A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ Ekle
Bankacılık Sektörü

Bankacılık Sektörü 1. Dünya"da İlk Bankacılık Faaliyetlerinin Ortaya Çıkışı


İtalya"da, 14. yy"ın sonuna doğru Rönesans ile birlikte, yeni deniz yollarının keşfedilmesiyle yeni ticari merkezler (Floransa, Venedik, Cenova gibi) ortaya çıkmış ve dış ticaret hareketlenmiştir. Bu gelişmeler şehirler ve ülkeler arasındaki para hareketlerini de hızlandırmış, tüccar ve zanaatçılara hizmet veren gerçek kişiler olan sanatlar, bankefler ortaya çıkmış ve ticaret hacmi ile sermaye ihtiyacının daha da artmasıyla bilahare ilk bankalar kurulmuştur. Rönesans etkisi altında 15 ve 16. yy"da Kuzey Avrupa"da Amsterdam ve Londra gibi yeni finansal merkezler oluşmaya başlamıştır.   18. yy."da, İngiltere"de sanayi devriminin başlamasıyla, üretimde görülen büyük artış, hammadde ithalatı ve mamul madde ihracatı yapılması ihtiyacını ortaya Çıkarmış  dış ticaret dahil olmak üzere her türlü ekonomik serbestliğin savunulduğu Liberalizm teorisi, dünyayı etkisi altına almaya başlamıştır. Bu gelişmelerin sonucunda, dünya dış ticaret hacmi gelişmiş ekonomiler özellikle de İngiltere lehinde önemli miktarda artmış ve sterlin uluslararası ödeme aracı, Londra ise dünya ticaret merkezi haline gelmiştir. Bu dönemde çok sayıda yabancı banka, Londra"da şube açmaya başlamış ve açılan yabancı banka sayısı kısa sürede 135"e çıkarak, İngiltere"yi dünya finans merkezi haline getirmiştir. ABD"de ise ilk bankacılık faaliyetleri 18. yy"ın sonlarında, eyaletlerde küçük ticari bankaların kurulmasıyla ortaya çıkmıştır. 1863 yılında ülkedeki ilk Bankacılık kanunu yerel bankalardan vergi alarak devletin gelirlerini artırmak amacıyla çıkarılmış ve 1864"de 1500 olan banka sayısı on yıl içinde 250"ye düşmüştür.



 

2. Türk Bankacılık Sektörünün Tarihsel Gelişimi

2.1.Osmanlı’dan Cumhuriyet’e İlk Bankacılık Girişimleri

2.2.Cumhuriyet Dönemi ve Sonrasında Türk Bankacılığı’ndaki Gelişmeler

 

3. Temel Uluslararası Bankacılık Hizmetleri

3.1. Uluslararası Bankacılık Örgütleri

 

4. Türk Bankacılık Sektörünün Temel İşlevleri

 

5. Türk Bankacılık Sektöründe Yer Alan Banka Türleri (Eklenecektir...)

5.1. Kamu Bankaları

5.2. Özel Finans Kurumları

5.3. Ticaret (Mevduat) Bankaları

5.4. Yatırım ve Kalkınma Bankaları

5.5. Ticari Bankalar

 

6. Türk Bankacılık  Sektörünün  Temel  Sorunları

6.1. Ekonomik ve Mali Sorunlar

6.2. Yapısal Sorunlar

 

7. Türk Bankacılık Sektöründe Yaşanan Riskler

7.1. Sermaye Yetersizliği Riski

7.2. Ödeme Riski

7.3. Yabancı Para Transfer Sistemi

7.4. Bağımlılık Riski

7.5. Faiz Riski

7.6. Kur Riski

7.7. Kredi Riski

7.8. Likidite Riski ve Acil Likidite Yardımı

7.9. Kurumsal Düzenleme Riski

7.10. Türev Ürünlerinden Kaynaklanabilecek Riskler

7.11. Piyasa Riski

7.12. Diğer Riskler

 

8. Kıyı Bankacılığı (Off-Shore Banking) ve Serbest Bölgeler

8.1. Serbest Bölgenin Tanımı

8.2. Kıyı Bankalarının Ayırt Edici Özellikleri

8.3. Kıyı Bankacılığı Merkezleri

 

9. Avrupa Birliği Bankacılık Sektörü

9.1. Birinci Bankacılık Direktifi

9.2. İkinci Bankacılık Direktifi

9.3. Avrupa Birliği Finansal Entegrasyon Süreci

 

10. Avrupa Birliği Bankacılık Sektörünün Yapısı

10.1. Ticari Bankalar

10.2. Tasarruf Bankaları

10.3. Kooperatif Bankaları

10.4. Uzman Bankalar

10.5. Kliring Bankalar (Clearing Banks)

10.6. Tacir Bankalar ( Merchant Banks)

10.7. Ciro Bankalar (Postal Bank)

10.8. Finansman Şirketi (Financial Company)

10.9. Ferdi Trust

10.10. Kredi Kurumları (Credit Unions)

 

11. Bankacılık Sektörünün Güçlü Yönleri, Zayıf Yönleri ve Stratejileri

11.1. Güçlü Yönler

11.2. Zayıf Yönler

11.3. Stratejiler
    12. Sonuç

Bankaların temel ekonomik işlevleri mali aracılıktır. Bankacılık sektörünün mali işlevleri sonucu ekonomide ödünç verilebilir fon arzı ve fon talebi artar, bunun sonucunda mali piyasanın hacmi genişler, milli gelir ve istihdam artar. Bankaların makroekonomik açıdan bir diğer önemli işlevi de, mali sisteme çekilen fonların ekonomik kalkınmaya en yüksek katkıyı sağlayacak alan ve sektörlere yöneltilmesidir. Ayrıca ekonomide etkili bir para politikasının uygulanması, ülkenin dış ekonomik ilişkilerinin gelişmesi ve dünya ile bütünleşmesi de, ancak gelişmiş bir bankacılık sektörü ile mümkündür.

Güçlü bir ekonominin varlığı büyüyen ve sağlıklı çalışan bir finansal sektör ile mümkündür. Finansal kaynakların toplanması ve kullanıcılara aktarılmasında çok önemli bir işlevi üstlenmiş olan finansal sektör, piyasa mekanizmasının beyni durumundadır. Türkiye gibi, kaynak açığı olan bir ülkede, finansal tasarrufların ekonomik açıdan en verimli biçimde kullanılmasında finansal sektörün etkin ve sağlıklı olarak çalışması büyük önem arz etmektedir. Etkin, sağlıklı çalışan ve büyüyen bir finansal sistemin oluşturulması, büyük ölçüde bu sisteme duyulan güvene ve politik istikrarın desteği ile sağlanmış makroekonomik istikrara bağlıdır.

Sermaye piyasası henüz gelişme aşamasında olan ülkemizde, finansal sektörün temelini geleneksel olarak bankacılık sistemi oluşturmaktadır. Mali kaynakların çok büyük bir bölümü bankalar tarafından toplanmakta ve kullandırılmaktadır. Yurtdışı kaynakların da önemli bir bölümü bankalar aracılığıyla sağlanmaktadır.

Yakın dönemde finansal sektöre, özellikle de bankacılık sistemine olan güven ciddi olarak zedelenmiştir. Finansal sisteme ve kurumlarına olan güvenin korunması veya yeniden tesis edilmesi bankaların tek başlarına ya da birlikte gösterecekleri çaba ile sağlanamayacak kadar önemli bir konudur. Güven sorununun aşılmasında başta düzenleyici otorite olmak üzere ilgili tüm kurumlar tarafından yoğun bir çaba gösterilmelidir. Piyasa mekanizmasına dayalı bir ekonomide mantıklı politikaların uygulanabilirliğinin finansal piyasaların güvenilir olmasına ve sağlıklı işlemesine bağlı olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. Güven sorununun bulunduğu durumlarda, güvenin çok kısa sürede ve kalıcı olarak sağlanması ekonomide istikrarın oluşturulması açısından zorunludur.

Türkiye’de Batı ülkelerindeki gibi, banka dışı mali aracıların gelişmiş olmaması ve sermaye piyasasının henüz gelişme aşamasında olması nedeniyle, bankalar; mali sistemin temelini oluşturmakta, ekonominin işleyişi, halkın tasarruflarının toplanması ve kullanım alanlarına dağıtılması açısından önemli rol oynamaktadırlar. Mali sistem içerisinde bu kadar önemli bir yeri olan bankacılık sektörünün sorunsuz bir şekilde işlemesi, güçlü bir ekonomik yapının en önemli unsurlarından biridir. Türk bankacılık sektörünün genel özelliklerine bakıldığında ilk dikkati çeken özelliği, sektörün eksik rekabet piyasalarından oligopol yapısına uygun bir görünüm arz etmesidir. Türk bankacılık sektöründe kamu, özel ve yabancı sermayeli bankalar birlikte faaliyet göstermektedirler. Sektördeki kamusal sermayeli bankaların ağırlığı, finansal serbestleşmeye yönelik düzenlemelerin yapılmaya başlandığı 1980 yılından itibaren düşmeye başlamış ise de, 2000’li yıllarda sistemin toplam aktif büyüklüğünün dörtte biri bu bankalarca kontrol edilmektedir. Özel sermayeli ticari bankaların sistem içindeki payı ise yaklaşık yüzde elli düzeyindedir.

Türkiye’de özellikle son dönemlerde, genel ekonomik şartların da zorlamasıyla, bankacılıkta geleneksel bankacılık hizmetlerinden uzaklaşılmıştır. Bankacılığın aracılık işlevinden uzaklaşmasında makroekonomik istikrarsızlık ve yüksek kamu borçlarının etkileri yanında, bankacılıkta kullanılan risk belirleme ve yönetim sistemlerindeki zayıflıkların da önemli payı olmuştur. Bunlara bağlı olarak bu dönemde bankacılık sektöründe yaşanan ekonomik krizler de, sektörün yeniden yapılandırılmasını gündeme getirmiştir. Kasım 2000 ve Şubat 2001 Krizleri, Türk bankacılık sektörünün yapısal sorunlarını kalıcı bir biçimde çözmek ve bankacılık sektörünü sağlıklı ve dünya ölçeğinde rekabet edebilir bir yapıya kavuşturmak bakımından, kapsamlı bir yeniden yapılandırma programının daha fazla ertelenemez olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu çerçevede yapılan yeniden yapılandırma ve düzenlemeler, Türk bankacılık sektörünü iç ve dış şoklara karşı daha dayanıklı bir yapıya kavuşturacak ve sürdürülebilir bir büyüme ortamının oluşumuna önemli katkılar sağlayacaktır. Ancak, küresel ekonominin, özellikle de finansal piyasaların, sürekli bir değişim içerisinde bulunduğu dikkate alındığında, iyi bir düzenleme ve denetleme sisteminin oluşturulmasının uzun ve süreklilik arz eden bir süreç olduğu açıktır. Tüm bu gelişmeler göstermektedir ki, 2000’li yıllar Türk Bankacılık Sektörü’nde önemli gelişmelerin meydana geleceği umutlu yıllar olacaktır.











  • diline pelesenk olmak ne demek
  • dillere pelesenk olmuş ne demek
  • pelesenk
  • pelesenk ne demek
  • Pelesenk Ne Demek – Pelesenk Sözlük Anlamı
  • pelesenk olmak ne demek
  • pelesenk olmak ne demektir
  • pelesenk olmuş ne demek
  • Yüksek Yüksek Tepelere sözleri