A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Betimleyici Anlatım ve Sınavda Çıkmış Sorular

Betimleyici Anlatım ve Sınavda Çıkmış Sorular

 Türkçe'de Anlatım Biçimleri

YGS ve LYS de çıkan güncel sorularla zenginleştirilmiş özgün anlatım.

ANLATIM TEKNİKLERİ
(BİÇİMLERİ)

A-ANLATIMDA TEMEL ÖZELLİKLER

1-ÖZGÜNLÜK (FARKLILIK-YENİLİK)
Başkalarına benzemeyen, kendisine özgü güzellikler taşıyan
anlatımdır.

Özgünlük, yeni ve farklı konular ile anlatım teknikleri kullanmaktır.

Son öykü kitabında orijinal bir dille çıkıyor okurlarının karşısına.

O, aşkı daha önce kimsenin gitmediği bir yolda yürüyerek anlatıyor.

2- ÖZLÜLÜK-YOĞUNLUK-DERİNLİK

Az sözle derin anlamlar anlatmaktır.

Özlülük, sözcüklere yüklenen değişik anlam ve çağrışımlarla sağlanır.

Yazar sayfalarca sürecek bir konuyu iki sayfalık yazısında anlatmayı
başarmış.

Şiirlerinde iki dizeyle sizleri kocaman bir dünyada gezdiriyor.

3-DURULUK

Verilen metinde gereksiz sözcük veya ek kullanmamaktır.

İşlediği konuları beğenmeyebilirsin, ancak üslubuna dil
uzatman, o konuda kötü konuşman büyük hata olur.

Pencereyi açıp beyaz kar tanelerinin nazlı nazlı yere inişlerini
izledi.

4-AÇIKLIK (TEK ANLAMLILIK)

Verilen bir metinde tek anlamın çıkarılmasıdır.

Bir metinde birden fazla anlam varsa o metin açık değildir.

Annemi kardeşimden çok özledim.

Gelin odasına doğru yürüyordu.

Dayısı Mustafa'yı arıyordu gördünüz mü?

Bu kadar alıngan olduğunu bilmiyordum.

5- SADELİK - YALINLIK

Yalınlık, bir metinde süssüz, sanatsız, yabancı
sözcüklerden arınmış ve saf bir Türkçenin
kullanılmasıdır.

Yalınlık ile açıklık birbirinden tamamen farklı
kavramlardır.

2012- YGS

(I) Servet-i Fünûn temsilcileri içinde Tevfik Fikret'ten sonra “en
büyük şair” olarak nitelendirilen Cenap Şahabettin ile okul
kitaplarında ilk karşılaşmam hançer gibi keskin bir Erzurum kışına
rastlar. (II) Zaten büyük bir çoğunluğumuz şair ve yazarlarla ancak
okul kitaplarında tanışmışızdır. (III) Ne gariptir ki o büyük şairin o
büyük şiiriyle Erzurum'un kan donduran, kasıp kavuran soğuğu
yüzünden bir türlü ısınmayan sınıfında tanışınca içim ısınmıştı. (IV)
Şiir sevenler bilir; şiir insanın içini ısıtır, yerine göre serinletir,
düşüncelerin ağırlığından kurtarır, alır götürür insanları bir yerlere
gönlünün elinden tutarak. (V) Elhân-ı Şitâ, o soğuk kış mevsiminde, o
yatılı okulda yalnızlığımın ve özlemlerimin üzerine örtülüveren
sıcacık bir battaniye etkisi yaratmıştı.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde yalın bir anlatım söz
konusudur?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

Cevap- B

6- DOĞALLIK (İÇTENLİK – SAMİMİLİK)

Yapmacıktan kaçınarak, içten geldiği gibi ve samimi
bir üslupla oluşturulan anlatımdır.

7-AKICILIK (SÜRÜKLEYİCİLİK)

Anlatımın okuyucuyu sıkmayan ve okuyucunun ilgisini
sürekli canlı tutacak nitelikte olmasıdır.

Akıcı bir metinde ilgi çekici bir konu sürükleyici bir
anlatımla oluşturulur.

8- ETKİLEYİCİLİK
Bir eserin veya metnin konu veya üslup bakımından
okuyucuda iz bırakacak nitelikte olmasıdır.

9-KALICILIK
Yazılan bir eserin zamana direnip yıllarca aynı zevkle
okunmasıdır.

10- EVRENSELLİK
Tüm insanlığı ilgilendiren konu veya temaların işlendiği
anlatımdır.

11-ULUSALLIK (YERELLİK)
Milli veya yerel konuların işlendiği anlatımdır.

2005- ÖSS
Bir romancıyla ilgili aşağıdaki açıklamalardan hangisi, ayraç içindeki
özellikle uyuşmamaktadır?

A) İşlediği konuyu, çizdiği ve betimlediği karakterleri, bunlar arasındaki
ilişkileri bugüne değin başka hiçbir romancının yansıtmadığı bir biçimde
vermiştir. (özgünlük)

B) Anlatımını oluşturan söz değerlerini seçerken dilin sunduğu tüm
olanaklardan yararlanmış, bunları kılı kırk yaran bir tutumla kullanmıştır.
(titizlik)

C) Okurken söyleyiş güçlüğü yaratmayan, anlamları herkesçe bilinen
sözcükleri seçerek konuşma dilinin özelliklerini içeren, kısa cümleler
kurmuştur. (akıcılık)

D) Anlatımındaki ayrıntı zenginliği, ayrıntıları işlevsel bir biçimde verişi
onun söylemine inandırıcı bir nitelik kazandırmıştır. (evrensellik)

E) Dili, inceliklerine dikkat ederek güzel bir biçimde kullanması, onun her
dönemde okunan, yapıtlarını yaşadığı günlerin sınırı dışına taşıyan bir yazar
olmasını sağlamıştır. (kalıcılık)

Cevap- D

B-ANLATIM TÜRLERİ (ANLATIM BİÇİMLERİ)

1-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM (HİKÂYECİ ANLATIM)

Yaşanmış veya yaşanması muhtemel herhangi bir olayın yer ve
zaman kavramlarıyla birlikte verilmesidir.

Bir metnin öyküleme olabilmesi için yaşanmışlığın mutlaka
olması gerekir.

Öykülemenin olduğu her yerde betimleme vardır. Ancak
betimlemenin olduğu yerde öyküleme olmaz.

1993- ÖYS

Adalarda oturanlar, akşam üzeri iskeleye çıkıp, gelenleri
karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla
buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler.
Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya
oturmuş olur. Adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında
kimseleri göremezsiniz ortalıkta.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine
başvurulmuştur?

A) Öyküleme

B) Tanımlama

C) Tartışma

D) Açıklama

E) Karşılaştırma

Cevap- A

2-BETİMLEYİCİ (TASVİR EDİCİ) ANLATIM

Doğanın veya varlıkların belirleyici özellikleri ile
okuyucunun zihninde canlandırılmasıdır.

Betimlemede doğa, devinim (hareket) halindedir. Ancak
yaşanmışlık yoktur.

Betimleme, sözcüklerle resim yapma sanatıdır
Doğanın tasvir edilmesine fiziksel betimleme, ruh halinin
(iç dünyanın) tasvir edilmesine ise ruhsal betimleme denir.

Roman, hikâye, gezi yazısı vb. türlerde betimlemeden yararlanılır.

2002- ÖSS

Soğuk bir İstanbul sabahı… Gökyüzünde bulut kaynıyor;
yağmur yağdı yağacak… Biz yola koyuluyoruz. Yarım saat
sürecek yolculuğumuzu, Maltepe'nin bildik sokaklarından
geçerek bir an önce bitirme telaşındayız. Sokaklar, işe
yetişmek için koşuşanlarla dolu. İnsanlar, rayların üzerinden,
sağa sola bakarak, hızlı adımlarla geçiyor. Bir banliyö treni Gebze
yönüne doğru gürültüyle yol alıyor.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Öyküleme – betimleme

B) Açıklama – betimleme

C) Karşılaştırma – öyküleme

D) Tanımlama – açıklama

E) Karşılaştırma – tanımlama

Cevap- A

2013- YGS

(I) Antakya'daki kazılarda Geç Hitit Dönemi'ne ait olduğu
düşünülen kalıntılar ortaya çıkarıldı. (II) Buluntular arasında eşsiz,
anıtsal boyutlarda bir insan figürüyle kabartmalı bir sütun altlığı yer
alıyor. (III) Bazalttan yapılan her iki eserin de kaleye girişi
sağlayan yapı kompleksi boyunca uzanan, yüzeyi taş döşeli koridorun
altına gömüldüğü düşünülüyor. (IV) Bel hizasının hemen üstünden baş
kısmına kadar olan yüksekliği 1,5 metreye ulaşan figür, dik duran bir
insanı canlandırıyor. (V) Toplam boyu, büyük olasılıkla 3,5-4 metreyi
bulan sakallı erkek figürünün, gözleri siyah ve beyaz taşlardan yapılmış.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde betimleyici ögelere yer
verilmemiştir?

A) I B) II C) III D) IV E) V

Cevap- A

3-COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

Duygu ve heyecanların dile getirildiği metinlerde kullanılır.

Bu anlatım türünde anlatıcı, soyut temaları öznel bir
söyleyişle dile getirir.

Bu anlatım türünde dil heyecana bağlı işleviyle kullanılır.

Derinden derine ırmaklar çağlar
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi
Ey suyun sesinden anlayan bağlar
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi

4-DESTANSI (EPİK) ANLATIM

Vatan sevgisi, kahramanlık ve yurt güzellikleri gibi
temaların işlendiği metinlerde kullanılır.

Destansı anlatımda olağanüstü olaylar ve kahramanlar
anlatılır.

Bir anlatıcının bulunduğu bu anlatım türünde coşkulu bir
söyleyiş kullanılır.

Genç Osman dediğin bir küçük uşak
Beline bağlamış ibrişim kuşak
Askerin içinde birinci kuşak
Allah Allah deyip geçer Genç Osman

5- EMREDİCİ ANLATIM

Okuyucuyu herhangi bir işi yapmaya veya bir davranışı
gerçekleştirmeye zorlayan anlatım türüdür.

Emredici anlatım, özellikle öğretici ve açıklayıcı metinlerde
kullanılır.

Emredici anlatımda dil, alıcıyı harekete geçirme işleviyle kullanılır.

Emredici anlatımda öneri, telkin ve emir anlamı taşıyan ifadeler
ağırlıktadır.

Açık özle kalmalı
Fikre ışık salmalı
Müteradif sözlerden
Türkçesini almalı

6-AÇIKLAYICI ANLATIM

Okuyucuya yeni bir bilgi vermek veya okuyucunun var
olan bilgisini pekiştirmek amacıyla kullanılan anlatım
tekniğidir.

Açıklamada verilen bilgiler nesneldir.

Açıklamada özellikle tanımlamalardan, sayısal verilerden
ve örneklerden yararlanılır.

Makaleler, ders kitapları açıklayıcı anlatımla oluşturulur.

Açıklayıcı anlatımda dil, göndergesel işleviyle kullanılır.

2000- ÖSS

Eylülde Kaçkarların çevresinde “kestane karası fırtınası” gelip
çatar. Kestanelerin dökülme zamanıdır artık. Yöre insanı için
kestanenin hem meyvesi, hem de kerestesi çok değerlidir.
Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır.
Rüzgârlar vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye
başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi olan “karakuş”
birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri
gelir. Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa.

Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden
yararlanılmıştır?

A) Karşılaştırma, tanımlama, öyküleme

B) Açıklama, öyküleme, betimleme

C) Tartışma, karşılaştırma, öyküleme

D) Tanımlama, örnek gösterme, betimleme

E) Açıklama, tartışma, örnek gösterme

Cevap- B

2012- LYS
Yazınsal bağlamda katıksız bir özgünlükten söz edilemez. Her
yazınsal ürünün kendinden öncekilerle içerik-sel, sözel düzlemde
uzaktan ya da yakından bir bağıntısı olacaktır. Carlos Fuentes, bu
durumu şu cümlelerle belirtiyor: "Bu dünyada babasız bir kitap,
öksüz bir cilt var mıdır? Başka kitapların soyundan gelmemiş bir
kitap? Geleneksiz yaratım var mıdır? Öte yandan gelenek,
yenilenmeksizin varlığını sürdürebilir mi? Yıllar boyu yaşamış öyküler
yeni ürünlerle yeniden yeşertilmeksizin kalıcı kılınabilir mi?"

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Kişileştirme vardır.

B) Açıklama yapılmıştır.

C) Tanımlamaya başvurulmuştur.

D) Sorularla anlatıma doğallık kazandırılmıştır.

E) Alıntıya yer verilmiştir.

Cevap- C

7-TARTIŞMACI ANLATIM

Herhangi bir görüşe karşı çıkmak, yeni bir düşünceyi
savunmak veya okuyucunun mevcut düşüncesini
değiştirmek amacıyla kullanılan anlatım tekniğidir.

Tartışma metinlerinde verilen ifadeler, kişisel görüş taşıdığı
için özneldir.

Tartışma metinlerinde özellikle tanık gösterme ve
örneklerden yararlanılır.

Tartışma metinlerinde mevcut düşünceler sorularla değiştirilmeye
çalışılır.

Denemelerde, fıkralarda, sohbetlerde vb. türlerde kullanılır.

2013- YGS
Dünyanın yedi harikası olur da üç kıtada yüzyıllarca hüküm sürmüş,
altı yüzyılı aşan varlığından geriye olağanüstü bir kültür hazinesi
bırakmış Osmanlının yedi harikası olmaz mı? Gerçi tarihçiler, sanat
tarihçileri ve mimarlar varken en önemli yedi Osmanlı eserinin
hangileri olduğuna ben karar verecek değilim. Ancak okuduklarımdan
ve gördüklerimden hareketle tamamen kişisel bir beğeni listesi
oluşturmamın önünde bir engel yok sanırım. İşte benden Osmanlının
yedi harikası: Süleymaniye Külliyesi, Selimiye Camisi, Mostar
Köprüsü, Mağlova Kemeri, Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camisi,
Kubbetü's-Sahra, Hamidiye Çarşısı.

Bu parçada aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Öyküleyici anlatım

B) Tartışmacı anlatım

C) Betimleyici anlatım

D) Tanımlamadan yararlanma

E) Kanıtlayıcı veriler kullanma

Cevap- B
2011- LYS

Şair babalar, kız ya da erkek çocukları için çokça şiir yazmışlardır. Bizim
edebiyatımız, bu alanda hatırı sayılır zenginlikler içermektedir. Saymaya
başladığımızda Tevfik Fikret, Nâzım Hikmet, Recaizade Mahmut Ekrem gibi
yüzlerce ad bir çırpıda aklımıza gelir. Fakat şair evlatların, anneleri için
değilse de babaları için aynı cömertliği gösterdiklerini göremiyoruz.
Gerçekten de anneler için yazılmış başlı başına bir şiir hazinesi vardır. Peki
neden bu böyledir? Anne, sevginin, sevecenliğin, yumuşaklığın; baba,
katılığın, otoritenin simgesi olduğundan mı? Sanırım önemli ölçüde neden
budur. Otorite ve sertlik, gereksinim duyulan, yerine göre güven veren
özellikler olsa da şiirle pek bağdaşmazmış gibi görünüyor.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Tartışmacı bir havası vardır.

B) Açıklama yapılmıştır.

C) Tanımdan yararlanılmıştır.

D) Abartmaya başvurulmuştur.

E) Karşılaştırma yapılmıştır.

Cevap- C

8-DÜŞSEL (FANTASTİK) ANLATIM

Olağanüstü konu veya temaların olağanüstü karakterlerle
anlatıldığı anlatım çeşididir.

Fantastik anlatımda sanatçı, gerçeğin çok uzağındaki hayali
olay veya durumları anlatır.

Özellikle efsaneler ve masallarda bu anlatım tercih edilir.

Yarın sabah erken uyan
Ben yıldızıma söyledim
Işıklar serpecek üzerine
Nur içinde uyanacaksın

9-GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM

Özellikle bilim-kurgu romanlarında kullanılan anlatım
tekniğidir.

Bu tür anlatımlarda tahmin, olasılık, öngörü veya
varsayım cümlelerinden yararlanılır.

Genellikle gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve
düşünceler anlatılır.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak

10-SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIM

Sohbet, mülakat, diyalog, monolog ve tiyatro metinlerinde kullanılan
anlatım tekniğidir.

Bu tür metinlerde jest ve mimiklerden yararlanılır; dil, edebi türe göre
değişiklik gösterir.

Bu anlatım türünde görsel ve işitsel öğelerden yararlanılır.

11-MİZAHİ ANLATIM

Okuru güldürürken düşündürmeyi amaçlayan anlatım çeşididir.

Taklit, ses ve şive özelliklerinin kullanıldığı anlatım tekniğidir.

Hicivlerde, taşlamalarda ve eleştirel metinlerde kullanılan bir tekniktir.

Dinleyin dostlarım başa geleni
Ekmek çama çıktı, tuz firar etti
Artık siz düşünün geri kalanı
Çoğu bekliyorduk, az firar etti

2012- LYS

Benim gibi yazma heveslisi bir arkadaşımla Ataç'ı ziyarete gitmiştik. Yazma
tutkumuzu anlatacak, bize yol göstermesini isteyecektik. İsteğimizi
heyecanlı, titrek bir sesle anlattım. Yüzümüze baktı, kalın camlı gözlüklerini
çıkarıp yeniden taktı. Sonra şöyle dedi: "Çok ama çok okuyacaksınız. İlkin
söz dağarcığınızı zenginleştireceksiniz." Sonra masasının üzerinde duran
Türkçe Sözlük' ün ilk baskısını aldı, "Sözlük okumakla işe başlayacaksınız.
Evet, sözlük okuyacaksınız. Bundan sıkılır, tat alamazsanız bilin ki yazı mazı
yazamazsınız." Ataç'ın verdiği öğüt şaşırtmıştı beni. Sözlük okunur muydu
hiç? Bakılmak içindi sözlükler. Ataç'ın dediğine uydum yine de. Her gün bir
ya da birkaç madde okuyordum. Okuduğum maddeler, Türkçenin toprağında
dolaştırıyordu beni. Çok sonra Nathaniel Hawthorne'un şu sözüyle
karşılaştım: "Sözlükte bir başlarına o kadar masum ve güçsüz olan
sözcükler, onları nasıl harmanlayacağını bilen birinin elinde o kadar iyi ya da
kötü olabilir." Ataç'ın öğüdü ne denli doğruysa Hawthorne'un uyarısı da
öyleydi.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Sezdirme C) Öyküleme B) Koşul D)Betimleme E) Karşılaştırma

Cevap- A

C- DÜŞÜNCEYİ GELİŞTRME YOLLARI

1-TANIMLAMA

Varlıkların belirleyici ve ayırıcı özellikleri ile
verildiği cümlelerdir.

“Nedir, Kimdir?” sorularına yanıt verir.

1981- ÖYS

“Korku bir ruh halidir. İkide bir gelip giden, bizi
yoklayan, dengeleyen… Yüreklilik ise büyük korkular
önünde kendimizi yitirerek yaptığımız atılımdır. Her şeyi
göze almak değildir, ölüme, tehlikeye meydan okumak
değildir, yapacak başka bir şey olmaması halidir.”

Bu parçada düşünceyi geliştirmek için daha çok
aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Betimlemeye

B) Karşılaştırmaya

C) Tanımlamaya

D) Tartışmaya

E) Örneklendirmeye

Cevap- C

2-ÖRNEKLEME (SOMUTLAŞTIRMA)

Anlatıcının, düşüncesinin inandırıcılığını arttırmak
amacıyla örneklerden yararlanılmasıdır.

2007- ÖSS

Andersen'i özgün kılan bir özellik, çevremizdeki sıradan nesneleri
kişileştirip birer masal kişisine dönüştürmesidir. Öykülerinde
küçücük nesneler, nesne niteliklerini hiç yitirmeden insanlarınkine
benzer serüvenler yaşar: Kurşun asker, yıkımdan yıkıma
sürüklenirken gözüpekliğinden ve iyimserliğinden bir şey yitirmez;
tencere vurulur, çömlek ve masa konuşur. Bunun yanında Andersen
bize, kişileri hiç de masalsı sayılamayacak, oldukça gerçekçi masallar
da anlatır: Eski Ev, Kapıcının Oğlu.

Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Tanık gösterme

B) Tanımlama

C) Örneklere yer verme

D) Betimleme

E) Tartışma

Cevap- C

3-TANIK GÖSTERME (ALINTI YAPMA)

Anlatıcının, düşüncesini inandırıcı kılmak amacıyla
başkasının düşüncesinden veya sözünden
yararlanmasıdır.

“Nerde tırnak orda tanık“ Ancak tırnak içindeki
ifade mutlaka cümle özelliği taşımalıdır.

1992- ÖYS
Nurullah Ataç hep eleştirmen olarak düşünülmüştür. Oysa Ataç'ın
asıl önemi eleştirmenliğinden değil, Türkçenin düzyazı dili olarak
kurulması yolunda harcadığı çabadan gelir. O da farkındadır bunun :
“Eleştirmen bir öldü mü bir daha kimse anmaz onu.” der. Ama öte
yandan: “Bir şey kalmayacak mı benden?” sorusuna şu alçakgönüllü
cevabı verirken gerçek öneminin nereden geldiğini de belirtir:
“Bugün bu ülkede bir dil kuruluyor; o yapıda benim de bir taşım
vardır. Ancak, görünmeyen, kimsenin gözüne çarpmayan, ta gerilerde
bir taş.”

Bu parçada yazar söylediklerini inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden
özellikle hangisine başvurmuştur?

A) Alıntı yapma

B) Örnek verme

C) Tanımlama

D) Karşılaştırma

E) Betimleme

Cevap- A

4-KARŞILAŞTIRMA

Herhangi iki kavram, durum veya varlığın benzer ya
da zıt özelliklerinin birbiriyle kıyaslanmasıdır.

1988- ÖYS

Edebiyatın konusu insandır, doğadır; edebiyat bütün
olanaklarıyla insanı tanınmaya yönelmiştir. Eleştirinin
konusu ise eserdir; amacı eseri tanıtmak ve
değerlendirmektir. Edebiyatta dolaysız bir yaratma söz
konusudur. Eleştirmen ise dolaylı yaratan kişidir. Yargılanacak
bir eser olmadıkça eleştiri de olmaz.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Örneklendirme

B) Karşılaştırma

C) Tanımlama

D) Tartışma

E) Öyküleme

Cevap- B

5-SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA

Öne sürülen düşüncenin doğruluğunu ispatlamak
amacıyla istatistiki (rakamsal) verilerin
kullanılmasıdır.

1983- ÖYS

“Güzelliğin görece olduğu doğru değildir. Toplumu oluşturan
bireyler birçok' güzel' tanımında birleşiyor. Bir bakıma moda
konusuna benziyor bu. Moda, başlangıçta bir tür kişisel ve yaratılan
güzelliktir; yeni olduğu için de görecedir. Ancak bu yaratılan güzellik
gerçekte ortak bir çabanın ürünüdür. Eliot'un dediği gibi 'Bugün
geçmişle yönetilir; geçmiş de bugünle değişime uğrar.' Nitekim
bunun böyle olduğunu, güzelliğin ortak bir çabadan kaynaklandığını,
son yıllarda yapılan on araştırmadan sekizi doğruluyor.”

Bu parçada öne sürülen düşünceyi açıklamak için şu yollardan
hangisine başvurulmamıştır?

A) Tanımlamaya yer verme

B) Örneklendirmeye gitme

C) Karşılaştırmaya başvurma

D) Tanık gösterme

E) Sayısal verilerden yararlanma

Cevap- B

6-BENZETME

Anlamca ilgili olan kavramlardan zayıf olanın güçlü
olana benzetilmesidir.

1989- ÖYS

Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bin can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Gülen ayvam, ağlayan narımsın.

Bu dizelerde, aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmamıştır?

A) Halk masallarına özgü öğelerden

B) Birbirini çağrıştıran sözlerden

C) Benzetme ve kişileştirmelerden

D) Halk deyimlerinden

E) Renk bildiren sıfatlardan

Cevap- E

7-DUYULARDAN YARARLANMA

Anlatımın canlılığını veya etkisini artırmak amacıyla
duyu organlarından yararlanılmasıdır.

1993- ÖYS

Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan
acı, kekiğimsi bir koku geliyordu. Adam, yaprağa bakıyor,
beneklerini sayıyordu. Birden yaprağın üstündeki beneklerden
biri kımıldadı, irkildi adam. Önce gözlerine inanamadı. Koyu
kestane sırtıyla minicik bir böcek! Sonra böceğin sırtındaki
koyu kestane kabuk çıtırdayarak yarıldı, altından tül gibi yar:
saydam kanatlar çıktı. Uçuverdi böcek. Nemli, ılık bir esintinin
içinde yitip gitti.

Bu parçada, ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden
yararlanılmamıştır?

A) Görme

B) Tatma

C) Dokunma

D) İşitme

E) Koklama

Cevap- B

2013- YGS
Motorun burnu kıyıya dönük. Çok çok yirmisini yeni geçmiş gösteren görevli,
binme sırası gelene elini uzatıyor. Genç erkekler, ellerini vermeden
atlıyorlar. Yardıma gereksinimi olmadığını düşünen orta yaşlılar da.
Kadınların çoğu uzatıyor elini. Kolunu hızla yukarı kaldırıp tuttuğu eli
bırakıveriyor görevli, hemen bir arkadakine uzanıyor. Yardımsız binenler,
onun yanından atlayıveriyorlar. O zaman elini geri çekip bir sonrakine
uzatıyor görevli. Omzunu kastığı, gücünü koluna, bileğine topladığı anlaşılıyor
yüzünden. Kimsenin yüzüne bakmadan yapıyor bunları sanki.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

A) Olaylar oluş sırasına göre verilmiştir.

B) Tahmin söz konusudur.

C) Öznellik ağır basmaktadır.

D) Farklı cümle türleri kullanılmıştır.

E) I. kişili anlatım kullanılmıştır.

Cevap- E

D- BAKIŞ AÇILARI

1-GÖZLEMCİ BAKIŞ AÇISI

Anlatıcının, anlatılanlara müdahil olmadığı, yaşananları sadece
aktardığı bakış açısıdır.

Gözlemci bakış açısında olaylar 3.tekil veya 3.çoğul kişilerin
ağzından anlatılır.

Gözlemci bakış açısında anlatıcı, fotoğrafçı gerçekçiliğiyle
yaşananları aktarır.

2-KAHRAMAN BAKIŞ AÇI

Anlatıcının, olayın hem kahramanı hem de anlatıcısı
olduğu bakış açısıdır.

Kahraman bakış açısında olaylar, 1.çoğul veya 1. tekil
kişilerin ağzından anlatılır.

3-İLAHİ-HÂKİM-TANRISAL BAKIŞ AÇISI (NİYET OKUYUCULUK)

Anlatıcının, kahramanın kafasından veya yüreğinden geçenleri
okuyup aktardığı bakış açısıdır.

Hâkim bakış açısında da olaylar 3.tekil veya çoğul kişilerin ağzından
aktarılır. Ancak gözlemci bakış açısından farkı olarak kahramanın
niyeti okunur.

2009- ÖSS
Aşağıdaki parçalardan hangisi tanrısal (hâkim) anlatıcının bakış açısıyla
verilmiştir?

A) Masadan kalktık, Enuice pencereye doğru ağır ağır yürüdü ve tespih
ağacına bakarken şöyle dedi: "Kuşlar tüneklerine yerleşiyor, bizim için
yatma vakti."

B) Başhekim işitmiş, geldi baktı. Başhekim babamın pek yakın dostlarından
olduğu için tanışırız. Beni odasına götürdü, konuştuk, biraz avundum, ama
içimdeki coşkuyu yenemiyordum.

C) El sallamak, güle güle diye bağırmak isterdi. Bahtınız açık olsun demek isterdi.
Fakat el sallayamazdı, bir eli bütün koluyla birlikte Kutülamare' de, bir kum tepesinde
kalmıştı, öbür eli de, pis, sefil fakat kocaman torbasını tutuyordu.

D) Konsolun üzerinde bir cam fanusun altına koymuş eski usul bir saat, sarı yaldız
çerçeveli yükçe bir ayna ve aynanın üst tarafında, duvarda kılıflarıyla asılmış babama
ait bir çift çakmaklı tabanca duruyordu.

E) Karanlık göz bebeklerime kadar ilerliyor. Kitabı yavaşça bir kenara bırakıyorum.
Başımı kaldırıp az ötede oturan kız kardeşime bakıyorum. Çenesini dizlerine dayamış,
karanlığı dinliyor. "Yasemin hep aynı." diye geçiriyorum içimden.

Cevap- C

E-DİLİN İŞLEVLERİ

1-GÖNDERGESEL İŞLEV

Dilin herhangi bir bilgiyi aktarmak amacıyla
kullanıldığı işlevdir.

Makalelerde, açıklama metinlerinde ve emredici
anlatımın olduğu metinlerde dilin bu işlevinden
yararlanılır.

2-ALICIYI HAREKETE GEÇİRME İŞLEVİ

Özellikle emredici anlatımın kullanıldığı metinlerde
tercih edilen işlevdir.

Ünlem cümlelerinin olduğu metinlerde bu işlev kullanılır.

Reklamlarda, kullanım kılavuzlarında, trafik levhalarında vb.
bu işlevden yararlanılır.

3-DİL ÖTESİ İŞLEVİ

Dil bilgisi ile bilgilerin aktarıldığı metinlerde kullanılan
işlevdir.

Göndergesel işleve benzer; ancak bu işlevde sadece dil ile ilgili bilgi
aktarımı yapılır.

4-KANALI KONTROL İŞLEVİ

İletilen mesajın alıcıya ulaşıp, ulaşılmadığını kontrol
etmek amacıyla kullanılan işlevdir.

Bu işlevde özellikle soru öğelerinden yararlanılır.

5-HEYECANA BAĞLI İŞLEV

Kişisel duygu veya düşüncelerin aktarıldığı metinlerde
kullanılan işlevdir.

Lirik anlatımın kullanıldığı tüm metinlerde bu işlevden yararlanılır.

6-ŞİİRSEL İŞLEV

Şiirlerde kullanılan işlevdir.

Şiirsel işlev de heyecana bağlı işlevin içinde kabul edilir.

  • diline pelesenk olmak ne demek
  • dillere pelesenk olmuş ne demek
  • pelesenk
  • pelesenk ne demek
  • Pelesenk Ne Demek – Pelesenk Sözlük Anlamı
  • pelesenk olmak ne demek
  • pelesenk olmak ne demektir
  • pelesenk olmuş ne demek
  • Yüksek Yüksek Tepelere sözleri
  •   Ad Soyad
      Yorum