A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
BUĞDAYIN TARİHÇESİ

BUĞDAYIN TARİHÇESİ

 

BUĞDAYIN TARİHÇESİ

            2000 yılında üretiminin %3,6’sını karşılayan Türkiye (BM Gıda ve Tarım Örgütü-FAO,2000), dünyanın en önemli buğday üretici ve tüketici ülkeleri arasında yer alıyor. Ekonomik yönünün yanında buğday, yurdumuzun toplumsal ve kültürel, aynı zamanda da tarihi hatta arkeolojik bir değer. Buğdayın yurdumuz topraklarındaki öyküsü, pek çoğumuza hayal etmesi bile güç gelebilecek kadar eski zamanlara; okuduğumuz bildiğimiz tüm uygarlıklardan öncelere uzanıyor. İnsanın bugün ulaştığı yaşam biçimini belirleyen devrim niteliğindeki değişikliklerin, üstelik de bugün üzerinde yaşadığımız coğrafyada meydana gelen değişikliklerin merkezinde yer alan değer.

Günümüzden 12 bin yıl önceye gidelim. Göçebe insan toplulukları, eski dünyada uzun süren buzul çağının ardından gelen daha elverişli iklim koşulları sayesinde sayıca çoğalmaya ve doğada hazır bulduklarından daha fazla yiyeceğe gereksinim duymaya başladılar. Bunlar arasında, bugün ‘’Verimli Hilal’’ dediğimiz bölgede yaşayanlar diğerlerine göre daha şanslıydılar. (Verimli Hilal bugünkü İran, Irak, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin kapsayan bölgenin adıdır.) Çünkü bu bölge başta buğday, arpa olmak üzere pek çok tahılın yabani atalarının merkezidir ve insanların küçük ama elde etmesi kolay ve besleyici değeri yüksek buğday ve arpa tanelerini fark edip yaşamlarına katmaları kadar doğal bir şey olamazdı. (Kaynak1)

BUĞDAY YETİŞTİRİCİLİĞİ

1.TANIMI VE ÖNEMİ

Buğday, tek yıllık bir bitki olup, her türlü iklim ve toprak koşullarında yetişebilecek çok sayıda çok sayıda çeşitlere sahip olması nedeniyle, dünyanın hemen her tara fında yetiştirilmektedir. Buğday gerek dünyada; gerekse ülkemizde en fazla üretilen tarım ürünüdür

2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ
2. 1 İklim İsteği

Buğday genellikle ılık ve serin iklim şartlarında yetişir. Buğday, gelişmenin ilk devrelerinde (çimlenme, kardeşlenme) yüksek sıcaklıktan hoşlanmaz. Sıcaklık 5-10 ºC; nisbi nem %60'ın üstünde olursa bitki normal gelişmesine devam eder. Vegatatif gelişenin ileri devresinde (sapa kalkma) fazla sıcaklık istemez.10-15 ºC'lık sıcaklık, %66 nisbi nem ve az ışık, iyi bir gelişme için uygundur. Buğday yıllık yağışı 350-1150 mm olan iklim bölgelerinde yetişebilmektedir. Kaliteli ve bol ürün yıllık yağışı 500-600 mm olan yerlerde veya toprakta bu nemi sağlayacak sulamalarda alınabilmektedir.

2.2 Toprak İsteği

Buğday derin, killi, tınlı-killi olan ve yeterli organik maddesi olan fosfor ve kireci bulunan, kumlu tınlı topraklar en iyi buğday topraklarıdır. Toprakta organik madde arttıkça, buğdayın verimi de artar. Besin maddesi yönünden fakir topraklarda kaplıca çeşitleri, orta şartlarda ekmeklik çeşitleri, en iyi şartlarda da makarnalık çeşitleri ekmek daha uygundur.

3.YETİŞTİRME TEKNİĞİ
 3.1 Çeşit
:

 Buğday türleri genellikle kaplıca gurubu, makarnalık buğdaylar gurubu, ekmeklik buğdaylar gurubu olmak üzere 3 guruba ayrılır. Kaplıca gurubu altında yetiştirilen buğdaylar daha çok hayvan yemi, kısmen de bulgur olarak kullanılır. 

3.3 Toprak Hazırlığı
3.3.1 Kuru koşullarda

 Bölgemizde kuru koşullarda buğday-nadas veya buğday-mercimek ekim nöbeti uygulanmaktadır. Bu nedenle buğday-nadas sisteminde, buğday hasadını müteakip hiçbir toprak işlemesi yapılmadan, ekim sahası kışı geçirdikten sonra, erken ilkbaharda mart ayının ikinci yarısından itibaren toprak uygun tava geldiğinde soklu pullukla sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanır. Buğday-Mercimek hasatından sonra toprak gölge tavında iken derim sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanmış olur.

3.3.2 Sulu Koşullarda

Sulanan sahalarda buğday genellikle çapa bitkileri ile münavebeye girmektedir. Bu nedenle sonbaharda ön bitki hasatından sonra, bitki kalıntıları temizlenmeli veya uygun alet ekipmanla parçalanmalı, bundan sonra döner kulaklı pullukla derin sürüm yapılıp, toprağa karıştırılmalıdır. Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek keseklerin toprağa karıştırılmalıdır. Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek keseklerin kırılması sağlanır. Kesekler kırıldıktan sonra flot çekilerek, tohum yatağı hazırlanır.

3.4 Ekim
                Buğday ekimi bölgemizde genellikle 15 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında yapılmaktadır. Ekimde geç kalınmamalıdır. Aksi halde kışlık buğdaydan da, yazlık buğday gibi düşük verim elde edilmektedir. Onun için günlük ortalama ısının 5-8 ºC etrafında seyrettiği devrede buğday ekimi yapılmalıdır. Kışlık buğdayların 5-8 cm derinlikte ekilmesi verimin artmasında önemli etkendir. Ekime hazır vaziyetine getirilen tohum yatağına kuru koşullarda 15-17 kg/da, sulu koşullarda ise 13-15 kg/da üzerinden mibzerle ekim yapılmalıdır. Ekimden önce tohum mutlaka civalı ilaçlarla ilaçlanmalıdır.

3.5 Gübreleme
                Buğdayda dengeli bir gübreleme yapmak için gübre mutlaka toprak tahlilleri neticesine göre atılmalıdır. Araştırmalar sonucunda; Bölgemizde buğdaya kuru koşullarda 6-8 kg/da N, 9 kg/da P2O5, sulu koşullarda ise 16 kg/da N, 13 kg/da P2O5 karşılığı azotlu ve fosforlu gübre verilmesi önerilmiştir. Azotlu gübrenin ilk yarısı ve fosforlu gübrenin tamamı ekimde, azotun ikinci yarısı ise kardeşlenme başlangıcında uygulanmalıdır. Azotlu gübre toprak yüzeyine, fosforlu gübre mibzerle banda verilmelidir.

 

3.6 Sulama
                Buğday bitkisinin suya ihtiyaç duyduğu veya en fazla su tükettiği dönemleri sapa kalkma, başaklanma ve süt olum dönemleridir. Sapa kalkma Mart sonu, başaklanma Nisan başı ve süt olumu ise Mayıs başına rastlamaktadır. Buğday öncelikle başaklanma başlangıcı ve süt olumunda olmak üzere iki kez sulanmalıdır. Ancak suyun pahalı ve kıt olduğu yer ve durumlarda, bir defa sulamaya olanak verile biliniyorsa sulama başaklanma başlangıcında yapılmalıdır. Suyun bol olduğu ve kurak geçen mevsimlerde ise sapa kalkma, başaklanma ve süt olumunda olmak üzere 3 defa sulanmalıdır. Eğer buğday ekim mevsiminde çıkış için toprakta yeterli nem yoksa ve mevsim itibariyle kurak geçiyorsa ekimde de sulama yapılmalıdır. Sulamalar toprağın 90 cm derinliği doyuracak şekilde yapılmalıdır. Sulamalara ne zaman su verileceği ise nem kontrol çubukları ile kontrol edilebilir. Basit bir 08-10 luk demir "T" çubuk toprağa bastırılınca 30-40 cm girebiliyorsa sulama yeterlidir. Bu kontrol suyun bulunduğu yerde yapılmalıdır.

3.7Hasat, Harman ve Depolanması
                Buğday, biçerdöver, tırpan ve orakla hasat edilebilir. Hasat zamanının seçiminde dane dökme, hasat edilecek üründe su oranı ve makinelerin çalışabilme durumu göz önüne alınmalıdır. Hasat orak ve tırpanla yapılacaksa sarı olum devresi uygundur. Biçerdöverle yapıldığında biraz daha geç olarak yapılamalıdır. Biçerdöverle yapılan hasatta dane su oranı %13-15 arasında olmalıdır. Hasat erken yapıldığında saplar henüz nemli olduğundan makinenin çalışması ve danelerin kavuzlardan ayrılması güçleşir. Süt olumunda hasat edilen danelerde 1000 dane ağırlığı düşer ve danelerde çalıklaşma görülür. Geç hasatta ise, özellikle dane dökülmesi fazla olur ve dolayısıyla ürün miktarı düşer. Makarnalık buğdaylar geciktirildiğinde dane parlaklığını kaybeder. Tırpan veya orakla biçilen buğdaylarda harman, harman makinesi (batöz) veya dövenle yapılır. Buğday tohumunu yabancı ot tohumlarından, taş veya topraktan arındırmak için selektörden geçirilmelidir. Bu işlem esnasında tohumluk olarak ayrılanlarında ilaçlanması sağlanmış olmaktadır.

Buğdayın depolanması (saklanması) :Ambar olarak kullanılacak bina rutubet almayan kuru, havadar ve aydınlık bir yer olmalıdır. Bir ton ürün için en az 1.5 m2 alan hesap edilmelidir. Saklama yerine getirilen buğdayın su oranının %12-14'ün altında bulunması gerekir. Depo için en iyi ısı derecesi +4 ºC dir. Ambara koyulacak buğdayın içerisinde yabancı tohum bulunmaması gerekir, çünkü bunların vereceği yaşlık hububatın kızışmasına neden olur.

 

BUĞDAYDA KALİTE
BUĞDAYDA KALİTE ÖZELLİKLERİ:

         Hububat (tahıl) adı verilen taneleri unlu bitkiler botanikte buğdaygiller (Gremineae) familyasına girer. Dünyada en fazla üretilen ve tüketilen hububat çeşidi buğdaydır. Uluslararası buğday konseyi tarafından yapılan son tahminlere göre 1998 ürünü dünya buğday üretimi 590 milyon ton civarında gerçekleştirilmiştir. Türkiye, dünya ülkeleri arasında ekim alanı bakımından 7. üretim miktarı bakımından ise 8. sırada yer almakta ve dünya buğday üretimindeki payı % 3,6 dolayındadır. Ülkemiz açısından dikkate alındığında gerek ekili arazi, üretim miktarı, ekonomik değer; gerekse toplumumuzun beslenmesinde başta gelen ekmek, bisküvi, makarna, bulgur ve tarhana gibi çeşitli ürünlerin ana hammaddesi olan buğday Rize dışında tüm illerimizde üretilmektedir. Ekim alanı yanında iklim ve toprak koşulları, uygulanan tarım tekniği ile iyi cins ve nitelikte tohumluk kullanmaya bağlı olarak verim yıldan yıla değişmektedir. Hububattan işlenmiş madde yapım yöntemlerini HUBUBAT TEKNOLOJİSİ gösterir. Tarımsal hammaddeler içinde besin maddesi olarak en önemlisi buğdaydır günümüzde dünya nüfusu günlük enerji gereksiniminin % 60 'dan fazlasını hububattan özellikle buğday ve pirinçten sağlamaktadır. Hububat içinde buğdayın başta gelme nedenleri şöyle sıralanabilir. (KAYNAK 2)

BUĞDAYIN FABRİKADA İŞLENMESİ

BUĞDAY ÖĞÜTME AŞAMALARI

BUĞDAY HAZIRLAMA ÜNİTESİ

1.BUĞDAYIN DEPOLANMASI

            En ileri ülkelerde bile buğdayların ekmek olmadan kaybı %5(genelde %30'dur) Depolama bir ürünün bir yerde belli bir süre bekletilmesi anlamında kullanılmamalıdır.Depolama; bir ürünün özelliklerindeki ve kalitesindeki değişiklikleri en aza indirerek ürünü belli bir süre korumak demektir. Depolamadan amaç, başlangıçtaki kalitenin mümkün olduğunca korunması ve kalite üzerinde olumsuz etkide bulunan değişimlerin en aza indirgenmesi için depolama koşullarının kontrol edilmesidir. Eğer bu depo koşulları iy kontrol edilecek olur ise tahıl kalitesinde bir değişme olmadan bir kaç yıl muhafaza edildiği takdirde depo ömrü birkaç yıl uzatılabilir.
Depo koşulları
 
-Rutubet Miktarı
-
 Sıcaklık,
-
 Oksijen,
-Yabancı madde miktarı,
-
 Depo Tipi

1.1 Rutubet miktarı

            Depolamada en önemli faktördür.Eğer sadece depo rutubeti kontrol altında tutulabilir ise, diğer şartlar uygun olmasa bile tahıl bir kaç yıl dayanabilir.Çünkü rutubet gerek tanenin gerek canlılığının devamı gerekse mikroorganizma ve enzim kontrolu için en önemli faktördür.Tanenin solunum hızı depo ömründe önemli bir faktördür.Ve bu değerler doğrudan doğruya rutubet ile ilgilidir.Örneğin; 29 C°'de %14 rutubetin altında depolanmış hububatta solunum hızı çok yavaştır.Fakat rutubet bu sınırın çok az üzerine çıktığı zaman solınımı birden hızlanır. Hububatın bozulmadan depolanabilmesi için gerekli rutubet sınırı %13.5-14 civarındadır. Buna kritik rutubet değeri denir. Şayet depolama süresi 5 yıdan uzun sürecek olur ise o zaman kritik rutubet sınırı yukarı değrden %2 düşürülür.(%11.5-12)
Kritik rutubet sınırı tanenin cinsine, bulunduğu yere, yetişme koşuluna veya diğer depo koşullarına bağlıdır.Ancak genel olarak rutubetin %1 düşürülmesi,depo ömrünü 1.5 kat arttırır.

1.2.Kurutma Sıcaklık

Sıcaklık yükselmesi oldu ise kurutma yapılır.kurutmada dikkat edilecek  hususlar şunlardır;
            a) Tanenin rutubeti ne kadar yüksek ise kurutmada vereceğimiz sıcaklık düşük olur.Tane kurudukça sıcaklık yükselir.Sebebi rutubeti yüksek olduğu zaman, sıcaklıkta yüksek tutulursa ıslak ısının penetrasyonu fazla olduğu için depolanmış hububat zarar görür.Başlangıçta tane yüzeyinden bir miktar su uçtuğu için(buharlaşma fazla olduğundan)bu evaporasyondan dolayı tanenin yüzeyinin sıcaklığı, etrafındaki hava sıcaklığından daha düşüktür.Kurutmanın sonuna doğru, tane yüzeyinden uçan su miktarı azalacağından tanenin yüzey ısısı ile etrafındaki havanın ısısı birbi rine yaklaşır.Ama eşit olmaz.Eşit olma durumu, kuruma tamamen bittiği zaman yani evaporasyon durduğu zaman olur.
            b) Tohum olarak veya malt yapımında kullanılacak hububatın kurutulmasında uygulanacak sıcaklık daha düşük olmalıdır.çünkü sıcaklığın tanenin çimlenme üzerine etkisi teknolojik kalitesi kimyasal reksiyonlara 
etkisinden daha fazladır.Bu nedenle eğer tohumluk olarak kullanılacak ise tane rutubeti %24'ün üzerinde ise kurutma sıcaklığı 43C°'yi geçmemelidir.Eğer rutubet %24'ün altında ise kurutma sıcaklığı 45C°'dir.Eğer buğday tohumluk değil de öğütmede kullanılacak ise çimlenme kabiliyeti o kadar önemli değildir.O zaman sıcaklık 60 C°'kadar çıkarılabilir.Ancak bu sıcaklıkta mümkün olduğunca az tutmak gerekir.Yoksa gluten yapısı zarar görür.Eğer yem amacı ile kullanılacak ise çok daha yüksek derecelere çıkartılabilir.Buda besleme değerine fazla etkilemez.(çok fazla tutulmadığı sürece)
            c) Tanenin içnden yüzeyüne rutubetin çıkışı çok yavaş olduğu için üst yüzeyi kuruduğu halde tane içi henüz rutubetlidir.Bu nedenle kurıtma sırasında tane iiç kısımlarındaki rutubetin yüzeye çıkması için zaman kazandırılmalıdır.Bu nedenle uygulamada tane zaman zaman dinlendirilmeye bırakılır.
            d) Kurutma sırasında verilecek hava mümkün olduğunca düşük olmalıdır.Ancak tane sıcaklığı ile verilen hava sıcaklığı arasındaki ısı farkı 6-7C°'yi geçmemelidir.Ancak bu durum ısıtmadan daha çok soğutma durumunda söz konusudurçTane sıcaklığı verilen havanın sıcaklığından düşük olmalıdır.(Kurutma işlemi mutlaka sıcak hava verilerek yapılmaz.Soğuk havada verilebilir.

2) SICAKLIK : 

 

Depolanmış hububatın depo ömrünün uzun olmasının bir nedeni de sıcaklıktır.Depo içerisindeki hububatın solunum hızı depo sıcaklığına bağlı olarak artar.Depo sıcaklığının 18C°'nin altında tutulması bir çok böceklerin faaliyetlerini engeller veya tamamen durdurur.Depo sıcaklığındaki her 5C°'deki düşme depolama süresini 2 kat arttırır.


3) OKSİJEN MEVCUDİYETİ

 

 Tüm yaşayan organizmalar gibi depolanmış hububat ve onu bozucu etki yapan makro ve mikro organizmalar oksijene karşı ihtiyaç duyarlar. Kapalı bir depoda içinde böcek varsa, depo içindeki havayı kısa sürede tüketir ve boğularak ölürler. Buğday kütlesi arasındaki havada oksijen miktarı oranı %2'n,n altına düşünce böcekler ölür. Fakat funguslar %0,2’ye kadar canlı kalırlar. Bazı mayalar %0.5-1 arasında çok hızlı üreme gösterirken depodaki CO2 oranı %12'yi geçerse küflerin üremesi yavaşlar.
Solunum(özellikle tanenin) oksijen mevcudiyetinde karbonhidratların parçalanmasıdır. Ancak bazı maya ve bakteriler O2 olmadığı takdirde de solunum yapabilirler. Buna anaerobik solunum adı verilir. Aerobik ve anaerobik gerek cereyanı gerekse meydana gelen ürünler bakıında farklılık gösterir. Depolanmış üründe her ikiside cereyan etmesi durumunda aerobik solunum anaerobik solunuma göre depolanmış mahsulün depo ömrü bakımından daha önemlidir. Çünkü aerobik koşullarda solunum sonucu meydana gelen enerji ve karbohidrat miktarı daha fazladır. Depolanmış hububatta tane solumundan daha da önemlisi böceklerin ve küflerin solunumudur. İşte aerobik koşullarda bu tanenin solunumu yanın-da bu küf ve böceklerin solunumu sonucunda da hem CO2 hem de enerji açığa çıkar.
Daha önce tane ile böceklerin solunumu birbirinden ayrılamıyordu. Çıkan CO2'nin daha çok hangisinin solunumu sonucu olduğunu bilmiyordu. Daha sonraları hesaplanmış ve tanenin solunumu kat kat fazla bulunmuştur.
Tanenin solunum derecesine gerekse makro ve mikro organizmaların solunum derecesine birçok faktör etki eder. Bu faktörlerden en önemlisi sıcaklı ve rutubettir.



4) YABANCI MADDE MİKTARI

 

Depolanmış hububat içerisinde yabancı madde miktarı, kırık taneler veya un bulaşıkları hububatın depolama kalitesini etki eder. Yabancı maddelerin önemi ;
            a) Depolama stabilitesi açısından önemli olan tanedeki canlı yabancı maddelerdir. Diğerleri özellikle kırık taneler un bulaşıkları böceklerin ve böcek larvalarının ilk geliştiği yerlerdir.
            b) Bunlar fumigasyon(depoda ilaçlama yapılıyorsa) etkinliğini azaltır. Çünkü bu kırıntılar, yabancı maddeler hem bir kısım ilacı absorbe etmek sureti ile ilacın etkinliğini azaltır hemde ilacın depoda derinlere nüfuzunu önler.

Bu nedenlerden dolayı bu yabancı maddeler depolama stabilitesi bakımından önemlidir.
Sağlam tanelerde sağlam olmayan tanelerin su aktiviteleri birbirinden farklıdır. Yani sağlam tane herhangi bir şekilde zedelenecek olursa, bünyesindeki bağlı su serbest su haline geçmekte ve tanenin elektriği kondaktivitesi azalmaktadır. (KAYNAK 3)

 




 

  • diline pelesenk olmak ne demek
  • dillere pelesenk olmuş ne demek
  • pelesenk
  • pelesenk ne demek
  • Pelesenk Ne Demek – Pelesenk Sözlük Anlamı
  • pelesenk olmak ne demek
  • pelesenk olmak ne demektir
  • pelesenk olmuş ne demek
  • Yüksek Yüksek Tepelere sözleri
  •   Ad Soyad
      Yorum