekimsel yoğunluğu ayarlanabilir elektromanyetik radyasyon).Eğer deneyin yapıldığı tüm alan daha güçlü bir alana sahip başka bir yerden çekilirse( diğer ALICI  teleportasyon kabini tarafından) FM  alanı doğası gereği daima en güçlü kaynak tarafından   çekilme eğilimi duyacağından dolayı bu gerçekleşebilir; ama bu  nakil işlemi çoğu araştırmacının sandığı gibi maddenin ışık hızını geçtiği, yani önce maddenin enerjiye sonra da enerjinin tekrar maddeye dönüştüğü  anlamına gelmez! Kabinler arasında  bir solucan tüneli etkisiyle aktarılan eşyalar manyetik rezonans yoğunluğu ile orantılı olan yerçekimsel asılım potansiyeline bağlı ışık hızına yakın hızlar düzeyinde bir gravitik bir  dalga sapanı etkisi ile bir kabinden diğerine  doğru fırlatılmış olur.Alıcı kabindeki FM modülasyonlu yerçekimsel radyasyon alanı daha güçlü olduğundan dolayı her yönde eşit  yerçekimsel bir potansiyel içine gizlenmiş VERİCİ KABİN deki eşya kendi ""yerel uzay/zaman eğriliği dengesinin"" asimetrik bir hal alarak bozulması  sonucunda iç uzay tüneli boyunca ışık hızına yakın hızlarda( en fazla ışık hızıyla) ALICI KABİN "e doğru çekilir.Bu  teleportasyon mekanizması,  uzay/zaman eğriliğinden doğan warp sürüşü yada warp drive etkisiyle özdeş bir etki olup aynı temel yasaları kullanır.

 

Bu teleportasyon işlemini şuna benzetebiliriz: Aynı güce sahip iki mıknatıs belli bir çekim mesafesinde birbirini dengeler.Mıknatıslar arası güç dengesinin bozulmasıyla zayıf güce sahip  mıknatıs daha güçlü olan diğer alan kaynağına doğru çekilecektir.

 

Daha teknik ve bilimsel bir dille şöyle diyebiliriz:

Yoğun manyetik güçler kendi uzayımıza ait ana zaman fazında bir zamansal faz kayması yada zaman akış hızında harmonik bir sapma meydana getirerek cismin (kırmızı topun) zamansal bir faz değişimi ile geçici bir kütlesel yok oluş etkisine maruz kalmasına neden olurlar.Bu durumda CİSİM yine kendi Temel Zaman Dalgası atması"nın yan harmonik fazları içerisine doğru kayarak geçici bir görünmezlik elde etmiştir.Bu hafif zaman kayması ve değişimi cismi çevreleyen manyetik güç alanlarının küresel hacmi içerisinde meydana gelmektedir.Küresel güç alanlarının yarattığı ""zaman değişim küresi"" içerisinde kalan cisim bu alan içerisinde silikleşerek ortadan kaybolur.Bu olaya maruz kalan cisim ya da eşya  bu durumda hala kendi şimdiki zaman tensörünün yan harmonik salınım bandı içerisindedir.Yani bu teleport işlemine maruz kalan bu cisim tam anlamıyla bir "boyut ve zaman" değiştirmiş değildir.Tam bir zaman ve boyut değişimi için  bu cismin  ana zaman tensörü denen uzay/zamanın ışık hızına tekabül eden devirsel titreşim modununun dışına çıkmış olması lazım ki  ki" böyle bir boyutlar arası tam bir yerdeğiştirim ve geçiş bir üst uzaya geçmek demektir yani  kendi uzay/zaman çizgilerimizden tamamen kopmak anlamına gelir.Böyle bir cismi yoğun manyetik alanlarla sararak uzaya bağlı şimsidel zaman dalgası fazının yan harmonik fazları içerisine  doğru kayışını aşağıdaki çizimde görebilirsiniz.

   Madde nakli (teleportasyon) kuramı içerisinde Hızmanyetik yoğunluk ve gravitasyonel asılım hızı arasında  oransal bir bağıntı vardır.Bizin uzayımıza ait "n" boyutunu belirleyen birim Zaman Kuantumu genişliği ( Kendi uzayımıza bağlı Temel Zaman Dalgası Genişliği) aşağıda diyagramlarda gösterilmiştir.

Işığın hızı zamanın akış hızıyla özdeştir. Hız, birim zamanda kat edilen birim mesafe olduğundan ve ışığın hızı zamanın  akış hızıyla eşdeş dediğimize göre  300.000Km/Sn ‘lik bir hıza sahip bu ışığın bu en yüksek tavan değerinden  yola çıkarak en küçük ışık hızı adımı olan ve bu adıma karşılık gelen en küçük zaman değişim aralığını da hesaplıyabiliriz.Bunu hesaplayabilmek için öncelikle kendi uzay/zaman sürekliliğimizin yada zaman uzaydaki yerdeğiştirmenin hızını diğer bir ifadeyle zamanın geçiş hızının  ışık frekansları cinsinden kaç "Hz" gibi bir frekans aralığına tekabül ettiğini hesaplamalıyız.Bu hesaplama kendi boyutumuzun temel titreşim frekansınıda ortaya çıkaracaktır.Bu ortaya çıkan temel titreşim düzeyi kendi içinde  birim zamanda (saniyede)kaç dalga vuruşu içeriyorsa bu bağlamda bizim 1Sn (bir saniye) dediğimiz zaman dilimi içerisinde kaç tane AN "ın  ardarda dizilerek  1Sn dediğimiz süreci meydana getirdiğini hesaplayabiliriz.Bu hesaplamaya göre "1Sn" dediğimiz zaman uzunluğunun( zaman çizğisinin ) oluşabilmesi için 12,3 x10*(22)  tane AN"sal zaman  kuantumlarının bir dördüncü boyutta bir araya gelmesi lazım.Bir zaman çizğisinden bahsedebilmek için en az iki AN"sal zaman  noktasının  bir araya gelmesi lazım.               

Işık hızını ikinin katları biçiminde böldüğümüzde en küçük katsal değer en küçük zamansal faz değişimi ile gelen kütlesel yok oluşa karşılık gelecektir.Bu ise bir cismi  görünmez yapmanın en küçük manyetik yoğunluk kriterine karşılık gelecek ""yerçekimsel yoğunlukta bir FM frekan alanını"" ifade edecektir.Bu değer ise minimal değerde bir yerçekimsel asılım potansiyeli elde etmemizi sağlar.Temel ışık hızı adımı olan birim zaman dalgası genişliği belli bir oranda daraltılabildiği gibi yine aynı biçimde esnetilerek  genişletilebilir.Fakat  üç boyutlu uzay matriksini ifade eden zaman dalgasının bu genişleme ve daralma oranları zamanın AN"sal genişliğinin yarısından daha büyük ya da daha küçük olamaz!Örneğin 4 ASn"lik zaman geniliği 1ASn"ye kadarlık zaman daralmasına uğrayabilir.Ve 2 ASn kadarda genişleyebilir.


Her boyut  ve temel titreşim oktavı birim AN"sal zaman genişliğinin 4"e bölümüyle ortaya çıkan zaman birimi kadarlık bir harmoniksel daralıma uğrayabilir.Ve her bir temel zaman dalgası genişliği kendisinin 2"le bölümü kadarlık bir zaman genişliği oranında esneyerek genişleyebilir.Boyutlar skalasındaki temel zaman dalgaları  genişlikleri 2"nin katsal oranları şeklinde yükselir ve alçalırlar.Her farklı boyut farklı bir uzay/zaman sürekliliği ve farklı bir bir zaman akış hızı demektir.

T zaman dalgası boyu! Bu dalga boyunu üç boyutlu bir uzayda ölçümleyemeyiz.Bir fotona atfedilen bu dalga boyunu bir dördüncü boyut uzayında ölçümleyebiliriz. Makroskopik ölçekteki bir elektromanyetik dalganın yoğunluğu büyüdükçe sahip olduğu zaman dalgasının boyuda kısalır.Bu yerçekimsel bir uzay/zaman eğriliği olarak algılanır.Zaman dalgası daralımının oranları ışık hızının 2 "ye bölümünden doğan katsayılara karşılık gelen elektromanyetik  yoğunluk derecelerine karşılık gelir.Buna göre Levi civitanın manyetik kütle çekimi ile uzay/zamanın bükülmesi denklemlerinden yola çıkarak...en küçük boyutsal faz değiştirim aralığına karşılık gelen manyetik yoğunluk değeri ve gravitasyonel asılım hızı değeri ölçümlenir.

                                                                                                            Çetin Bal--16/04/2004-Denizli-         



" Document Project Tim "


  Ad Soyad
  Yorum