A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Birbirine, gücenmemek, ve, küsmemek,
Birbirine gücenmemek ve küsmemek

Birbirine gücenmemek ve küsmemek

Bu şiddetli maddî ve mânevî kıştaki galâ ve varlık içinde kaht ve derd-i maîşet, fukarâlara ağır basması cihetinde, ekseri fakirü’l:hâl olan Risâle-i Nur şâkirtlerinin bu dehşetli hâle karşı sarsılmaları ve tesânüdleri bozulması ihtimâliyle ziyâde endişe ediyordum. Sizler her zamandan ziyâde bu fırtınada tesânüdünüzü ve ittihâdınızı ve birbirinin kusuruna bakmaması, birbirini tenkit etmemesi, Risâle-i Nur’un vazife-i kudsiye-i îmâniyesi hesâbına mükellef ve muhtaçsınız.
Sakın birbirinizden gücenmeyiniz ve tenkit etmeyiniz. Yoksa az bir zaaf gösterseniz, ehl-i nifak istifâde edip, sizlere büyük zarar verebilirler. Derd-i maîşet zarûretine karşı, iktisat ve kanaatle mukâbele etmeye zarûret var. Menfaat-i dünyeviye, çok ehl-i hakîkati, ehl-i tarîkati dahi bir nevî rekâbete sevk ettiği için, endişe ederim. Risâle-i Nur şâkirtleri içinde şimdiye kadar bu cihet onları zedelememiş; inşaallah yine zedelemez. Fakat herkes bir ahlâkta olamaz. Bâzıları, meşrû dairede rahatını istese de, îtiraz edilmemeli. Zarûrete düşen bir şâkirt zekâtı kabul edebilir. Risâle-i Nur’un hizmetine hasr-ı vakit eden rükünlere ve çalışanlara zekâtla yardım etmek de Risâle-i Nur’a bir nevî hizmettir; hem, yardım edilmeli. Fakat hırs ve tamâ ve lisân-ı hâl ile istemek olmamalı. Yoksa; ehl-i dalâlet -ki, hırs ve tamâ yolunda dînini fedâ etmiş onlar nazarında, kıyâs-ı binnefs cihetiyle, "Risâle-i Nur’un bir kısım şâkirtleri dahi dînini dünyaya âlet ediyorlar" diye çirkin bir ittiham ile taarruzlarına meydan açar.



Sizler, ara sıra, İhlâs ve İktisat Lem’alarını ve bâzan Hücumât-ı Sitte Risâlesi’ni mâbeyninizde beraber okumalısınız. Sizin şimdiye kadar fevkalâde sebat ve metânet ve tesânüd ve ittifâkınız, bu memlekete medâr-ı iftihar olacak ve istikbâlini kurtaracak derecededir. Dikkat ediniz, bu yeni fırtına sizin tesânüdünüzü bozmasın.
Kastamonu Lâhikası, s. 1.67.

Kur’ân-ı Azîmüşşânın hürmetine ve alâka-i Kur’âniyenizin hakkına ve Nurlar ile yirmi sene zarfında îmâna hizmetinizin şerefıne, çabuk bu dehşetli, zâhiren küçücük, fakat vaziyetimizin nezâketine binâen pek elîm ve fecî ve bizi mahva çalışan gizli münâfıklara büyük bir yardım olan birbirinden küsmekten ve baruta ateş atmak hükmündeki gücenmekten vazgeçiniz ve geçiriniz. Yoksa, bir dirhem şahsî hak yüzünden bizlere ve hizmet-i Kur’âniyeye ve îmâniyeye yüz batman zarar gelmesi-şimdilik-ihtimâli pek kavîdir. Sizi kasemle temin ederim ki, biriniz bana en büyük bir hakâret yapsa ve şahsımın haysiyetini bütün bütün kırsa, fakat hizmet-i Kur’âniye ve îmâniye ve Nuriyeden vazgeçmezse, ben onu helâl ederim, barışırım, gücenmemeye çalışırım. Mâdem cüz’î bir yabânîlikten düşmanlarımız istifâdeye çalıştıklarını biliyorsunuz, çabuk barışınız. Mânâsız, çok zararlı nazlanmaktan vazgeçiniz. Yoksa bir kısmımız Şemsi, Şefik, Tevfık gibi muârızlara sûreten iltihak edip hizmet-i îmâniyemize şimdiye kadar bir zâyiâta bedel çokları o sistemde vermiş. İnşaallah yine imdâdımıza yetişir.
Şûâlar, s. 432.


  Ad Soyad
  Yorum