A
B
C
Ç
D
E
F
G
Ğ
H
I
İ
J
K
L
M
N
O
P
R
S
Ş
T
U
Ü
V
Y
Z
Q
W
X
+ İçerik Ekle
Ahmet, Hikmet, Onat
Ahmet Hikmet Onat

Ahmet Hikmet Onat

 İstanbul’un Tophane semtinde doğdu. Dz.Gv.Kd.Binbaşı Kanlıcalı Murat Ahmet Bey’in oğludur. Rüşdiyeyi bitirince - Heybeliada Deniz Harp Okulu- Bahriye Mektebi’ne girdi. Lise eğitiminden sonra harbiye sınıfına geçerek güverte sınıfından mülazım rütbesiyle mezun oldu .Bir süre güverte subayı olarak görev yaptı. İlk görevine Heybetnüma talim gemisinde başladı ve burada üsteğmen oldu. Sonra sırasıyla Saadet , Nimet Huda ve Merkez Sefinesine , Aziziye açığına, Filyos Liman reisliğine getirildi. Bu dönemde Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (Güzel Sanatlar Akademisi) devam edeceğinden kendi arzusu ile kadro dışı bırakıldı. İstifa ederek Bahriye’den ayrıldı(1908).

5. rütbeden Mecidi nişanı ile gümüş liyakat madalyasına sahip olan Ahmet Hikmet Bey daha Bahriye Mektebi’nde iken resim ve hat derslerine özel ilgi duyuyor, resim sanatına olan üstün yeteneği hocaları tarafından takdir ediliyordu. “Beybaba Şükrü” Bey’den feyz almıştı. Öğrencilik yıllarından itibaren resim yapmak onun için bir tutku olmuştu. Bahriye Mektebi’nden arkadaşı Ruhi Bey’in haber vermesi üzerine Sanayi-i Nefise-i Şahane’ye (Güzel Sanatlar Akademisi) kaydoldu. 1905 yılında İstanbul Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi . Ruhi Arel ile birlikte Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nde resim derslerine devam etti. 1908’de Osmanlı Ressamlar Cemiyeti ve Güzel Sanatlar Birliği’nin kurucuları arasında yer alarak sergilerine katıldı. Bahriye fotoğrafçısı Ali Sami Bey'in yanında çalıştı. Bu okulda resim hocası Salvatore Valery’nin çalışkan ve yetenekli bir öğrencisi olarak resim sanatı tahsilini başarı ile tamamlayıp Bahriye'den ayrılarak (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Osman Hamdi dönemi (1883-1910) Güzel Sanatlar Akademisi ünlü resim öğrencileri arasına girdi.

Mezuniyetinden sonra, 1910 yılında açılan Avrupa sınavlarını kazandı Halil Edhem Bey’in Güzel Sanatlar Akademisi müdürlüğü zamanında devlet bursu ile Paris’e gönderildi(1910), Paris Güzel Sanatlar Akademisi'nde Fernaed Cormon Atölyesi'nde dört yıl çalıştı. Bu dönemde Paris’te bulunan Çallı İbrahim, Ruhi Bey, Feyhaman Bey ve Hikmet Onat için, ressam Cormon “benim en iyi öğrencilerim Türklerdir.” beyanında bulunmuştur. Paris’te başarılı geçen öğrencili döneminde hayran olduğu ünlü ressamların eserlerinden de kopyalar yaptı. I. Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü ve Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) resim öğretmenliği görevine başladı. Müdür Halil Ethem’in isteği üzerine Sanayi-i Nefise Mektebi’ne geçti. Varnia Zarzecki’nin yerine hazırlık sınıfı hocalığına, ardından da atölye şefliğine atandı.

Aynı yıl Enver Paşa tarafından açılmış olan Şişli resim atölyesinde altı ressam arkadaşıyla birlikte kahramanlık tabloları yapmakla görevlendirildi. Bu atölyede savaş kompozisyonları, hamasi tabloların yapımında çalıştı. Kısa bir süre Nişantaşı Sultanisinde, daha sonra kendisi için kadro açılan Sanayi-i Nefise Mektebi’nde çalışmaya başladı (1915). 1914-1918 yılları arasında, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın desteklediği Şişli Atölyesi’nde diğer 1914 kuşağı sanatçıları gibi savaş ve asker konularında resimler yaptı.1922 yılında Güzel Sanatlar Cemiyeti'ne kurucu üye olarak katıldı. 1939 yılında Halkevleri aracılığıyla düzenlenen “Yurt Gezileri”nde Bursa’ya gitti. Kendi ismini taşıyan resim atölyesinde emekli olana kadar (1949) öğretmenlik yaptı ve Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki uzun profesörlük döneminde yüzlerce sanatkâr yetiştirdi. 

Hikmet Onat, Paris'te eğitim gören arkadaşları (Ruhi, Nazmi Ziya, Namık İsmail, Feyhaman, Çallı, Avni Lifij) ile Akademi'de modern usullerle eğitim yapılmasına el birliği ile çalıştılar.

Osmanlı Ressamlar Cemiyeti” ve “Güzel Sanatlar Birliği”nin kurucularından olan Hikmet Onat, “Galatasaray Yurdu” ve “Galatasaray Lisesi”ndeki sergilerle, Güzel Sanatlar Birliği, Devlet Resim Sergilerine, yurt içi ve yurt dışında açılan pek çok karma sergiye eserleriyle katılmıştır. Viyana ve Berlin’de açılan (1918) “Savaş Resimleri Sergisi”nde teşhir edilen çoğu savaş konulu ve diğer çeşitli konulardan meydana gelen 143 adet eserin içinde onun eserleri de bulunmaktaydı. Yapıtları Devlet Resim ve Heykel Sergileri'nde yer aldı. 1973 ve 1974 yıllarında üst üste 34. ve 35. Devlet Resim ve Heykel Sergisi ödülüne layık görüldü.

Önce, yıllarca hasta yatan eşi öldü. Bu alçak gönüllü adam eşinin ölümünü gazetelerle bile sevdiklerine bildirmedi. Üç beş dostu ile birlikte cenaze kaldırıldı. Arkasından ilk ve son sergisinin hazırlığı başladı. Sınava girecek bir çocuk gibi heyecanlıydı. Eski, yeni, elinde ne kadar eser varsa bunları seçkin bir davetli önünde sergilemeyi kabul etti. Bu eserlerin çoğu müzelikti. O, bunları elden çıkartmak istemiyordu. İlk ve son sergisini ölümünden birkaç ay önce açan sanatçı, 14 Mart1977’de 95 yaşını aşkın bir yaşta iken Peritonit' hastalığı teşhisiyle 16 Mart 1977'de İstanbul’da öldü.