A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Çanakkale Savaşı Şiirleri

Çanakkale Savaşı Şiirleri

 Çanakkale Savaşı Şiirleri


Zafer Türküsü


Yaşamaz ölümü göze almayan, 
Zafer, göz yummadan koşana gider. 
Bayrağa kanının alı çalmayan, 
Gözyaşı boşana boşana gider! 

Kazanmak istersen sen de zaferi, 
Gürleyen sesinle doldur gökleri, 
Zafer dedikleri kahraman peri, 
Susandan kaçar da coşana gider. 

Bu yolda herkes bir, ey delikanlı, 
Diriler şerefli, ölüler şanlı! 
Yurt için dövüşen başı dumanlı, 
Her zaman bu şandan, o şana gider. 


Faruk Nafiz ÇAMLIBEL 




Çanakkale Şehitlerine



Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya 
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer 
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;
“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi. 
Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...
Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. 
Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, 
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. 



Mehmet Akif ERSOY 



18 Mart Çanakkale


Bulutlar sarmıştı her yanı, 
Kapkara bir geceydi, 
Yağmur,bardaktan boşalırcasına, 
Sağnak gibi yağıyordu, 
Yedi düvelin gemilerinden yükselen, 
Top,tüfek sesleri, 
Her yanı inletiyordu, 
Mustafa Kemalin askerleri, 
Aslanlar gibi dövüşüyordu, 
Ve Çanakkale kahramanca, 
Düşmana selam veriyordu, 

Kükrüyordu tepeden, 
Mustafa Kemal, 
Vatanıma ayak basacaksa düşman, 
Yaşamanın ne gereği var, 
En son nefer ölünceye kadar, 
Dövüşeceksiniz aslanlar, 
Görecek bütün dünya, 
Ne aslanlar doğururmuş, 
Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.


Ali Osman Yılmaz 



Bir Yolcuya


Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın 
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir. 
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın 
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda 
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda 
İstiklal uğrunda, namus yolunda 
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele, 
Son vatan parçası geçerken ele, 
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele 
Mübarek kanının akıttığı yerdir.

Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti 
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin 
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.


Necmettin Halil ONAN 



Çanakkale


Gün geçmiş,yıl geçmiş ne yazar. 
Her karış torağında bin,şehit bir mezar. 
Yeryüzünde yaşadıkça,tek dişi canavar. 
Türk milleti aynı destanı yine yazar. 

Sen rahat uyu ey şanlı şehit. 
Gölgesinde gölgelen al bayrağın. 
Hangi kem göz sana edebilir nazar. 
Türk milleti aynı destanı yine yazar. 

Yedi cihana yeter yazdığın destan. 
Gök kubbe ay,yıldız sana verir selam. 
Çanakkaleyi düşmana yaptınya mezar. 
Türk milleti aynı destanı yine yazar. 

Dünya döndükçe Çanakkale yine geçilmez. 
Kanınla suladın toprağı hangi canlı seni bilmez. 
Sen yazdın cihana şanlı tarihi artık kim bozar. 
Türk milleti aynı destanı yine yazar.


Şefik Aydemir 




Çanakkale Destanı



Bir destan yazılmıştı, Çanakkale isminde, 
Bin dokuz yüz on beşin, Mart’ın on sekizinde. 
O bir destan değildi, masal sayılır destan, 
Ölüm kalım savaşı, kurtuluştu kaostan. 
Bu savaş milletimin, varlık yokluk savaşı, 
Savaşan Mehmetçiğin, koltuğundaydı başı. 
Üşüştü başımıza, dünyanın yabanisi, 
Her birisi sanki de, cehennem zebanisi. 
Mahşeri aratmıştı, o günde Çanakkale, 
Kurdular her cephede, etten, yürekten kale. 
Haçlı haçın altında, hedef almış hilali 
Geldiyse de top yekun, yaşadı izmihlali. 
Bir mühür basılmıştı, dünyanın tarihine 
Kim ki şehit düşmezse, küserdi talihine. 
Düğüne gider gibi, gittiler şahadete, 
Koştular seve seve, en büyük ibadete. 
Vatan uğrunda canlar, fedadır birer birer 
Şehittir o yiğitler, ölmezler diridirler, 
Cephedeydi neferi, duadaydı hastalar, 
Kimi yetmiş den fazla, kimi çocuk yaştalar. 
Semadan yağmur gibi, yağıyorken kurşunlar, 
Sevindiler giderken, Allah’a kavuşanlar. 
Nerde mal mülk sevdası, canlarından geçtiler 
Kurşun kurşun, şehadet şerbetini içtiler. 
Ne Yâr var akıllarda, nede çocuk hayali, 
Hedef tek, canı verip, yüceltmekti hilali. 
Birkaç gazisi kalan, tek savaştır cihanda, 
Kanatlanıp uçtular, cennete hep bir anda. 
Toprak kan kustu o gün, denizler demir yuttu, 
Şehitleri O Nebi, kucağında uyuttu. 
Ne gerek mezar taşı, ne gerek ona mezar 
Bugün tarih onları, altın harflerle yazar. 
Namazsız ve Kur’an sız, düşse de bir yanına, 
Kefensiz, kanlı yelek, şahittir imanına. 
Bir damla şehit kanı, bütün dünyaya değer, 
Bir toprak parçasıdır, vatan değilse eğer. 
Kurtarıp boğazları, şehadete erdiler, 
Dünyaya yiğitliğin, bir dersini verdiler. 
Gafiller ucuz sandı,oysa paha biçilmez 
Sonunda anladılar, Çanakkale geçilmez. 
Vatana göz dikenler, azdırdıkça azdılar, 
Aslanlar savunmanın, destanını yazdılar. 
Okusun bütün dünya, oturup ezberlesin, 
Artık ininden çıkıp,yurduma göz dikmesin 
Bu vatanın evladı, kurbandır toprağına, 
Çakallar rüzgar olsa, değemez yaprağına. 
Bir Hilal ki bağrında, yaşatır bu milleti, 
Binlerce güneş feda, yaşasın Türk Devleti. 


Kasım KAPLAN 




Çanakkale Destanı (1)

YİĞİDİM / ŞEHİDİM


Bakmakla bilinmez kıymetim/kadrim
Her karşı toprağım kutsaldır benim
Uğruma binlerce şehitler verdin
Al kanla yazıldı tarih defterim

Vurulup koynumda yatan yiğidim
Kıyamette elbet sana şahidim
Bu vatan uğruna gitti gençliğin
Göklerden verildi rütben şehidim

Vatan bir cehennem gibi yanıyor
Dünya bizi mağlup olmuş sanıyor
Suskun duran millet bir uyanıyor
İttifaklar Mehmetçiği tanıyor

Kahramanlar burda çoktur seçilmez
Şehitlik şerbeti kolay içilmez
Bir nefes anında umman geçilir
Bilinir ki Çanakkale geçilmez

Burası Türklerin ebedi yurdu
Her Mehmet bir tabur düşman vurdu
Böylece tüm dünya şanın duydu
Yedi Düvel mecbur selama durdu

Dinle beni dinle anla ey gencim
Yiğitler koynumda artar direncim
Atanın yazdı takvime göre
Seninle akranım ben de çok gencim

Huzurla şad olsun ruhu atanın
Pişman oldu soyu bana çatanın
Sonsuza dek sana kutsal vatanım
(Bu)Övünç binlerce kefensiz yatanın

Ey gencim ecdadın bedel ödedi
Uğratma namerdi yurduma dedi
Üzme sen Ata’nı incitme emi

Görevi ilahi bilincindendi
Şöhreti saygıyla söylenip geldi


Zeki İ. KIZILIŞIK 




Çanakkale Destanı (2)

Yıl 1915
18'indeyiz Martın. 
Kendine gel biraz!
Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu, 
Geçilmez bu boğaz... 
Geçilmez bu boğaz... 
Bizi
Ne topun yıldırır, 
Ne kurşunun. 
Çünkü artık 
Başladı cengimiz.
Er meydanında bulunmaz dengimiz... 
Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen? 
İşte fırladık siperden. 
Sırtına yüklenmiş kahraman 
Seyit 276 kiloluk mermiyi, 
Koşuyor bataryasına ateşler içinden. 
Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...
Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor, 
Denizler yanıyor, 
Dağlar yanıyor. 
Zafer bizimdir artık 
Düşman zırhlıları batıyor... 
Türk'üm,
Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere. 
Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz. 
Kimimiz gazi. 
Hiç değişmez bu yazı. 
Dünyada her yer geçilir belki 
Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı...


Fahri ERSAVAŞ 




Çanakkale Geçilmez 


Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen 
Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren 
Vatan toprağı için can ile serden geçen 
Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken 

Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını 
Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını 
Komayacağız yerde şehitlerin kanını 
Korku bilmez bu millet artıracak şanını 

Mehmedoğlu Seyyid'in mermiyi kaldırışı 
Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı 
Anlayacak kafirler bucağı ve karışı 
Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı 

Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab! 
Anzak, Hindu, İngiliz... Hepsi harab ve bitab 
Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab 
Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab 

Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir 
Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir 
Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir 
'Çanakkale Geçilmez' bu da açık gerçektir


Samet Mehmet Bora 



Çanakkale Kahramanları 


Malım, mülküm 
Eşim, dostum 
Yarim demediniz 
Hiç tereddütsüz 
Gidip can verdiniz 
Elimde bardağım 
Çayımı rahat içebiliyorsam 
Çünkü siz orda öldünüz 
Daha onbeşinde, onaltısında 
Kurşunlara yürüdünüz 
Helal edin hakkınızı 
Yapabildiğim tek şey bugün 
Bir Elhamla, iki damla gözyaşı 
Ruhunuz şadolsun 
Çanakkale Kahramanları


Ayşe Adlım


--------------- Ekleme ---------------

Çanakkale Marşı


Çanakkale içinde aynalı çarşı
Anne ben gidiyorum düşmana karşı.

Çanakkale içinde sıra sıra selviler
Binbaşı oturmuş asker öğütler.

Çanakkale içinde bir kırık testi
Anneler babalar ümidi kesti

Arı burnundan çıktık yan basa basa
Düşmanlar kaçıyor, kan kusa kusa. 



Çanakkale Şehidine


Bir orduya bir bölükle,
Boş karınla, boş tüfekle,
Karşı duran yiğidim.
Ey benim yalın ayak,
Yama tutmaz libâs giyen şehidim.
Aşsız, susuz düşmana saldırıpta,
Aç karnından, kurşun yiyen şehidim.
Düşmanın çiğnediği vatanda can,
Bedenime yüktür, diyen şehidim.

Senin candan ve cânandan,
Yücede tuttuğun vatan,
Kolyuğa pazarlanıyor.
Sığıntılar başa geçti,
Sahipler azarlanıyor.
Parçalayıp bölmek için,
Sinsice hızarlanıyor.

Bizi adam belleyip,
Emanet ettiğin yurt,
Uğruna şehid olup,
Bağrında yattığın yurt,
Soysuzlar eline düştü,
Kölelik yoluna düştü..

Senin diktirmediğin,
Bayraklar dikiliyor.
Tüm temel değerlerim,
Sırayla yıkılıyor,
Hazan vurdu çınarı,
Yapraklar dökülüyor..

Biz uyurken düşmanlar,
Etrafımızı sarmış.
Meğerki içimizde,
Nice Anzaklar varmış.
Hilâlli maskelerle,
Haçlı içime girmiş.

Maskeli soysuzlara,
Inananda hakkın var.
Tek dişli canavara,
Yamananda hakkın var.
Yabancı bayraklarla,
Gönenende hakkın var.

Bizi affet demeye,
Bunların yüzleri yok.
Bunlar serapa kabuk,
Bomboşlar, özleri yok.

Affetme yiğidim, ihânetlerini,
Can verdiklerini, verenlerin.
İki elin yakalarında olsun, ahirette,
Bayrağı kumaş,
Vatanı toprak,
Bağımsızlığı boş görenlerin.. 

Ergenekon çevirdi, yine dört yanımızı,
Demirdağları bulmak, borcumuzdur şehidim.
Nevruz vakti, bu çemberden çıkmaya,
Ateşle geçit delmek, borcumuzdur şehidim.
Seni geçilmez eden, Çanakkale ruhunu,
Silkinip, tekrar bulmak, borcumuzdur şehidim….



İlhan Esen 



Çanakkale Zaferi 


Her şeyi hesaplayıp yurdumuzu böldüler 
Bizi yok etmek için sürülerle geldiler 
Türk’ü tanımadılar gafletlere daldılar 
Mehmetçiği görünce kanı dondu kurudu 
Mehmetçik şehit oldu vatanını korudu 

Düşmanlar tekniğiyle işini kolay sandı 
Her taraf cehennemdi ateş barut ve kandı 
“Çanakkale geçilmez” o ne müthiş destandı 
Can verdi Mehmetçikler vatanını korudu 
“Ya ölüm Ya istiklâl” buydu şartı şurutu 

Cephede her yer müthiş, kan barut kokuyordu 
Mehmetçik mermisizdi süngüyü takıyordu 
Ölüme emir almış dualar okuyordu 
Taarruz için değil ölmek için yürüdü 
Düşmana dehşet saldı vatanını korudu 

İşte böyle ölümü ölümsüzlük bilmişler 
Ne engin iman gücü, ölürkende gülmüşler 
Anladı ki düşmanlar yanlış yere gelmişler 
Onları aynı anda büyük korku bürüdü 
Bizim şehitler ölmez onlar öldü çürüdü 

Der Mikdatî askerin her biri bil ki zahit 
Cengaverce savaştı vatan uğrunda şehit 
Kazanmayı bildiler imanlarıydı ahit 
Şadolsun ecdadımız vatanını korudu 
Ölen düşmanları da Mehmetçikler kürüdü


Mikdat Bal 



Çanakkalede otuzbin şehit 


Çanakkalede otuzbin şehit, 
Hepsi bir birbirinden yiğit, 
Bundan sonrasını tarihler yazar, 
Çanakkale de analar ağlar. 

Derdim derdim garip halim, 
Kanı içmiş dağlar sanki düşmanım, 
Ne analar ne bacılar, 
Çanakkalede zaferler yatar. 

Düşman pusu atmış çanakkale yollarına, 
Yol vermiyor dağlar nice yiğit aslanlara, 
Yol vermesen küserim yara, 
Deli gönlüm gitmek ister şanıyla. 

Mermiler yağıyordu yağmur gibi yiğitlerimizin üstüne, 
Ay yıldızlı bir bayrak dalgalanıyordu gök yüzünde, 
Mekanınız cennet olsun ebediyetde, 
Çanakkalede şehitler yatar diz dize.


Haydar Turan 



Çanakkalede Şehadet 


Conkbayırında kaldın elbet sana felaket 
Bir bilseydin burası bizim memleket 
Türk tür Türk e tek rakip devlet 
Hep dışardan destekli büyük hiyanet 
Yedi düvel hepsi birden önümde 
Unutmayız anarız seni Anzak gününde 
Barıştan yana oldu Çabamız 
Yurtta sulh, Cihanda sulh diye öğüt veren Atamız 
Tarihten alsaydık ibret 
Türkü, Kürdü bir Millet 
Buna şahittir Çanakkale de şehadet 
Toprak rengi kızıllara boyandı 
Yedi düvel hepsi birden dayandı 
Bin yıl oldu bu topraklar bize yazıldı 
Her göz dikene, gürzle mezar kazıldı 
Çanakkale benim güzel vatanım 
Fedadır sel olsa akan kanım 
Ayrılık en büyük gaflet 
Türkü, Kürdü bir Millet 
Buna şahittir Çanakkale de şehadet


İrfan Kayagil 



Eski Ordu Marşı


Ceddin deden, neslin baban 
Hep kahraman Türk Milleti 
Ordularin pek çok zaman 
Vermiştiler dünyaya şan 

Türk Millet Türk Millet!i 
Aşk ile sev milliyeti 
Kahret vatan düsmanını 



Mehmetçik Çanakkalede


Şahittir boğazın iki yakası, 
Cihandan hesabı sordu Mehmetçik. 
Sırla dolu,binbir ibret vakası, 
Kanıyla,canıyla vardı Mehmetçik. 

Gelenler İstanbul düşüyle gezer, 
Nusretim,demirkap mayını dizer, 
Zırhlı gemileri parçalar,ezer, 
Zalimin aczini gördü Mehmetçik. 

Toplar,ölüm saçan gülleler atar, 
Şehit gençler,koyun koyuna yatar, 
Etrafta Cennetin kokusu tüter, 
Şehitlik düşüne erdi Mehmetçik. 

Allah Allah diyen aşkı dillerde, 
Süngü bellerinde,tüfek ellerde, 
Can pazarında,can kalır yollarda, 
İmanı yürekte kordu Mehmetçik. 

Ayağını örten çul ile çaput, 
Soğuktan korumaz yamalı kaput, 
Mezarı siperi,gerekmez tabut, 
Gül bahçesi gibi girdi Mehmetçik. 

Onyedi yaşında yedek subaylar, 
Hayatın baharı.selvidir boylar, 
Bu günü bekledi seneler,aylar, 
Sabırla,metanet serdi Mehmetçik. 

Bir yudum umutdu yürekte atan, 
Anafartalarda sevindi vatan, 
İşte ön sezgili,cesur komutan, 
Mustafa Kemalim derdi Mehmetçik. 

Yarbay Nail,Teğmen Arif coşunca, 
Binbaşım Mahmutla,Sabrim koşunca, 
Askerimde mangal yürek taşınca, 
İşgale geleni kırdı Mehmetçik. 

Cesarete simge Hakkı Binbaşı, 
Sırada Nazmiyle,Tahsin Yüzbaşı, 
İsmi gizli kalmış nice adaşı, 
Zulmün çemberini yardı Mehmetcik. 

Tefekkürle oldu ruhun bakımı, 
Sadakatin kalbe nurlu akımı, 
Destan yazdı,Yahya Çavuş takımı, 
Savaş alanında sırdı Mehmetçik. 

Mangası şehitti,kalmadı asker, 
Topun mermisini kaldırmak ister, 
Allahım bu gücü Seyitte göster, 
Düşmanı denizde vurdu Mehmetçik. 

Şahlandı askerim değmesin nazar, 
Gerçeği bilenler Almana kızar, 
Kadir,bu savaşta zerreyi yazar, 
Hepsini anlatmak zordu Mehmetçik. 


Ödüllü şiir.
Kadir Kaya
 




Zafer Marşı



Tarihi çevir, nal sesi kısrak sesi bunlar 
Delmiş Roma'nın kalbini mızrak gibi Hun'lar 

Göktürkler, Uygurlar, Oğuzlar, Peçenekler 
Türk'ün tarihine binbir zafer ekler 

Dünya atımın nalları altında ezildi 
Kaç haçlı sefer göğsüme çarpınca kesildi 

Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden 
Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden.

  Ad Soyad
  Yorum